Sağlık..........................Kağıda YazdırYazdır.... .Yazı hakkındaki düşüncelerinizi bize iletebilirsinizYorumla
Kaygılarınız, çocuğunuzu takıntılı yapıyor

Prof. Dr. Yankı Yazgan, takıntı ve yüksek kaygı yaşayan anne-babaların çocuklarında bulunan takıntıların, obsesif kompülsif kişilik bozukluğuna dönüşme riskinin arttığını söyledi.Marmara Üniversitesi (MÜ) Tıp Fakültesi Çocuk, Ergen ve Erişkin Psikiyatrisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yankı Yazgan, takıntı ve yüksek kaygı yaşayan anne-babaların çocuklarında bulunan takıntıların, obsesif kompülsif kişilik bozukluğuna dönüşme riskinin arttığını söyledi.

Prof. Dr. Yankı Yazgan, takınağı tekrarlayıcı, rahatsız edici, önlenmesi zor, istenmeyen, gerginlik ve endişe yaratan düşünce olarak tanımlarken, kompülsiyonu ise bu düşüncelerden doğan gerginliği azaltmak amaçlı yapılan eylemler olarak açıkladı. Yazgan, en sık görülen takınakların, kirlenme, bulaşma korkusu, kendine ya da sevilene zarar gelmesi, zarar verme korkusu; en sık kompülsiyonların ise yıkanma ve tekrar tekrar yapma, kontrol etme olduğunu vurguladı. Yazgan, erken yaşlarda başlayan obsesif kompülsif bozuklukların, gençlerin kişilik özelliklerini gereksiz mükemmelliyetçilik yönünde etkileyebileceğini ve depresyon sebebi olabileceğini söyledi.

11'inde başlıyor

Obsesif kompülsif bozukluğun erken başlangıçlı formunun ortalama başlangıç yaşının 11-12 olduğunu belirten Yazgan, cinsiyete göre görülme oranının ise kızlara oranla erkeklerde daha fazla olduğunu söyledi. Yazgan, "Konsantrasyon bozukluğu, okula gitmek istememe, diğer çocuklardan fizikî olarak uzak durmaya çalışmak gibi dolaylı belirtilerle ortaya çıkan obsesif kompülsif bozukluk, çocukların yüzde 62'sinde depresyon, yüzde 38'inde ise fobiler ve tik bozukluklarını ortaya çıkarır." dedi.

Çocukluk korkuları

Çocuklarda 4 yaşın altında 'doğuştan korkuların', 4 yaşın üstünde ise, 'yaşantısal öğrenilmiş korkuların' egemen olduğunu vurgulayan Yazgan, takıntıların küçük çocukların normal gelişim süreci içerisinde en yoğun 2 ile 4 yaş arasında görüldüğünü kaydetti. Yazgan, şunları söyledi:
"Yeni ve yabancıya alışmak ile eski ve bildikten kopmamak arasında kalmanın ürünü olan obsesif-kompülsif davranışlar, hem normal, hem de anormal koşullarda kaygı ve korku giderici rol oynar. Değişiklik ve belirsizlik obsesif kompülsif bozukluğa sahip kişilerde risk anlamı taşımaktadır. Risk artışı ise kaygı ve korkuyu etkiler, dolayısıyla bu dönemlerde riski azaltmayı ve rahatlamayı amaçlayan ama başka sistemleri bozan obsesif-kompülsif davranışlar artış gösterir."

PINAR ÖZKAN / İÜHA


Webmaster : iletim@istanbul.edu.tr

Sayfamız 1024*768 Çözünürlükte Hazırlanmıştır
İletim ONline Design © Copyright
2002

® İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi. Tüm Hakları Saklıdır.
Kaptan-ı Derya İbrahim Paşa Sokak 34452 Beyazıt / İstanbul
Tel: 0212 512 52 57 (159)  Faks: 0212 511 35 02