Site HaritasıE-Posta GönderAna Sayfa
Ana Sayfaya Dön

 

İSTANBUL ÜNİVERSİTELİ OLMAK << Geri



İstanbul Üniversitesi ülkemizin en eski ve en büyük üniversitesi olmasının yanında aynı zamanda dünyanın da saygın ve tanınmış üniversiteleri arasında yer almaktadır. Türkiye Cumhuriyeti'nde bugüne değin kurulmuş birçok üniversitenin altyapısı da İstanbul üniversitesi tarafından oluşturulmuştur.

İstanbul Üniversitesi, sahip olduğu yüksek sayıdaki öğrenci populasyonu, 9 kampüs, 13 enstitü, 17 fakülte, 13 yüksekokulu ile eğitim-öğretimini sürdürmektedir.

İstanbul üniversitesi, ülkenin dört bir yanından yüksek öğrenim için İstanbul'a gelen gençlere, hem yüksek öğrenim için bir sembol hem de toplumsal ve sosyo-ekonomik olaylar için bir yaşam biçimidir. Çünkü İstanbul Üniversitesi öğrencileri bu köklü kurumda demokratik hak ve özgürlüklerini ortaya koyarak ve bunu kıskançlıkla koruyarak ülkenin gündeminde kalmışlardır.

Ülkemizin dört bir yanından 65.000 ve dünyanın onlarca ülkesinden gelen yabancı uyruklu 2000 üzeri öğrencisiyle; farklı din ve mezhepler, değişik siyasi görüşler, farklı düşünce ve kültürler mozaiği oluşmakta ve bunlar özgürlükçü, çağdaş, bilimsel ortamda paylaşılmaktadır. Bu çeşitliliği çatısı altında toplayan İstanbul Üniversitesi, Türkiye'nin bir minyatürüdür.

İstanbul Üniversitesi, adını taşıdığı İstanbul kentinin sahip olduğu, sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel ağırlığa eşdeğer bir öneme sahiptir. Farklı dünya kültürlerinin soluk aldığı, ulusal ya da uluslar arası birçok toplantı, kongre, panel,festival gibi etkinliklere ev sahipliği yapan kent, gençlere sadece bir lisans diploması değil; dünyaya geniş bir bakış, demokratik bilinç; insan hak ve özgürlüklerine saygı, ve hümanist bir yaklaşım kazandırarak var olan bağnazlıkları ortadan kaldırmakta veya azaltmaktadır.

İstanbul Üniversitesi İstanbul Şehrinin bir parçasıdır ve şehrin yüzyıllar boyunca sahip olduğu birikimin sonucunda şekillenmiştir. Gerek kurum içi gerekse kurumlar arası ilişkiler öğrenim gören gençler için didaktik bir öneme sahiptir.

Avrupa Birliği uyum sürecinde birçok fakültesinde akreditasyon çalışmaları sürdürülen İstanbul Üniversitesi, çok büyük bir kurum olmasıyla her çerçevede sorunları yakından görmesiyle yenilenmeye çalışırken; bir yandan da siyasilerin, devlet adamlarının ve özellikle yazılı ve görsel medyanın ilgi odağı olma özelliğini hep korumaktadır.

İstanbul Üniversitesi bilimsel, sosyal ve kültürel alandaki çalışmalarıyla ve sahip olduğu geniş olanaklarıyla, ülkenin gündeminde etkin rol oynamayı bugün olduğu gibi yarın da sürdürecektir.

 

 

ÖĞRENCİ KONSEYİ BAŞKANLIĞI'NDAN << Geri



Üniversitede öğrenim gören gençlerin belirli bir dünya görüşüne sahip, demokrasiden ve kişisel özgürlüklerden taviz vermeyen, düşünce üretebilen, geleceği yakalayabilecek cesarete ve birikime sahip, toplum ve dünya sorunlarına duyarlı ve çok yönlü bireyler olmaları gerekmektedir.

