İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü’nün Kuruluşunun 95. Yılı Kutlandı

İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü’nün kuruluşunun 95. yılına özel etkinliği, 27 Mart 2019 tarihinde İÜ Rektörlük Binası Mavi Salon’da gerçekleştirildi. Program, Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı.

Etkinliğin açılış konuşması İÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak tarafından yapıldı.

“Türkiyat Enstitüsü Türkiye Cumhuriyet’inde Bakanlar Kurulu Kararı ile Kurulan İlk ve Tek İlmî Enstitüdür”

Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü’nün tarihçesine değinen İÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak konuşmasında, “Cumhuriyetin ilânından sonra Mustafa Kemal Atatürk, Türk edebiyatı ve tarihi ile ilgili önemli çalışmaları olan Köprülüzâde Mehmed Fuad’a İstanbul Darülfünûnu bünyesinde Türk kültürünü ve medeniyetini dil, edebiyat, folklor vb gibi sahalarda inceleyecek, araştıracak ve bunların sonuçlarını yayımlayacak bir ilmi müessese kurmak görevini tebliğ etmiştir. Yaklaşık bir yıllık hazırlık döneminden sonra 12 Kasım 1924’te Atatürk’ün başkanlığındaki Bakanlar Kurulu’nun 1111 numaralı kararı ile İstanbul Darülfünûnu Edebiyat Şubesi’ne bağlı bir ilim ve kültür yuvası olan Türkiyat Enstitüsü kurulur. Türkiyat Enstitüsü, Türkiye Cumhuriyet’inde Bakanlar Kurulu kararı ile kurulan ilk ve tek ilmî enstitüdür” ifadelerine yer verdi.

İÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak konuşmasına şu sözler ile devam etti: “12 Kasım 1924 tarihli talimatnamede, enstitünün Türkiyat sahasıyla ilgili araştırma ve yayın yapacağı, bir müdürü, kâtibi, ihtiyaca göre asistan, muhafız ve hademelerinin olacağı, enstitü tarafından basılacak eserlerin ücretlerinin de Maarif Vekâleti bütçesinden temin edileceği gibi hususlara yer verilmiştir. Bu talimatnamenin altıncı maddesinde enstitünün bir mecmuasının olacağı ve bu mecmuanın basımında Edebiyat Fakültesi mecmuası talimatnamesine uyulacağı belirtilmiştir. 1926 yılından itibaren Enstitüye hususi bütçe verilmesiyle ciddi çalışmalar başlatılmış, ilmi kadro oluşturulmaya çalışılmış ve yayın faaliyetlerine başlanılmıştır. Açıldığı günden beri ilk ikisi Ordinaryus Profesör olmak üzere Edebiyat Fakültesi’nde görevli 19 Profesör Enstitü Müdürlüğü görevini yürütmüştür.”

Etkinlik 2 oturum şeklinde gerçekleştirildi. İlk oturumda Prof. Dr. Kemal Eraslan, Prof. Dr. Musa Duman ve Prof. Dr. Kemal Yavuz konuşma yaptılar.

“Bir Toplumun Beyni Enstitüleridir”

Türkiyat Enstitüsü’nün kıymetine değinen Prof. Dr. Kemal Eraslan konuşmasında, “Bir toplumun beyni enstitüleridir. Enstitüleri gelişmiş olmazsa o toplumun beyni zayıf demektir. Çünkü fikir enstitülerde ortaya çıkar, olgunlaşır. Gerek iktisadi gerek siyasi hayata tesirlerini gösterir ve yön verir. Türkiyat Enstitüsü de Türk kültürüne yön veren önemli kuruluşlardan biridir. Avrupa ülkelerinde fakültelerden daha kıymetli fikir kaynağı enstitülerdir. Ama biz enstitüleri bir ilave kuruluş gibi görüyoruz. Bu bir hatadır. Türkiyat Enstitüsü’nün kitap kaynağı Türk kültürü araştırmaları için bir hazine niteliğindedir” ifadelerine yer verdi.

