COVID-19 Bilgilendirme Sayfası

İstanbul Üniversitesi’nde Koronavirüs için Komisyon Kuruldu

İstanbul Üniversitesi yeni tip koronavirüs salgını danışma kurulu komisyonu kurdu. Başkanlığını Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Oral Öncül’ün üstlendiği komisyonda üniversitenin konuyla ilgili birimlerinin yöneticileri de yer alıyor.

İlk toplantısını 16 Ocak 2020 tarihinde gerçekleştiren Komisyon, Cumhurbaşkanlığı makamının ve YÖK’ün aldığı ve açıkladığı kararları değerlendirdi, kararların eksiksiz uygulanması için alınması gereken tedbirleri görüştü.

İstanbul Üniversitesi yeni tip koronavirüs salgını danışma kurulu komisyonu belirli aralıklarla toplanacak, gerektiği durumlarda acil toplantılar yaparak vakit kaybetmeden kararlar alacak.​

İÜ Kurumsal İletişim Koordinatörlüğü
17:15 | 16.03.2020

Yükseköğretim Kurulu’nun Koronavirüs ile İlgili Aldığı Kararlar

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Koronavirüs Hastalığına (COVID-19) karşı alınacak tedbirlerin görüşüldüğü toplantıda alınan karar gereğince ülkemizdeki bütün yükseköğretim kurumlarında 16 Mart 2020 tarihinden itibaren 3 hafta süreyle eğitime ara verilmiştir.

Bu karar “tedbir" amaçlı olup, kararın amacına ulaşması için bu sürecin akademimizde “sükûnetli ve dikkatli" bir şekilde sürdürülmesi gerekmektedir. Bu kapsamda münferit söylem ve uygulamalara yer verilmemelidir. Devletimizin aldığı ve alacağı tedbirlere ilişkin tamimlere uyulması önemlidir.

Bütün yükseköğretim kurumlarımızda koronavirüs hastalığına yönelik süreçte “YÖK'ün koordinasyonunda" devletimizin konuya ilişkin almış olduğu ve alacağı kararlar çerçevesince hareket edilecektir.

Bu amaçla yükseköğretim kurumlarımızdan koronavirüs ile ilgi süreçleri yürütecek bir Rektör Yardımcısının belirlenmesi istenmiştir. Bu kişilerin isimleri Başkanlığımıza ivedi olarak iletilmiş olup kendileri YÖK arasında sürekli ve doğrudan bir ilişki tesis edilmiştir.

YÖK Yürütme Kurulu bugün Başkan Saraç'ın başkanlığında toplanarak, yükseköğretim kurumlarımızdaki COVID-19 pandemisi sürecini görüşmüş ve toplantı neticesinde alınan kararları üniversitelere bir yazı ile iletmiştir. Buna göre;

1. Yükseköğretim üst kuruluşlarında Başkan, Başkan Vekili, yürütme kurulu üyeleri, Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkan ve üyeleri, Genel Sekreter, Genel Sekreter Yardımcısı, Daire Başkanı, Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ile Hukuk Müşaviri hariç olmak üzere 60 yaş ve üzerinde bulunanlar ile hamilelerin, yasal süt izni kullananların, engelli çalışanların, Sağlık Bakanlığının belirlediği dezavantajlı grupların (bağışıklık sorunu olanlar, kanser hastaları, kronik solunum yolu hastaları, obezite ve diyabet, kalp damar hastaları, organ nakli olanlar, kronik hastalar) 16 Mart 2020 tarihinden itibaren on iki gün idari izinli sayılmasına,

2. Yükseköğretim kurumlarında görev yapan akademik ve idari personelden Rektör, Rektör Yardımcısı, Dekan, Enstitü, Yüksekokul, Konservatuar, Meslek Yüksek Okulu ve bağımsız Vakıf Meslek Yüksekokulu müdürleri hariç olmak üzere 60 yaş ve üzerinde bulunanlar ile hamilelerin, yasal süt izni kullananların, engelli çalışanların, Sağlık Bakanlığının belirlediği dezavantajlı grupların (bağışıklık sorunu olanlar, kanser hastaları, kronik solunum yolu hastaları, obezite ve diyabet, kalp damar hastaları, organ nakli olanlar, kronik hastalar) 16 Mart 2020 tarihinden itibaren on iki gün idari izinli sayılmasına; okul öncesi ve ilköğretimde çocuğu bulunan kadın akademik ve idari personelin yıllık izin taleplerinin karşılanmasına, yıllık izin hakkı bulunmayanlar için mazeret izinlerinin kullandırılmasına; diğer akademik ve idari personelin izin talepleriyle ilgili olarak mer'î mevzuat çerçevesinde işlem yapılmasına,

