Yaşam..........................Kağıda YazdırYazdır.... .Yazı hakkındaki düşüncelerinizi bize iletebilirsinizYorumla
'Olmayan bir şey düşünülemez'

Sirius Ufo Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi Başkanı Haktan Akdoğan: UFO'lar dünyaya saldırmıyor, çünkü insanın iradesine saygıları var. Sorunlarımızı deneyimleyerek, yaşayarak aşmamız gerektiğini düşünüyorlar

UFO'lar dünyada ilk ne zaman görüldü?

Haktan Akdoğan, UFO'ların, modern dünyanın konusu olmadığını, bunun 7 bin yıl önceden bile bilinen bir şey olduğunu söylüyor.Dünya tarihine baktığımızda, UFO'lar modern dünyanın, modern çağın konusu değil. Bu konuyla ilgili arkeolojik kanıtlar, yazılı referanslar, Tibet maveratları, 7 bin yıllık mağara resimleri var. Bu resimlerde UFO şeklinde figürler çizilmiş. İnsanları ve hayvanları mağaranın yan duvarlarına, uçan cisimleri tavana çizmişler. Japonya'daki mağaralarda günümüz astronotlarının kullandığı kıyafet ve ekipmana çok benzeyen mağara resimleri bulunuyor. Yani Dünya gezegeni, insanoğlu burada olduğundan beri ziyaret edilmiş. Bunlar her kültürün arkeolojisinde, folklorunda; Kuran'da, Tevrat'ta, İncil'de çok net ifadelerle geçiyor. Modern çağdaki kanıtlar ise teknoloji ve bilimin ilerlemesiyle daha kesin. Bunlar artık filme alınıp fotoğraflanabiliyor.

'Atom çağı başlayınca geldiler'

Peki modern çağdaki ilk gözlemler ve ilk fizikî kanıt ne zaman ve nasıl elde edildi ?

İlk yoğun gözlemler, 1. ve 2. Dünya Savaşları sırasında, savaş pilotları tarafından yapılıyor. 1947'de Roswell kasabasına bir ufo düşüyor. Bu kasaba çok önemli bir bölge, çünkü ilk nükleer silâhların ve tesislerin bulunduğu 590. Bombardıman Üssü bu bölgede yer alıyor. Nagazaki ve Hiroşima'ya atılan atom bombaları da buradan havalandı. Roswell kasabasına bir ufo düşüyor ve böylece modern çağın ilk fizikî kanıtı ele geçiyor. Daha sonra da gözlemler artarak devam ediyor. UFO'ların geliş tarihlerine ve geliş yerlerine baktığımızda, atom çağının başlaması, atomun parçalanıp atom silâhları üretmemizle paralellik gösteriyor.

'Bu sistem içinde yalnız olduğumuzu düşünmek çok bencilce'

İlk atom bombasının kullanılmasıyla uzaya bir sinyal gönderildiği ve böylece ziyaretlerin arttığı tezine katılıyor musunuz ?

Bence doğru. Çünkü kâinatta, evrimi bizden önce başlamış uygarlıklar var. Biz nasıl bilimsel araştırmalar yapıyorsak, onlar da bizim gibi kâinatı, diğer yaşam formlarını araştırıyorlar ve diğer sistemlere yolculuk ediyorlar. Bizim muhafazakâr bilim adamlarının takıldığı bir nokta vardı: Evrende yaşam vardır ama buraya gelemezler; çünkü mesafeler çok uzak ve ışık hızını aşamazlar. Neden? Çünkü biz aşamadık. Biz aşamadık diye onlar da mı aşamayacak? Kaldı ki ışık hızı geçen sene laboratuvâr ortamlarında 300 kat aşıldı ve bu, dünya medyasında yer aldı. Biz artık bunu başardık. Tabiî ki evrimleri bizden önce başlayan uygarlıklar bunu bizden önce bulup geliştirmişler, bunu uyguluyorlar. Bu da çok doğal bir şey. Bu kadar büyük bir sistemin içinde yalnız olmamız çok bencil bir düşünce. Onlar da diğer yaşam formlarını araştırmak için geliyorlar. Biz tehlikeli atom silâhlarını kullanınca, radyasyon uzaya da yayılıyor. Kozmik komşular da bundan rahatsız oldukları için gözlem yapmak için geliyorlar. Gözlemler 20. yüzyılda yaygınlaştı. 21. yy.da arttı. Artık dünyanın her yerinde çok sıklıkla görünüyorlar.

