İ.Ü.Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi

No: 23-24 (Ekim 2000-Mart 2001)

ÇEVREYE DUYARLI YÖNETİM ANLAYIŞI

Arş.Gör.Dr.ESRA NEMLİ*

GİRİŞ

Çevre sorunlarının uluslararası düzeyde dikkati çekmesi ve bu konuda çözüm arayışları 1972 yılında düzenlenen Stockholm Konferansı ile başlamış, 1987 yılında Birleşmiş Milletler Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu tarafından yayınlanan Ortak Geleceğimiz Raporu'nda detaylı biçimde ele alınan sürdürülebilir kalkınma kavramı çevreyi koruma yönündeki çabaların somut adımlarla ilerlemesine olanak sağlamıştır.

Çevre bilincinin işletmeler düzeyinde oluşumunda ise Milletlerarası Ticaret Odası'nın 1991 yılında yayınladığı Sürdürülebilir Kalkınma İş Bildirisi ile, Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada'da çevreyi korumak amacıyla biraraya gelen çeşitli grupların veya şirketlerin yayınladığı CERES Prensipleri, Üçlü Sorumluluk İlkeleri gibi rehber niteliğinde bildiriler önemli rol oynamıştır.

                Son yıllarda sürdürülebilir kalkınma anlayışı ve çevre koruma bilincinin artışıyla birlikte, işletmelerin çevreye bakış açılarında önemli bir değişim yaşanmaktadır. Bu çerçevede, kaynakların verimli kullanımı, atıkların minimize edilmesi, geri dönüştürülmesi, çevre dostu tasarım ve paketleme gibi unsurlar ön plana çıkmaktadır. İşletmelerde çevre bilincinin yerleşmesi ve çevre yönetim sisteminin oluşturulması öncelikle tepe yönetimin çevre konusunda duyarlı olmasına bağlıdır.

Bu çalışmada önce çevreye duyarlı yönetim kavramı tanımlanacak, daha sonra ISO 14001 kapsamında çevre yönetim sisteminin unsurları ve işleyişi ile çevre yöneticilerinin sahip olması gereken nitelikler ele alınacaktır.

I. ÇEVREYE DUYARLI YÖNETİM

2000’li yılların başlangıcında, işletme yöneticileri, çevreden elde edilen doğal kaynakları verimli kullanmayı fazla önemsemeyen, üretim sonucu ortaya çıkan katı atıkları, kirli suları, emisyonları hiçbir filtreleme işleminden geçirmeden çevreye bırakan bir anlayıştan, doğal kaynaklar açısından Dünyanın sınırlarına yaklaşıldığını farkeden, atıkları geri dönüştürmek veya yeniden kullanmak konusunda hassas davranan, üretimde çevre dostu temiz teknolojiler kullanan ve çevre korumayı sadece yasalar gerektirdiği için değil, bir felsefe olarak benimseyen bir anlayışa doğru geçmektedirler.

                Çevre sorunlarının işletmeler düzeyinde özellikle 1990'lı yıllara kadar ihmal edilmesinin en önemli sebeplerinden birisi, işletme literatüründe “çevre” kavramının kapsamının eksik biçimde belirlenmesiyle ilgilidir.[1] İşletme çevresi, ekonomik, sosyal, politik ve teknolojik faktörlerin şirket performansını belirlediği bir çevre olarak ele alınmakta, "doğa"nın bütün insan ve işletme faaliyetlerinin “çevre"sini oluşturduğu gözardı edilmektedir. Başka bir deyişle, işletmeler açısından çevre; müşteriler, rakipler, çalışanlar, hükümet, tedarikçiler vb. unsurlardan oluşmakta ve ekolojik çevreyi, yani havayı, suyu ve toprağı içermemektedir.[2]

                Çevre koşullarındaki hızlı bozulma ve Dünyanın sınırlarına yaklaşıldığı endişesi, işletme yöneticilerinin ekolojik çevreye bakış açılarını bir an önce değiştirmelerini ve işletme faaliyetleriyle ilgili kararlar alırken ekolojik çevreyi önemli bir faktör olarak değerlendirmelerini gerektirmektedir.

