|
Türkiye, en az 2 bin 500 megavatlık rüzgar enerjisi potansiyeline
sahip olmasına karşın, bunun sadece 19 megavatını hayata geçirebilmiş
durumda
Yüzlerce yıldır fosil yakıtların tüketimine alışmış olan dünya,
artık yenilenebilir enerjilere yönelmeye başladı. Tükenmeyen ve
doğaya hiçbir zararı olmayan bu enerji sistemleri arasında günümüzde
en çok yatırım yapılanı rüzgar enerjisi. Doğaya hiçbir zararı olmayan
rüzgar türbinleri hem fazla alan kaplamıyor, hem de kuruldukları
alanda yaşayan insanlar için iş alanı yaratıyor. Denizde de kurulabilen
rüzgar türbinleri, kurulduğu alanda tarım yapılmasına da olanak
sağlıyor. Türkiye ise en az 2 bin 500 megavatlık rüzgar enerjisi
potansiyeline sahip olmasına karşın bunun yalnızca 19 megavatını
hayata geçirebilmiş durumda.
Greenpeace Akdeniz Ofisi Enerji Kampanyası Sorumlusu Melda Keskin'in
verdiği bilgiye göre, rüzgar enerjisi için yakıt maliyeti yok ve
tesis maliyeti ödendikten sonra da, sadece işletme ve bakım maliyetleri
söz konusu. Yatırım maliyeti toplam maliyetin yüzde 75 ile yüzde
90'ını oluşturuyor. Rüzgar türbinleri kolayca sökülebiliyor; arazinin
eski hâline dönüştürülmesi de kolay.
Greenpeace ve Avrupa Rüzgar Enerjisi Birliği, Endonezya'nın Bali
kentinde 'Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi 4. Hazırlık Toplantısı'nda,
rüzgar enerjisi ile ilgili yayımladığı raporda, 20 yıl içinde dünya
enerji üretiminin yüzde 12'sinin rüzgar enerjisiyle karşılanabileceğini
savunuyor. Rapora göre rüzgar enerjisi, ortalama yüzde 40 büyüme
hızıyla dünyanın en hızlı büyüyen enerj kaynağı ve yılda 5 milyar
doları aşan bir hacme sahip. Bugün dünyada 35 milyon insan rüzgar
enejisinden üretilen elektriği kullanıyor.
'Türkiye şansını geri tepiyor'
Türkiye'deki
Greenpeace Akdeniz Ofisi Enerji Kampanyası sorumlusu Melda Keskin,
rüzgar enerjisine önem vermeyen ülkeler için şu görüşleri savundu:
"Dünya Zirvesi aracılığıyla, geleceğin enerji sorununu çözmek
üzere masaya oturan hükümetler, rüzgar enerjisinin endüstriyel potansiyelini
yok saymaları hâlinde, başarısız olmaya mahkûmdur. Türkiye, Avrupa'nın
en iyi teknik rüzgar potansiyeline sahipken, Enerji Bakanlığı birkaç
yıl içinde binlerce kişiye istihdam sağlayarak devreye girebilecek
2500 megavatı aşkın yatırımı engelleyerek bu şansı geri tepiyor."
En hızlı yayılan enerji türü
Rüzgar enerjisinin dünyanın en hızlı büyüyen enerjisi olduğunu belirten
Avrupa Rüzgar Enerjisi Birliği'nden Christian Kjaer ise şunları
söyledi:
"Henüz yolun başında olmamıza rağmen, rüzgar gücü ile ilgili
çalışmaların şu anki durumu bile çok etkileyicidir. 'Rüzgar Enerjisi-Yüzde
12' adlı rapor, ucuz, güvenli bir enerji ve çevresel kaygıları gözeten
bu üretim biçiminden yararlanabilmemizin önünde, teknik engellerin
ya da kaynakla ilgili sınırların olamadığını gösteriyor. Teknoloji
mevcuttur ve kaynak tükenmeyecek özelliktedir. Kaynağı ve becerisiyle
rüzgar endüstrisi bu hedefi gerçekleştirmeye hazır olsa da, rüzgar
enerjisinin yaygınlaşabilmesi için daha güçlü politik işaretlere
gereksinim vardır."
Türkiye'nin büyük potansiyeli
Türkiye'de rüzgar enerjisi çalışmaları 1990'lı yıllarda yoğunlaştı.
Şubat 1998'de Çeşme'de kurulan 1.5 megavatlık rüzgar çiftliği, Türkiye'nin
ilk ticarî rüzgar yatırımı oldu. Aralık 1998'de yine Çeşme'de 7.2
megavatlık bir santral, Haziran 2000'de ise Bozcaada'da 10.2 megavatlık
rüzgar santrali devreye girdi.
Greenpeace'in açıkladığı bilgilere göre, Türkiye'nin hâlen en az
2 bin 500 megavatlık rüzgar enerjisi potansiyeli varken, Türkiye
bunun sadece 19 megavatını hayata geçirebilmiş durumda. 1993 yılına
ait OECD ülkeleri araştırmasında Türkiye, Avrupa'nın en iyi rüzgar
potansiyeline sahip ülkesi. 1 megavat başına 22 iş yaratacak durumda
olan rüzgar çiftlikleri yerel istihdama da çözüm getiriyor. İzmir
bölgesinde açılacak bir fabrikada, önce rüzgar türbini kanatları,
daha sonra ise jeneratörlerin üretiminde 180 kişinin çalıştırılacağı
söyleniyor.
SEMRA
GÜNEY /İÜHA
|