'UFO gerçeği sürekli örtbas ediliyor'

Müzenizdeki fotoğraflar, belgeler, UFO'ların varlığını kanıtlıyor. Bu insanlık tarihi için büyük bir olay. Dünya medyası buna çok duyarsız kalıyor. Neden?

Eskiden Türkiye'de, dünya medyasına oranla daha fazla haber yapılıyordu. Ama artık bizde de bir duraksama var. Bu, bütün ülkelerin izlediği bilinçli bir politika. Geçen yaz Türkiye'de çok önemli bir olay oldu. Jet uçaklarının pilotları havada bir ufoyla karşılaştı. UFO'yla 15 dakika 'it dalaşı'na girdi. Bu olayı Hürriyet sürmanşetten verdi. Olay üç gün boyunca medyada işlendi. Ertesi gün Hava Kuvvetleri bir açıklamayla bunun bir meteoroloji balonu olduğunu açıkladı. Bu bir örtbastır. Herkes meteoroloji balonunun böyle hareket edemeyeceğini, manevra yapamayacağını bilir. Ardından Ege Üniversitesi'nden Serdar Evren, bunun bir meteor olduğunu söyledi. Bu da bir örtbas. Bu, dünyanın her yerinde benzer şekilde uygulanıyor. Bunu yapmaya kimsenin hakkı yok. Çünkü bu evrensel bir bilgi ve olgu. Bu konuda kimse resmî açıklama yapmıyor. Çünkü sistemle ilgili birtakım endişeler var.

Bu endişeler neler?

Sistemin değişmesinden korkuyorlar. Kurulu birtakım çıkar grupları var. Dünyayı yöneten ekonomi var, petrol gibi enerji kaynakları var. Bu enerji kaynakları dünyaya zarar veriyor. Dünyada yapılan dengesizliklerden dolayı mevsimler değişti, buzullar eriyor, depremler artıyor. Şu ana kadar 2 bin 600 nükleer deneme yapmışız, 653 tane nükleer santral var. Eğer UFO açıklanırsa ekonomi sistemi değişecek. İnanç sistemi değişecek. İnsanoğlunun evrimi hızlanacak. Kaynaklar ve teknolojiler birleşecek. Dünya devleti ve toplumu olacağız. Daha eşit olacağız. Bilinçler açılacak ve evrensel düşünceye geçeceğiz. Tabiî bunlar birtakım çıkar gruplarının işine gelmiyor. Ama toplum pozitif sonuçlar çıkaracak. O yüzden mücadele ediyoruz. Biz olayın sadece mekanik ve teknik yönüyle ilgilenmiyoruz. Olayın içinde bir felsefe var, bilinç düzeyi var.

'Onlarla bilinç düzeylerimiz farklı'

UFO'lar gelip neden dünyaya müdahale etmiyor?

Çünkü insanın iradesine saygıları var. Sorunlarımızı deneyimleyerek, yaşayarak aşmamız gerektiğini düşünüyorlar. Ayrıca bilinç düzeylerimiz arasında fark var. Onlarla açık temas kuracak düzeyde değiliz. Bir de, verecekleri teknolojiyi kötüye kullanacağımızın farkındalar. Bize bilim kurgu gibi gelen her şey aslında gerçek. Çünkü, olmayan bir şeyi düşünemezsiniz. Gerçek olan, düşüncedir. Eskinin bilim kurgusu, bugün gerçek oldu. Bugünün bilim kurgusu, yarının gerçeğidir.

'Piramitleri Mısırlılar yapmış olamaz'

UFO'lar piramitlerin çevresinde görülüyor. Piramitlerle bir bağlantıları olabilir mi?