3. Yükseköğretim kurumlarında görev yapan akademik ve idari personelin önceden planlanmış olanlar dahil olmak üzere tüm yurtdışı çıkışlarının ikinci bir duyuruya kadar iptal edilmesine; zorunlu ve ivedi durumlarda talebin Üniversite Yönetim Kurulu kararı ekinde, 12 Mart 2020 tarih ve 2020/2 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelge uyarınca değerlendirilmek üzere Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına gönderilmesine,

4. Yükseköğretim kurumlarının eğitim-öğretim, akademik değişim programları, sosyal ve kültürel faaliyetler, spor müsabakaları vb. çeşitli kapsamdaki, akademik veya idari personel ya da öğrenci katılımlı bütün yurtdışı faaliyetlerinin (önceden planlanmış olanlar dahil) ikinci bir duyuruya kadar iptal edilmesine,

5. Örgün eğitim programlarına devam eden tüm ön lisans ve lisans öğrencileri gibi sağlık, öğretmenlik, fen ve mühendislik programlarından staj, intörnlük ve uygulamalı eğitimleri olan ön lisans ve lisans öğrencilerinin de eğitimlerine ara verilmesine,

6. Tıp, diş hekimliği ve eczacılıkta uzmanlık öğrencileri hariç tüm lisansüstü öğrencilerin de bu kapsamda değerlendirilmesine,

7. Uzaktan öğretimle ilgili usul ve esaslara göre açılmış, hâlihazırda uzaktan eğitimle yürütülmekte olan programların, uygulamalı ve yüz yüze eğitimleri hariç olmak üzere, eğitimlerine devam etmesine,

8. Yabancı dil hazırlık sınıflarındaki eğitimin uzaktan erişim yoluyla sunulmakta olan kısmının sürdürülüp sürdürülmemesi hususunun yükseköğretim kurumlarınca değerlendirilmesine, sınavlarının ise eğitim-öğretime ara verme kararının kaldırılmasından sonra planlanmasına,

9. Öğrencilerin (Türk ve yabancı uyruklu) yurt dışına çıktıkları takdirde, dönüşte pandeminin durumuna göre sorun yaşayabilecekleri, uçuşlarının iptal olabileceği, döndüklerinde en az 14 gün eğitime devam edemeyebilecekleri ve başkaca sorunlar yaşayabilecekleri hususunda yükseköğretim kurumlarınca bilgilendirilmesine,

10. Mevlana veya Erasmus gibi değişim programları kapsamında yurtdışında olup yurda dönen öğrencilerin ders intibakları hususunda mağduriyet yaşamamaları için gerekli tedbirlerin yükseköğretim kurumlarınca alınmasına, ​

11.Yükseköğretim Kurulu tarafından yapılan Yurtdışı Yabancı Dil Eğitimi, Mevlana, Proje Tabanlı Mevlana programları ile ilgili çağrıların iptal edilmesine,

12. Tıp Fakültesindeki intörnlerin gerektiğinde, gönüllü olarak talep etmeleri ve üniversitece uygun görülmesi halinde sağlık hizmet sunumunda görev alabilmesine,

13. Yükseköğretim kurumlarında süreçlerin etkin ve dinamik olarak yürütülebilmesi için konuya ilişkin belirlenmiş olan rektör yardımcılarının başkanlığında komisyon oluşturulmasına; öğrencilerle iletişim ve takip sisteminin gözden geçirilerek güncellenmesine; akademik ve idari personel ile öğrencilerin kurumlarınca düzenli olarak gelişmeler hakkında bilgilendirilmesine,

14. Dünyadaki yükseköğretim sistemlerindeki gelişmelerle paralel olarak özellikle son yıllarda başlattığımız “Yükseköğretimde Dijital Dönüşüm Projesi" kapsamındaki deneyimlerimiz, 120 üniversitemiz bünyesinde bulunan uzaktan eğitim araştırma ve uygulama merkezlerimiz ile 2 milyondan fazla öğrenciye uzaktan eğitim imkânı veren üniversitelerimizin yetkinlikleri ve bunun için gerekli olan altyapıları dikkate alınarak dijital ortamda dersler verilebilmesine imkân sağlamak için üniversitelerin talep ve tekliflerinin alınmasına,

karar verilmiştir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.​

20:00 | 13.03.2020

Erasmus Program Koordinatörlüğü'nden Önemli Duyuru

Tüm dünyayı etkileyen Koronavirüs (COVID-19) salgını ile mücadele kapsamında, tüm eğitim-öğretim faaliyetlerine 16 Mart 2020'den itibaren 3 hafta süreyle ara verilmiştir. Derslerin 6 Nisan 2020'de başlaması öngörülmektedir. Belirtilen tarihler, güncel gelişmelerle yeniden güncellenebilir. Sağlık Bakanlığı'nın direktifleri doğrultusunda bu dönemde ülkeyi terk etmemeniz önemle tavsiye edilir.

