Doç. Dr. Ayşen Şatıroğlu, COVID-19 Pandemisinin Sosyolojik Etkilerini Değerlendirdi

Tüm dünyayı ve ülkemizi etkisi altına alan COVID-19 pandemisi herkesin hayatını ciddi oranda etkileyip değişmesine neden oluyor. COVID-19 pandemisinin bireysel ve toplumsal etkileri üzerine İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayşen Şatıroğlu ile konuştuk.

Koronavirüs salgını üretimden tüketime, uluslararası ilişkilerden eğitime, ulaşımdan eğlenceye, dini ibadetlerden spor etkinliklerine kadar akla gelebilecek her alanda toplumsal yaşamı etkisi altına aldı. Doç. Dr. Ayşen Şatıroğlu, küreselleşme çağında olmamız nedeniyle virüsün hızlı bir şekilde sınırlarımıza ulaştığını hem tıbbi hem de sosyal-ekonomik bir sorun haline gelerek toplumu etkilemeye başladığını belirtti.

"Sosyal izolasyon deneyiminin toplumsal olarak önemli bir sonucu meslekler açısından ortaya çıkmıştır. Karantinaya girebilecek meslek sahibi olanlar ve olamayanlar ayrışmıştır. Bu mesleklerin başında tabii ki sağlık sektörü gelmektedir. Doktor, hemşire, hastabakıcının olduğu kadar hastane idari personelinin ve temizlik personelinin de iş yükü artmıştır. Bireylerin izolasyonunu mümkün kılan e-ticaretin servis elemanları da bu sürece hizmet eden önemli kişilerdir" dedi.

"Salgının Bir Diğer Sorunu, Geliri Aynı Kalanlar ve Aynı Kalmayanlardır"

Küresel salgının toplumsal olarak önemli bir sonucunun ekonomik gelir kaybı olduğunu söyleyen Doç. Dr. Şatıroğlu, kamu personeli dışında büyük ve küçük sermayeye ait işyerlerinde çalışan kişilerin, güvensiz koşullarda altında çalışmak zorunda olanların (sokak satıcıları, seyyar satıcılar, günlük işlerde çalışanlar) ve işsizlerin, işini kaybedenlerin de salgın koşullarından büyük yara aldıklarını belirtti.

"Modern Ekonomiye ve Yaşam Tarzına Tamamen Uyum Sağlamış İnsanlar Açısından Salgın Bu Anlamda Öğreticidir"

Tüketim ekonomisi ve bu koşulların ürettiği bireyci insanın daha ne kadar varlığını sürdüreceğinin yıllardır tartışıldığını ifade eden Doç. Dr. Şatıroğlu, "Bu yaşanan süreçle gündelik hayatı sürdürmek için ihtiyaç duyulan -başta gıda olmak üzere- her türlü maddenin bir üretim sürecinin ürünü olduğu, bu süreçte ortaya çıkabilecek herhangi bir aksamanın kıtlık gibi sonuçlar doğurarak herkesin hayatını etkileyebileceğinin farkına varıldı. Dolayısıyla dünyada veya tek tek ülkelerde birbirine geçmiş halkalardan oluşan ve sanki kusursuzmuş gibi işleyen zincirin işleyişinde aksamalar yaşanabileceği anlaşıldı" dedi.

Doç. Dr. Şatıroğlu, yaşanan sağlık sorunu bir pandemi olduğu için gelecek günler hakkında kimsenin tahminde bulunamayacağından, dolayısıyla riskin ve sosyal izolasyonun daha ne kadar zaman insanların hayatında olacağı ve bunun ne derece davranış değişikliklerine yol açacağını bilmeye de imkân bulunamayacağını sözlerine ekledi.

"Okullardaki Sosyal Alışveriş, Eğitim Sürecinin Bir Parçasıdır"

Doç. Dr. Şatıroğlu, internetin toplumsal hayat üzerindeki etkisinin daha da arttığını söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: "Uzunca bir zamandır e-ticaret ve sosyal medya, tüketim ve toplumsallaşma davranışlarında değişikliklere yol açmıştı. Bu dönemde bir başka değişim oldu ve hep tartışılan evden çalışma uygulamasına aniden geçildi. Tıpkı senkron eğitime geçildiği gibi. Bu nedenle bir sıçramadan söz edilebilir. Ana okulundan üniversiteye kadar uzaktan eğitimin yardımcı bir teknik olarak kullanılabileceği düşünülmelidir. Ancak okullardaki sosyal alışverişin eğitim sürecinin bir parçası olduğunu unutmamak gerekir. Bu nedenle eğitimin tamamen sanal olmayacağı ama senkron eğitimin yardımcı bir imkân olarak kullanılmaya devam edeceği tahmin edilebilir. Dolayısıyla burada eğitimciler açısından bir davranış değişikliği söz konusu olacaktır" dedi.

"Kişisel Alan, Kültürel Bir Olgudur"

Salgın nedeniyle uygulanan sosyal mesafenin kalıcılığının toplumdan topluma değişeceğini belirten Doç. Dr. Şatıroğlu, " Kişisel alan, yani toplumdaki iki kişinin birbirine ne kadar yakın olabilecekleri, kültürel bir olgudur. Batı toplumlarında, salgın olmadığı zamanlarda da kişisel alan geniş olduğu için sosyal mesafeye dair davranış değişikliğinin daha etkin olabileceği düşünülebilir. Akdeniz kültüründe ise kişisel alan dardır, duygular dokunarak gösterilmek istenir. Bu kültüre bağlı davranışın kolaylıkla değişeceğini düşünmek zordur" dedi.

Salgın günlerinde sosyal mesafeye özel olarak dikkat edilmesinin önemli olduğunu belirten Doç. Dr. Şatıroğlu sözlerini sonlandırdı.

Haber: Sedef Başak İKİEL
İÜ Kurumsal İletişim Koordinatörlüğü


Galeri

Öne Çıkan Haberler

uzay dünya-dışı-yaşam astronomi

Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Sinan Aliş Dünya Dışı Yaşam Araştırmalarını Anlattı

darülfünun istanbul

Israr ve Kararlılıkla Kurulan Darülfünûn’un Serencamı

dijitalleşme teknik dijital-yerliler lojistik

Dijital Yeterlilikleri Yüksek İnsanların Rahatça İş Bulabileceği Bir Dönem Geliyor

patent buluş COVID-19 lisans

“Patent Buluşun Tapusudur”

ders türk rus

Türk ve Rus İlişkilerine Tarihsel Bir Bakış: Türk Düşüncesi - Rus Düşüncesi

anemi akdeniz-anemisi talasemi kan-bağışı

Prof. Dr. Zeynep Karakaş: “Talasemi Önlenebilir Bir Hastalıktır”