Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü

 
Bugün 02 Eylül 2014
 
 
 
 
BİZE SORUN

Astronomi konusunda merak ettiklerinizi bize ulaştırabilirsiniz. Sorunlarınız en kısa zamanda cevaplanacaktır.

İsim ve Soyad:
Mail Adresi:
Konu:
Soru:
 

Soru - Cevap

   
 Soru: uzayý seyredeceðim nasýl bi teleskop lazým
   
 
Bu soru Tansel Ak tarafından cevaplanmıştır.

Bu oldukca subjektif bir konu. Herkes icin "en iyi" bir teleskop yoktur. Sececeginiz teleskop, yasam tarziniza ve astronomik amaciniza baglidir. Motivasyonunuzu bilmelisiniz ki akillica bir secim yapabilesiniz. Degisik teleskop turlerine bakmaniz size bu konuda fikir verebilir. Oncelikle buyutmenin en onemli konu olmadigini soyleyelim. 450x, 500x gibi aldatici buyutme oranlarina kanmamak lazim. En parlak ve keskin goruntuler, 25x-50x gibi en dusuk buyutme oranlarinda elde edilir. Teleskobun capinin buyuk olmasi, isik toplama kabiliyetinin artmasini ve dolayisi ile daha sonuk cisimlerin gorulebilmesini saglar. 60mm-80mm capli kucuk ve kaliteli akromatik mercekleri olan bir refraktor, Ay'in ve buyuk gezegenlerin gozlenmesi icin iyi bir baslangictir. Fiyatlari genelde yuksek degildir. Boyle bir teleskoba sahip olmakla, gercekten ne yapmak istediginize karar verebilir, hobinizin sinirlarini test etmis olursunuz. Caplari kucuk oldugundan, boyle teleskoplarla sonuk derin-uzay cisimlerini (galaksiler, sonuk nebulalalar gibi) gormek mumkun degildir. Baslangic icin bir diger secenek, 90mm-150mm capli bir Newtonian veya Schmidt-Cassegrain teleskop (aynali teleskoplar) almak da olabilir. Bununla cok daha fazla sayida (daha sonukleri) cismi daha yuksek performansla gozleyebilirsiniz. Tabii daha yuksek bir fiyat karsiliginda! Aslinda aynali teleskoplar, ayni captaki bir refraktore (mercekli teleskop) gore fiyat/performans orani acisindan daha uygundurlar. Bununla birlikte eger gozlemlerinizi sehir icinde veya sehre cok yakin yerlerde yapacaksaniz, daha buyuk capli bir teleskop almanin cok faydasi olamaz. Cunku isik kirliligi (zemin aydinlanmasi) sebebiyle sonuk cisimleri gozlemek bakimindan pek sansiniz olmaz. Teleksop alirken odak uzunluguna da dikkat etmek gerekir. Daha uzun odak genelde daha fazla buyutme anlamina gelir. Ozet olarak, baslangic amaciyla, 10-15 cm capli bir Newtonian reflektoru (aynali teleskop) tavsiye ederim. Bununla gozlem yaparak ileriye yonelik amacinizi belirler ve pek cok gok cismini gozleyebilirsiniz. Gerci bu tip teleskoplara pek takilmiyor ama, gozlem sirasinda gok cisminin gorus alaninda kalmasi bakimindan takip mekanizmasinin bulunmasinin cok faydali olacagini da soylemeliyim. Fiyatlari daha dusuk oldugundan Dobsonian monturlu olanlari tercih etmenizi oneririm. Ekvatoral monturlu olanlar daha pahalidir. Eger fiyat konusunda bir cekinceniz yoksa, 20 cm capli ve f/10 odak oranli bir Schmidt-Cassegrain teleskop almaniz, sizi hem baslangic duzeyinde hem de ileri-amator duzeyde gozlemlerde fazlasiyla tathim edebilir.Bunlar da nispeten kolay tasinabilir teleskoplardir. Ama dikkat! Eger gozlem hevesinizin zamanla azalacagindan korkuyorsaniz, bu iyi bir secim olmaz. Son bir uyari: temel koordinat sistemleri bilgisini edinmeden gozlem yapamazsiniz. Turkiye'de, benim bildigim kadariyla, yabanci bir firmanin tek teleskop temsilcisi Optronik isimli bir firmadir. Adresi : www.optronik.com
 

   
 Soru: Soru: Gözyüzü merekým var ve hafta sonlarý köydeki evimizin terasýndan gökyüzünü gezegenleri ve gökadalarý gözlemlemek için nasýl bir teleskop almalýyým.çapý markasý v.s ankarada oturuyorum ayrýca bu teleskopa dijital fotoðraf makinasýyle gözlemlerimi çekebilirmiyim.yada kameraya kayýt edebilirmiyim teleskopa baðlayýp.tþkler
   
 
Bu soru Tansel Ak tarafından cevaplanmıştır.

Bu konuda Bize Sorun Kosesi icin az once bir yanit yazdim. Eger amaciniz fotograf cekmekse, Schmidt-Cassegrain teleskoplari veya MaksutovCassegrain teleskoplari tavsiye ederim. Ancak Dobsonian monturlu Newtonian teleskoplarla da fotograf cekmek mumkundur. Fiyata bakarak tercih yapmak zorundasınız. Fakat hepsinde takip mekanizmasi olmak zorunda. Digital fotograf makinasi kullanacaksaniz iki seceneginiz var: 1) Makinaniz SLR olmali. Yani objektifi cikabilmeli. Cunku artik objektifiniz teleskobun kendisi olacaktir. Okuleri cikacak, yerine fotograf makinasi takilacak. Bu makinayi teleskoba takmak icin, teleskobu alirken satici firmaya makinaniza uygun bir mekanik adaptor de siparis etmelisiniz. 2) İkinci secenek daha zordur. Fotograf makinanizin objektifi takili olmali. Okuler de teleskopta takili olmali. Makinanizi okulerin arkasina bir sekilde baglamalisiniz (tabii uygun mesafede). Bu sekilde ancak cok parlak cisimlerin fotograflarini cekebilirsiniz.
 