Zaruri gerekçelerle yurt dışına çıkan veya çıkmayı düşünen öğrencilerin, dönüşlerinden hemen sonraki 14 gün boyunca karantinada kalmaları gerekmektedir. Karantina dönemini tamamlamayan öğrencilerin üniversite binasına girmesine izin verilmeyecektir.

Anlayışınız ve desteğiniz için teşekkür ederiz.

Bu süre zarfında Erasmus Ofisi e-posta (erasmus@istanbul.edu.tr) ve telefon yoluyla (+90 212 440 00 00/10272) hizmet vermeye devam edecektir.

Not: Koordinatörlüğümüze her konuda e-posta ve telefon yoluyla ulaşabilirsiniz. Güncel gelişmeler için lütfen tüm duyuru kanallarımızı (web sitesi: erasmus.istanbul.edu.tr ve twitter.com/iuerasmus) düzenli olarak kontrol ediniz.

14:40 | 16.03.2020

Üniversitemiz Salonlarındaki Etkinlikler İptal Edildi

Üniversitemiz bünyesindeki tüm salonlarımızda 16 Mart - 6 Nisan 2020 tarihleri arasında yapılması planlanan bütün etkinlikler iptal edilmiştir. Etkinliklerin zaman planlamaları daha sonra yapılacaktır.

İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü
14:47 | 13.03.2020

EĞİTİME 3 HAFTA ARA VERİYORUZ

Koronavirüs ile mücadele kapsamında alınan karar gereğince Üniversitemiz 16 Mart – 6 Nisan 2020 tarihleri arasında üç hafta süreyle tatil edilmiştir. Tatil kararı sadece öğrencileri kapsamaktadır. Bu sürecin koordinasyonu YÖK tarafından yürütülecek olup, detaylara ilişkin bilgilendirme daha sonra yapılacaktır. Sevgili öğrencilerimize ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.

İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü
22:10 | 12.03.2020

İstanbul Üniversitesi'nde Yeni Koronavirüs (COVID-19) Bilgilendirme Çalışmaları Sürüyor

İstanbul Üniversitesi, tüm mensuplarına yönelik düzenlendiği koronavirüs temel bilgilendirme eğitiminden sonra yeni bir bilgilendirme toplantısıyla koronavirüs çalışmalarına devam ediyor.

Üniversitemiz Rektörlük Binası Senato Salonu'nda 12.03.2020 tarihinde saat 09:00'da düzenlenecek toplantıya fakülte, enstitü, yüksekokul ve meslek yüksekokulları sekreterleri ve daire başkanlıkları kapsamında bir katılım sağlanarak yeni koronavirüs (COVID-19) bilgilendirmesi yapılacak.

İÜ Kurumsal İletişim Koordinatörlüğü
16:27 | 11.03.2020


İstanbul Üniversitesi, tüm mensuplarına yönelik düzenlendiği koronavirüs temel bilgilendirme eğitiminden sonra yeni bir bilgilendirme toplantısıyla koronavirüs çalışmalarına devam ediyor. Üniversitemiz Rektörlük Binası Senato Salonu'nda 12.03.2020 tarihinde saat 09:00'da düzenlenen toplantıya fakülte, enstitü, yüksekokul ve meslek yüksekokulları sekreterleri ve daire başkanlıkları kapsamında bir katılım sağlanarak yeni koronavirüs (COVID-19) bilgilendirmesi yapıldı.

Toplantı alınabilecek azami tedbirlerin alınması noktasında bilgilendirme ve değerlendirme yapılması amacıyla gerçekleştirildi. Alınan tüm bilgilerin İstanbul Üniversitesi resmi hesaplarında paylaşıldığı aktarıldı. Virüsle mücadele konusunda en elzem durumun kişisel hijyen olduğuna dikkat çekildi. Devletin tedbirleri arttırması itibariyle yurt dışına çıkan okul personelleriyle iletişime geçildiği ve dönüşlerinin ardından 15 gün istirahat etmeleri konusunda uyarıldıkları söylendi. Üniversitenin tedbir amaçlı yurt dışı görevlendirmelerini durdurduğu, konferans, seminer gibi etkinlikleri iptal ettiği belirtildi.