               

                Çevrenin korunması konusunda tüketicilerden gelen talepler de, işletmeleri çevreye karşı daha duyarlı olmaya yönlendirmektedir.[3] Tüketiciler, daha az kirlilik ve atık, daha fazla geri dönüşüm istemekte, yenilenebilir kaynakların daha fazla kullanımını ve ürünlerin ekosistem için daha güvenli olmasını talep etmektedirler. İşletme yöneticileri de değişimin gerisinde kalmamak için bu yöndeki talepleri stratejik kararlarda dikkate almak ve çevreye karşı daha duyarlı bir yönetim anlayışı geliştirmek durumundadırlar.

                Çevreye duyarlı yönetim, ekolojik çevreyi karar alma süreçlerinde önemli bir unsur olarak dikkate alan, faaliyetlerinde çevreye verilen zararı minimuma indirmeyi veya tamamen ortadan kaldırmayı amaç edinen, bu çerçevede, ürünlerinin tasarımını ve paketlemesini, üretim süreçlerini değiştiren, ekolojik çevrenin korunması felsefesini işletme kültürüne yerleştirmek için çabalayan, sosyal sorumluluk kapsamında topluma karşı görevlerini yerine getiren işletmelerin benimsediği bir anlayıştır.

                SHRIVASTAVA, geleneksel yönetim anlayışıyla çevreye duyarlı yönetim anlayışını aşağıdaki Tabloda görüldüğü gibi  karşılaştırmaktadır.[4]

Tablo: Geleneksel Yönetim- Çevreye Duyarlı Yönetim Karşılaştırması

GELENEKSEL YÖNETİM

ÇEVREYE DUYARLI YÖNETİM

Amaçlar:

·          Ekonomik büyüme ve kâr

·          Ortaklara sağlanan getiri

Amaçlar:

·          Sürdürülebilirlik ve yaşam kalitesi

·          Ortakların refahı

Ürünler:

·          Fonksiyon, stil ve fiyat için tasarlanmış ürünler

·          Gereksiz atık yaratan paketleme

Ürünler:

·          Çevre için tasarlanmış çevre dostu ürünler

Organizasyon:

·          Hiyerarşik yapı

·          Yukarıdan aşağıya karar verme

·          Karar vermede merkeziyetçilik

Organizasyon:

·          Hiyerarşik olmayan yapı

·          Katılımcı karar verme

·          Karar vermede merkezkaçcılık

Çevre:

·          Çevreye hakim olma

·          Çevrenin bir kaynak olarak yönetilmesi

·          Kirlilik ve atıkların dışsallıklar olarak değerlendirilmesi

Çevre:

·          Doğayla uyum içinde olma

·          Doğal kaynakların sınırsız olmadığının farkına varılması

·          Kirlilik ve atıkların yönetilmesi ve minimize edilmesi

İşletme fonksiyonları:

·          Pazarlama tüketimi artırmayı amaçlar.

·          Finansman kısa dönemde kârı maksimize etmek ister.

·          Muhasebe geleneksel maliyetler üzerinde yoğunlaşır.

·          İnsan kaynakları yönetimi işçi verimliliğini artırmayı hedefler.

İşletme fonksiyonları:

·          Pazarlama tüketici eğitimi için vardır.

·          Finansman uzun dönemli sürdürülebilir büyümeyi amaçlar.

·          Muhasebe çevreyle ilgili maliyetler üzerinde yoğunlaşır.

·          İnsan kaynakları yönetimi, işyerinde sağlık ve güvenliği sağlamaya çalışır.

II. ÇEVRE YÖNETİM SİSTEMİ

Çevreyle ilgili çabalarını sistematik hale getirmek, belirli hedefler koyup bunlara ne ölçüde ulaşıldığını belirlemek ve düzeltici önlemler almak isteyen işletmeler çevre yönetim sistemlerini oluşturma ve belgelendirme yoluna gitmektedirler.