   
 Soru: Bildiğimiz en büyük yıldızın çapı yaklaşık ne kadardır?
   
 
Bu soru İpek Çay H. tarafından cevaplanmıştır.

Bilinen en büyük çapa sahip yıldız bir hiperdev olan Epsilon Aurigae yıldızıdır. Bizim galasimizde Auriga takımyıldızında bulunan bu yıldız Dünya'dan 3300 ışık yılı uzaklıktadır. Epsilon Aurigae yıldızının çapı, yaklaşık olarak Güneş'in çapının 2800 katı kadardır. Güneş'in çapı yaklaşık 1400000 km dir.
 

   
 Soru: Meteor yağmurlarının ülkemizde daha çok yaz aylarında gözlenmesinin nedeni nedir?
   
 
Bu soru İpek Çay H. tarafından cevaplanmıştır.

Meteor yağmurları yılın çeşitli aylarında gözlenebilir. Havanın açık olduğu herhangibir gecede bir saatte ortalama 3 ila 15 tane meteor görebilirsiniz. Bu sayı meteor yağmurunun olduğu gecelerde bir saatte 60 taneye kadar çıkabilir. Bir meteor yağmurundaki meteorlar birbirleriyle ilişkilidirler. Bir meteor gördüğünüz zaman onun geldiği yöne dikkat ederseniz o meteor yağmuru sırasında göreceğiniz meteorların çoğunun gökyüzünde tek bir bölgeden geldiğini görürsünüz. Meteor yağmurları, ışık saçtıkları takımyıldızın ismini alırlar. Mesela Perseids, Orionids, Leonids, Geminids gibi. Perseids meteor yağmuru 10 - 14 Ağustos tarihleri arasında, saatte ortalama 40 kadar meteor geçişi ile, Geminids meteor yağmuru, 10 - 13 Aralık tarihleri arasında, saatte ortalama 50 kadar meteor geçişi ile izlenebilir.
 

   
 Soru: Yıldızdan gelen ışık Dünya'ya kaç yılda ulaşır?
   
 
Bu soru İpek Çay H. tarafından cevaplanmıştır.

Herhangi bir yıldızdan gelen ışığın Dünya'ya ne kadar sürede ulaştığı, o yıldızın Dünya'ya olan uzaklığı ile ilişkilidir. Işık bir yılda 946E+10 (946 nın yanında 10 tane sıfır) km lik bir yol kateder. Örneğin, bize en yakın yıldız Güneş'in Dünya'ya uzaklığı yaklaşık 150 milyon km dir. O halde Güneş ışığı Dünya'ya 8 dk. da ulaşır. Yani Güneş'i gözlemlediğimiz anda aslında Güneş'in 8 dk. önceki haline bakıyoruz demektir. Güneş'ten sonra Dünya'ya en yakın yıldız olan Proxima Centauri yıldızının ışığı bize (dünyaya) 4.3 yılda ulaşır.
 

   
 Soru:
   
 
Bu soru tarafından cevaplanmıştır.

 

   
 Soru: Ýstanbul\'da teleskopla gözlem yapabileceðimiz kuruluþ yada sizin tarafýnýzdan düzenlenen böyle bir etkinlik varmý.
   
 
Bu soru Tansel Ak tarafından cevaplanmıştır.

Surekli olarak halka acik etkinlikler duzenleyen bir kurum yok maalesef. Dogrusu, sık sık gozlem, seminer, kurs vb. etkinlikler duzenleyen bir kurum cok faydali olabilirdi. Bizim kapasitemiz ve Gözlemevi'nin konumu buna uygun degil. Istanbul Universitesi Gozlemevi'nin her yil Mayis ayinda duzenledigi etkinlikler var. Boyle etkinlikler Ay ve Gunes tutulmalari ya da gezegen ortmeleri gibi seyrek rastlanan gok olaylarinin gerceklestigi zamanlarda duzenlenebiliyor. Ayrica, gene Gozlemevimiz'i (onceden haber vermek kosuluyla) gruplar halinde ziyaret ederek Gunes gozlemlerine de katilabiliyorsunuz. Bu tur etkinlik duyurularini internet sayfamizdan takip edebilirsiniz.
 

   
 Soru: mikroskop ve dürbün arasýndaki farklar
   
 
Bu soru Tansel Ak tarafından cevaplanmıştır.

