İ.Ü.Siyasal Bilgiler
Fakültesi Dergisi
Arş.Gör.Dr.ESRA
NEMLİ*
Çevre
sorunlarının uluslararası düzeyde dikkati çekmesi ve bu konuda çözüm arayışları
1972 yılında düzenlenen Stockholm Konferansı ile başlamış, 1987 yılında
Birleşmiş Milletler Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu tarafından yayınlanan
Ortak Geleceğimiz Raporu'nda detaylı biçimde ele alınan sürdürülebilir kalkınma
kavramı çevreyi koruma yönündeki çabaların somut adımlarla ilerlemesine olanak
sağlamıştır.
Çevre bilincinin
işletmeler düzeyinde oluşumunda ise Milletlerarası Ticaret Odası'nın 1991
yılında yayınladığı Sürdürülebilir Kalkınma İş Bildirisi ile, Amerika Birleşik
Devletleri ve Kanada'da çevreyi korumak amacıyla biraraya gelen çeşitli
grupların veya şirketlerin yayınladığı CERES Prensipleri, Üçlü Sorumluluk
İlkeleri gibi rehber niteliğinde bildiriler önemli rol oynamıştır.
Son yıllarda sürdürülebilir kalkınma anlayışı ve çevre koruma bilincinin
artışıyla birlikte, işletmelerin çevreye bakış açılarında önemli bir değişim
yaşanmaktadır. Bu çerçevede, kaynakların verimli kullanımı, atıkların minimize
edilmesi, geri dönüştürülmesi, çevre dostu tasarım ve paketleme gibi unsurlar ön
plana çıkmaktadır. İşletmelerde çevre bilincinin yerleşmesi ve çevre yönetim
sisteminin oluşturulması öncelikle tepe yönetimin çevre konusunda duyarlı
olmasına bağlıdır.
Bu çalışmada
önce çevreye duyarlı yönetim kavramı tanımlanacak, daha sonra ISO 14001
kapsamında çevre yönetim sisteminin unsurları ve işleyişi ile çevre
yöneticilerinin sahip olması gereken nitelikler ele
alınacaktır.
2000’li yılların
başlangıcında, işletme yöneticileri, çevreden elde edilen doğal kaynakları
verimli kullanmayı fazla önemsemeyen, üretim sonucu ortaya çıkan katı atıkları,
kirli suları, emisyonları hiçbir filtreleme işleminden geçirmeden çevreye
bırakan bir anlayıştan, doğal kaynaklar açısından Dünyanın sınırlarına
yaklaşıldığını farkeden, atıkları geri dönüştürmek veya yeniden kullanmak
konusunda hassas davranan, üretimde çevre dostu temiz teknolojiler kullanan ve
çevre korumayı sadece yasalar gerektirdiği için değil, bir felsefe olarak
benimseyen bir anlayışa doğru geçmektedirler.
Çevre sorunlarının işletmeler düzeyinde özellikle 1990'lı yıllara kadar
ihmal edilmesinin en önemli sebeplerinden birisi, işletme literatüründe “çevre”
kavramının kapsamının eksik biçimde belirlenmesiyle ilgilidir.[1] İşletme
çevresi, ekonomik, sosyal, politik ve teknolojik faktörlerin şirket
performansını belirlediği bir çevre olarak ele alınmakta, "doğa"nın bütün insan
ve işletme faaliyetlerinin “çevre"sini oluşturduğu gözardı edilmektedir. Başka
bir deyişle, işletmeler açısından çevre; müşteriler, rakipler, çalışanlar,
hükümet, tedarikçiler vb. unsurlardan oluşmakta ve ekolojik çevreyi, yani
havayı, suyu ve toprağı içermemektedir.[2]
Çevre koşullarındaki hızlı bozulma ve Dünyanın sınırlarına yaklaşıldığı
endişesi, işletme yöneticilerinin ekolojik çevreye bakış açılarını bir an önce
değiştirmelerini ve işletme faaliyetleriyle ilgili kararlar alırken ekolojik
çevreyi önemli bir faktör olarak değerlendirmelerini
gerektirmektedir.