                Çevre performansının iyileştirilmesinde çok önemli bir yere sahip olan çevre yönetim sistemi,  TS ISO 14004’e göre: “Genel yönetim sisteminin; çevre politikasının geliştirilmesi, uygulanması, başarıya ulaştırılması, gözden geçirilmesi ve idamesi amacını güden; kuruluş yapısı, planlama faaliyetleri, sorumluluklar, uygulamalar, usuller, işlemleri de içine alan parçasıdır.”[5]

                Yönetim sistemleri, parçalara ayrılma, bölünme eğiliminde olan bir yapıyı, bütünleştirme ve organize etme eğilimindedirler. Bu amaca ulaşmak için de, sistem, sadece yönetim kademelerini değil, tek tek bütün çalışanların görev ve sorumluluklarını kapsamaktadır. Faaliyetlerin tümünü kapsayan böyle bütünleşik bir sistem, yöneticilerin ve çalışanların işletmedeki yerlerini açıkça görmelerine yardım etmekte ve faaliyetler arasındaki karşılıklı bağımlılığın farkına varılmasını sağlamaktadır.

                Çevreye büyük zararlar veren pek çok kaza ve felaketin nedenlerinin  araştırılmasından elde edilen sonuç, eğer etkin çalışan bir yönetim sistemi mevcut olsa idi veya varolan sistem düzgün işleseydi böyle bir olayın ortaya çıkmayacağı şeklindedir.[6] Dolayısıyla işletmelerde çevre yönetim sistemlerinin oluşturulması ve etkin işleyişinin sağlanması, çevre kirliliğinin azaltılması  ve işçi sağlığı ile güvenliğinin sağlanması çabalarında çok önemli bir yer tutmaktadır.

                Çevre yönetim sisteminin en önemli unsuru döngü şeklindeki yapısı ve işletmenin her elemanını/parçasını kapsamasıdır. Etkin ve verimli bir çevre yönetim sistemi, herhangi bir problemi ortaya çıktığı ilk anda tespit edebilme, hatta önceden farkedebilme yeteneğine sahip olmalıdır. Çevre yönetim sisteminin başka bir önemli özelliği, geleneksel yetki ve sorumluluk ilişkilerinden oluşan fonksiyonel yapıyı aşan bir sistem olmasıdır.

                İşletmeler çevre yönetim sistemlerini oluştururken,

·         Kaynak kullanımının, çevreye yönelik risk ve zararların, çevre kirlenmesinin, hurda oranlarının en aza indirilmesini,

·         Rekabet gücünün ve verimliliğin artırılmasını ve

·         Daha temiz çalışma ortamları, daha temiz ve yaşanabilir bir çevrenin oluşturulmasını hedeflemektedirler.[7]

A. ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi Standardı

                Uluslararası alanda oluşturulan çevre yönetimi standartları, işletmelerin çevreyle ilgili çabalarını, sürdürülebilir kalkınma ortak amacına yönlendirmelerine yardımcı olmaktadır. Bu tip standartlar ayrıca, şirketlerin şu anda varolan ve gelecekte ortaya çıkabilecek olan yasal düzenlemelere uyum sağlamalarını kolaylaştırmaktadır. Bu alanda ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi Standardı, BS 7750 Çevre Yönetim Sistemi Standardı ve Eko Yönetim ve Denetim Sistemi (EMAS) dikkat çekmektedir.

                Dünya çapında en fazla kabul gören  ISO 14001 Standardı, Uluslararası Standartlar Örgütü (ISO) tarafından geliştirilmiş ve Ağustos 1996’da yayınlanmıştır. ISO14001, ISO 14000 Serisinin denetlenen ve sertifika verilen tek standardıdır.