Virüsle ilgili bulguların göz önünde bulundurulmasıyla tüm birim sorumlularına ofislerin havalandırılması, genel ofis temizliğinin titizliğine ve ofis girişlerinde dezenfektanların varlığına dair dikkatle kontrollerinin yapılmasının üzerinde duruldu. Panik yaratacak bir durumun olmadığının altı çizilirken tedbirlerin de elden bırakılmadığı aktarıldı.

Kampüsteki özelikle tuvalet gibi alanların gezilmesiyle tespit edilen eksikliklerin hemen temini için hazırlıkların yapıldığı, bu hususta bir buçuk ton dezenfektan, on ton sıvı el sabunu, beş yüz koli tuvalet kâğıdı siparişlerinin verildiği bilgisi verildi. Ayrıca dezenfektanların yüz elli bölgeye öğrenci ve personel için dağıtılacağı açıklandı. Toplantıya katılan fakülte, enstitü, yüksekokul ve meslek yüksekokulları sekreterleri ve daire başkanlıklarının her birinin alan sorumluluğunda olduğu ve bu konuda yetkili oldukları hatırlatıldı. Karşılaşılan bir problem doğrultusunda mutlaka İstanbul Üniversitesi Genel Sekreterlik ile iletişime geçilmesinin önemi vurgulandı.

Toplantının ikinci kısmında katılımcılar karşılaştıkları sorunları dile getirdi. Özellikle şu an yurt dışında bulunan okulumuz öğrencileriyle iletişim halinde olunduğu ve ülkeye dönemedikleri ya da kendilerini karantinaya aldıkları durumlarda gerekli kolaylıkların sağlanarak kampüse gelmeye gerek kalmadan kontrollerin sağlandığı anlatıldı. Ayrıca yurt dışı öğrencilerimizin de durumlarının takip edildiği bilgisi verildi.

Katılımcıların sorularının ardından toplantı sona erdi.

Haber: Rana Genç
İÜ Kurumsal İletişim Koordinatörlüğü
15:37 | 13.03.2020 


Son günlerde dünyanın birçok ülkesine yayılan koronavirüs salgını, karantinalara ve ülkelerin sınır kapılarını kapatmaları gibi gelişmelere sebep oldu. Uluslararası boyutta endişe yaratan koronavirüs hakkında medyada oluşan bilgi kirliliği ise bir panik ortamına yol açtı. İstanbul Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve İstanbul Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Oral Öncül, koronavirüs salgınından korunmak için alınması gereken önlemler ve ortaya çıkan panik ortamında bilinçli şekilde hareket etmek için yapılması gerekenler hakkında açıklamalarda bulundu.

Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan koronavirüs salgını, son verilere göre dünya genelinde 42 ülkeye yayıldı. Ortaya çıktığı günden bu yana 83 bin civarında insanı etkileyerek 2 bin 900 insanın hayatını kaybetmesine sebep olan koronavirüs, ülkemizin komşu ülkelerine de yayılmasıyla toplumsal bir kaygıyı beraberinde getirdi. Koronavirüsün toplumda yaygın olarak görülen, nezle olarak tabir edilen ve hafif semptomlarla seyreden üst solunum yolu etkenlerinden birisi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Mustafa Oral Öncül, “COVID-19” olarak adlandırılan yeni koronavirüsün ise bilinen diğer koronavirüslerden farklı olduğunu belirtti. Yeni koronavirüsün birtakım mutasyonlar nedeniyle etkilerinin daha fazla olduğunu kaydeden Prof. Dr. Öncül, bu virüsün özellikle bağışıklık sistemi baskılanmış ve solunum yolu problemleri olan hastalarda ölümlere neden olabilmesi ve hızlı yayılması açısında diğer virüslerden farklılık gösterdiğini vurguladı.

Hastalık, Her 5 Hastanın 4’ünde Hafif Semptomlarla Atlatılıyor

Yeni koronavirüsün, enfeksiyon riski yüksek olan daha duyarlı hastalarda ciddi akciğer enfeksiyonları nedeniyle ölümlere yol açabildiğini kaydeden Prof. Dr. Öncül, bu hastalığın diğer hasta gruplarında ise her 5 hastanın 4’ünde çok hafif semptomlarla atlatılabildiğini söyleyerek hastalığın belirtileri hakkında şu ifadeleri kullandı: “Yeni koronavirüsün etkilediği hastaların yüzde 85 – yüzde 90’lık bir oranında ateş bulgusunu görüyoruz. Solunum yetmezliği, öksürük, nefes açlığı gibi tanı açısından önemli bulgularla karşılaşıyoruz. Bu hastalık genellikle alt solunum yollarını tutuyor. Riski yüksek hastalarda daha ağır seyreden hastalık, solunum yetmezliklerinden kaynaklanan nedenlerle yoğun bakıma yatırılmayı gerektirebiliyor. Buna karşın virüsün öldürücülük hızının düşük olduğunu söylemeliyiz. Başlangıçta yüzde 2,4-2,5 civarındayken son bilgilere göre bu hızın yüzde 4,3 olduğunu görüyoruz. Hastalığın sadece risk potansiyeli yüksek hastalara etki ettiğini de göz önünde bulundurunca bu hızın düşük olduğunu belirtebiliriz.”


