GERİ

İLERİ

III. BAĞIL DEĞERLENDİRME SİSTEMİNİN GETİRDİĞİ YENİLİKLER NELERDİR?

Bağıl Değerlendirme Sistemi, gerek öğrenciler, gerek öğretim elemanları ve gerekse idari/yönetim işlemleri açısından pek çok yenilikler getirmektedir. Bu yeniliklerin temel amacı, üniversitemizin yeniden yapılanma çalışmaları kapsamında eğitim ve öğretimin modernleştirilmesi, eğitimde bilgilerin sürekli güncel tutulması, öğrencilerin öğrenimleri boyunca kendilerini bilimsel bir atmosferde hissetmeleri, hocaları ile daha iyi bir diyalog içine girmeleri ve böylece daha etkin araştırma ve bilim üretilmesi için gerekli alt yapıyı sağlamaya yardımcı olmaktır.

BDS, sadece öğrencilerin notlarının daha adil değerlendirilmesini sağlamakla kalmamakta, ayrıca derslerde kullanılan öğretim ve sınav teknikleri ile içeriklerinde önemli değişikliklere gidilmesine da neden olabilmektedir. Sistem, idealde öğretim elemanlarının derslerinin içeriklerini, işleme biçimini, ölçme tarzlarını ve yöntemlerini eleştirel bir şekilde gözden geçirmelerini ve yenilemelerini gerektirmektedir. BDS öğrencilerin derslere daha etkin katılmalarını gerektirmekte, dolayısıyla derslerin kalitesi ve içeriğinde ve en önemlisi öğrencilerin motivasyonunda büyük gelişmeler görülebilmektedir. Bu yenilikler, pek çok gelişmeye ve değişime sahne olacak 2000’li yıllarda üniversitemizin dünyadaki diğer üniversiteler arasındaki saygın yerini korumasında ve daha önemlisi daha da ileri götürmesinde önemli kriterler olacaktır. Son yıllarda üniversiteler arasında ulusal ve uluslararası eşdeğerlik (accreditation) giderek daha büyük önem kazanmaktadır. Pek yakında eşdeğerlik gündeme geldiğinde, BDS’inin üniversitemizde uygulanıyor olması, üniversitemize önemli bir avantaj sağlayacaktır.

Bu bölümde, BDS’inin getirdiği yenilikler, öğrenci ve öğretim üyeleri için avantajları örnekler verilerek ele alınacaktır.

1. BDS ile verilen notların kıyaslanabilir olma özelliği

Yapılan tüm sınavların, tüm ölçme işlemlerinin temel amacı, öğrencilerin bir konu hakkındaki bilgilerini ölçüp, sonuçları birbirleri ile kıyaslayarak onları başarılarına göre sıralamaktır. Klasik Ağırlıklı Not Sistemi (ör. 100 üzerinden verilen notlar) bunu tam anlamıyla başarabiliyor mu? Değerlendirme sistemlerine yabancı pek çok kişi, bu soruya evet yanıtı vereceklerdir. Ancak konu yakından incelendiğinde durumun sanılandan farklı olduğu görülmektedir:

Örneğin farklı üniversitelerden mezun olmuş iki öğrenci ele alınsın:

Bu iki öğrenci arasında karşılaştırma veya kıyaslama yaparken ve hangisinin daha başarılı olduğuna karar verirken salt mezuniyet derecesinin baz alınamayacağı apaçık ortadadır. Bu iki öğrenci birlikte sınava sokulduklarında belki de 65 ortalaması olan ilk öğrenci çok daha başarılı olacaktır. Üstelik eğitimin ağır olduğu bir üniversitede 65 not ortalaması, dönemindeki diğer öğrencilere göre çok iyi bir derece olabilir ve hatta bu öğrenci orta gibi görülen bu notla bölümünün en başarılı birkaç öğrencisi arasına girmiş bile olabilir.

Daha düşük düzeyde eğitim veren diğer üniversiteden 75 ile mezun olan ikinci öğrenci ise, dönemindeki arkadaşları arasında sadece orta düzeyde bir başarı göstermiş olabilir. Dolayısıyla 75 ortalama, kendi dönemi için vasat bir not olabilir. Bu nedenle, farklı ortamlardan gelen bu iki öğrencinin “ağırlıklı ortalamaları” (100 üzerinden ortalamaları), onların gerçek başarılarını göstermede kıstas sayılamaz ve aslında gerçeği de yansıtmamaktadır. Görüldüğü gibi sadece ağırlıklı not ortalamalarını dikkate alarak kıyaslama yapmak, bizi büyük hatalara sürükleyebilmektedir.