Temel optik konfigürasyonları aynı olmasına rağmen, mikroskop ile dürbün arasında, esas olarak gorevleri acisindan fark vardır. Temel optik konfigurasyonları aynıdır. Yani, en basit halinde bir objektif ve bir goz mercegi. Once insan gozunun temel sınırlarını dusunelim. İnsan gozu, yakında bulundugu halde cok kucuk olan, ya da buyuk olduğu halde uzakta bulundugu icin çok küçük görünen cisimlerin ayrıntıyla incelenmesine uygun bir alet değildir. Yani insan gozunun ayırma gücü yüksek değildir. İnsan gozunun diger bir sınırı da sonuk cisimleri gorememesidir. Mikroskop, yakında olduğu halde yardımsız insan gozu ile gorulmesi veya ayrıntılı şekilde incelenmesi mumkun olmayan cok kucuk cisimlerin görüntülerinin büyütülerek incelenebilmesini sağlayan optik cihazdır (tabii optik mikroskoplardan bahsediyorsak!). Durbun ise, bunun tersine, kendisi buyuk olduğu halde uzakta bulundugu icin kucuk gorunen cisimlerin goruntulerinin buyutulerek incelenmelerini sağlayan alettir. Durbunun bir diger ozelligi de, çapı insan gozunun pupil çapından buyuk olduğu için ışık toplama gucu insan gozunden buyuk olacağından, sönük cisimlerin de gorulebilmesini sağlamasıdır. Bu, mikroskoplar için de kısmen gecerlidir. Aralarındaki temel fark, kullanılan objektiflerin (mercekler) odak uzunluklarındadır. Mikroskoplarda kullanılan objektiflerin odak uzunlukları durbunlerde kullanılanlara gore cok daha kısadır. Hem mikroskopta hem de durbunde, odak duzlemindeki goruntunun buyutulerek gorulebilmesini sağlayan birer goz merceği (oküler) vardır. Buyutme miktarı, objektifin odak uzunluğunun okulerin odak uzunluğuna oranıyla bulunur. Tabii ki optik elemanların ayrıntıları bakımından da aralarında farklar vardır. Basit merceklerle yapılan durbunlerde ve mikroskoplarda optik kusurlar (aberasyonlar) olur. Her ikisinde de bu optik kusurların azaltılması için aslında tek tek mercekler yerine mercek setleri kullanılır.
 

   
 Soru: insanoðlu teknoloji sayesinde gökyüzünü nasýl inceler
   
 
Bu soru Tansel Ak tarafından cevaplanmıştır.

Astronomi genelde zamanının en gelişmiş cihazlarını kullanır. Gercekten de en eski zamanlarda yapılmış gözlemlerde bile, üretilebilen en duyarlı aletler kullanılmıstır. Muhendislik ve temel bilim alanlarındaki gelismeler sayesinde teknoloji ilerledikçe, astronomide kullanılan gozlem cihazları da gittikçe daha duyarlı hale gelmiştir. 1600'lu yılların başlarından itibaren mikrometrelerin, 1800'lu yılların ortalarından itibaren ise goruntuleme ve spektroskopi tekniklerinin gelismeye baslaması, ustelik gittikce daha buyuk teleskoplarin yapılma çabası, gozlemlerde kullanılan teknolojinin de gittikçe daha gelismiş olmasını gerekli kılmıştır. Gittikçe daha sonuk cisimlerin daha duyarlı gözlemlerinin yapılması ihtiyacı, doğaldır ki gelişmiş mühendislik tekniklerine ihtiyaç göstermiştir. Optik ve muhendislik alanındaki gelişmeler daha buyuk teleskoplar yapılabilmesini sağlarken, eletronik alanındaki gelişmeler kontrol sistemlerini ve dedektörleri etkilemiştir. Bilgisayar teknolojileri alanındaki gelişmelerin sonucları ise, daha duyarlı kontrol sistemleri, daha hızlı gozlem, daha buyuk veri kapasitesi, daha hızlı veri işlenmesi gibi etkiler yapmıştır. Bugun çok buyuk çaplı teleskoplar, son derece yüksek ayırma güçlü spektrograflar, çok duyarlı yarı-iletken dedektörler kullanılmakta, bazı gozlem cihazları uydularla Dunya cevresindeki yorungelere yerlestirilmekte, gelişmiş dedektörler sayesinde çok farklı dalgaboyu bölgelerinde gözlemler yapılabilmektedir. Artık bazı gök cisimlerine giderek oradan ornekler getirebilen uzay araclarının yapılabilmesi de gelisen teknolojinin arastirma alanında kullanılmasının bir ornegi olarak gosterilebilir.
 

   
 Soru: > Soru: Aşağıdaki haber doğrumu ?? > > Yeni bir gezegen keşfedildi > > (24 Nisan 2007 Salı 17:39 internethaber.com haberi) > Dünyadan 20 ışık yılı uzakta \"süper dünya\" olarak ifade edilen bir gezegen keşfedildi. Astronomlar, bunun şimdiye kadar keşfedilen gezegenler arasında uzayda hayata dair en merak edilen gezegen olduğunu ifade ettiler. > > Avrupa Güney Gözlemevi\'nden bir ekip, dünyadan 5 kat büyük olan gezegenin, Libra takımyıldızındaki bir yıldızın yörüngesnde olduğunu ifade ettiler. Gliese 581 isimli yıldızın serin olduğu ve gezegende radyasyon olmadığı kaydedildi. > Ekibe başkanlık eden, İsviçre\'deki Cenevre Üniversitesi\'nden Stephane Udry, bu gezegende sıcaklığın 0\'la 40 santigrat derece olduğunu tahmin ettiklerini, bundan dolayı gezegendeki sunun da sıvı halde olması gerektiğini ifade etti. Bilim adamları, suyun sıvı halde olmasının hayat için çok önemli olduğunu ifade ettiler.
   
 
Bu soru Tansel Ak tarafından cevaplanmıştır.