Günümüzde yeni koronavirüsün tedavisinin bulunmadığını fakat tedavi üzerine birtakım çalışmaların sürdüğünü aktaran Prof. Dr. Öncül, Çin’de ve Japonya’da iki farklı ürünün denendiğini ve en son ebola virüsünde kullanılan ajandan olumlu yanıtlar kaydedildiğini ifade eden yayınların bulunduğunu belirterek, “Tedavi açısından çalışmalar devam ediyor fakat ne yazık ki henüz onaylanmış, ruhsat alınmış bir ilacımız bulunmuyor” dedi.

“Ellerimizi En Az 20 Saniye Yıkamalıyız”

Yeni koronavirüsten korunmak için hem bireysel önlemler almanın hem de toplumsal duyarlılığın önemine dikkat çeken Prof. Dr. Öncül, virüsten korunmada en önemli hareketin virüsün girişine engel olmak olduğunu, giriş engellenmiyorsa da virüsün solunum yollarında tutunmasına engel olacak yöntemlere başvurmak gerektiğini ifade ederek sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Bu anlamda kişisel hijyen bakımından önlemler almak büyük önem arz ediyor. Virüsün bulaşabileceği, yayılabileceği alanlarda korunma önlemlerine başvurmamız gerekiyor. Virüs hapşırma ve öksürme sırasında çevreye saçılabiliyor ve ortamlarda kalabiliyor. Kalıcılığı çok uzun sürmeyen ve saatler içerisinde canlılığını yitirebilen bir virüs olsa da ortama saçılmış bu virüsleri ellerimizle kendi solunum yollarımıza taşıma ihtimalimiz var. Bu yüzden el temizliği çok önemli. Ellerimizi suyun altında sabunla tutacak şekilde, en az 20 saniye boyunca, parmak araları, parmak uçları ve avuç içi gibi bütün alanları kapsayarak yıkamalıyız. Bir diğer önemli husus ağız ve burun gargarası yapmak. Çünkü nazofarenkse (üst yutak) tutunmuş olan bu virüslerin oradan atılması lavaj ismini verdiğimiz yıkama ile oldukça etkili olabiliyor.”

“Herkesin Maske Takmasına Gerek Yok”

Prof. Dr. Öncül, toplum tarafından merak edilen bir diğer konu olan maske kullanımı hakkında da bilgilendirmede bulundu. “Eğer duyarlıysanız, bağışıklık sisteminiz baskılanmışsa ya da akciğer hastasıysanız maske kullanımınız söz konusu olmalı” şeklinde konuşan Prof. Dr. Öncül, virüsün damlacık yoluyla bulaşan bir virüs olmasından dolayı cerrahi maskelerin bu açıdan yeterli olduğunu belirtti. Böyle bir hasta ile karşılaşılması durumunda da virüsün damlacık yoluyla bulaşmasına engel olmak için maske kullanılması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Öncül, bunların dışında toplumda herkesin maske takmasına gerek olmadığının altını çizdi.

Yeni koronavirüsün, geçmişte görülen kuş gribi, SARS, MERS-CoV virüsleri ve günümüzde hala etkisini sürdüren domuz gribi gibi Çin’de ortaya çıktığını söyleyen Prof. Dr. Öncül, bu konuyu açıklayan bazı teoriler olduğunu aktardı. “Virüsleri taşıyan hayvanların daha çok o bölgelere yerleşmiş olması ya da bölgedeki besin alışkanlıklarının buna sebebiyet verdiğine dair görüşler söz konusu” diyen Prof. Dr. Öncül, bu durumu henüz net olarak ortaya koyan bir bilimsel çalışmanın olmadığını ifadelerine ekledi.

