İstanbul Üniversitesi Tarihin En Büyük Uluslararası Bilimsel İş Birliklerinden Biri Olan CERN- CMS Deneyinin Resmi Üyesi Oldu

İstanbul Üniversitesi, Avrupa Nükleer Avrupa Araştırma Merkezi (CERN)’nde araştırma faaliyetleri yürüten Kompakt Müon Selenoid (CMS) Deneyine 8 Şubat 2019 tarihi itibari ile ‘Tam Üye’ statüsünde kabul edildi.

“CERN Temel Araştırmalar Yaparak Yarının Teknolojilerini Üretir”


CERN’ün yalnızca bir araştırma merkezi olmadığını belirten Prof. Dr. Özkorucuklu, “CERN, günümüz teknolojilerinin üretildiği, insanlık yararına bir merkez olarak düşünülmeli. CERN’de fizik araştırmalarının yanı sıra dedektör geliştirme, bilgisayar, hesaplama, iletişim teknolojileri, büyük dataların analizi, radyasyon güvenliği ve benzeri birçok konu üzerinde çalışmalara devam edilmektedir. CERN’ün birincil görevi temel bilimsel araştırmalar yapaktır ve bu yarının teknolojilerini geliştirmesinin önünü açmaktadır. 1951 yılında fikir olarak doğan CERN’ün, bugün 22 üye ülkesi bulunmaktadır; Avusturya, Belçika, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Almanya, Yunanistan, Macaristan, İsrail, İtalya, Hollanda, Norveç, Polonya, Portekiz, Romanya, Slovakya, İspanya, İsveç, İsviçre ve İngiltere bu ülkeler arasındadır. CERN, bu üye ülkelerden ikişer delegenin oluşturduğu bir konsey tarafından yönetilmektedir” ifadelerinde bulundu.

“CERN’ü Güçlü Kılan Ülkeler, Üniversiteler ve Akademisyenler İle Yapmakta Olduğu Bilimsel İş Birlikleridir”


Dünyanın dört bir yanından 17 bin 500’den fazla kişinin CERN’de çalışmakta olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Özkorucuklu, “Bunlardan yaklaşık 2500’ü altyapı ve tesislerin işletilmesinde görev almakta ve CERN tarafından istihdam edilmektedir. Geri kalan 12 binden fazla bilim insani ise 70’den fazla ülkeden ve 110 farklı milletten gelmekte ve burada yürütülen teorik ve deneysel çalışmaları gerçekleştirilmesinde yer almaktadırlar. CERN’de yapılan çalışmalar daha ileri seviyede teknolojiler üretilmesini gerektirirken elde edilen bilgi birikimi ise bu teknolojilerin geliştirilmesinin yolunu açmaktadır. Çok sayıda mühendis, teknisyen ve bilim insanı, yüksek enerji fiziği dışındaki alanlara uygulanabilecek teknoloji ve uzmanlık geliştirmektedir” şeklinde konuştu.

“CERN’de Hızlandırıcılarda Daha Küçüğü Görebilmek İçin Daha Büyük Enerjiyi Elde Etmek Zorundasın”


CERN’de bulunan hızlandırıcı üzerinde kurulu bulunan genel amaçlı dedektörler aslında devasa mikroskoplar olarak algılanabileceğini belirten Prof. Dr. Özkorucuklu, “CERN’deki hızlandırıcılarda daha küçüğü görebilmek için daha büyük enerjiyi elde etmek zorundasın. Bu hızlandırıcılarda yüksek enerji elde etmek için uzun mesafelere ihtiyacınız var. İki türlü hızlandırıcı sistemi inşa edebilirsiniz. Bunun için ya doğrusal bir hızlandırıcı yaparsınız ya da daha yüksek enerjilere çıkmak için dairesel bir hızlandırıcı kurarsınız. CERN’deki en büyük hızlandırıcı ise dairesel yapıdadır. CERN’in dairesel hızlandırıcısı olan Büyük Hadron Çarpıştırıcısı yerin 100 m altında ve yaklaşık 27 km uzunluğundaki mıknatıslardan oluşmaktadır. Bunlar süper iletken mıknatıslardır. Mıknatısları süper iletken yapabilmek için mutlak sıcaklığa yakın derecede soğutmanız gerekiyor. Bu anlamda CERN evrendeki en soğuk yerdir. Yüklü parçacıklarının hızlandırıcılar içinde hareket etmeleri için önlerinde herhangi bir parçacık molekül ve gaz olmaması gerekiyor. O yüzden parçacıkların hareket ettiği tüplerin ki bunları silindir bir boru düşününüz içindeki havayı boşaltmak zorundasınız. Bunların olabilmesi içinde teknolojiyi zorlamanız gerekiyor” şeklinde konuştu.