Haber doğru. Samanyolu’nda yakın bir yıldızın etrafındaki yörüngesinde dolanan ve Dünya’dan daha büyük kayalık bir gezegen bulundu. Bulgulara göre gezegen, etrafında dolandığı yıldızın “yaşanabilir kuşağında” ve muhtemelen okyanus halinde su içeriyor. Cisim, son oniki yılda başka yıldızların etrafında bulunan ve “exoplanet” denilen 200’den fazla gezegen içinde en küçüğü. Şimdiye kadar Güneş dışındaki gezegenlerin etrafında bulunan gezegenler büyük, sıcak ve Jupiter gibi gaz devleriydi. Bu uzak güneş sistemlerinin çoğunda su bulundu. Bu yeni bulunan gibi gezegenlerde bol miktarda sıvı su olabilir ve bu da sözkonusu gezegenlerde yaşam olması ihtimalini artırır. Çoğu astronomaa göre bu bulgu, su içeren ve yaşam olasılığı bulunan yaşanabilir bir gezegenin ilk keşfini gösteriyor. Keşfi yapan araştırmacı grubunun başında Stephane Udry (İsviçre Geneva Gözlemevi) var. Yeni gezegenin etrafında döndüğü Gliese 582 isimli yıldız, Galaksimiz’de en sık rastlanan yıldız türü olan bir “kırmızı cüce”dir. Yıldız Libra (Terazi) takımyıldızında ve Dünya’dan 20.5 ışık yılı uzaklıkta. Bu uzaklık yeni gezegenin daha önce bulunanlara göre nispeten yakın olduğunu gösteriyor; çünkü bulunanların çoğu binlerce ışık yılı uzaklıktaydı. Udry'nin çalışma grubu yeni gezegenin ortalama sıcaklığının 0-40 C arasında olduğunu hesaplamış. Gezegen, Gliese 581 etrafındaki yörüngesini 13 günde tamamlıyor ve yıldızdan uzaklığı sadece 6,5 milyon mil kadar. Yani, Dünya’nın Güneş’e olan uzaklığından 14 kez daha az. Ancak, yıldız kendi sisteminin yaşanabilir kuşağında, çünkü Gliese 681 Güneş’imizden çok daha küçük ve daha soğuk. Bu yeni gezegenin etrafında dolandığı yıldız (Gliese 581), Amerika ve Avustralya’daki radyo teleskoplarla bir süredir dikkatle gözlemekteydi zaten. Bu keşif, ESO’nun La Silla/Şili’de kurulu Dünya’nın en duyarlı spektrografı ile yapıldı. Doppler ölçümleri yeni keşfedilen gezegenin kütlesinin Dünya’nın kütlesinden 5 kat fazla, çapının da Dünya’nın çapından 1.5 kat fazla olduğunu gösteriyor. İki yıl önce bu yıldızın (Gliese 581) etrafında, yıldız son derecede yakın bir yörüngede 5.4 günde bir dolanan, Neptün büyüklüğünde ve Dünya’dan 15 kat daha büyük kütleli bir gezegen daha bulunmuştu. Geçen hafta aynı yıldızın etrafında yeni bir gezegen daha bulundu. Bu Üçüncü gezegenin kütlesi Dünya’dan 8 kat fazla ve yörünge periyodu da 84 gün. Bu gelişmelere rağmen, yeni bulguya kuşkuyla yaklaşan, gezegende su bulunması ihtimalini düşük gören, çekimsel kilitlenme sebebiyle gezegenin bir yüzünün aşırı sıcak, diğer yüzünün de aşırı soğuk olabileceğini düşünen astronomlar da var. Ancak ortak fikir, bu keşfin Dünya dışı yaşanabilir gezegen araştırmalarında son derece önemli bir adım olduğu yönündedir.
 

   
 Soru: gök dürbünü nerede kullanýlýr
   
 
Bu soru Tansel Ak tarafından cevaplanmıştır.

Astronomide kullanilan durbunler (teleskoplar) gokcisimlerini gozlemek amacıyla gozlemevlerinde kullanilirlar. Ancak bu teleskoplar sadece gozlemevlerinde kullanilmak uzere yapilan buyuk teleskoplar degildir. Amator astronomlar icin yapilan kucuk teleskoplar da yaygin sekilde kullanilmaktadir. Bu kucuk teleskoplar amator gozlemevlerinde kullanilabildikleri gibi, tasinabilir yapilari nedeniyle istenen her yerde kullanilabilirler. Astronomik amacli teleskoplarda goruntu terstir, ama bu teleskoplar basit bir capraz ayna mekanizmasi ile cesitli amaclarla yerdeki cisimlerin gozlenmesinde de kullanilabilirler.
 

   
 Soru: amatör bir teleskop nasýl yapýlýr
   
 
Bu soru Tansel Ak tarafından cevaplanmıştır.

Nispeten uzun odakli bir mercek ve bunun odak düzlemine konacak bir goz mercegi ile basit bir teleskop yapilabilir. Ama elde edilecek goruntunun kalitesi aberasyonlar yuzunden cok dusuk olacaktir. Uygun bir akromatik mercek cifti temin edilerek de bir teleskop yapilabilir. Aynali teleskoplarin yapimi cok daha zordur. Bazi amator astronomlar aynalari bile kendileri yapabilmektedirler. Bu konuda, bir amator astronom olan Dobson'un calismalarini arastirmanizi tavsiye ederim. Konu cok uzun bir anlatimi gerektirdigi icin, soruya bir elektronik ileti kapsaminda ayrintili yanit verilmesi mumkun degil. Sunu da unutmamak lazim ki gerek mercekli gerekse aynali teleskop yapimi icin gerekli malzemelerin Ulkemiz'de bulunmasi nerdeyse imkansizdir.
 

   
 Soru: gökyüzünü nasýl inceleriz
   
 
Bu soru Tansel Ak tarafından cevaplanmıştır.

Bu ve benzeri sorulara "bize sorun" sayfasında yanit verilmistir.
 

   
 Soru: gökyüzünü nasýl inceleriz
   
 
Bu soru tarafından cevaplanmıştır.

Bu ve benzeri sorulara "bize sorun" sayfasında yanit verilmistir.
 