“Panik Ortamı Yaratılmamalı”

Virüsün görüldüğü ülke sayısı arttıkça ortaya çıkan korku ve uluslararası boyuttaki panik ortamını değerlendiren Prof. Dr. Öncül, böyle bir panik havası oluşturmaya gerek olmadığını vurgulayarak şunları kaydetti: “Yaşanan süreç içerisinde toplumda kaygı verici bir ortam izlenimi oluşturuldu. Televizyonlara baktığımızda kaldırımda yürüyen genç bir insanın orada yığılıp kaldığını gösteren görüntüler görüyoruz. Açıkçası böyle viral bir hastalıktan kaynaklı ani ölümlerle karşılaşmıyoruz. Bunlar aslında toplumun bu konudaki farkındalığını arttırmak için uygulanan birtakım metotlar. Burada yapılması gereken şey; bilimsel metodolojiyi kullanarak akılcı önlemler almak. Son verilere göre 42 ülkeye yayılan koronavirüs, Ekvator’un altında Güney Yarım Küre’de bulunan Brezilya’ya kadar yayılmış durumda. Bu da virüsün pandemi yapmış olabilme özelliğini sergilediğini gösteriyor. Yeni koronavirüs, geçmişteki SARS ve MERS-CoV virüsleriyle benzer yapıda. Aslında hayvanlarda görülen bu virüs başkalaşıma uğrayarak insanlar arasında da yayılma özelliğine sahip. Bunu da kaygı verici bir durum olarak değerlendirmek mümkün olsa da akılcı yöntemler uygulayarak, rahatlıkla üstesinden gelebiliriz.”

Sağlık Bakanlığı Gerekli Tedbirleri Aldı


Koronavirüs salgını sonrası yaşanan gelişmelerden birisi de virüsün yayılmasını engellemek için ülkelerin sınır kapılarını kapatması. İtalya, Yunanistan, İran gibi ülkelerde de koronavirüs salgını vakalarına rastlanılmasının ardından, virüsün Türkiye’de de olabileceğine dair şüpheler söz konusu. Bu noktada insanların koruyucu önlemler aldığını ve toplumsal farkındalığın artmış durumda olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Öncül, Sağlık Bakanlığı’nın da gerekli tedbirleri aldığını ve riskli ülkelerden hasta transferine neden olabilecek ulaşımın kontrol altında olduğunu ifade ederek şunları aktardı: “Havalimanlarında termal kameralarla ateş ölçümleri yapılarak semptomik hastalar kontrol altına alınıyor. Doğuda İran’da böyle bir salgın ilerlemiş durumda. Onunla ilgili olarak giriş çıkışlar engellendi, kontrol altına alındı. Ve orada 2 tane sahra hastanesi oluşturuldu. Şüpheli hastaların izolasyonu erken kontrol açısında son derece önemli. 14 günlük böyle bir izolasyon, bu hastalığın erken dönemde fark edilmesi ve korunulması açısından oldukça anlamlı. Ayrıca konunun uzmanları ve hekimler tarafından bir bilimsel kurul kuruldu. Hastalıkla ilgili her türlü bilgilendirici form oluşturuldu. Hastalığın tanımı, hastalığın ne şekilde tanınacağı, tanıtılacağı ve kişisel ve toplumsal ne şekilde korunma yöntemlerin uygulanacağı konusunda ayrıntılı bir çalışma yapıldı. Bunlar son derece başarılı adımlar.”

“Kendi Aşımızı Üretmeliyiz”

Koronavirüste ve diğer virüs türlerinde mutasyonların bundan sonra da devam edeceğini dile getiren Prof. Dr. Öncül, asıl dikkat edilmesi gereken noktanın Türkiye’nin kendi aşısını üretmesi olduğunun altını çizdi. “Nasıl ki ulusal savunma sanayimizi güçlü kılıyoruz, silahlanıyoruz, bu viral ajanlara karşı da silahlanmamız, kendi aşımızı üretmemiz gerekiyor” şeklinde konuşan Prof. Dr. Öncül, Türkiye’nin kendi aşısını ürettiği zaman gelişebilecek herhangi bir tehdite karşı erken dönemde önlemler alabileceğine dikkat çekerek, bu konuda teknolojik olarak yatırımların yapılması gerektiğini vurguladı.

“Koronavirüsle Eninde Sonunda Karşılaşacağız”

Sürecin ülkemiz açısından şu aşamada gayet iyi bir şekilde yönetildiğini kaydeden Prof. Dr. Öncül, panik ortamı ve kaos yaratılmaması gerektiğini ifadelerine ekleyerek konuşmasını şöyle tamamladı: “Türkiye olarak bu virüsle eninde sonunda karşılaşacağız. Bundan kaçış yok. Kontroller sürdürülse bile, virüsün inkübasyon dönemi dediğimiz 4-5 günlük bir dönemi var. Bu süre içerisinde henüz şikayetleri başlamamış hastaların ülkeye girişleri kontrole yakalanmadan gerçekleşecek ve bu hastalarla öyle veya böyle karşılaşacağız. Böyle bir durumla karşılaşacak olmamız bir kaos yaratmamalı. Bu tarz durumlarda hastaların hangi hastaneye gideceği, ne şekilde tedavi uygulanacağı gibi konuların hepsi belirlenmiş durumda. Sağlık Kurulu bu konuda gayet bilgili. Elimizde bununla baş edebilecek her türlü tıbbi malzeme var. Dolayısıyla biz dersimize çalıştık. Her türlü gereksinimin alt yapısı hazırlandığı için bu konuda başarılı bir mücadele gerçekleştireceğimizi düşünüyorum. Ve bir süre sonra da bu virüsün ortadan kalkarak kaybolacağına inanıyorum.”