Çevrenin korunması konusunda tüketicilerden gelen talepler de,
işletmeleri çevreye karşı daha duyarlı olmaya yönlendirmektedir.[3]
Tüketiciler, daha az kirlilik ve atık, daha fazla geri dönüşüm istemekte,
yenilenebilir kaynakların daha fazla kullanımını ve ürünlerin ekosistem için
daha güvenli olmasını talep etmektedirler. İşletme yöneticileri de değişimin
gerisinde kalmamak için bu yöndeki talepleri stratejik kararlarda dikkate almak
ve çevreye karşı daha duyarlı bir yönetim anlayışı geliştirmek
durumundadırlar.
Çevreye duyarlı yönetim, ekolojik çevreyi karar alma süreçlerinde önemli
bir unsur olarak dikkate alan, faaliyetlerinde çevreye verilen zararı minimuma
indirmeyi veya tamamen ortadan kaldırmayı amaç edinen, bu çerçevede, ürünlerinin
tasarımını ve paketlemesini, üretim süreçlerini değiştiren, ekolojik çevrenin
korunması felsefesini işletme kültürüne yerleştirmek için çabalayan, sosyal
sorumluluk kapsamında topluma karşı görevlerini yerine getiren işletmelerin
benimsediği bir anlayıştır.
SHRIVASTAVA, geleneksel yönetim anlayışıyla çevreye duyarlı yönetim
anlayışını aşağıdaki Tabloda görüldüğü gibi karşılaştırmaktadır.[4]
Tablo: Geleneksel
Yönetim- Çevreye Duyarlı Yönetim Karşılaştırması
|
GELENEKSEL
YÖNETİM |
ÇEVREYE
DUYARLI YÖNETİM |
|
Amaçlar: ·
Ortaklara
sağlanan getiri |
Amaçlar: ·
Sürdürülebilirlik
ve yaşam kalitesi ·
Ortakların
refahı |
|
Ürünler: ·
Fonksiyon,
stil ve fiyat için tasarlanmış ürünler ·
Gereksiz
atık yaratan paketleme |
Ürünler: ·
Çevre
için tasarlanmış çevre dostu ürünler |
|
Organizasyon: ·
Hiyerarşik
yapı ·
Yukarıdan
aşağıya karar verme ·
Karar
vermede merkeziyetçilik |
Organizasyon: ·
Hiyerarşik
olmayan yapı ·
Katılımcı
karar verme ·
Karar
vermede merkezkaçcılık |
|
Çevre: ·
Çevreye
hakim olma ·
Çevrenin
bir kaynak olarak yönetilmesi ·
Kirlilik
ve atıkların dışsallıklar olarak
değerlendirilmesi |
Çevre: ·
Doğayla
uyum içinde olma ·
Doğal
kaynakların sınırsız olmadığının farkına varılması ·
Kirlilik
ve atıkların yönetilmesi ve minimize edilmesi |
|
İşletme
fonksiyonları: ·
Pazarlama
tüketimi artırmayı amaçlar. ·
Finansman
kısa dönemde kârı maksimize etmek ister. ·
Muhasebe
geleneksel maliyetler üzerinde yoğunlaşır. ·
İnsan
kaynakları yönetimi işçi verimliliğini artırmayı
hedefler. |
İşletme
fonksiyonları: ·
Pazarlama
tüketici eğitimi için vardır. ·
Finansman
uzun dönemli sürdürülebilir büyümeyi amaçlar. ·
Muhasebe
çevreyle ilgili maliyetler üzerinde yoğunlaşır. ·
İnsan
kaynakları yönetimi, işyerinde sağlık ve güvenliği sağlamaya
çalışır. |
Çevreyle ilgili
çabalarını sistematik hale getirmek, belirli hedefler koyup bunlara ne ölçüde
ulaşıldığını belirlemek ve düzeltici önlemler almak isteyen işletmeler çevre
yönetim sistemlerini oluşturma ve belgelendirme yoluna
gitmektedirler.