   
 Soru: GÖZLEM ALETLERÝ NERDE BU TÝP GÖZLEM EVLERÝ VARMI VARSA NEREDE
   
 
Bu soru Tansel Ak tarafından cevaplanmıştır.

Soru anlaşılmadı!
 

   
 Soru: gözlem evi nedir tanýmý..?
   
 
Bu soru Tansel Ak tarafından cevaplanmıştır.

Astronomik gözlemevini kısaca "astronomik gozlemler yapilan yer" olarak tanımlıyoruz. Astronomik gozlem tanimi ise biraz daha uzun :"Bir gokcisminden gelen elektromanyetik sinyal veya yuksek enerjili bir tanecigin bir veya birkac ozelliginin, onceden belirli bir amacla, belli bir yer ve zamanda, ayrintiyla tanimlanmis bir teknik kullanilarak belirlenmesidir". Astronomik gozlemi temel bilimler alanındaki "deney" kavramı ile benzestirmek mumkundur. Ancak, astronomik gozlemi temel bilimlerin diger alanlarındaki deneylerden ayiran ozellikler, sinyalin doğasından ve tekrarlanamaz olmasından gelir. Yani, (1) Biz, bir gokcisminden gelen elektromanyetik sinyali gozleriz, (2) Gelen her foton (veri) ozeldir ve aynı fotonu bir kez daha gozleyemezsiniz, aynı cismin iki ardıl gozleminden ayni sonucu elde etmeyi bekleyemezsiniz. Halbuki diger temel bilim dallarındaki deneyler, farklı zamanlarda, ayni kosullarda, ayni malzeme ve teknikle tekrarlandıkları takdirde aynı sonucu vermelidirler. Gozlemevi bahsine gelince; bunları tarihsel acidan iki gruba ayırmak mumkundur : 1) 19. yüzyıl tipi gözlemevi ve 2) 20. yüzyıl tipi gözlemevi. 19. yy. tipi gözlemevinde, calisma odaları, atelyeler, kutuphane, hatta yasam alanları gibi orada yapılan isler ve calisanlarla ilgili her turlu birim, gozlem cihazları ile aynı alanda (hatta bazan ayni binada) bulunurlar. Gozlem kalitesi kaygısı ile dogan 20 yy. tipi gozlmeevinde ise, gozlem cihazlarini barindiran bina disindaki birimlerin tumu yakındaki bir yerleşim merkezine tasinmistir. Hatta, eger yeterince yakında bir yerlesim merkezi yoksa, bazi durumlarda gozlemevi yakininda koy veya kasaba buyuklugunde adeta yeni bir yerlesim merkezi bile kurulur. Gozlemevleri gozlem kalitesini etkileyen unsurlardan kacınmak için buyuk yerlesim merkezlerinden uzaklarda ve yuksek dag zirvelerine kurulurlar.
 

   
 Soru: insanoglunun teknoloji sayesinde gökyünü nasil gözlemledigi bu amaçla ne tür araç gereçler kullandigini merak ediyorum.
   
 
Bu soru Tansel Ak tarafından cevaplanmıştır.

Bu ve benzeri sorulara, "bize sorun" sayfasindaki yazilar icinde daha once yanit verilmistir
 

   
 Soru: dürbün ile gök cisimlerini gözlemleye bilirmiyiz
   
 
Bu soru Tansel Ak tarafından cevaplanmıştır.

El durbunlerinin gorus alanlari genis, ayirma gucleri azdir. Caplari da nispeten kucuk oldugu icin, sonuk cisimlerin gozlenmesine uygun degildirler. Ayirma guclerinin azligi sebebiyle, ayrinti da gozlenemez. Bununla birlikte, bir el durbunu ile pek cok yildiz, bazi nispeten parlak ve acisal buyuklugu nispeten fazla olan kumeler ve nebulalar gorulebilir. Yeterince parlak kuyrukluyildizlar, Ay, Merkur, Venus, Mars, Jupiter ve Saturn gozlenebilir. Tabii ayrinti beklememek lazim. Ornegin Saturn'un halkalarini bir el durbunu ile goremezsiniz. Bu cisimleri gormeden once onlari bulmak gerekir. Bunun icin de gokyuzunu tanimak sarttir. Gokcisimlerinin ne zaman gozlenebildiklerini, nasil hareket ettiklerini bilmek gereklidir. BIR UYARI: Ozel (bu amacla yapilmis) bir filtre kullanmaksizin Gunes'e durbunle veya hatta ciplak gozle bile bakmak, tedavisi imkansiz goz hasarlarina yol acabilir.
 

   
 Soru: insanoðlu gökyüzünü nasýl inceler
   
 
Bu soru Tansel Ak tarafından cevaplanmıştır.

Gokcisimlerinin incelenmesi soruluyor olmalı. Gokcisimlerinden bize ulaşan tek bilgi kaynagi elektromanyetik isinimdir, yani isik. Bu sebeple, gokcisimlerinin ozelliklerini onlardan bize ulasan isigi inceleyerek anlamaya calisiriz. Bunun icin de teleskoplari ve teleskoplarin odak duzlemlerine kurulmus olcum cihazlarini kullaniriz. Gok cisimlerinin konumlarini inceleyerek bulunduklari ortamdaki dagilimlarini ve birbirleri ile cekimsel iliskilerini anlayabiliriz. Isik siddetindeki degisimi inceleyerek, gokcisimlerinin yuzey sekillerini ve birbirine yakin gokcisimlerinin geometrik durumlarini da anlayabiliriz. Gok cisimlerinin parlakliklarini olcerek, uzakliklarini, hidrojen ve hidrojenden farkli elementlerin bolluklarini, bazi fiziksel parametrelerini (sicaklik, cap, kutle gibi) hesaplayabiliriz. Farkli dalgaboylu (renkli diyelim) isinimin uretilmesinden farkli ortamlarda meydana gelen fiziksel mekanizmalar sorumlu oldugundan, belli dalgaboylarindaki mutlak veya relatif enerji miktarlarini olcerek isinimin uretildigi ortamin fiziksel ozelliklerini (sicaklik, basinc, hiz gibi) anlayabiliriz. Gene buna benzer sekilde, farkli dalgaboylarindaki mutlak veya relatif enerji miktarlarini olcerek, gokcisminde hangi kimyasal elementten ne kadar oldugunu anlayabiliriz. Benzeri bir yontemle cisimlerin donme hizlarini, bize gore uzaklasma veya yakinlasma hizlarini da olcebilir, gok cismindeki manyetik alan siddetini belirleyebiliriz. Gok cisimlerini incelemekte kullanilan yontemler ve bunlarin verdikleri sonuclar bunlardan da fazladir. Burada kaba bir ozet yapilmistir.
 