                ISO 14001 Standardı, kuruluşun ulaşması gereken sayısal hedefler belirlememekte, performans kriterleri belirlemek yerine, “yönetim metodolojisini” tanımlamaktadır.[8] ISO 14001, çevre yönetim sisteminin beş unsuru için bir standart oluşturmaktadır: 1) Politika ve bağlılık, 2) Planlama, 3) Uygulama, 4) Ölçme ve değerleme, 5) Gözden geçirme ve iyileştirme. Dolayısıyla ISO 14001, çevreyle ilgili konuların, işletmenin bütün faaliyetlerine entegre edildiğini ve çevresel performansın sürekli olarak iyileştirildiğini garanti etmeyi amaçlamaktadır.

                ISO 14001 Standardı, etkin bir çevre yönetim sisteminin temel unsurlarını tanımlamaktadır. Bu unsurlar, organizasyon yapısını, planlama faaliyetlerini, sorumlulukları, prosedürleri, süreçleri ve çevre politikasını geliştirmek, uygulamak ve gözden geçirmek için gerekli kaynakları kapsayan bir yönetim sistemini oluşturmaktadır.[9]

B. TS-EN-ISO 14001 Çerçevesinde Çevre Yönetim Sistemi

                ISO 14001 Standardını temel alan bir çevre yönetim sistemi her tip ve büyüklükteki işletmenin kendi ürün, hizmet ve faaliyetlerinin çevre üzerindeki etkilerini kontrol etmesine yardımcı olan bir yönetim aracıdır. Çevre yönetim sistemi, çevresel amaç ve hedeflerin belirlenmesinde ve gerçekleştirilmesinde sistemli bir yaklaşımı mümkün kılmakta ve işletmenin çevreyle ilgili politika, plan ve faaliyetleri için stratejik bir çerçeve sunmaktadır.[10]

Şekil: Çevre Yönetim Sistemi Modeli

1. Çevre Politikası

                TS  ISO 14004'e göre, çevre politikası: "Kuruluşun, genel çevre icraatı ile ilgili niyet ve prensiplerini açıklamak; faaliyet, çevre amaç ve hedeflerine çerçeve teşkil etmek üzere yaptığı beyandır."[11]

                Çevresel performansını iyileştirme konusunda kararlı olan bir şirketin başlangıç noktası, bu kararlılığın çevre politikası aracılığıyla açıkça belirtilmesidir. Çevre politikası açık olmalı ve tek bir dokümanda işletmenin çevreyle ilgili temel amaçlarını mümkün olan en geniş kitleye yansıtmalıdır. İşletme çevresel amaçlarını açıkladıktan sonra, kendini inceleme ve değerlendirmeye açmış olmaktadır, dolayısıyla zayıf bir çevre politikası rakipler ve diğer baskı grupları tarafından açığa çıkarılacak ve eleştirilecektir.

                Kamuoyu, kuruluşun çevre yönetim sistemini çevre politikası aracılığıyla tanıyacaktır.[12] Dolayısıyla, çevre politikası açıkça tanımlanmış ve uygulanabilir olmalı ve şirketin çevresel performansını iyileştirmek istediği alanlarla doğrudan ilişkili olmalıdır.

                Örneğin, IBM Şirketinin çevre politikası, “IBM bütün faaliyetlerinin çevresel etkisini minimuma indirecektir. Şirket yönetimi çevreye zarar vermemek konusunda sürekli olarak dikkatli olacak ve doğal kaynakları korumanın yollarını arayacaktır.” şeklindedir.[13]

2. Çevre Yönetim Sisteminin Planlanması

                Çevre yönetim sisteminin oluşturulmasında, çevre politikası belirlendikten sonra planlama aşaması

gelmektedir. TS ISO 14001’de PLANLAMA başlığı altında:

·         Çevre boyutları,

·         Kanuni ve diğer şartlar,

·         Amaçlar ve hedefler,

·         Çevre yönetim program veya programlarına yer verilmektedir.[14]

                Kuruluş, üretmekte olduğu mal veya hizmetlerin çevre üzerindeki etkilerini belirlemek üzere usuller geliştirmelidir. Kendi faaliyet, ürün ve hizmetleri hakkında kanundan doğan veya gönüllü olarak uymayı kabul ettiği şartları tespit etmek ve bunlara uymak üzere usuller oluşturmalıdır. Kuruluş bünyesindeki her görev için çevre amaç ve hedefleri belirlemeli ve bunlara erişilmesini sağlamalıdır. Çevre programları aracılığıyla da her bir yönetim kademesinin veya görevin yetki ve sorumluluklarının tespiti, amaçlar için zaman çizelgelerinin oluşturulması ve kaynakların dağıtılması söz konusudur.

