Prof. Dr. Ayşe Resa Aydın: “Herkes İçin Erişilebilirlik Varsa Engellilik Yoktur”

İstanbul Üniversitesi Engelliler Uygulama ve Araştırma Merkezi (ENUYGAR), engelliliğin hak temelli biçimde ele alınması yönündeki faaliyetlerini büyük bir istikrarla gerçekleştirmeye devam ediyor. Engellilik alanında yurt içindeki ve yurt dışındaki farklı disiplin ve sektörlerdeki kuruluşlarla bilimsel iş birlikleri yapmanın yanı sıra, önemli akademik çalışmalar da gerçekleştiren ENUYGAR, bu alanda, ülke çapında bir hareketin öncüsü olmayı sürdürüyor. Engellilik konusunu disiplinler arası bir yaklaşımla ele alarak üretken çalışmalar gerçekleştiren ENUYGAR hakkında, Merkez Müdürü Prof. Dr. Ayşe Resa Aydın açıklamalarda bulundu.

İstanbul Üniversitesi Engelliler Uygulama ve Araştırma Merkezi (ENUYGAR) 2003 yılında kuruldu. Özürlüler Araştırma ve Uygulama Merkezi adıyla kurula merkez, engellilik alanında çalışmalar yapmak ve İstanbul Üniversitesi’nde eğitim gören engelli öğrenciler için destek sağlamak amacıyla faaliyetlerini sürdürdü. Merkez kurulduğunda henüz Türkiye’de 5387 sayılı “Engelliler Hakkında Kanun”un çıkmamış, dünyada ise “Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme”nin imzalanmamış olduğunu belirten Prof. Dr. Ayşe Resa Aydın, bu kanun ve sözleşmenin 2005 ve 2006 yıllarında hayata geçirildiğini söyledi. O dönemde, engelli haklarının kamuda ve sivil toplumda tartışıldığını kaydeden Prof. Dr. Aydın, “Konunun üniversitelerde ele alınması noktasında İstanbul Üniversitesi; Boğaziçi Üniversitesi ve ODTÜ ile öncü üniversitelerden biriydi” dedi.

“ENUYGAR Olarak Büyük Bir Ekibiz”

ENUYGAR ekibinin; Yönetim Kurulu ve Danışma Kurulu, Öğrenci Birimi, Akademik Danışmanları, öğrencileri, gönüllüleri, kurum ve kurum dışı paydaşları ve İstanbul Üniversitesi engelli personeliyle büyük bir ekip olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Aydın, ekip çalışmasına inanan birisi olduğunu vurgulayarak, “Ekibimizde herkesin görüşü alınır, sözü dinlenir. Ekibe bir defa giren bir daha çıkmaz ve ekipte kalır” şeklinde konuştu.

“Hedefimiz, Engelliliğin Hak Temelli Biçimde Ele Alınması”

Merkez bünyesinde gerçekleştirilen çalışmalar ve bu çalışmaların hedefleri hakkında bilgi veren Prof. Dr. Aydın, merkezin farklı işlevleri olan, birbiriyle iç içe geçmiş alt birimler halinde çalıştığını, en önemli hedefin ise engelliliğin hak temelli biçimde ele alınmasını sağlamak olduğunu söyleyerek şunları aktardı: “Merkeze bağlı Engelli Öğrenci Birimi engelli öğrencilere akademik ve sosyal destek sağlarken; öğrencilerin bilgi, iletişim veya mekanlara erişimde karşılaştıkları problemlerle veya olumsuz tutumlar nedeniyle uğradıkları ayrımcılıkla mücadele ediyor. 2014 yılında merkezin katılımcı yöntemle üniversitenin bütün birimlerinin fikrini alarak hazırladığı ve İstanbul Üniversitesi Senatosu tarafından kabul edilen “Özel Gereksinimli Öğrenciler İçin Fırsat Eşitliği Yönergesi”nin hakkıyla uygulanması için çaba gösteriyoruz. Burada özellikle mimari erişilebilirlik ve bilişim erişilebilirliği ile ilgili sıkıntılar ciddi bariyerler olarak karşımıza çıkabiliyor. Bazen üzücü olarak, bu mücadelede kendimizi bir kısır döngüde buluyoruz. Şöyle ki, tekerlekli sandalye ile üst katlara çıkamayan öğrencimiz için defalarca dekanlıklara yazı yazıyoruz, sonra YÖK’ten veya Ombudsmanlıktan ‘Neden bu asansör hala yapılamadı?’ diye sorgulama geldiğinde, bu sorgulamayı yanıtlamak yine bize düşebiliyor.”