“Türkiyat Enstitüsü’nün Yaptığı Çalışmalar Türkiye Cumhuriyeti’ne Fikri ve Siyasi Anlamda Rehberlik Eder”

Prof. Dr. Musa Duman ise Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü ile ilgili şunları dile getirdi: “Türkiyat Enstitüsü bizim kültür tarihimizde her bakımdan çok önemli yeri olan bir müessesemizdir. Türkiyat Enstitüsü’nün yaptığı çalışmalar Türkiye Cumhuriyeti’ne fikri ve siyasi anlamda rehberlik eder. Başka üniversitelerde de Türkiyat Araştırmaları Enstitüleri bulunmakta fakat İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü’nün tabi ki bunların içerisinde önemli bir ayrıcalığı var. Bu ayrıcalığı da kütüphanesidir.”

“Bütün Öğrenci Arkadaşlarım Türkiyat’ı Bilir Herkes Tek Masada En Güzel Şekilde Çalışırdı”

Türkiyat Enstitüsü’ndeki hatıralarından söz eden Prof. Dr. Kemal Yavuz, “Benim Türkiyat Enstitüsü’nde iki devreli bir hayatım var. Birinci hayatım öğrencilik zamanımdır. Bütün öğrenci arkadaşlarım Türkiyat’ı bilir, herkes tek masada en güzel şekilde çalışırdı. Kitaplarımız önümüzde pırıl pırıl bir Türkiyat Enstitüsü vardı. Kütüphane Müdürü olduğum zaman hocamın bana ilk söylediği söz ‘sakın ciltsiz kitapları okuyucuya verme’ olmuştu. Kütüphaneye bir merdiven ile çıkılırdı. Çok az bir kadro ile hizmet veriyorduk. Gerçekten kütüphane milletler arasında da tanınan bir kütüphaneydi. Bilim adamları oraya gelirdi. Pek çok Amerikalı profesör orada tarihi araştırmalar yapıp gitti. Hatta birine neden burada olduğunu sorduğumda ‘ben Osmanlı eyalet sistemini araştırıyorum’ demişti. Osman Nedim Tuna’yı, Profesör Kaya Bilgegil’i de yine orada tanıdım” şeklinde konuştu.

Etkinliğin ikinci oturumunda ise İÜ Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hayati Develi, İÜ Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. A. Azmi Bilgin, İÜ Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikret Turan ve Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mustafa Balcı konuşma yaptılar.

“Türkiyat Enstitüsü Türk’ün Temas Ettiği Bütün Dünyayı Öğrenmeli ve Öğretmelidir”

İÜ Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hayati Develi bütün Türkologların gönlünde Türkiyat Enstitüsü Müdürü olmanın yüce bir makam olduğunu belirterek, “Türkiyat Enstitüsü, Türklük ile ilgili bütün her şeyi kapsamaktadır. Böylesine büyük ve kalabalık bir dünyayı öğrenmek son derece heyecan verici bir iştir. Dünyanın büyük bir kısmını öğrenmek anlamına gelir. Bizi heyecanlandıran da budur. Atatürk’ün bu kurumu kurarken aklındaki düşünce Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası politikalarını ve kimlik oluşumunu destekleyecek bir araştırma kurumu oluşturmak idi. Bundan sonra da Türkiyat Enstitüsü bu misyonunu devam ettirmelidir. Bugün çoğu bağımsız olan Türk cumhuriyetlerinin birbiriyle olan ilişkilerini, Moğolistan’ı, Çin’i, Avrupa’yı öğrenmemiz gerekiyorsa münhasıran bu iş için kurulmuş bilgi ve araştırma kurumlarına ihtiyacımız vardır. Enstitü dediğimiz zaman aklımıza lisansüstü öğrencilerin, öğrenci işlerinin takip edildiği bir yer gelmemelidir. Bizim enstitülerimiz de Avrupa'daki gibi bilginin üretildiği yer olmalıdır. Türkiyat Enstitüsü’ne yeni anabilim dalları ilavesiyle, yeni çalışma tarzı ve disipliniyle çalışma masaları oluşturarak, Türk’ün temas ettiği bütün dünyayı öğrenen ve öğreten, bilgiyi üreten bir şekil alması gerekir. Türkoljinin merkezi İstanbul olmalıdır. İstanbul bunun için gayet uygun bir merkezdir. Biraz gayretle, Türkiyat Enstitüsü’nü bir bilgi ocağı haline getirmemiz mümkündür” dedi.