   
 Soru: gözlem evleri neden þehirlerden uzak yerlerde yapýlýr?
   
 
Bu soru Tansel Ak tarafından cevaplanmıştır.

Bunun birkac sebebi vardir, baslica iki tanesini yazalim: 1) Gozlme yerinin uzerindeki atmosfer tabakası ne kadar kalinsa, atmosferin yildiz isigina uyguladigi bozucu etkiler (genel olarak seeing veya gorus adi verilir) o kadar fazladir. Bu sebeple gozlemevlerinin deniz seviyesinden yuksek yerlere kurulmalari gerekir. "Ne kadar yuksekse o kadar iyi" diye bir kural olmamasina ragmen, buna dikkat edilir. Halbuki yerlesim merkezleri boyle yuksek yerlere kurulmazlar. Bir diger nokta aerosollerdir. Yani havadaki kucuk gaz ve toz tanecikleri. Bunlar, yildiz isiginin sacilmasina sebep olurlar ve sehir civarinda havadaki miktarlari artar. Tabii ki bundan da kacinmak gerekir. 2) Gokyuzunun zemin parlakligi ne kadar fazlaysa, sonuk cisimleri gormek o kadar zordur. Halbuki astronomlar, bilimsel sebeplerle gittikce daha sonuk cisimleri incelemek isterler. Ustelik eger bu zemin parlakligi degiskense, gok cisimlerinin incelenmesi daha da zorlasir. Halbuki, sehir isiklari hem gok zeminini aydınlatirlar hem de degiskendirler. Biz buna "isik kirliligi" adini veriyoruz. Iste bu sebeple gozlemevleri sehirlerden uzak yerlere kurulurlar.
 

   
 Soru: Atmosferi olmayan gezegenlerde gündüz ve gece sıcaklıkları arasındaki fark nasıldır?
   
 
Bu soru Serap Ak tarafından cevaplanmıştır.

Merkür’ün çoğunlukla orta ağırlıktaki elementler içeren son derece seyrek bir atmosferi bulunmaktadır. Bu atmosfer, durağan olmaktan çok Merkür’ün konumunda etkisi güçlü olan Güneş rüzgarı ve yüksek yüzey ısısı nedeniyle gezegen yüzeyinden koparılan ve kısa sürede uzay boşluğuna dağılan atomlardan oluşmuş, sürekli yenilenen bir yapıdadır. Merkür'ün etkili bir atmosferinin yokluğu nedeniyle yüzey ısısı uzun süren Merkür günü sırasında sıcaklık, 450°C üzerindeki düzeylere çıkarken, gece -170 °C’ye kadar düşmektedir.
 

   
 Soru: UZAYDA 10.GEZEGENİN ADI NEDİR?
   
 
Bu soru Serap Ak tarafından cevaplanmıştır.

Uluslararası Astronomi Birliği’nin (IAU) 26. Genel Kurulu’nun 24 Ağustos 2006 tarihinde yapılan oturumunda alınan karara göre Güneş Sistemi cisimleri gezegen, cüce gezegen ve Güneş Sistemi’nin küçük cisimleri olarak yeniden sınıflandırılmıştır. Buna göre, Güneş Sistemi’nde sekiz gezegen ve şu anda üç cüce gezegen vardır. Bunlar; Güneş’e en yakın gezegenden başlayarak sırasıyla Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Ceres (cüce gezegen), Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün, Plüto (cüce gezegen) ve Eris’tir (cüce gezegen). Eris cüce gezegeni keşfedildiğinde 10. gezegen olarak duyurulmuştu. Daha sonra IAU’ya göre cüce gezegen olarak sınıflandırıldı.
 

   
 Soru: dünyanýn en büyük gözlemevihangisidir. hakkýnda bilgi istiyorum
   
 
Bu soru Tansel Ak tarafından cevaplanmıştır.