Piramitleri incelersek, bunların Mısırlılara ait olmadığını görürüz. Karbon 14 ölçü sistemine göre, bunların 10 bin 500 sene önceye ait olduğu saptandı. O tarihe baktığımızda, Mısır piramitlerinin olduğu yerin açısı Oreon yıldız sistemine bakıyor. Sphenx, aslan burcuna bakıyor. Piramitlerin Oreon yıldız sistemiyle bir bağlantısı olabilir. Çünkü piramitleri şu anki teknoloji ile yapmak çok zor. Kayaların 70 ton ağırlığı var. O kayaları 150 metreye çıkaracak teknoloji o zaman yok. Pi sayısı kullanılmış; pi sayısı 1800'lü yıllarda keşfedildi. Tapınaklarda uçak, helikopter gibi kabartmalar var. O zaman insan uçmayı nereden bilsin? Ne gördüyse onu resmetmiş.

'Bilim adamları, her yeniliğe açık olmalı'

Ülkemizde askerlerin, bilim adamlarının olaya bakışını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu konuda açık değiller. Dünyada, üniversitelerde bu konu ile ilgilenen kürsüler var. Onların konusu bizimkinden farklı. Onlar meteorları, biz ise dünya dışından gelen ziyaretçileri inceliyoruz. Devlet görevlileri mevkilerini kaybetme korkusuyla açıklama yapmıyor. Bilimin her yeniliğe açık olması gerekir.

'UFO inanç değil bilimdir'

Siz hiç UFO olayına tanık oldunuz mu?

Ben iki kere UFO gördüm. İlki, Amerika'da yaşarken. Gündüzdü, beş-altı saniye bir süreyle gördüm. İkincisi, 96-97 yıllarında. Evim, çatı katındaydı. 300 metre yakınımıza kadar geldi. 30-35 saniye çok net bir şekilde gördüm.

Ne zamandır bu işin içindesiniz?

19 yaşından beri bu işle uğraşıyorum. Dünyanın her yerini geziyorum. Uzun süre Amerika'da yaşadım. 96 yılından beri Türkiye'deyim. Bu konuya ilgim 7-8 yaşlarında Uzay Yolu ile başladı, bilim-kurgu romanları ile devam etti. Eğitim için Amerika'ya gittim. Orada bu konu ile ilgili kaynaklar fazlaydı. Okul ikinci plâna düştü. Tatil için Türkiye'ye geldiğimde, Türkiye'de bu konuyla ilgili hiçbir faaliyet olmadığını gördüm ve 1997 yılında içsel bir güdüyle Türkiye'ye döndüm. Halkın konuya ilgisi fazlaydı ama bilgisi yoktu.

İlgiden memnun musunuz?

Memnunum. İnsanları inandırmak gibi bir kaygımız, mecburiyetimiz yok. Bizde bilgi var. UFO bir inanç değil, bir bilimdir. Bu bir teknoloji ürünüdür. Biz bilgiyi veriyoruz. İnsanlar alır ya da almaz. Bunun insan ve toplum bilincine pozitif bir etki katacağını, hem kişisel hem toplumsal gelişime ivme kazandıracağını düşünüyorum.

Bu yaptıklarınız cesaret gerektirmiyor mu?

Bunu Amerika'da, Avustralya'da yapan arkadaşlarım var. Onlar çok rahatlar. Türkiye gibi katı kuralları olan bir toplumu açmak, önyargılarını kırmak daha zor, ama biz bunu seçmişiz; ben keyif alıyorum.

MUSTAFA HALİM TAŞÇI - K. SERHAN BÜLBÜL / İÜ İletişim Fak. Gazetecilik 3


Webmaster : iletim@istanbul.edu.tr

Sayfamız 1024*768 Çözünürlükte Hazırlanmıştır
İletim ONline Design © Copyright
2002

® İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi. Tüm Hakları Saklıdır.
Kaptan-ı Derya İbrahim Paşa Sokak 34452 Beyazıt / İstanbul
Tel: 0212 512 52 57 (159)  Faks: 0212 511 35 02