“Türkiyat Enstitüsü’nün Bütün Türk Dünyası ile İlgili Faaliyetlere Yönelmesi Gerekmektedir”

İÜ Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Azmi Bilgin yurtdışından Türkologların da getirilerek sınırların dışına çıkılması gerektiğini vurgulayarak, “Yurtdışında olan Türkoloji kongrelerinde büyük isimleri zaman zaman görüyorduk. Hocalarımız onların isimlerini zikrediyor ve eserlerini okuyordular. Öğrencilerimizin bizler gibi sadece onların isimleri duymamalarını; öğrencilerimizin bizzat bu hocaları görmelerini istedik. Hayati Hocamın desteğiyle de yurtdışından ünlü Türkologlar ve tarihçiler getirttik. Dolayısıyla Hayati Hocamın başlattığı konferans serisini yurtdışına açılarak genişletmiş olduk. Sonrasında Milli Türkoloji Kongresi yaptık. En az üç yılda bir uluslararası, her yıl da ulusal Türkoloji Kongresi yapmayı kararlaştırdık. Ancak bazı meseleler sıkıntılıydı. Örneğin kütüphane çok işlevsel değildi. Dijital ortama aktaralım dedik ancak bunu hayata geçiremedik. Türkiyat Enstitüsü’nü tanıyan birçok ünlü yazar ve akademisyen kitaplarını bağışlamışlardı. En azından onların kütüphaneye kayıt edilmesi konusunda bazı adımlar attık. Şahsen Türkiyat Enstitüsü’nün biraz daha bütün Türk dünyası ile ilgili faaliyetlere yönlenmesi gerektiğini düşünen bir insanım. İlk kurulduğunda yurtdışı Türkler ile ilgili bir kurum olarak kurulmamış olabilir ancak bugün yurtdışı Türk dünyasına ağırlık vermesi gerekmektedir. Bu tür sahalarda araştırma bulundurmamız gerekmektedir. Ayrıca Türkiyat Enstitümüzün iyi bir kütüphaneye kavuşması oradaki kaynakların dijitalleştirilmesi ve tezlerin yayınlanması gerekmektedir. Müstakil bir enstitü görüntüsünde olmalıdır” ifadelerini kullandı.

“Bu Kurumu Kuranlar Aynı Zamanda Cumhuriyeti Kuran İnsanlardı”

İÜ Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikret Turan Türkiyat Enstitüsü’nde görev yaptığı süre içerisinde gönlünden geçen bazı şeyler olduğunu belirterek, “İmkanlar ölçüsünde elimizden geleni yaptık. En büyük problemin bütçe olduğunu düşünüyorum. Uluslararası kongrelerin yapılabilmesi, kütüphanenin genişletilebilmesi, yeni kitapların alınabilmesi doğal olarak bütçe gerektirmektedir. Bu kurumu kuran hocalar, Cumhuriyeti kuran insanlardı. Ellerinin altında büyük bütçeler vardı. Çok önemli insanlar önemli makamlardaydılar. Ancak 1970’lerden sonra bu kadrolar yavaş yavaş kaybolmaya başladı. Türkiyat Enstitüsü de buna paralel olarak güç kaybetti. Kurulduğu dönemde dünyanın en önemli Türkologlarının geldiği bir kurumdu. Ancak bugünün önde gelen Türkologlarını buraya getirtip çalıştırma konusunda son derece kısıtlıyız. Bir diğer konu da yabancı dil meselesidir. Öğrencilerimizin yabancı dilde verilecek dersleri takip edebilecek dil seviyesine sahip olmalıdır. Bu konu üzerine eğilmemiz gereken bir meseledir. Dergilerimizin düzenli olarak çıkması konusunda bir sıkıntı yaşamadık. Düzenli olarak çıkmaya devam etti. Her yıl en azından bir uluslararası sempozyum yapmayı başardık. Bunun dışında Ahmet Hamdi Tanpınar evrakının dijital ortama aktarılmasını da başardık. Önümüzdeki yıllarda uluslararası ağırlığı olan hocalarımızın davet edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Onların çevresinde bir araştırma ve araştırmacı kavramının oluşması gerekmektedir” şeklinde konuştu.