“Öğrencilerimizi Müfredat Dışı Eğitimlerle Desteklemek İstiyoruz”

Engelli Öğrenci Birimi olarak karşılaştıkları bir diğer sorunun ise engelli öğrencilerin merkezle iletişimde olma konusundaki isteksizlikleri olduğunu belirten Prof. Dr. Aydın, bu durumun; toplumun genelinde hâkim olan ‘sağlamcılık’ bakış açısının bireye yansımasından kaynaklandığını ve öğrencilerin ‘engelli’ kimlik ile anılmak istemediğini aktararak, “Biz ise eğitim süreçleri boyunca öğrencilerimizi yabancı dil, kişisel gelişim, kariyer planlama, savunuculuk gibi konularda müfredat dışı eğitimlerle desteklemek istiyoruz. İstiyoruz ki öğrenci mezun olup iş başvurusu yaptığında ya da bir işe girdiğinde, herhangi bir ayrımcılığa uğrarsa özgüvenle kendini ortaya koysun, yeti yitiminden dolayı engellenmesin. Bu sebeple öğrencilerin hem kendi gelişimleri hem de engelli hakları mücadelesinde yer almaları için ofislerimize başvuru yaparak, ekibimizle tanışması ve ekibe katılması gerekli” dedi.


“Merkezimizde Tanışıklıklar Dostluklara, Fikirler Projelere Dönüşüyor”

Merkez çalışanlarının kişisel çabalarıyla İstanbul Üniversitesi’ne kazandırılan Engelsiz Sanat Atölyesi’nin de merkeze bağlı bir birim olarak, 2014 yılından beri Taş Odalarda faaliyetlerine devam ettiğini dile getiren Prof. Dr. Aydın, bu atölyenin kaynaşma ve bütünleşme için önemli bir fırsat yarattığını ve kişilerin kendilerini ve birbirlerini sanat aracılığıyla yeniden tanıdığını, tanımladığını ifadelerine ekledi. Merkezde tanışıklıkların dostluklara, fikirlerin projelere dönüşebildiğini kaydeden Prof. Dr. Aydın, “İstanbul Üniversitesi Fuat Sezgin Kongre ve Kültür Merkezi’nin dış cephesindeki duvarına 20 Aralık 2017’de kalıcı eser olarak monte edilmiş 8x2,5 metre boyutlarındaki seramik panonun bizim o küçücük, 35 metre karelik atölyemizden çıktığını söylesem belki de inanmazsınız. Bu eserde başta atölyemizin 2014-2018 arası sorumlu öğretim üyesi değerli Özlem Özer Tuğal hoca olmak üzere, birçok öğrencimizin ve öğretim üyemizin emeği var. Yeni dönemde ENUYGAR Sanat Atölyesi Sorumlusu Ressam Filiz Bozan ile çalışmalar devam edecek” diye konuştu.

Engelliliğin Kesişimsellik Boyutu

Merkezin toplumsal farkındalık oluşturma faaliyetlerinin yanı sıra mimari ve bilgiye erişimle ilgili etkinliklerinin, eğitimlerinin, çalıştaylarının ve projelerinin devam ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Aydın, konulara göre farklı paydaşlarla çalışmalar yaptıklarını söyleyerek şöyle devam etti: “Hak temelli çalışan engelli sivil toplum kuruluşlarıyla yakın temas halinde, ortak etkinlikler ve projelerde çalışıyoruz. Ayrıca kamu ve yerel yönetimle paydaş etkinliklerimiz oluyor. Engellilik alanında geniş katılımlı, disiplinler arası bilimsel toplantılar düzenliyoruz; Üçüncü Engelsiz Üniversiteler Çalıştayı (2009), İşitme Engelliler ve Yükseköğrenim Sempozyumu (2010), Engellilik Araştırmaları Kongresi (2016), Dünden Bugüne Engellilik-Engellilik Araştırmaları Konferansı (2018), Engelli Haklarında Güncel Durum Paneli (2019) bunlardan bazıları. ENUYGAR olarak son 10 yılda farkına vardığımız bir şey de şu; engelli bireyler ayrımcılığa uğruyor ama bazıları daha fazla ayrımcılığa uğruyor. Örneğin engelli kadınlar, engelli çocuklar ya da engelli göçmenleri ele alabiliriz. Önceleri ‘çifte ayrımcılık’ olarak tanımlanan bu duruma artık ‘kesişimsellik’ (intersectionality) deniyor. Yani kişi hem kadın olarak hem de engelli olarak ayrımcılığa uğradığında gerçek durum ikisinin toplamından daha zorlayıcı aslında. Bu nedenle engelliliğin kesişimsel boyutlarında da farkındalık çalışmaları ve bilimsel aktiviteler yapmaya önem veriyoruz.”