Çevre performansının iyileştirilmesinde çok önemli bir yere sahip olan
çevre yönetim sistemi, TS ISO
14004’e göre: “Genel yönetim sisteminin; çevre politikasının geliştirilmesi,
uygulanması, başarıya ulaştırılması, gözden geçirilmesi ve idamesi amacını
güden; kuruluş yapısı, planlama faaliyetleri, sorumluluklar, uygulamalar,
usuller, işlemleri de içine alan parçasıdır.”[5]
Yönetim sistemleri, parçalara ayrılma, bölünme eğiliminde olan bir
yapıyı, bütünleştirme ve organize etme eğilimindedirler. Bu amaca ulaşmak için
de, sistem, sadece yönetim kademelerini değil, tek tek bütün çalışanların görev
ve sorumluluklarını kapsamaktadır. Faaliyetlerin tümünü kapsayan böyle
bütünleşik bir sistem, yöneticilerin ve çalışanların işletmedeki yerlerini
açıkça görmelerine yardım etmekte ve faaliyetler arasındaki karşılıklı
bağımlılığın farkına varılmasını sağlamaktadır.
Çevreye büyük zararlar veren pek çok kaza ve felaketin nedenlerinin araştırılmasından elde edilen sonuç,
eğer etkin çalışan bir yönetim sistemi mevcut olsa idi veya varolan sistem
düzgün işleseydi böyle bir olayın ortaya çıkmayacağı şeklindedir.[6] Dolayısıyla
işletmelerde çevre yönetim sistemlerinin oluşturulması ve etkin işleyişinin
sağlanması, çevre kirliliğinin azaltılması
ve işçi sağlığı ile güvenliğinin sağlanması çabalarında çok önemli bir
yer tutmaktadır.
Çevre yönetim sisteminin en önemli unsuru döngü şeklindeki yapısı ve
işletmenin her elemanını/parçasını kapsamasıdır. Etkin ve verimli bir çevre
yönetim sistemi, herhangi bir problemi ortaya çıktığı ilk anda tespit edebilme,
hatta önceden farkedebilme yeteneğine sahip olmalıdır. Çevre yönetim sisteminin
başka bir önemli özelliği, geleneksel yetki ve sorumluluk ilişkilerinden oluşan
fonksiyonel yapıyı aşan bir sistem olmasıdır.
İşletmeler çevre yönetim sistemlerini oluştururken,
·
Kaynak kullanımının,
çevreye yönelik risk ve zararların, çevre kirlenmesinin, hurda oranlarının en
aza indirilmesini,
·
Rekabet gücünün ve
verimliliğin artırılmasını ve
·
Daha temiz çalışma
ortamları, daha temiz ve yaşanabilir bir çevrenin oluşturulmasını
hedeflemektedirler.[7]
Uluslararası alanda oluşturulan çevre yönetimi standartları, işletmelerin
çevreyle ilgili çabalarını, sürdürülebilir kalkınma ortak amacına
yönlendirmelerine yardımcı olmaktadır. Bu tip standartlar ayrıca, şirketlerin şu
anda varolan ve gelecekte ortaya çıkabilecek olan yasal düzenlemelere uyum
sağlamalarını kolaylaştırmaktadır. Bu alanda ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi
Standardı, BS 7750 Çevre Yönetim Sistemi Standardı ve Eko Yönetim ve Denetim
Sistemi (EMAS) dikkat çekmektedir.
Dünya çapında en fazla kabul gören
ISO 14001 Standardı, Uluslararası Standartlar Örgütü (ISO) tarafından
geliştirilmiş ve Ağustos 1996’da yayınlanmıştır. ISO14001, ISO 14000 Serisinin
denetlenen ve sertifika verilen tek standardıdır.