Pek çoğumuz,kendi bölümünde başarılı hatta derece sahibi öğrencilerin, sadece ağırlıklı not ortalamalarını dikkate alan değerlendirme sistemi nedeniyle burs sınavlarına girmeye bile hak kazanamayıp, kendileri için hayati öneme sahip fırsatları kaçırdıklarını duymuşuzdur ve belki de bazılarımız bunu bizzat yaşamıştır. Bu problemin aşılması ancak öğrencilerin performanslarına uygun notlandırılmaları ile mümkündür. Ancak bu sayede farklı ortamlardan gelen öğrencilerin başarı düzeyleri kıyaslanabilir. İşte bunun sağlanması için “Bağıl Değerlendirme Sistemi” (BDS) günümüzdeki en etkili sistemlerden biridir.

Ölçme ve değerlendirme konusunda yapılan çalışmalarda, aynı sınıfın aynı dersten farklı öğretim üyeleri tarafından sınava alınması durumunda, her öğrencinin bu sınavlarda aldığı notlarda ve sınıf ortalamalarında bazen önemli farklılıkların ortaya çıktığı görülmüştür. Hatta tek bir sınava ait kağıtlar, konularında uzman birden fazla öğretim üyesine okutulduğunda, öğrencilerin farklı hocalardan aldıkları notlar arasında farklılıkların oluştuğu gözlenmiştir. Uç bir örnekte aynı öğretim üyesine aynı sınav kağıtları (farkına varmaması için uzun zaman periyotları ile) farklı zamanlarda okutulduğunda bile hocanın notlandırmasında farklılıkların ortaya çıkabildiği görülmüştür. Öğrencilerin bilgi düzeyi aynı kaldığına göre öğrencilerin farklı notlar almaları, büyük bir oranda daha önce değinilen değişkenlere bağlıdır.

Şimdi diğer bir örnek üzerinde duralım.

Bu durumda, B öğretim üyesinin sınıfının ağırlıklı not ortalamasının A öğretim üyesinin sınıf ortalamasından daha yüksek olma olasılığı vardır. Ancak takdir edileceği gibi bu ortalama, ne öğrencilerin ne de öğretim görevlilerinin gerçek başarısını yansıtmaktadır. Bunu düzeltmenin ve öğrencilerin gerçek başarılarına göre notlandırmanın en iyi yolu, bu iki sınıfa ait notları “Bağıl Değerlendirme Sistemi” ne göre kendi içlerinde ayrı ayrı değerlendirmek ve karşılaştırmayı bu değerlendirmenin sonuçlarına göre yapmaktır. Böylece, çoğunluğun nispeten dar bir aralıkta yüksek notlar aldığı B öğretim üyesinin sınıfındaki notların bağıl değerlendirmesi sonucu notlar göreceli olarak düşecek ve A öğretim üyesinin sınıfındaki daha geniş bir alanda yayılım gösteren notlarla kıyaslanabilir bir düzeye ulaşacaktır. Böylece öğrencilerin gerçek başarısı ortaya çıkacaktır.

«Bağıl notların kıyaslanabilir olma özelliğineçarpıcı bir diğer örnek aşağıda verilmektedir.

Bir öğrencinin İngilizce, Matematik ve Fizik olmak üzere üç ayrı sınava girdiğini ve sınavlardan sırasıyla 60, 85, 70 aldığını varsayalım. Sınıf ortalamaları ve standart sapmaları aşağıdaki tabloda verilmiştir:

Ders Not Sınıf Ortalaması Standart Sapma z rekoru Başarı Sırası
İngilizce 60 33 9 3 1
Matematik 85 61 12 2 2
Fizik 70 60 10 1 30

Bu öğrencinin sadece ham başarı notlarına bakarak hangi dersten daha başarılı olduğunu söylemek güçtür. İlk bakışta, öğrencinin en yüksek notu aldığı Matematik dersinden en başarılı olduğu söylenebilir. Oysa öğrenci, İngilizce sınavından sınıf ortalamasının üç standart sapma kadar yukarıda not almıştır. Yani diğer iki derse oranla arkadaşlarının çok daha fazla önüne geçmeyi başarmış, başka bir deyişle daha yüksek bir performans göstermiştir. Matematikten 2 (yani 12 x 2 = 24 elde edilip bu değer sınıf ortalaması ile toplanırsa öğrencinin ham başarı notu [61+24 = 85] elde edilecektir) ve fizikten ise sadece 1 standart sapma kadar sınıf ortalamasının üzerine çıkabilmiştir. Buna göre öğrencinin başarı sıralamasının İngilizce, Matematik ve Fizik olduğu görülür.