Ülkelerin ya da insanların geleceği; belirli bir misyonu ve vizyonu olan, ekip çalışmasına açık, eleştirel ve yaratıcı insanların varlığına bağlıdır ve bu nitelikler, kişilere yüksek öğrenim sırasında kazandırılmalıdır.

Çağdışı, ezberciliğe dayandırılan, tartışmalara kapalı, kişileri baskılamaya yönelik öğrenim programlarının totaliter bireyler ve sonuçta totaliter rejimler oluşturduğu unutulmamalıdır.

Ayrıca siyasi bağnazlıklardan tamamen arınmış, popülist olmayan, empatik ve etik duyarlılıklara sahip, toplumsal yozlaşmayla ve kirlenmeyle mücadele edebilecek aydınlar, ancak özgür bir yüksek öğrenim anlayışıyla yetiştirilebilir. Bu da ülkemizdeki yüksek öğrenimin yeniden gözden geçirilmesini gerektirmektedir.



EĞİTİMDE SIKINTILARIMIZIN TEMELLERİ  << Geri



Ülke genelinde eğitim-öğretime ayrılan pay gülünç düzeydedir. Böylesi bir bütçeyle yapılacak sınırlılık ortaya konularak kamuoyu oluşturulmaya çalışılmalı ve eğitim-öğretime yatırım yapmanın aslında en karlı ve güvenli yatırım olduğu kitlelere anlatılmalıdır. Bu konuda DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİYLE hareket edilebilir.

Ayrıca siyasi yaklaşımlarla ülkemizde bir üniversite enflasyonu yaşanmaktadır. Çoğu tabela üniversite konumunda olan bu kurumlar aslında ülke eğitimine zarar vermektedir. Batıda, tarih boyunca tıpkı İstanbul'da olduğu gibi, kentler ve burjuvazi, üniversiteleri yaratmıştır. Ancak Türkiye'de bu gelişim, siyasilerce verilen vaatlere bağlı olarak tersine döndürülmüş ve sonuçta "KENTLER ÜNİVERSİTELERİ DEĞİL ÜNİVERSİTELER KENTLERİ YARATMIŞ" ya da ticari ve sosyal yönden gelişmelerini sağlamak için hiçbir birikimi olmayan tabela üniversiteleri açılmıştır. Birkaç öğretim üyesi ve araştırma görevlisi tarafından mesleki ve teknik eğitimler verilerek öğrenciler mezun edilmektedir. Bu durum ülke genelinde, eğitim-öğretim düzeylerine bağlı olarak kurumlar arasında ciddi uçurumlar oluşturmakta, ülkenin bilimsel ve kültürel altyapısını erozyona uğratmaktadır. Bu konuda yapılacak mücadele, ülkemizde mesleklerin, bilimin ve kültürün esenliğine yönelik olacaktır.

Ülkemizde şu an için yaklaşık 40 milyon genç bulunmaktadır. Eğitilmiş insan gücünün artırılmasının, ülkelerde demokratik duyarlılığı da artıracağı ve sonuçta suç oranını düşüreceği bir gerçektir. Ancak T.C. hükümetleri bugünkü eğitim-öğretim bütçeleriyle üniversiteye giren öğrenci sayısını verimli şekilde artıramayacaklardır. Artırma daha çok tabela üniversiteleri açma gibi geçici ve sağlıksız çözümlere neden olacaktır.

Devletin özelleştirme programları eşliğinde küçüldüğü de dikkate alınırsa 40 milyona yakın gencin ve bunun % 5ini oluşturan üniversite gençliğinin ne denli ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldığı ve kalacağı daha iyi anlaşılabilir. Bu nedenlerle gençlerimiz gelecek için iş ve sosyal güvenlik kaygısı yaşamaktadır. Bunun çözümlerinin üniversite giriş sınavı öncesi dönemlerde aranması artık tartışmasız kabul edilmektedir.

Bu web sitesi ile ilgili soru veya görüşlerinizi okb@istanbul.edu.tr adresine gönderin.

© 01-2006 / webmaster
İstanbul Üniversitesi Merkez Kampüsü,
34452 Beyazıt/Eminönü-İstanbul   Tel: 0 (212) 440 00 00