“Engelliğin Ele Alınış Şekli, Tıbbi Modelden Uzaklaşmalı”

ENUYGAR olarak, engellilik araştırmaları alanında bilimsel çalışmaları arttırmak amacıyla 2014 yılında YÖK’e bir yüksek lisans programı açma konusunda başvuru yaptıklarını belirten Prof. Dr. Aydın, “Tıp kökenli bir öğretim üyesi olmama karşın, Türkiye’de engelliğin ele alınış şeklinin tıbbi modelden uzaklaşması gerektiğini düşünüyorum. Bu sebeple program için Sosyal Bilimler Enstitüsü’nden başvuru yaptık. Dünyadaki benzerleri gibi sosyal modele dayalı bir program hedefledik. 2017-2018 eğitim öğretim yılında Engellilik Araştırmaları Tezli Yüksek Lisans Programı öğrenci almaya başladı. 17 aktif öğrencimiz ile programımızın dördüncü yılını tamamladık. Küçük bir grubuz ama farklı disiplinden alan deneyimi olan kıymetli öğrencilerimiz var ve tezlerinin alana önemli katkıları olacak” dedi.


Bütün İnsanlık Durumlarına Uygun Tasarım Gerekliliği

İfadelerine “erişilebilirlik” kavramını açıklayarak devam eden Prof. Dr. Aydın, kavramın fiziksel çevre ve inşa edilmiş yapıların, ulaşım araçlarının, yazılı veya sözlü iletişimin ve bilgi teknolojilerinin bütün insanlık durumlarına uygun olarak tasarlanması anlamına geldiğini söyledi. “Bütün insanlık durumlarına uygun tasarım” tanımının, ENUYGAR’ın danışman hocası Yüksek Mimar Şükrü Sürmen’e ait olduğunu ve onun tanımladığı bu kavramın güncel adının “evrensel tasarım” veya “kapsayıcı tasarım” şeklinde olduğunu dile getiren Prof. Dr. Aydın, “Üniversitemizde bütün binaların erişilebilir hale gelmesine daha uzun bir yol var. Yeni binalarda işimiz biraz daha kolay, ama örneğin Profesörler Evi gibi yapılarda çözümler çok basit değil. Yapı İşleri Daire Başkanlığı ile iş birliği içinde çalışmalar devam ediyor. Kuruluş sürecini ENUYGAR’ın yürüttüğü Engelsiz Bilgi Merkezi İstanbul Üniversitesi’nin özgün kütüphanelerinden biri; sesli ve elektronik kitap üreten bir e-kütüphane. Online hizmet vermesi konusunda uzun süredir çalışmalar devam ediyordu. Pandemi süreci bunun ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Umarız kısa süre içinde başlatılabilir” şeklinde konuştu.

“Engelli Bireyler, Salgın Sürecinden En Çok Etkilenen Gruplar Arasında”

Prof. Dr. Aydın, küresel salgının engelli bireyler üzerindeki etkisini de değerlendirdi. “ENUYGAR olarak sürecin başından itibaren, engelli bireylerin küresel salgınından en çok etkilenebilecek gruplar arasında olduğunun farkındaydık. Pandeminin ilk günlerinde, İstanbul Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon (FTR) Ana Bilim Dalı öğretim üyeleri ve tez danışmanı olduğum iki FTR asistanımızla birlikte, erişilebilir (sesli betimleme, alt yazı ve işaret dili tercümesi olan) bir ‘COVID-19 Solunum Rehabilitasyon Rehberi Videosu’ ürettik. Video ENUYGAR YouTube kanalından yayınlandı” ifadelerini kullanan Prof. Dr. Aydın, ikinci olarak ise “karantina sürecinde hizmete erişimleri kısıtlanan engelli bireylerin alması gereken sağlık, rehabilitasyon ve psikososyal destek hizmetlerinin uzaktan verilebilmesine yönelik neler yapılabilir?” sorusu hakkında çalışmalar gerçekleştirdiklerini ve bu konuda bir proje başvurusu yaptıklarını belirtti.