ISO 14001 Standardı, kuruluşun ulaşması gereken sayısal hedefler
belirlememekte, performans kriterleri belirlemek yerine, “yönetim
metodolojisini” tanımlamaktadır.[8] ISO 14001,
çevre yönetim sisteminin beş unsuru için bir standart oluşturmaktadır: 1)
Politika ve bağlılık, 2) Planlama, 3) Uygulama, 4) Ölçme ve değerleme, 5) Gözden
geçirme ve iyileştirme. Dolayısıyla ISO 14001, çevreyle ilgili konuların,
işletmenin bütün faaliyetlerine entegre edildiğini ve çevresel performansın
sürekli olarak iyileştirildiğini garanti etmeyi
amaçlamaktadır.
ISO 14001 Standardı, etkin bir çevre yönetim sisteminin temel unsurlarını
tanımlamaktadır. Bu unsurlar, organizasyon yapısını, planlama faaliyetlerini,
sorumlulukları, prosedürleri, süreçleri ve çevre politikasını geliştirmek,
uygulamak ve gözden geçirmek için gerekli kaynakları kapsayan bir yönetim
sistemini oluşturmaktadır.[9]
ISO 14001 Standardını temel alan bir çevre yönetim sistemi her tip ve
büyüklükteki işletmenin kendi ürün, hizmet ve faaliyetlerinin çevre üzerindeki
etkilerini kontrol etmesine yardımcı olan bir yönetim aracıdır. Çevre yönetim
sistemi, çevresel amaç ve hedeflerin belirlenmesinde ve gerçekleştirilmesinde
sistemli bir yaklaşımı mümkün kılmakta ve işletmenin çevreyle ilgili politika,
plan ve faaliyetleri için stratejik bir çerçeve sunmaktadır.[10]

Şekil: Çevre Yönetim
Sistemi Modeli
TS ISO 14004'e göre, çevre
politikası: "Kuruluşun, genel çevre icraatı ile ilgili niyet ve prensiplerini
açıklamak; faaliyet, çevre amaç ve hedeflerine çerçeve teşkil etmek üzere
yaptığı beyandır."[11]
Çevresel performansını iyileştirme konusunda kararlı olan bir şirketin
başlangıç noktası, bu kararlılığın çevre politikası aracılığıyla açıkça
belirtilmesidir. Çevre politikası açık olmalı ve tek bir dokümanda işletmenin
çevreyle ilgili temel amaçlarını mümkün olan en geniş kitleye yansıtmalıdır.
İşletme çevresel amaçlarını açıkladıktan sonra, kendini inceleme ve
değerlendirmeye açmış olmaktadır, dolayısıyla zayıf bir çevre politikası
rakipler ve diğer baskı grupları tarafından açığa çıkarılacak ve
eleştirilecektir.
Kamuoyu, kuruluşun çevre yönetim sistemini çevre politikası aracılığıyla
tanıyacaktır.[12]
Dolayısıyla, çevre politikası açıkça tanımlanmış ve uygulanabilir olmalı ve
şirketin çevresel performansını iyileştirmek istediği alanlarla doğrudan
ilişkili olmalıdır.
Örneğin, IBM Şirketinin çevre politikası, “IBM bütün faaliyetlerinin
çevresel etkisini minimuma indirecektir. Şirket yönetimi çevreye zarar vermemek
konusunda sürekli olarak dikkatli olacak ve doğal kaynakları korumanın yollarını
arayacaktır.” şeklindedir.[13]
Çevre yönetim sisteminin oluşturulmasında, çevre politikası
belirlendikten sonra planlama aşaması
gelmektedir. TS ISO
14001’de PLANLAMA başlığı altında:
·
Çevre
boyutları,
·
Kanuni ve diğer
şartlar,
·
Amaçlar ve
hedefler,
·
Çevre yönetim program
veya programlarına yer verilmektedir.[14]
Kuruluş, üretmekte olduğu mal veya hizmetlerin çevre üzerindeki
etkilerini belirlemek üzere usuller geliştirmelidir. Kendi faaliyet, ürün ve
hizmetleri hakkında kanundan doğan veya gönüllü olarak uymayı kabul ettiği
şartları tespit etmek ve bunlara uymak üzere usuller oluşturmalıdır. Kuruluş
bünyesindeki her görev için çevre amaç ve hedefleri belirlemeli ve bunlara
erişilmesini sağlamalıdır. Çevre programları aracılığıyla da her bir yönetim
kademesinin veya görevin yetki ve sorumluluklarının tespiti, amaçlar için zaman
çizelgelerinin oluşturulması ve kaynakların dağıtılması söz
konusudur.
