İÜ Mezunu Prof. Dr. Aziz Sancar Nobel Kimya Ödülü Aldı

2015 Nobel Kimya Ödülü’nü, “DNA onarımı” hakkındaki bilimsel çalışmasıyla İÜ İstanbul Tıp Fakültesi Mezunu Prof. Dr. Aziz Sancar aldı. Türk asıllı ABD vatandaşı Prof. Dr. Sancar, İÜ İletişim Fakültesi Mezunu Orhan Pamuk’tan sonra Nobel alan ikinci Türk oldu. Şu ana kadar Türkiye’den Nobel Ödülü almaya hak kazanan iki isim de İstanbul Üniversitesi mezunu.

aziz sancar

İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi, İsveç Akademisi, Karolinska Enstitüsü ve Norveç Nobel Komitesi tarafından verilen Nobel ödülleri açıklandı. Bu yıl Nobel Kimya Ödülü, DNA onarımı konusunda çalışmalar yapan  Prof. Dr. Aziz Sancar, Thomas Lindahl ve  Paul Modrich’e verildi. Kanser tedavisinde “ritmik saat” buluşunu yaparak dünya çapında üne kavuşan Prof. Dr. Sancar ve meslektaşları hücrenin DNA’sını nasıl onardığı ve genetik bilgisini koruduğunu ortaya koyan araştırmalarıyla ödüle layık görüldü.

“Prof. Dr. Aziz Sancar Öğrencilerimize Örnek Olacak”

İÜ İstanbul Tıp Fakültesi Mezunu olan Prof. Dr. Aziz Sancar’ın Nobel Ödülü almasına ilişkin olarak İÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak, şu açıklamayı yaptı: “Nobel Kimya Ödülü’ne layık görülen Prof. Dr. Aziz Sancar İstanbul Üniversitesi’ne ve ülkemize büyük bir gurur yaşattı. Kendisi İÜ İstanbul Tıp Fakültesi’nin yetiştirdiği bir değer olarak bilim alanında başarabileceklerimizi gösterdi. Daha önce bu gururu edebiyat alanında yine mezunlarımızdan İÜ İletişim Fakültesi Mezunu Orhan Pamuk ile yaşamıştık. Tekrar böyle bir gurura ortak olmak bizler için paha biçilemez bir duygu. Prof. Dr. Aziz Sancar’ın aldığı bu ödülün genç bilim insanlarına da ilham kaynağı olmasını diliyorum. Prof. Dr. Aziz Sancar’ı aldığı bu ödülden ve bilime olan katkılarından ötürü en içten şekilde tebrik ediyorum.”

aziz-sancar-odul_2

“Bu Başarıya Beni Türkiye’deki Eğitimim Hazırladı”

Ödülü kazanmaktan onur duyduğunu söyleyen 69 yaşındaki Prof. Dr. Sancar, başarısını Türkiye’de aldığı eğitime borçlu olduğunu ifade ederek sözlerine şöyle devam etti: “Savur’dayken çok güzel bir ilkokulumuz vardı. Çok iyi, çok fedakâr öğretmenlerimiz vardı. Bizi çok iyi yetiştirdiler. Liseyi Mardin’de okudum. Mardin’de de aynı şekilde çok iyi öğretmenlerimiz vardı. Tıbbiye’ye gittiğimde ise İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi, Avrupa’nın en iyi üniversitelerinden biriydi. Bu bakımdan Türkiye’de gerçekten çok iyi bir eğitim gördüm. Bilimsel çalışmalar yapmaya da daha İÜ İstanbul Tıp Fakültesi’ndeyken merak sardım. Türkiye’de aldığım eğitim beni Amerika’ya hazırladı. Özellikle İÜ İstanbul Tıp Fakültesi’nde bir hocamın tavsiyesi üzerine doktoramı alıp temel tıp bilimlerinde ihtisas yapmaya karar verdim. Türkiye beni hazırladığı için burada bilimsel anlamda güçlük çekmedim.”

Prof. Dr. Sancar, Türkiye’de aldığı eğitimden şu sözlerle bahsetti: “Biz genelde memleketimizi tenkit etmeyi severiz. Fakat bizim memlekette çok güzel bir eğitim var. Türkiye’de ilkokulumuz, ortaokulumuz, lisemiz, üniversitelerimiz bedava. Bana bu imkânlar sağlandı. Türkiye’de İÜ İstanbul Tıp Fakültesi’nde okurken aldığım eğitim, buradaki üniversitelerin seviyesindeydi. Türkiye bizlere çok güzel eğitim sağlıyor. Bunu Amerika’da yapamazsınız. O bakımdan ben bu ödülü, memleketime ve Cumhuriyet devrinin başlattığı eğitime borçluyum.”

aziz-sancar-nobel

“Gençler Benimle Aynı Hataya Düşmesin”

Yurtdışında eğitim alan gençlere de eğitimlerini tamamladıktan sonra Türkiye’ye dönmeleri çağrısında bulunan Prof. Dr. Sancar: “Gençler dış ülkelere gitsinler, oraları görsünler, çalışsınlar, fakat benim yaptığımı yapmasınlar, Türkiye’ye dönsünler. Ben o dönem bilimsel imkânların yetersizliğinden dolayı istediğim araştırmaları yapamazdım. O nedenle dönmedim. Ama şimdi Türkiye çok değişti. Bilime ciddi yatırımlar yapıyor. Tavsiyem, evet buraya gelin, burayı görün ama sonra Türkiye'ye dönün.”