Sağlık Bakanlığı'nın hazırladığı koronavirüs bilgilendirme broşürüne ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Haber: Tuğçe AYÇİN
İÜ Kurumsal İletişim Koordinatörlüğü
12:43 | 02.03.2020

Prof. Dr. Haluk Eraksoy: “Koronavirüs, Solunum Salgılarıyla Bulaşıyor”

Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkarak birçok ülkeye yayılan ve ölümlere sebep olan koronavirüs, dünya gündeminde en çok yer alan konuların başında geliyor. Toplamda 11 bin 860 kişiyi etkileyen ve 259 kişinin ölümüne yol açan virüs hakkında merak edilenler ise günden güne artıyor. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Haluk Eraksoy, yeni koronavirüsün ortaya çıkışı, yayılışı, belirtileri ve korunma yolları hakkında bilgi verdi.​

Yeni koronavirüs, Çin’in Wuhan kentinde, canlı hayvanların ve ürünlerinin satıldığı bir pazarla ilişkisi olan 4 kişide ve burayı ziyaret eden çok sayıda insanda zatürre bulgularının saptanmasıyla 31 Aralık 2019’da gündeme geldi. Dünya üzerinde birçok ülkeye yayılan ve ölümlere sebep olan virüsün koronavirüs ailesinden olduğu, hastalardan alınan örneklerin incelenmesi sonucunda 7 Ocak 2020’de anlaşılırken, bu yeni virüse “yeni koronavirüs 2019”; yani 2019-nCoV adı verildi. Koronavirüslerin, insanlarda hastalık yapabilen geniş bir virüs ailesi olduğunu belirten Prof. Dr. Haluk Eraksoy, yarasa gibi bazı hayvan türleri arasında dolaşan koronavirüslerin zaman içinde değişim göstererek insana bulaşma yeteneği de kazandığını ve böylece insan olgularının görülmeye başlandığını söyledi. Koronavirüslerin insandan insana bulaşma yeteneği kazanırlarsa tehdit oluşturabileceklerini kaydeden Prof. Dr. Eraksoy, “İnsanda hastalık yapabilen koronavirüslerden 4’ü nezle ya da soğuk algınlığına neden olur. 2 koronavirüs ise kısaca SARS ve MERS olarak adlandırılan daha ağır solunum yolu hastalıklarının etkenidir. SARS’ın kaynağının misk kedileri, MERS’in kaynağının develer olduğu anlaşılmıştır” dedi.

Koronavirüsün Görüldüğü Ülkeler

7. koronavirüsün ise Çin’de görüldüğünü ve bu virüsten etkilenen 11 bin 860 kişiden 259'unun öldüğünün doğrulandığını belirten Prof. Dr. Eraksoy, ölümlerin hepsinin Çin’de gerçekleştiğini ifade ederek, hastalığın görüldüğü ülkeleri ve hasta sayılarını şu şekilde aktardı: “İlk saptamalara göre yeni koronavirüsün tespit edildiği hasta sayısı; Çin’de 1988, Tayvan’da 6, Tayland’da 5, Avustralya, Malezya ve Singapur’da 4, Fransa, Japonya ve Güney Kore’de 3, ABD ve Vietnam’da 2, Kanada ve Nepal’de ise 1 olarak bildirilmiştir. Vietnam’daki hasta hariç Çin dışındaki ülkelerde saptanan hastaların hepsinin Çin’den geldikleri öğrenilmiştir.”

“Ateş, Öksürük ve Nefes Darlığı ile Kendini Gösteriyor”

Yeni koronavirüse bağlı hastalığın belirtileri hakkında açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Eraksoy, hastalığın 2-14 gün arası süren bir kuluçka süresinden sonra birden başlayan 39 derecelik ateş, öksürük, nefes darlığı ile kendini gösterdiğini kaydederek, bazı hastalarda boğaz ağrısı ve burun akıntısının da olabileceğinin altını çizdi. “Ağır hastalanan ve ölenlerin hemen hepsi; yaşlı ya da akciğer hastalıklarına, organ yetmezliklerine, kanser, diyabet ve bağışıklığı baskılayan hastalıklara sahip olan kişilerdir” şeklinde konuşan Prof. Dr. Eraksoy, genç sağlıklı erişkinlerde hastalığın nispeten hafif seyrettiğini dile getirdi.

