Kültür-Sanat..............Kağıda YazdırYazdır.... .Yazı hakkındaki düşüncelerinizi bize iletebilirsinizYorumla

Bir soykırımın resmidir

Nazi kampında tifüsten ölen Anne Frank'in 'Gizli Müştemilât' isimli günlüğü ve Yahudi soykırımına ilişkin belgeler, 'Günümüz İçin Bir Tarih Sergisi'ndeydi

İstanbul Karaköy'de yer alan Schneidertempel Sanat Merkezi, geçtiğimiz günlerde ilginç bir sergiye ev sahipliği yaptı.

Birinci Dünya Savaşı, 1918'de Almanya'nın yenilgisiyle bitmiş, Almanya ağır tazminat ödemek zorunda bırakılmıştı. Savaşın ardından insanlar işlerini kaybetmiş ve fakirleşmişti. Adolf Hitler önderliğindeki aşırı milliyetçi bir küçük siyasî parti, sorunları çözebileceğini iddia etmiş, siyasî görüş farklılıkları sokak çatışmalarına neden olmuştu. Bu siyasî mücadeleyi Hitler kazanmış, 30 Ocak 1933'te Almanya'nın başbakanı olmuştu. Hitler'in başa gelmesiyle ilk Yahudi karşıtı adımlar atılmış, Alman Yahudilerine karşı bir sürek avı başlatılmıştı.

Soykırımın çocuk tanığı: Anne Frank

12 Haziran 1929'da dünyaya gelen Anne Frank, çocukluğunu böyle bir ortamda yaşamaya çalışmıştı. Çünkü Frank'ler liberal bir Yahudi ailesiydi ve Hitler'in başa geçmesiyle başlayan zorlu günlerden, şüphesiz ki onlar da etkilenmişti. Anne Frank, Otto ve Edith Frank'ın ikinci kızıydı. Anne'a 13. yaş gününde babası bir hatıra defteri hediye etmiş, o da iki yıldan uzun bir süre duygularını buraya aktarmıştı. Frank ailesinin kaderi Hitler'in başa gelmesiyle değişmiş ve aile Amsterdam'a göç etmişti.

Hitler, komünistleri ve sosyal demokratları hedef almış, birçoğunu toplama kamplarına sürmüştü. Sanat, edebiyat ve müziğin bazı türleri yasaklanmış, yazar, bilim adamı ve sanatçılar ülkeden kaçmış, demokrasi askıya alınmıştı. 1934-35 yılları, Almanya için ekonomide düzelme yılları olmuş ve işsizlik azalmıştı. Hitler silâh endüstrisi kurmaya ve ordu oluşturmaya girişmişti. Naziler, Almanya'nın genç neslinin eğitiminde mutlak kontrol istemiş ve milliyetçilik duygularını çok başarılı olarak sömürmüşlerdi. 1935'te Almanya'da bir dizi ırk kanunu yürürlüğe konulmuştu. Yahudilerin Yahudi olmayanlarla işbirliklerini yasaklayan ve bu kurala uymayanların cezalandırılmasını öngören düzenlemeler yapılmıştı.

2. Dünya Savaşı başladıktan sonra, 10 Mayıs 1940'ta, Alman ordusu Hollanda'yı işgal etmiş, işgalin ilk yıllarında Hollanda'da yaşayan Yahudilerin kayıtları tutulmaya başlanmıştı. Frank ailesi yaklaşan tehlikeyi sezmiş ve gizli bir yerde saklanmaya başlamıştı. Anne, o dönemdeki özlemlerini, şu satırlarla ifade etmiştir: "Bisiklete binmeyi, ıslık çalmayı, dünyaya bakmayı, kendimi genç hissetmeyi ve hür olmayı özledim. Ancak bu duygularımı dışa vuramıyorum." Anne, 1 Ağustos 1944'te günlüğüne son satırlarını yazmıştı. 4 Ağustos 1944'te gizli sığınaktakiler ihanete uğramış, tutuklanmışlardı. Bugüne kadar onları kimin ihbar ettiği bulunamamıştır.

Düşün gerçekleşmesi

Anne Frank Mart 1945'te, götürüldüğü kampta tifüse yakalanarak öldü. Nisan başında Frank ailesinin de kaldığı Bergen-Belsen kampı İngiliz askerleri tarafından kurtarılmıştı. Anne'nın babası Otto Frank, Haziran 1945'te, aile albümünün ve günlüğün kurtarıldığını öğrenmişti. Otto Frank, kızının günlüğünü okumuş ve savaştan sonra 'Gizli Müştemilât' adlı bir kitap yazmak istediğini öğrenmişti. 'Gizli Müştemilât' Haziran 1947'de bin 500 adet basılarak yayımlanmış, böylece kızının arzusu yerine gelmişti. 1955'te, hatıra defteri sahneye ve sinemaya uyarlanmış, beğeni toplamıştı. Milyonlarca insan hatıra defterini okumuş, bu hatıraların yazıldığı yeri görmek istemişti. Bunun üzerine 1960'ta gizli sığınak halka açılmıştı.

Savaştan sonra Nünberg, Tokyo ve başka şehirlerde Savaş Suçları Mahkemeleri kurulmuştu. Yahudiler, savaştan sonra artık Avrupa'da yaşamak istememişler, İsrail ve ABD'ye göç etmeye başlamışlardı.

'Altı milyon Yahudi öldürülmedi, bir Yahudi altı milyon kez öldü'

Tarihe kara harflerle yazılan bu soykırımı en iyi anlatan sözlerden biri, Abel Harzberg'in "6 milyon Yahudi öldürülmedi. Bir Yahudi altı milyon kez öldü" sözüdür. Bu söz, soykırımın dehşetini yeterince gözler önüne sermektedir. Naziler, saf Alman ırkı yaratmak için 6 milyon Yahudi'yi katlederek, insanlık onurunu zedelemiş, insanların hafızalarında silinmesi mümkün olmayan bir iz bırakmıştır. Soykırımın bir diğer acı tarafı da, şüphesiz ki çocukların, daha hayatı tanımadan ölümle karşılaşmalarıdır. "Öldükten sonra bile yaşamak istiyorum." diyen Anne Frank, bizlere bu sözüyle, tüm olumsuzluklara rağmen yaşama sıkıca bağlandığı ve ölmek istemediği mesajını veriyor.

DEMET ŞEKER
/ İÜ İletişim Fak. Gazetecilik 3


Webmaster : iletim@istanbul.edu.tr

Sayfamız 1024*768 Çözünürlükte Hazırlanmıştır
İletim ONline Design © Copyright
2002

® İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi. Tüm Hakları Saklıdır.
Kaptan-ı Derya İbrahim Paşa Sokak 34452 Beyazıt / İstanbul
Tel: 0212 512 52 57 (159)  Faks: 0212 511 35 02