“Ödülü Ülkemin Gençlerine Adıyorum”

Prof. Dr. Sancar: “Bu ödülü ülkemin gençlerine adıyorum. Hikâyem, inanıp da başarılamayacak hiçbir şeyin olmadığıdır. Hem kendim hem de ülkem için sevindim. Beni bu noktaya getiren ülkemde aldığım eğitimdir” dedi. Geliştirdikleri mekanizma hakkında da kısa bir bilgi veren Prof. Dr. Sancar, “Yaptığımız, hem kanseri önlemede hem de bazı kanserleri tedavi etmek için önemli bir mekanizma. 35 yıldır bu mekanizma üzerinde çalışıyoruz. Ve sonunda bu mekanizmayı çözdük” diye konuştu.

“Türkiye’deki İmkânlar Değerlendirilmeli”

Çalışmalarına 10 kişilik ekibi ile devam ettiklerini söyleyen Prof. Dr. Sancar: “Haftanın 6,5 günü, günde 12 saat çalışıyoruz” dedi. Çalışmalarına Türkiye’de devam etmeyi düşünmediğini söyleyen Prof. Dr. Sancar, “Çok oturmuş bir ekibim var. Onu Türkiye’ye taşımak mümkün değil. Elimden geldiği kadar Türkiye’deki çalışmalara bilimsel katkı sağlamaya devam ederim” ifadelerini kullandı. Genç bilim insanlarına çok çalışmalarını tavsiye eden Prof. Dr. Sancar, “Türkiye’de güzel imkânlar var. Türkiye bilime güzel yatırımlar yapıyor. Amerika’da Nobel ödülü alabilecek düzeyde araştırmalar yapan insanlarımız da var. Ümitliyim, inşallah başka Nobel ödülleri alanlarımız da olacak. Gelecek 10 yıl içerisinde Avrupa düzeyini yakalarız. Çok çalışmak lazım” açıklamalarında bulundu.

Ülkesine Hizmet Etmek İstiyor

Uzun yıllardır ABD’de olmasına rağmen Prof. Dr. Sancar’ın memleket sevdasını gözlerinde ve sözlerinde görmek mümkün. Prof. Dr. Sancar, kendisini Nobel’e götüren sürece rağmen, “Ben Mardin’in Savur ilçesinin sağlık ocağında çalıştım. Oradaki kardeşlerimle, hemşehrilerimle çok iyi kaynaştım, faydam oldu. Beni üzen tek şey, bazen bu konuda düşünüyorum, niçin onları bıraktım diyorum. Çünkü onlara faydam vardı” sözleri, ülkesine hizmet isteği ve özlemini ortaya koyuyor.

“Alanlarında Çığır Açtılar”

İsveç Kraliyet Bilim Akademisi’nden Nobel Kimya Ödülü’nün verilmesine ilişkin olarak şu açıklama yapıldı: “Üç bilim insanının sistematik çalışmaları canlı hücrelerin nasıl çalıştığının yanı sıra, kalıtımsal hastalıklar ile kanser ile yaşlanmanın arkasındaki faktörleri anlamakta büyük rol oynadı. İnsan DNA’sı her gün ultraviyole ışınlar, serbest radikaller ve diğer kanserojen maddeler nedeniyle zarar görüyor. Ancak bu tür dış saldırılar olmadan da DNA molekülleri, kalıtımsal olarak değişken bir yapıya sahiptir. Hücrenin genomunda her gün çok sayıda değişiklik meydana gelir. Daha da ötesi insan vücudundaki hücreler her gün milyonlarca kez bölünür ve bu esnada DNA kopyalanır. DNA’nın kopyalanması sırasında bazı bozukluklar ortaya çıkar. Genetik materyalin tam bir kimyasal kaosa düşmemesinin nedeni, hiç durmadan DNA’yı izleyen ve meydana gelen hasarları onaran moleküler sistemler barındırmasıdır. 2015 Nobel Kimya Ödülü, bu onarım sistemlerinin nasıl işlediğini moleküler düzeyde gözler önüne seren çalışmalarıyla alanlarında çığır açan üç bilim adamına verilmiştir.”