                Çevre yönetim sisteminin oluşturulmasında kuruluşun bütün seviyelerinin katılımı gerekmekle birlikte, özellikle tepe yönetimin katkısı çok önemlidir. Bu da sistemin yukarıdan aşağıya işlediğini gösterir. Bununla birlikte, bilgi ve iletişim örgütte aşağıdan yukarıya doğru da ilerlemelidir.

3. Yönetim Sisteminin Uygulanması

                TS EN ISO 14001, UYGULAMA VE İŞLEM başlığı altında,

·         Yapı ve sorumluluk,

·         Eğitim, bilinç ve ehliyet,

·         İletişim,

·         Çevre yönetim sistemi ile ilgili belgeye bağlama işlemleri,

·         Belge kontrolü,

·         İşlem kontrolü,

·         Acil hal hazırlığı ve bu hallerde yapılması gereken işler

maddelerini ele almaktadır.[15]

                ISO 14001, kuruluş içindeki rollerin, yetki ve sorumlulukların açık biçimde tanımlanmasını istemektedir. Çevre yönetim sisteminin uygun biçimde kurulduğundan ve standart çerçevesinde uygulandığını garanti etmek üzere bir çevre yöneticisinin görevlendirilmesi gerekmektedir.[16]

                ISO 14001 Standardından yararlanarak kuruluşun çevre yönetim sisteminin oluşturulması, işletme içinde fonksiyonlararası işbirliğini geliştiren ve şirketin örgütsel öğrenme konusundaki yeteneğini artıran önemli bir tecrübe olmaktadır.[17]

                Çevre yönetim sisteminin başarısı, çalışanların çevre koruma bilincine sahip olmalarına ve bu süreç içinde kendi rol ve sorumluluklarını anlamalarını sağlayacak eğitimlerin verilmesine önemli ölçüde bağlıdır. Başarılı bir çevre yönetim sistemi için işletme kültüründe gerekli değişimin sağlanmasında eğitim önemli bir araçtır.[18] Çevresel sorunlar, enerji, atık yönetimi vb. konularda çalışanların bilgi düzeyinin artırılmasında eğitimden yararlanılmaktadır. Eğitimin  işletmenin bütün düzeylerinde verilmesi özellikle önemlidir. Çevre yönetimine kaynak ayırma konusunda karar verme yetkisine sahip olan üst yönetimin, çevresel sorunlarla günlük olarak sık sık karşılaşan orta kademe yöneticilerin, ve işletmenin çevreyi etkileyen süreç ve uygulamaları üzerinde etki sahibi olan diğer personelin eğitim çalışmasına dahil edilmesi gerekir.

4. Kontrol Ve Düzeltici Faaliyet

                Standardın bu maddesinde, çevre üzerinde önemli etkileri olan işlem ve faaliyetlerin izlenmesi ve ölçülmesi, faaliyetlerin çevre mevzuatına uygunluğunun takibi, herhangi bir uygunsuzluk (riayetsizlik) durumunda düzeltici ve önleyici faaliyetlerde bulunulması vurgulanmaktadır. Çevre yönetim sisteminin denetimi de bu başlık altında ele alınmaktadır.

                TS EN ISO 14001’de çevre yönetim sistemi denetimi:

                “Kuruluşun çevre yönetim sisteminin; çevre yönetim sistemi denetim kıstaslarına uyup uymadığını belirlemek ve sonuçları müşteriye bildirmek amacıyla, gerekli delillerin tarafsız ve değer yargılarına yer vermeyecek tarzda toplanması ve değerlendirilmesinden ibaret bir değerlendirme ve belgeye bağlama işlemidir.”[19] şeklinde tanımlanmaktadır.