“Bulaşması İçin 2 Metreden Yakın Temas Gerekir”

Yeni koronavirüsün, diğer koronavirüsler gibi solunum salgılarıyla bulaştığının düşünüldüğünü söyleyen Prof. Dr. Eraksoy, hasta kişilerden kaynaklı öksürük, hapşırık, gülme ve konuşma sırasında çevreye saçılan virüs içeren damlacıkların, sağlam kişilerin mukozalarına temas ederek bu kişilerin hastalanmasına neden olduğunu vurgulayarak ifadelerini şu şekilde sürdürdü: “Hastalığın bu şekilde insandan insana bulaşması için 2 metreden yakın temas gereklidir. Bugüne kadar virüsten etkilenenlerin arasında bulunan sağlık çalışanlarının, hastalarla direkt temas sonucunda hastalandığı, ayrıca hastalığın hayvan pazarını ziyaret etmeyen kişilerde de geliştiği gösterilmiştir. Bu bulgular yeni koronavirüsün insandan insana bulaşabildiğini göstermektedir. Ancak halen bulaştırıcılığın ne ölçüde olduğu bilinmemektedir. Salgının nasıl seyredeceğini belirleyen en önemli faktör virüsün insandan insana ne kadar kolay bulaşabildiği ve gerekli önlemlerin ne kadar başarıyla alınacağıdır. Bugünkü bilgiler ışığında yeni koronavirüsün et, süt, yumurta gibi ürünlerin yenmesiyle bulaşmadığı söylenebilir.”

“Koronavirüs, Ülkemizde Yayılmış Değil”

Yeni koronavirüsten korunmak için yapılması gerekenler de merak konusu. Bugün için ülkemizde hastalığın yayılmasının söz konusu olmadığını ve bu sebeple toplumda özel bir önlem alınmasının gerekmediğini kaydeden Prof. Dr. Eraksoy, “Hastalıktan korunmak için bir aşı bulunmamaktadır ve korunmak için şimdilik en etkili yöntem hasta kişilerle temas etmekten kaçınmaktır. Ancak solunum yolu enfeksiyonu yapan, grip ya da nezle virüsü gibi çok sayıda virüs kış aylarında insanlar arasında dolaşıyor. Sadece yeni koronavirüsten değil; diğer tüm solunum virüslerinden korunmak için el temizliğine dikkat edilmesi ve temiz olmayan ellerin göz, ağız ve burna götürülmemesi gerekiyor” dedi. İfadelerine yeni koronavirüse bağlı hastalığın tedavisi konusunu değerlendirerek devam eden Prof. Dr. Eraksoy, “Bugün için koronavirüslere karşı etkili olduğu gösterilmiş bir ilaç bulunmamaktadır. Bu nedenle hastalara belirtileri giderecek ve varsa bozulan organ işlevlerini destekleyecek tedaviler uygulanmaktadır” şeklinde konuştu.

“Ölüm Hızı Düşük, Yayılma Hızı Yüksek”

Yeni koronavirüsün ölüm hızının yüzde 3’ten küçük olacak şekilde, kendisinden öncekilere göre daha düşük olduğunun gözüktüğünü ancak yayılma hızının daha yüksek olduğunu kaydeden Prof. Dr. Eraksoy, hastalananların sayısının daha da artacağının anlaşıldığını aktararak, “Böyle damlacıklarla bulaşan solunum yolu hastalıklarının yayılması yavaşlatılabilir. Ancak bir ülkeden diğerine geçmesini tümüyle önlemek neredeyse olanaksızdır. Ülkemizde son 14 gün içinde Çin’e bizzat seyahat etmiş olan veya seyahat etmiş biriyle yakın teması olan kişiler, ateş, öksürük ve nefes darlığı gibi belirtileri olursa mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır” ifadelerini kullandı.

“Resmî Kurumların Açıklamalarına Kulak Verilmeli”

Yeni ortaya çıkan bir virüsün her zaman ilgi ve merak uyandırdığını vurgulayan Prof. Dr. Eraksoy, “Bu, yeni koronavirüs için de böyledir. Ne yazık ki çoğu gerçek dışı olan bilgiler sosyal medyada adeta ışık hızıyla yayılmaktadır. O nedenle yalnızca ciddi kurumların ve kuruluşların açıklamalarına kulak verilmelidir” diyerek sözlerini tamamladı.

Haber: Tuğçe AYÇİN
İÜ Kurumsal İletişim Koordinatörlüğü
13:53 | 29.01.2020