Çevre yönetim sisteminin oluşturulmasında kuruluşun bütün seviyelerinin
katılımı gerekmekle birlikte, özellikle tepe yönetimin katkısı çok önemlidir. Bu
da sistemin yukarıdan aşağıya işlediğini gösterir. Bununla birlikte, bilgi ve
iletişim örgütte aşağıdan yukarıya doğru da ilerlemelidir.
TS EN ISO 14001, UYGULAMA VE İŞLEM başlığı altında,
·
Yapı ve
sorumluluk,
·
Eğitim, bilinç ve
ehliyet,
·
İletişim,
·
Çevre yönetim sistemi
ile ilgili belgeye bağlama işlemleri,
·
Belge
kontrolü,
·
İşlem
kontrolü,
·
Acil hal hazırlığı ve bu
hallerde yapılması gereken işler
maddelerini ele
almaktadır.[15]
ISO 14001, kuruluş içindeki rollerin, yetki ve sorumlulukların açık
biçimde tanımlanmasını istemektedir. Çevre yönetim sisteminin uygun biçimde
kurulduğundan ve standart çerçevesinde uygulandığını garanti etmek üzere bir
çevre yöneticisinin görevlendirilmesi gerekmektedir.[16]
ISO 14001 Standardından yararlanarak kuruluşun çevre yönetim sisteminin
oluşturulması, işletme içinde fonksiyonlararası işbirliğini geliştiren ve
şirketin örgütsel öğrenme konusundaki yeteneğini artıran önemli bir tecrübe
olmaktadır.[17]
Çevre yönetim sisteminin başarısı, çalışanların çevre koruma bilincine
sahip olmalarına ve bu süreç içinde kendi rol ve sorumluluklarını anlamalarını
sağlayacak eğitimlerin verilmesine önemli ölçüde bağlıdır. Başarılı bir çevre
yönetim sistemi için işletme kültüründe gerekli değişimin sağlanmasında eğitim
önemli bir araçtır.[18] Çevresel
sorunlar, enerji, atık yönetimi vb. konularda çalışanların bilgi düzeyinin
artırılmasında eğitimden yararlanılmaktadır. Eğitimin işletmenin bütün düzeylerinde verilmesi
özellikle önemlidir. Çevre yönetimine kaynak ayırma konusunda karar verme
yetkisine sahip olan üst yönetimin, çevresel sorunlarla günlük olarak sık sık
karşılaşan orta kademe yöneticilerin, ve işletmenin çevreyi etkileyen süreç ve
uygulamaları üzerinde etki sahibi olan diğer personelin eğitim çalışmasına dahil
edilmesi gerekir.
Standardın bu maddesinde, çevre üzerinde önemli etkileri olan işlem ve
faaliyetlerin izlenmesi ve ölçülmesi, faaliyetlerin çevre mevzuatına
uygunluğunun takibi, herhangi bir uygunsuzluk (riayetsizlik) durumunda düzeltici
ve önleyici faaliyetlerde bulunulması vurgulanmaktadır. Çevre yönetim sisteminin
denetimi de bu başlık altında ele alınmaktadır.
TS EN ISO 14001’de çevre yönetim sistemi denetimi:
“Kuruluşun çevre yönetim sisteminin; çevre yönetim sistemi denetim
kıstaslarına uyup uymadığını belirlemek ve sonuçları müşteriye bildirmek
amacıyla, gerekli delillerin tarafsız ve değer yargılarına yer vermeyecek tarzda
toplanması ve değerlendirilmesinden ibaret bir değerlendirme ve belgeye bağlama
işlemidir.”[19] şeklinde
tanımlanmaktadır.