                Çevre denetimi, çevre yönetim sistemini başarılı biçimde uygulamak isteyen bir işletme için çok önemlidir. Bu denetim, çevre yönetimine kapsamlı bir yaklaşım çerçevesinde ele alınmalıdır. Burada tepe yönetime önemli rol düşmektedir, tepe yönetimin desteği olmadan iç denetimin başarılı olması zordur. Diğer taraftan yönetim, denetim sonucunda ortaya çıkan eksiklikleri giderme konusunda kararlı olmalıdır.

                Çevre denetiminden işletmenin sağlayacağı yararlar arasında, yasal düzenlemelere uyumun garanti edilerek maddi cezalardan kaçınılması, şirketin toplumda sahip olduğu imajın iyileşmesi, maliyetlerde azalma, işletmenin her düzeyinde çevre konusunda bilinçlenmenin artışı ve genel olarak kalitede bir artış sayılabilir.  Diğer taraftan böyle bir denetimin potansiyel zararları arasında ise denetimin başlangıçtaki maliyeti, yönetimin ve çalışanların yabancıların kendi şirketlerine girişi ve onları değerlemesine duyduğu tepkiden bahsedilebilir.[20]

5. Yönetimce Yürütülen Gözden Geçirme

                "Kuruluşun üst yönetimi, uygunluğunun, yeterliliğinin ve etkinliğinin devam ettiğini teminat altına almak için, kendisinin tayin ettiği aralıklarla, çevre yönetim sistemini gözden geçirmelidir. Yönetimce yürütülen gözden geçirme işlemi, yönetimin iyi bir değerlendirme yapabilmesi için gerekli bilgilerin toplanmasını sağlamalıdır. Bu gözden geçirme işlemi belgeye bağlanmalıdır."[21]

                TS EN ISO 14001'e göre, gözden geçirme işlemleri:

·         denetimlerden elde edilen sonuçları,

·         amaç ve hedeflere ne ölçüde ulaşıldığını,

·         değişen şartlar ve bilgiler ışığında, çevre yönetim sisteminin kuruluşa uygunluğunu koruyup korumadığını,

·         konuyla ilgili tarafların görüşlerini içine almalıdır.[22]

                Çevre yönetim sisteminin en önemli özelliği kuruluşun sürekli gelişmeyi sağlamasına yardımcı olmasıdır. Hedeflerin belirlenmesi, planların yapılması, sistemin denetlenmesi, yönetimin sonuçları gözden geçirmesi ve gereken düzeltici ve önleyici faaliyetleri gerçekleştirmesi gibi unsurların hepsi, sürekli gelişmeyi başarabilmek içindir.[23]

C. Etkin Bir Yönetim Sisteminin Oluşturulması

                Etkin bir yönetim sistemi, çevreye verilen zararı minimuma indirebilmek amacıyla bütün araç ve stratejileri biraraya getirmelidir. Yönetim sistemi, şirket politikasıyla belirlenen amaçları gerçekleştirmek için geliştirilmekte ve uygulanmaktadır. Sistem, işletmenin bütün faaliyetlerini içine alacak şekilde kapsamlı olmalıdır, hataların veya kazaların ortaya çıkabileceği boşluklara imkan verilmemelidir. Ayrıca her çalışan sistemin işleyişinde kendisine düşen görevlerin farkında olmalıdır. Sistem kapsamındaki prosedürler açıkça anlaşılır biçimde dokümante edilmeli, çalışanlar görev ve sorumlulukları konusunda eğitilmeli, ve düzenli denetimler yapılmalıdır. Sistemin bütün elemanları yakından izlenmeli ve herhangi bir aksaklık hızla düzeltilmelidir. Sistem sürekli iyileştirmeye açık olmalıdır ve çevreye “sıfır zararlı etki” amacı benimsenmelidir.[24]

                Etkin bir yönetim sistemi, kapsamlı, anlaşılabilir ve açık olmalıdır:[25] Bu özelliklere sahip olmayan bir sistemde hatalar ortaya çıkabilecek ve sistem zaman içinde iyileşecek esneklikte olmayacaktır. Bu özellikler daha yakından incelenecek olursa:

·         Sistemin kapsamlı olması, işletmenin faaliyetlerinin tümünü kapsaması gerekmektedir. Sistemin hiçbir yerinde boşluk kalmamalıdır, çünkü kazalar/hatalar böyle noktalarda ortaya çıkma eğilimindedirler. İşletmenin her bir bölümü/birimi/çalışanı, sistemin uygulanmasında üzerine düşeni yerine getirmelidir.