Gozlemevlerinin buyukluklerinden bahsederken, bunlarda kurulmus teleskopların buyukluklerini kastediyoruz. Gene burada bir baska mesele, ilgilenilen teleskobun calisacagi dalgaboyu araligidir. Muhendislik ve fiziksel sebeplerle radyoteleskoplar optik teleskoplardan cok daha buyuk yapilabilirler. Daha yuksek enerjilere (X-isinlari, gama isinlari gibi) karsilik gelen dalgaboylarinda gozlem yapan teleskoplarin caplari daha kucuk olur ve atmosfer bu dalgaboylarinda gecirgen olmadigi icin, boyle teleskoplar Dünya etrafindaki yorungelere yerlestirilirler. Aslinda gama isinlarinda gozlem yapan uydular bir teleskoptan ziyade, foton sayan dedektorlerdir. . Sanirim bu soruda optik teleskoplar kastedilmiştir. Asagidaki yazi da, bu sebeple, optik teleskoplar dusunulerek yazilmiştir. Çok büyük çaplı "tek parça" bir teleskop yapmak onemli muhendislik sorunlar yaratir. Bunun cozumu, teleskop aynasinin cok ince yapilmasi olabilir ki örnekleri olmasına rağmen bunun da getirdiği ilave sorunlar vardır. Diger bir cozum ise çok sayida kuçuk (1-2 m) çaplı aynanın tek bir aynanın eğriliğini sağlayacak şekilde bir araya getirilmesidir. Buyuk teleskoplar atmosferik kosullarin (goruntu kalitesi, acik gece/gun sayisi) iyi oldugu yerlere kurulurlar. Boyle buyuk teleskoplarin kurulumuna uygun yerler aslinda pek fazla degildir. Yapilan arastirmalar, en iyi yerlerin Hawaii ve Kanarya Adalari'nin zirveleri ile, Şili'nin yüksek-düzlük çölleri oldugunu gostermistir. En buyuk teleskoplar gercekten de buralarda kuruludur. Halen çalışan, kurulum aşamasında olan veya proje durumundaki en buyuk optik teleskopların çok iyi bir listesi için aşağıdaki internet sayfasinin incelenmesini tavsiye ederim : http://astro.nineplanets.org/bigeyes.html Buradan gorulebileceği gibi, en buyuk teleskoplar, 36 parça aynadan oluşan toplam 10 m çaplı Keck Teleskobu (Hawaii) ile gene 10 m çaplı SALT (Güney Afrika) teleskobudur. Bunları, 9.2 m çaplı Hobby-Eberly (Texas), 8.4 m çaplı Large Binocular Telescope ve 8.3 m çaplı Subaru Teleskoplari izler. 8.2 m çapında olan ve Şili'de kurulmuş 4 adet teleskop (Antu, Kueyen, Melipal, Yepun) vardır. Liste boyle gider... Boyle buyuk teleskoplar olan bir gozlemevine ornek olarak European Southern Observatory (ESO) gosterilebilir. Bunun internet sayfasi icin asagidaki linke bakiniz : http://www.eso.org/ Internette tarama yapilarak diger onemli gozlemevi yerleskelerine ulasilabilir.
 

   
 Soru: Soru: dürbün nedir
   
 
Bu soru Tansel Ak tarafından cevaplanmıştır.

Uzak nesnelerin insan gozunun erisemeyecegi bir ayirma gucu (buyutme diyelim) ile gozlenebilmesini saglayan gozlem aletine durbun denir. Temel olarak bir ince kenarli mercek ve bunun odaginda olusan goruntuyu gormemizi saglayan goz merceginden olusur. Ancak, iyi durbunler, merceklerdeki optik kusurlar sebebiyle birkac kat farkli cins ve egrilikte camdan yapilmis mercek setleri kullanilarak uretilirler. Buyuk bir durbun yapmak istersek, muhendislik guclukler ve mercek kusurlari sebebiyle mercek yerine aynalar kullanırız. Astronomide durbun yerine "teleskop" kavramini kullanmayi tercih ederiz. Durbunlerin veya astronomide kullanilan karsiligi ile teleskopların iki temel fonksiyonu vardır : Ayirma gucunu (buyutme diyelim) artirmak ve isik toplamak. Cap arttikca ayirma gucu de artar ve insan gozu ile birbirinden ayrik sekilde gorulemeyecek kadar uzak cisimler ayri ayri gorulebilir. Gene, cap arttikca toplanan foton sayisi artacagindan (yani isik toplama gucu artacagindan), insan gozu ile gorulemeyecek kadar sonuk cisimlerin gorulebilmesi mumkun olur.
 

   
 Soru: Güneş Sistemi'ndeki gezegenlerin adları,büyükten küçüğe göre sıralaması, büyüklükleri ve Güneş'e yakınlıkları nedir?
   
 
Bu soru Serap Ak tarafından cevaplanmıştır.

Güneş Sistemi’nde 8 gezegen vardır. Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün. Çaplarına göre büyükten küçüğe göre şöyle sıralanabilir: Jüpiter (139 822 km), Satürn (116 464 km), Uranüs (50 724 km), Neptün (49 248 km), Dünya (12 742 km), Venüs (12 104 km), Mars (6 780), Merkür (4 880 km), Güneş’e uzaklıkları ise şöyledir: Merkür (0.387 AB), Venüs (0.723 AB), Dünya (1 AB), Mars (1.524 AB), Jüpiter (5.203 AB), Satürn (9.539 AB), Uranüs (19.182 AB), Neptün (30.06 AB). Burada AB; Astronomi Birimi'dir. 1 AB ise yaklaşık olarak 150 milyon km alınabilir.
 

   
 Soru: Dünya'ya en yakın gezegen hangisidir?
   
 
Bu soru Serap Ak tarafından cevaplanmıştır.

Dünya'ya en yakın gezegen Venüs gezegenidir. Büyüklüğü açısından Dünya ile benzerlik gösterdiğinden Dünya ile kardeş gezegen olarak da bilinmektedir. Gökyüzünde Güneş’e yakın konumda bulunduğundan ve yörüngesi Dünya’nınkine göre Güneş’e daha yakın olduğundan yeryüzünden sadece Güneş doğmadan önce veya battıktan sonra görülebilir. Bu yüzden Venüs Akşam Yıldızı veya Sabah Yıldızı olarak da isimlendirilir. Ayrıca, ülkemizde, bir diğer adı da “Çoban Yıldızı”dır. Görülebildiği zamanlar, Güneş ile Ay’dan sonra gökyüzünün en parlak cismidir.Tam Güneş Tutulmaları çok kısa süre için de olsa, gezegenin gün ortasında çıplak gözle izlenebilmesine olanak sağlar. Ülkemizden gözlenen 1999 ve 2006 Tam Güneş Tutulması sırasında bu durum gerçekleşmiştir.
 