Çevre denetimi, çevre yönetim sistemini başarılı biçimde uygulamak
isteyen bir işletme için çok önemlidir. Bu denetim, çevre yönetimine kapsamlı
bir yaklaşım çerçevesinde ele alınmalıdır. Burada tepe yönetime önemli rol
düşmektedir, tepe yönetimin desteği olmadan iç denetimin başarılı olması zordur.
Diğer taraftan yönetim, denetim sonucunda ortaya çıkan eksiklikleri giderme
konusunda kararlı olmalıdır.
Çevre denetiminden işletmenin sağlayacağı yararlar arasında, yasal
düzenlemelere uyumun garanti edilerek maddi cezalardan kaçınılması, şirketin
toplumda sahip olduğu imajın iyileşmesi, maliyetlerde azalma, işletmenin her
düzeyinde çevre konusunda bilinçlenmenin artışı ve genel olarak kalitede bir
artış sayılabilir. Diğer taraftan
böyle bir denetimin potansiyel zararları arasında ise denetimin başlangıçtaki
maliyeti, yönetimin ve çalışanların yabancıların kendi şirketlerine girişi ve
onları değerlemesine duyduğu tepkiden bahsedilebilir.[20]
"Kuruluşun üst yönetimi, uygunluğunun, yeterliliğinin ve etkinliğinin
devam ettiğini teminat altına almak için, kendisinin tayin ettiği aralıklarla,
çevre yönetim sistemini gözden geçirmelidir. Yönetimce yürütülen gözden geçirme
işlemi, yönetimin iyi bir değerlendirme yapabilmesi için gerekli bilgilerin
toplanmasını sağlamalıdır. Bu gözden geçirme işlemi belgeye bağlanmalıdır."[21]
TS EN ISO 14001'e göre, gözden geçirme işlemleri:
·
denetimlerden elde
edilen sonuçları,
·
amaç ve hedeflere ne
ölçüde ulaşıldığını,
·
değişen şartlar ve
bilgiler ışığında, çevre yönetim sisteminin kuruluşa uygunluğunu koruyup
korumadığını,
·
konuyla ilgili
tarafların görüşlerini içine almalıdır.[22]
Çevre yönetim sisteminin en önemli özelliği kuruluşun sürekli gelişmeyi
sağlamasına yardımcı olmasıdır. Hedeflerin belirlenmesi, planların yapılması,
sistemin denetlenmesi, yönetimin sonuçları gözden geçirmesi ve gereken düzeltici
ve önleyici faaliyetleri gerçekleştirmesi gibi unsurların hepsi, sürekli
gelişmeyi başarabilmek içindir.[23]
Etkin bir yönetim sistemi, çevreye verilen zararı minimuma indirebilmek
amacıyla bütün araç ve stratejileri biraraya getirmelidir. Yönetim sistemi,
şirket politikasıyla belirlenen amaçları gerçekleştirmek için geliştirilmekte ve
uygulanmaktadır. Sistem, işletmenin bütün faaliyetlerini içine alacak şekilde
kapsamlı olmalıdır, hataların veya kazaların ortaya çıkabileceği boşluklara
imkan verilmemelidir. Ayrıca her çalışan sistemin işleyişinde kendisine düşen
görevlerin farkında olmalıdır. Sistem kapsamındaki prosedürler açıkça anlaşılır
biçimde dokümante edilmeli, çalışanlar görev ve sorumlulukları konusunda
eğitilmeli, ve düzenli denetimler yapılmalıdır. Sistemin bütün elemanları
yakından izlenmeli ve herhangi bir aksaklık hızla düzeltilmelidir. Sistem
sürekli iyileştirmeye açık olmalıdır ve çevreye “sıfır zararlı etki” amacı
benimsenmelidir.[24]
Etkin bir yönetim sistemi, kapsamlı, anlaşılabilir ve açık olmalıdır:[25] Bu
özelliklere sahip olmayan bir sistemde hatalar ortaya çıkabilecek ve sistem
zaman içinde iyileşecek esneklikte olmayacaktır. Bu özellikler daha yakından
incelenecek olursa:
·
Sistemin kapsamlı
olması, işletmenin faaliyetlerinin tümünü kapsaması gerekmektedir. Sistemin
hiçbir yerinde boşluk kalmamalıdır, çünkü kazalar/hatalar böyle noktalarda
ortaya çıkma eğilimindedirler. İşletmenin her bir bölümü/birimi/çalışanı,
sistemin uygulanmasında üzerine düşeni yerine
getirmelidir.