“Üniversitemizin Uzaktan Eğitim Konusunda Güçlü Bir Altyapısı Var”

İstanbul Üniversitesi’nin uzaktan eğitim konusunda diğer üniversitelere göre daha şanslı olduğunu ve Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi sayesinde zaten güçlü bir altyapının ve deneyimli personelin bulunduğunu dile getiren Prof. Dr. Aydın, kendilerinin de ENUYGAR olarak proaktif davrandıklarının ve canlı ders sistemine geçmeden önce anketler yaparak, AUZEF ile koordineli çalıştıklarının altını çizdi.

“Uzaktan Eğitim Sistemi, Erişilebilir Tasarımlarla Düzenlenmeli”

Uzaktan eğitimde bilgiye erişimde dikkat edilmesi açısından öne çıkan hususları aktaran Prof. Dr. Aydın, görme engelliler için web sitelerinin ekran okuyucuları tarafından rahatça okunabilmesi açısından erişilebilir olarak tasarlanmasının, görsel materyallerin betimlenmesinin ve işitme engelliler için de alt yazı ve işaret dili tercümesi eklenmesinin önemini vurgulayarak şu şekilde konuştu: “Özellikle canlı ders sistemindeki sunumlarda görseller konusundaki sesli betimlemeler hakkında öğretim üyelerine bilgilendirme yapıldı. İşaret dili ve alt yazı eklenmesi farklı düzenlemeler gerektirdiği için gerçekleşemedi. Bu süreçte engelli öğrencilerimizin uzaktan öğrenme sistemiyle ilgili bilgi ve deneyim eksikliklerini desteklemek amacıyla mail yoluyla ve kurduğumuz WhatsApp grubu üzerinden öğrencilerimizle sürekli iletişimde olduk. 15 Mayıs’ta 82 kişinin katıldığı bir online web panel düzenleyerek, Türkiye’de COVID-19 sürecinin engelli ve yaşlı topluma etkilerini ve yükseköğrenimdeki engelli öğrencilerin uzaktan eğitim sürecindeki sorunlarını tartıştık. Konuşmacılarımız Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Müdürü Uzm. Dr. Orhan Koç ve Türkiye’deki önemli sivil toplum temsilcileriydi. Bu etkinliğin de özet raporuna ve video kayıt linkine ENUYGAR web sitesinden ulaşmak mümkündür.

Prof. Dr. Aydın, ifadelerini 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde düzenlenen “Engelli Haklarında Güncel Durum” panelinin açılış töreninde İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin seslendirdikleri “Herkes için Erişilebilirlik varsa Engellilik yoktur” mesajıyla tamamladı.

Haber: Tuğçe AYÇİN
İÜ Kurumsal İletişim Koordinatörlüğü


Öne Çıkan Haberler

turizm COVID-19

İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Füsun İstanbullu Dinçer, Küresel Salgının Turizm Üzerindeki Etkilerini ve Yeni Fırsatları Anlattı

SAINO sağlık inovasyon kulüp

İstanbul Tıp Fakültesi Sağlık ve İnovasyon Kulübü'nden (SAİNO) Rektörlük Ziyareti

televizyon COVID-19 pandemi

Prof. Dr. Nilüfer Timisi Nalçaoğlu: “Küresel Salgın, Kamu Yayıncılığının Sosyal Sorumluluk İşlevini Açığa Çıkardı ”

KAGEM

Webinar "CV Hazırlama Teknikleri"

BİGG TÜBİTAK

TÜBİTAK Bireysel Genç Girişim (BİGG) Programı 2020 Yılı Çağrısı İçin Ön Başvuru Tarihi 1 Aralık’a Kadar Uzatıldı

çocuksağlığı enstitü

İÜ Çocuk Sağlığı Enstitüsü 2020-2021 Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yılı Çevrimiçi Açılış Toplantısı Gerçekleştirildi