·         Sistemdeki bütün prosedürler herkesin anlayabileceği şekilde olmalıdır. Eğer roller ve görevler anlaşılabilir bir şekilde belirlenmemişse gereği gibi yerine getirilmeyebilir. Bu aşamada sistemin dokümante edilmesi, çalışanların görev ve sorumlulukları hakkında eğitilmeleri, işleyişin periyodik olarak gözden geçirilmesi ve denetlenmesi  söz konusudur.

·         Sistem gözden geçirilmeye açık olmalıdır, dolayısıyla işletmenin faaliyetlerinde ve üretilen mal ve hizmetlerin kalitesinde sürekli iyileştirmeler yapma yönünde bir kararlılık (commitment) olmalıdır.

                Yönetim sisteminin etkin çalışan bir organizasyon yapısına sahip olması çok önemlidir. Yetki ve sorumluluklar ile haberleşme kanalları açık-seçik tanımlanmalıdır. Organizasyon yapısının oluşturulmasında göz önünde bulundurulması gereken unsurlar ise aşağıdaki gibi sıralanabilir:[26]

·         İşletmenin bütün faaliyetleri belirlenmeli, tanımlanmalı ve uygun biçimde dokümante edilmelidir.

·         Bireylerin ve grupların sahip oldukları genel ve özel yetki ve sorumluluklar tanımlanmalı, ve onların yokluğunda sorumlu olacak kişiler de belirlenmelidir.

·         Üst yönetimin seçtiği bir kişi problemleri ve çatışmaları çözmek üzere görevlendirilmelidir.

·         Çeşitli faaliyetler arasındaki koordinasyon ilişkileri açıkça tanımlanmalıdır.

·         Ortaya çıkmış olan ve potansiyel problemlerin belirlenmesine çalışılmalı, bunların çözümü veya önlenmesi için gerekli tedbirler alınmalıdır.

                ISO 14001 yaklaşımıyla kurulacak etkin bir çevre yönetim sisteminin: kuruluşun iç ve dış çevresindeki hızlı değişime uyum sağlayabilmek için dinamik, esnek ve yalın olması; aynı zamanda uygulayıcı personelin kolaylıkla anlayabileceği açıklıkta olması çok önemlidir.[27]

III. ÇEVRE YÖNETİCİLERİNİN GÖREV VE NİTELİKLERİ

                Çevre yönetiminin işletmeler için önemi arttıkça, etkin çevre yönetimine duyulan ihtiyaç da artmaktadır. İşletmelerde çevre yönetim sisteminin oluşturulması ve işlemesi bütün çalışanların katılımını gerektirmekle beraber, sistemin özellikle kuruluş aşamasında çevre yöneticisinin rolü çok önemlidir. “21.yüzyılın çevre yöneticileri, ekolojik çevrenin işletme için stratejik önemini belirlemekte ve bütün çalışanlara anlatmakta anahtar rol üstleneceklerdir.”[28]

                1970 ve 1980’lerdeki “çevre devrimi” ortaya çıkıncaya kadar işletmelerde çok az sayıda çevre yöneticisi vardı. Çevre ile ilgili sorunlar üretim konusunda yoğunlaştığı için bu alanda çalışanların çoğu da mühendislerdi. Çevre mevzuatının gelişmesiyle birlikte işletmelerde çevre yöneticisi pozisyonları sayıca artmakta ve  bu yöneticilerin uzmanlık alanları da çeşitlenmektedir.[29]