·
Sistemdeki bütün
prosedürler herkesin anlayabileceği şekilde olmalıdır. Eğer roller ve görevler
anlaşılabilir bir şekilde belirlenmemişse gereği gibi yerine getirilmeyebilir.
Bu aşamada sistemin dokümante edilmesi, çalışanların görev ve sorumlulukları
hakkında eğitilmeleri, işleyişin periyodik olarak gözden geçirilmesi ve
denetlenmesi söz
konusudur.
·
Sistem gözden
geçirilmeye açık olmalıdır, dolayısıyla işletmenin faaliyetlerinde ve üretilen
mal ve hizmetlerin kalitesinde sürekli iyileştirmeler yapma yönünde bir
kararlılık (commitment) olmalıdır.
Yönetim sisteminin etkin çalışan bir organizasyon yapısına sahip olması
çok önemlidir. Yetki ve sorumluluklar ile haberleşme kanalları açık-seçik
tanımlanmalıdır. Organizasyon yapısının oluşturulmasında göz önünde
bulundurulması gereken unsurlar ise aşağıdaki gibi sıralanabilir:[26]
·
İşletmenin bütün
faaliyetleri belirlenmeli, tanımlanmalı ve uygun biçimde dokümante
edilmelidir.
·
Bireylerin ve grupların
sahip oldukları genel ve özel yetki ve sorumluluklar tanımlanmalı, ve onların
yokluğunda sorumlu olacak kişiler de belirlenmelidir.
·
Üst yönetimin seçtiği
bir kişi problemleri ve çatışmaları çözmek üzere
görevlendirilmelidir.
·
Çeşitli faaliyetler
arasındaki koordinasyon ilişkileri açıkça tanımlanmalıdır.
·
Ortaya çıkmış olan ve
potansiyel problemlerin belirlenmesine çalışılmalı, bunların çözümü veya
önlenmesi için gerekli tedbirler alınmalıdır.
ISO 14001 yaklaşımıyla kurulacak etkin bir çevre yönetim sisteminin:
kuruluşun iç ve dış çevresindeki hızlı değişime uyum sağlayabilmek için dinamik,
esnek ve yalın olması; aynı zamanda uygulayıcı personelin kolaylıkla
anlayabileceği açıklıkta olması çok önemlidir.[27]
Çevre yönetiminin işletmeler için önemi arttıkça, etkin çevre yönetimine
duyulan ihtiyaç da artmaktadır. İşletmelerde çevre yönetim sisteminin
oluşturulması ve işlemesi bütün çalışanların katılımını gerektirmekle beraber,
sistemin özellikle kuruluş aşamasında çevre yöneticisinin rolü çok önemlidir.
“21.yüzyılın çevre yöneticileri, ekolojik çevrenin işletme için stratejik
önemini belirlemekte ve bütün çalışanlara anlatmakta anahtar rol
üstleneceklerdir.”[28]
1970 ve 1980’lerdeki “çevre devrimi” ortaya çıkıncaya kadar işletmelerde
çok az sayıda çevre yöneticisi vardı. Çevre ile ilgili sorunlar üretim konusunda
yoğunlaştığı için bu alanda çalışanların çoğu da mühendislerdi. Çevre
mevzuatının gelişmesiyle birlikte işletmelerde çevre yöneticisi pozisyonları
sayıca artmakta ve bu yöneticilerin
uzmanlık alanları da çeşitlenmektedir.[29]