CMS deneyi hakkında bilgi veren Prof. Dr. Özkorucuklu, “Bu deney, büyük çarpıştırıcı üzerinde kurulu. Yapmaya çalıştığı şey evrenin yapı taşlarını kuarkları, hatta onları birbirine bağlayan gluonaları görmek ve onların birbirleriyle etkileşimini anlamak. Bu sebeple evrendeki en küçük nesneyi görebilmek için devasa bir dedektör oluşturmuş durumda” dedi.

“CMS Deneyi Tarihin En Büyük Uluslararası Bilimsel İşbirliğinden Biridir”


CMS deneyinde, 45 ülkeden 4500 parçacık fizikçisinin, mühendisin, teknisyenin, öğrencinin ve destek personelin yer aldığını belirten Prof. Dr. Özkorucuklu, “CMS dedektörü, Fransız Cessy köyünde yerin 100 m altında bulunuyor ve 21 m uzunluğunda, 15 m çapında ve toplam 14000 ton ağırlığında dünyanın en büyüklerinden biridir. CMS dedektörü, birkaç eş merkezli bileşen katmanına sahip, silindirik bir soğan şeklindedir ve bu bileşenler, çarpışmada üretilen parçacıkların özelliklerini belirleyerek her çarpışma olayının "fotoğraflarını" hazırlamaya yardımcı olurlar. Bu çarpışmalarda üretilen parçacıkların çoğu ‘kararsız’ olsa da, hızla CMS tarafından tespit edilebilecek kararlı parçacıklara dönüşürler. Dedektör, her çarpışmada üretilen tüm kararlı parçacıkları tanımlayarak (hemen hemen), varış zamanları ve enerjilerini ölçerek bir bulmacanın parçalarını bir araya getirir gibi tüm bu parçacıkların bilgilerini bir araya getirerek çarpışmanın bir ‘görüntüsünü’ yeniden oluşturur. Bu anlamda CMS devasa ve yüksek hızlı bir kamera görevi görerek saniyede 40 milyon kere tüm yönlerden parçacık çarpışmalarının 3D ‘fotoğraflarını’ çekebilmektedir.” şeklinde konuştu. 

​Prof. Dr. Özkorucuklu sözlerine şu şekilde devam etti: “Her çarpışmada üretilen çeşitli parçacıkların enerjileri hakkında bilgi, çarpışma noktasında ne olduğunu anlamak için çok önemlidir. Bu bilgi, CMS'deki iki çeşit “kalorimetreden” toplanır. Elektronların ve fotonların enerjilerinin ölçüldüğü Elektromanyetik Kalorimetre (ECAL) ve Kuark ve gluonlardan oluşan kompozit parçacıklar olan Hadronların (proton gibi) enerjilerini ölçen Hadron Kalorimetresi (HCAL). Grubumuzun birincil çalıştığı dedektör sistemi HCAL dır. Proton-Proton çarpışmaları sonrasında çok ileri bölgeden geçen protonların geçiş zamanlarının ölçülmesi Merkezi Bölge Üretim (CEP) süreçlerinin analiz için büyük önem arz etmektedir. Bu kapsamda CMS dedektörünün her iki tarafındaki çarpışma noktasında 200 m mesafede PPS dedektörleri yerleştirilmiştir. Grubumuzun ikinci çalıştığı dedektör sistemi PPS dir ve ekip üyemiz doktora öğrencisi Berkan Kaynak PPS bursu ile doktora çalışmalarını yapmak üzere üç yıllığına CERN’e kabul edilmiştir.”

“CMS İle İlgili Çalışmalarım Uzun Süredir Devam Ediyor”