Ödül Alfred Nobel’in Ölüm Yıldönümünde Verilecek

Prof. Dr. Sancar, hücrenin DNA üzerinde oluşan morötesi zararı onarmasını sağlayan mekanizmayı haritalandırması sayesinde ödüle değer görüldü. Londra Francis Crick Enstitüsü’nden Dr. Lindahl, hücre döngüsü esnasında DNA'nın onarılmasını üstlenen hücresel mekanizma hakkındaki keşifleri, Howard Hughes Medikal Enstitüsü’nde araştırmalar yapan Dr. Modrich ise hücre bölünmesi esnasında DNA üzerinde oluşan hataları düzelten mekanizma üzerindeki analizleriyle ödülde pay sahibi oldu.

Prof. Dr. Sancar kazandığı ödülle 1901 yılından bu yana Nobel ödülüne layık görülen 169 isim arasına girdi. Bu yıl Nobel Kimya Ödülü’ne layık görülen Prof. Aziz Sancar, İsveçli Thomas Lindahl ve  ABD’li Paul Modrich, ödüllerini Alfred Nobel’in ölüm yıldönümü olan 10 Aralık’ta alacaklar. Prof. Dr. Sancar ve meslektaşları 960 bin dolarlık ödülün sahibi oldu.

Prof. Dr. Aziz Sancar Kimdir?

Prof. Dr. Aziz Sancar, 1946 yılında okuma yazma bilmeyen ancak eğitime önem veren bir ailenin oğlu olarak Mardin’de dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini Mardin’de tamamlayan Prof. Dr. Sancar, İÜ İstanbul Tıp Fakültesi mezunu. 1963 yılında girdiği İÜ İstanbul Tıp Fakültesi’ni 1971 yılında bitiren Prof. Dr. Sancar, daha sonra eğitim için ABD'ye gitti. Doktorasını moleküler biyoloji dalında DNA onarımı üzerine Dallas’ta Teksas Üniversitesi’nde yaptı. Yale Üniversitesi’nde DNA onarımı konusunda doçentlik tezini tamamladı.

1982 yılında UNC Chapel Hill’de biyokimya ve biyofizik alanlarında çalışan Prof. Dr. Sancar, burada DNA onarımı, hücre dizilimi, kanser tedavisi ve biyolojik saat üzerinde çalıştı. Prof. Dr. Sancar, daha önce “DNA tamiri” ve “hücre döngüsü kontrol noktası” gibi konularda yaptığı çalışmalarla da adını duyurmuştu.  Prof. Dr. Sancar, Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi’ne kabul edilen üç Türk’ten biri olmuştu.

1997 yılından bugüne Amerika Birleşik Devletleri North Carolina-Chapel Hill’de North Carolina Üniversitesi Biyokimya ve Biyofizik Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yapan Prof. Dr. Sancar, yaptığı 300'e yakın bilimsel makale ve bu makalelere yapılan 12 binden fazla atıfla, akademik alanda eşine az rastlanır bir başarıya imza attı.

Prof. Dr. Aziz Sancar, 1969 yılında MD, Summa Cum Laude, 1984 yılında NSF Presidential Young Investigator Award (NSF Başkanlık Genç Araştırıcı Ödülü), 1995 yılında NIH MERIT Award (NIH Merit Ödülü), 2004 yılında American Academy of Arts and Sciences (Amerikan Akademisi Bilim ve Sanat), 2005 yılında National Academy of Sciences, USA (Ulusal Bilimler Akademisi, ABD), 2006 yılında Turkish Academy of Sciences (Türk Bilimler Akademisi), 2007 yılında Turkish Koç Award (Türk Koç Ödülü), 2009 yılında University of Texas at Dallas Distinguished Alumni Award (Texas Üniversitesi Dallas Seçkin Mezunlar Ödülü) ve 2014 yılında ise Distinguished Visiting Professor – Academia Sinica ödüllerine layık görüldü.

Prof. Dr. Sancar ve ekibi, memelilerin DNA eksizyon (kesme) onarımı, memelilerin DNA hasar noktaları ve memelilerin sirkadiyan (24 saatlik) saati olmak üzere üç konu üzerinde çalışmaya devam ediyor. Bu üç sistem de farklı mekanizmalarla homeostazi (dengeleşim) ve çevreye adaptasyon sağlayarak canlıların dış ve iç sinyallerine  cevap almada aracılık etse de, organizma düzeyinde, birleşmiş (bağlaşık) sistemdedirler.

İÜ Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü


Öne Çıkan Haberler

İstanbul Üniversitesi 2015-2016 Akademik Yılı Açılış Töreni

Türkiye’de Urdu Dili Eğitiminin 100. Yılı Sempozyumu

Uluslararası Mehmet Emin Buğra Sempozyumu İÜ’de Yapıldı

2. Deneysel Tasarım ve Ön Biyoistatistik Sempozyumu İÜ’de Gerçekleştirildi

Yüksek Nitelikli Bilimsel Makale Geliştirme Çalıştayı İÜ’de Yapıldı

İÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi’nden Tıp ve Sağlık Eğitimi Paneli