“Türkiyat Enstitümüzün 95. Yılına Yakışır Bir İnsan Havuzu Olduğunu Gördük”

Oturumların sonunda İÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak bir değerlendirme konuşması yaptı: “Kurumların en büyük ihtiyacı insan kaynağıdır. Bu bazen ihtiyaç bazen de güç olarak ortaya çıkmaktadır. Her iki oturumda da önemli çalışmalar yapmış ve öğrenciler yetiştirmiş olan hocalarımızı dinledik. O yönden Türkiyat Enstitüsü’nün 95. yılına yakışır yetişmiş bir insan havuzu olduğunu gördük. Bu açıdan doğru bir noktada olduğumuzu gördüm. Türkiyat Enstitüsü’nün Türkiye’nin gelişmesine vesile olacak Türklükle ilgili bütün alanlarda araştırmalar yapması gerekmektedir. Burada konuşan hocalarımızın gayretleriyle enstitümüzü yeniden canlandırdık. Şu an Türkiyat Enstitüsü büyük bir iddianın sahibi durumundadır. Sadece enstitümüzü benzerlerinden nasıl ayırt edeceğimizin ve geleceğini nasıl planlayabilirizin arayışı içerisindeyiz. Yurtdışında Türklük ile ilgili çalışanları da kendi çalışmalarımıza dahil edebiliriz. Uluslararası Yayınevimizin bütün imkanları Türkiyat Enstitümüze açıktır. Amacımız bilgiyi uluslararası hale getirmektir. Bunu hem uluslararası hale gelmiş olan dergilerimizle hem de Uluslararası Yayınevimiz ile başarabilriz.”

Oturumların ardından konuşmacılara hediye takdim edildi. Etkinlik toplu hatıra fotoğrafı çekimi ile sona erdi.

Haber: Eda FİDAN, Merve SOLAK
İÜ Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü



Öne Çıkan Haberler

İş-Sağlığı-ve-Güvenliği-Günleri-Programı-İstanbul-Üniversitesi’nde-Gerçekleştirildi

İş Sağlığı ve Güvenliği Günleri Programı İstanbul Üniversitesi’nde Gerçekleştirildi

“Dünden-Bugüne-İstanbul-Üniversitesi-İslam-Araştırmaları-Merkezi”-Paneli-Gerçekleştirildi

“Dünden Bugüne İstanbul Üniversitesi İslam Araştırmaları Merkezi” Paneli Gerçekleştirildi

İstanbul-Üniversitesi-ve-Tataristan-Bilimler-Akademisi-Arasında-İş-Birliği-Protokolü-İmzalandı

İstanbul Üniversitesi ve Tataristan Bilimler Akademisi Arasında İş Birliği Protokolü İmzalandı

İstanbul-Üniversitesi-Aday-Memur-Yemin-Töreni-Gerçekleştirildi

İstanbul Üniversitesi Aday Memur Yemin Töreni Gerçekleştirildi

İÜ-Mezunu-Yaşar-Göncü’nün-1965-Yılında-Yazdığı-Bitirme-Tezi-Kendisine-Ulaştırıldı

İÜ Mezunu Yaşar Göncü’nün 1965 Yılında Yazdığı Bitirme Tezi Kendisine Ulaştırıldı

55.-Kütüphane-Haftası-Açılış-Töreni-İstanbul-Üniversitesi’nde-Gerçekleştirildi

55. Kütüphane Haftası Açılış Töreni İstanbul Üniversitesi’nde Gerçekleştirildi