1998’den bu yana CMS deneyi için çalışmalarını sürdürmekte olduğunu belirten Prof. Dr. Özkorucuklu, “Benim CMS’le ilgili katılımım 1998 yılında doktora öğrencisi olduğum zamanlarda başladı. O dönemde Amerika’da doktoramı yaparken, dedektörün bazı parçalarının test edilmesinde ve kurumunda çalışmıştım. 2001 yılında Türkiye’ye döndükten sonra, CMS deneyindeki çalışmalarımı Boğaziçi Üniversitesi şemsiyesi altında yürütmeye başladım. 2013 yılında ise İstanbul Üniversitesi’ne davet edildim. Buradaki amaç İstanbul Üniversitesi’nin CERN’de temsil edilmesini sağlamak ve etkinliğini artırmaktı, bu amaçla CMS deneyine tam üye olmaya karar verdik. Bunun için çoğu çalışmalara o günden başladık ve bugüne kadar devam ederek geldik. Bu son süreç 2018 Ağustos ayında başladı. Rektörümüz Prof. Dr. Mahmut Ak hocamızın isteği üzerine süreci başlatmak amacıyla bir toplantı yaptık. Sonrasında biz de gerekli yazışmalara başladık. Bu uzun bir süreç, birçok adımı var. Burada ifade etmek isterim ki, sadece bir üniversite olmanız ya da paranızın olması yetmiyor. Aynı zamanda insanların sizinle ortak çalışmayı kabul etmesi ve çalıştığınız işlerden memnun kalması gerekiyor. Gerekli yazışmalar ve sunumların ardından İstanbul Üniversitesi olarak 8 Şubat 2019 tarihi itibari ile CMS kalibrasyonunda yapılan oylama sonucunda resmi üye olarak kabul edildik” dedi.

“İstanbul Üniversitesi’nin CERN-CMS Deneyine Tam Üyeliği, Ulusal ve Uluslararası Görünürlük Açısından Önem Arz Ediyor”


Prof. Dr. Özkorucuklu, “CERN’de büyük Hadron çarpıştırıcısı üzerinde kurulu temel olarak dört tane deney var. Önemli deneyler Atlas, ALICE, LHCb ve CMS. Biz CMS deneyine üye olmaya karar verdik. İstanbul Üniversitesi CERN-CMS deneyi üyeliği için bir “Güdümlü Proje” ile proje ekibine destek verdi ve proje ekibi Türkiye Atom Enerjisi Kurumuna (TAEK) sunmak üzere proje hazırlıklarını sürdürmekte. Ulusal ve uluslararası görünürlüğümüzü artırmak bakımından önem arz eden bu üyelik ulusal kapsamda iş birlikleri doğurduğu gibi, ilk resmi uluslararası iş birliği teklifi de Gürcistan Teknik Üniversitesi’nden geldi. CMS deneyine üye olan 203 enstitü/üniversite ile çok hızlı ve kapsamlı iş birliği yapmak artık mümkün. Bu iş birlikleri sadece fizik değil, kimya, matematik, astronomi veya tüm mühendislik alanlarında olası. CERN’de planlanan gelecek on yılları kapsayacak diğer deney ve araştırma konularında İstanbul Üniversitesi olarak yer almak artık daha kolay ve istenilen bir durum olacak. Öğrencilerimiz için yüksek lisans veya doktora çalışmalarını bir kısmını CERN’de yapmak veya buralardan burs imkanlarını kovalamak olası” dedi.

“Hem İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyeleri Hem de Diğer Üniversitelerdeki Öğretim Üyeleri İle Birlikte Çalışıyoruz”


CERN’deki diğer deneylere Türkiye’den çok sayıda bilim insanının katkı verdiğini ifade eden Prof. Dr. Özkorucuklu, “Bu deneylere üye olabilmek için gerek dünyadaki gerekse ülkemizdeki enstitüler sürekli uğraş veriyor. Ülkemizde Boğaziçi Üniversitesi, Ortadoğu Teknik Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Çukurova Üniversitesi şemsiyesi altında çalışan bazı üniversiteler orada görev almakta. İstanbul Üniversitesi olarak biz, başlangıçta Boğaziçi Üniversitesi şemsiyesi altında çalışırken şimdi artık kendimiz de yine diğer üniversiteler gibi bir şemsiye oluşturduk ve bir grup olarak çalışmaya başlayacağız” şeklinde konuştu.
Bu çalışmada kendisi ile birlikte İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Latife Şahin Yalçın, Doç. Dr. Fatma Aydoğmuş Şen, Araştırmacı Adem Soylamış ve doktora öğrencileri Çağdaş Şimşek ve Berkan Kaynak’tan oluşan çekirdek ekip ile özellikle Hadronik Kalorimetre (HCAL) ve Hassas Proton Spektrometresi (PPS) alt dedektörlerinde çalışmalarını sürdüreceklerini söyledi. Prof. Dr. Özkorucuklu, “İstanbul Üniversitesi- Cerrahpaşa Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Koray Gürkan ve öğrencileri ile iş birliği içerisindeyiz. Bunun yanı sıra Mimar Sinan Üniversitesi, Adıyaman Üniversitesi, Ege Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi’nden bilim insanları ile ortak bilimsel çalışmalar yürütmekteyiz” ifadelerinde bulundu.