Görüldüğü gibi bir öğrencinin sınıfındaki diğer öğrencilere göre gerçek başarısı, öğrencilerin performanslarını ölçerek (yani z ve T skorlarını hesaplayarak) daha sağlıklı bir şekilde belirlenebilmektedir. Benzeri şekilde bu öğrencinin başarısının farklı sınıflardaki, farklı üniversitelerdeki ve hatta diğer ülkelerdeki öğrencilere göre gerçeğe en yakın kıyaslaması da yine Bağıl Değerlendirme Sistemi’ne (BDS) göre yapılabilir.

2. Notların daha fazla kategoriye ayrılması

etnimizin başında belirtildiği gibi klasik başarı değerlendirme sisteminde sadece ellinin üzerinde not alan öğrenciler üç farklı başarı grubuna bölünürken, ellinin altında yer alan tüm öğrenciler başarısız olarak kabul edilmektedirler. İşte BDS’nin getirdiği önemli yeniliklerden bir tanesi başarısız öğrencilerin de kendi aralarında bir gruplamaya tabii tutulmasına olanak tanımasıdır. Yani bir derse ait notlar dört değil (pekiyi, iyi, orta ve başarısız), sekiz gruba (AA, BA, BB, CB, CC, DC, DD, F) ayrılmaktadır. Bir derse ait tüm notların bir çan eğrisi içinde yer aldığı düşünülür ve bununda sekiz parçaya bölündüğünü göz önüne alınırsa, öğrencilerin ellinin altı ve üstü gibi katı bir ayrıma tutulması engellenmiş olmaktadır. Bu sayede örneğin 50 alanın başarılı sayılıp 49 alanın başarısız olması gibi bir durumun ortadan kaldırılması sağlanmış olmaktadır.

wpe14.jpg (25070 bytes)

Şekil: 5. Ağırlıklı Not sistemi ve Bağıl Değerlendirme Sistemi ile verilen notların karşılaştırması.

Bunun dışında BDS’inin getirdiği daha birçok yenilik vardır. Bunlardan bazıları özetlenirse:

3. DD ve DC notlarının olması, başarılı öğrencilerin başarısız oldukları birkaç dersten geçebilmelerine olanak sağlar. Böylece başarılı öğrenciler ödüllendirilmiş olur (Bkz. VI. Bölüm; ANO ve AGNO hesaplamaları, S. 35).

4. Sistem, öğretim üyelerini ölçme yöntemlerini iyileştirmeye teşvik eder, bu da daha adil not dağılımı anlamına gelmektedir.

5.Sistemde derslerin uygulama saatlerinin artması, öğrencilerin dersi kavramalarında büyük katkı sağlar.

6. Sistem, öğretim üyelerinin ders içerikleri ve sunum yöntemlerini geliştirme çabası içine girmesini sağlar. Bu ise, gerek içerik ve gerekse ilgi çekicilik açısından ders kalitesinin artmasını sonuçlar.

7. İyi öğrencilerin ödüllendirilmesi ve notların adaletli olması, öğrencileri motive eder, sisteme güvenmelerini ve daha üretici olmalarını sağlar.

8. Danışmanlık hizmetleri, öğrenciler ile öğretim üyeleri arasında diyalogun güçlenmesini sağlar.

9. Notların ulusal ve uluslar arası ölçekte evrensel nitelikte olması, gerek diğer üniversitelerde yüksek lisans yapmalarında, gerekse burs başvurularında öğrencilere büyük avantaj sağlar. Bu da onların -hak etmedikleri halde- başarılarının gerçekte olduğundan daha düşük gibi görülmesini engeller.

10.Bağıl sistemle verilen notlar, tüm dünyada geçerli olduğundan özellikle yurtdışı burslarında öğrencilere büyük kolaylık ve rahatlık sağlamaktadır.