“Bilim Bir Kartopu Gibi Paylaştıkça Büyür”


Prof. Dr. Özkorucuklu, Türkiye’nin fizik araştırmalarında üst seviyelerde olduğunu ve ortak çalışma kültürünün yerleşmesi ile birlikte daha da gelişeceğini ifade ederek, “Türkiye’de çok başarılı, tek başına çok güzel çalışmalar yapan bilim insanları var. Bunları paylaşmak gerekiyor çünkü bilim bir kartopu gibidir. Paylaştıkça, ilerledikçe büyüyor. Bu paylaşma kültürü geliştikçe daha da ilerilere gideceğiz. İstanbul Üniversitesi Türkiye’nin en güçlü üniversitelerinden biridir. Aynı şekilde İstanbul Üniversitesi Fizik Bölümü Türkiye’nin en iyi bölümlerinden biridir. Her şeyden önce yalnızca Fizik Bölümü’nde 70 tane öğretim üyemiz var. Bu açıdan potansiyelimiz çok yüksek. CERN gibi daha birçok araştırmada daha da ileriye gideceğimizi düşünüyorum” dedi.

“Biz Her Branştan Bilim İnsanına Açığız Yeter ki Çalışmak Arzusu ve Disiplini İçerisinde Olsunlar”


Önemli projelerde yer almak isteyen genç araştırmacılara tavsiyelerde bulunan Prof. Dr. Özkorucuklu, “Öncelikle bilinmesi gerekir ki, bu tür araştırmalar kişisel değildir. Araştırmacılar ilk önce ekip olabilmeye karar verirlerse ekip liderleriyle veya ekibin diğer üyeleriyle görüşerek yapabilecekleri katkıları ortaya koymalıdırlar. Bu tür araştırmalar disiplinler arası bir çalışma gerektirir. Öyle ki bu araştırmanın içerisinde fizik, mühendislik, kimya, katı hal, malzeme fiziği, iletişim, bilgisayar programcılığı ve elektronik de var. Bu yüzden her branştan bilim insanına açığız yeter ki çalışmak arzusu ve disiplini içerisinde olsunlar” şeklinde konuştu.

“İstanbul Üniversitesi’nin Bu Deneye Tam Üye Olmuş Olması Gurur Verici”


İstanbul Üniversitesi’nin bu deneye üye olmuş olmasından büyük bir gurur duyduğunu ifade eden Prof. Dr. Özkorucuklu, “Bu çalışmalarım sırasında bana destek veren İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak’ a, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Halis Yunus Ersöz’e, BAP Koordinatörü Prof. Dr. Ayşe Erol’a ve ekip arkadaşlarım Prof. Dr. Latife Şahin Yalçın, Araştırmacı Adem Soylamış ve öğrencilerim Çağdaş Şimşek ve Berkan Kaynak’a, aramıza yeni katılacak olan Doç. Dr. Fatma Aydoğmuş Şen’e çok teşekkür ediyorum. Onlar olmadan, bu çalışma yapılmazdı. Ben katkı sunan herkese teşekkür ediyorum ve İstanbul Üniversitesi adına hayırlara vesile olmasını diliyorum” dedi.

İÜ Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü


Öne Çıkan Haberler

“Çağdaş-Halk-Ozanı-Barış-Manço-Sempozyumu”-İstanbul-Üniversitesi’nde-Gerçekleştirildi

“Çağdaş Halk Ozanı Barış Manço Sempozyumu” İstanbul Üniversitesi’nde Gerçekleştirildi

Doç.-Dr.-Bilen-Işıktaş:-“Yenilikçi-ve-Dahi-Bir-Sanatçı -Şerif-Muhiddin-Targan”

Doç. Dr. Bilen Işıktaş: “Yenilikçi ve Dahi Bir Sanatçı, Şerif Muhiddin Targan”

İstanbul-Üniversitesi’ne-TÜBİTAK-2244-Sanayi-Doktora-Programı-Desteği

İstanbul Üniversitesi’ne TÜBİTAK 2244 Sanayi Doktora Programı Desteği

İstanbul-Üniversitesi-2018-Yılında-Basında-En-Çok-Yer-Alan-Üniversite-Oldu

İstanbul Üniversitesi 2018’de Medyada En Çok Haberi Yapılan Üniversite Oldu

İstanbul Üniversitesi’nde TÜBİTAK İş Birliği ile MSCA Bilgi Günü Düzenlendi

İÜ-Rektörü-Prof.-Dr.-Mahmut-Ak-“Avrupa’nın-Bermuda-Üçgeni -Balkanlarda-Değişen-Dengeler-ve-Türkiye”-Toplantısına-Katıldı

İÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak “Avrupa’nın Bermuda Üçgeni, Balkanlarda Değişen Dengeler ve Türkiye” Toplantısına Katıldı