   
 Soru: Soru: en büyük gözlem evi hangisidir?
   
 
Bu soru Tansel Ak tarafından cevaplanmıştır.

"En buyuk gozlemevi" şeklinde bir kavram pek kullanılmıyor. Buyuk gozlemevi derken, buyuk teleskopları da iceren cok sayıda teleskobun bulundugu gozlemevi yerleskelerini anlariz. ESO (European Southern Observatory), Hawaii'deki Mauna Kea Adasi'ndaki gozlemevleri, gene Hawaii'deki Mauna Loa Adasi'ndaki gozlemlevleri ve Kanarya Adaları'ndaki European Northern Observatory bu konuda iyi orneklerdir. Asagidaki adreslerden bu gozlemevleri hakkinda bilgi alabilirsiniz: http://www.eso.org/ http://www.ifa.hawaii.edu/mko/ http://www.ifa.hawaii.edu/haleakala/ http://www.iac.es/eno/eno.htm
 

   
 Soru: Yıldız sistemi nedir?
   
 
Bu soru tarafından cevaplanmıştır.

Yıldız sistemi, birbirine gravitasyonel çekim ile bağlı ve herbirinin yörüngesi olan az sayıdaki yıldızdan oluşmuş bir topluluktur. Birbirine çekim kuvveti ile bağlı çok sayıda yıldız ise bir yıldız kümesi oluşturur. Yıldız sayısı milyarlara ulaştığında, bu topluluğa artık galaksi adı verilir. İki yıldızlı yıldız sistemlerine “çift yıldız” denir. Böyle sistemlerde yıldız sayısı üç ve daha fazla da olabilir ki bunlara çoklu yıldız sistemleri denebilir.
 

   
 Soru: Dünya'mızın iç kısımlarında neler bulunur?
   
 
Bu soru Serap Ak tarafından cevaplanmıştır.

Dünya'mızın merkezinde katı haldeki nikel ve demirden oluşan “iç çekirdek” bulunuyor. Bu çekirdeği çevreleyen “dış çekirdek” ise, sıvı halde bulunan nikel ve demirden oluşuyor. Daha sonra gelen ve “alt manto” ve “üst manto” diye ikiye ayrılan “manto” ise, kısmen ya da tümüyle eriyik durumdaki kayaçlardan oluşan mağmayı içeriyor. Demir, magnezyum, silikon ve oksijence zengin mineralleri içeren “manto”dan sonra, bu katmanların en incesi olan ve okyanuslar ile kıtaları barındıran “yerkabuğu” geliyor.
 

   
 Soru: Yeni bulunan gezegenin adı nedir?
   
 
Bu soru Serap Ak tarafından cevaplanmıştır.

21 Ekim 2003 tarihinde ilk kez görüntülenen cisme geçici olarak 2003UB313 adı verilmiştir. Cisim, 15 ay sonra tekrar Mount Palomar Gözlemevi keşif ekibinden Michael Brown, Chad Trujillo ve David Rabinowitz tarafından 5 Ocak 2005 tarihinde görüntülenmiştir. Daha sonra analizler tamamlandığında keşif ekibi tarafından Güneş Sistemi’nin 10. gezegeni olarak Dünya’ya duyurulmuştur. Michael Brown, bu cisme Gayri resmi olarak Xena (Zeyna) adını vermiştir. Bu cisim Gabrielle adı verilen bir uyduya sahiptir. Uluslar arası Astronomi Birliği, 24 Ağustos 2006 tarihinde gezegen terimini yeniden tanımladığından yeni bulunan bu cisim cüce gezegen olarak sınıflandırılmıştır. Güneş Sistemi’nde bilinen en büyük cüce gezegen olan bu cisme resmi olarak Eris, uydusuna da Dysnomia adı verilmiştir.
 

   
 Soru: uzayýn gözlemlendiði özel yerlere ne ad verilir?
   
 
Bu soru Tansel Ak tarafından cevaplanmıştır.

Gokcisimlerinin gozlendigi, yani astronomik gozlemlerin yapildigi yerlere gozlemevi (veya daha acik olarak astronomik gozlemevi) denilmektedir. Gozlemevleri geleneksel anlamda hep yeryuzunde yapilagelmistir. Fakat artan bilimsel birikim, ilerleyen teknoloji ve muhendislik yontemleri sayesinde Dunya cevresindeki yorungelere de teleskoplar yerlestirilir olmustur. Gene de bunlara gozlemevi degil de "teleskop" (Hubble Uzay Teleskobu gibi) veya "kasif" (Uluslararasi Ultraviyole Kasifi gibi) vb isimler verilmis, "gozlemevi" kavramindan ozellikle kacinilmistir. Cunku "gozlemevi" kavrami bir tesis icinde, atelyeler, calisma odalari gibi cesitli birimleri de barindirir. Ustelik gozlemevleri, zaman zaman "robotik" diye tanımlananlar olsa bile, insan gucu destegine hep ihtiyac gosterirler. Bu arada belirtmek gerekir ki, Yeryuzu'nde kurulu gozlemevlerinin omurleri kuramsal bakimdan sonsuz olmakla birlikte, yorungedeki gozlem aletlerinin birkac yildan -belli periyotlarla bakim yapilmasi halinde- en fazla 15-20 yila kadar uzayabilen omurleri vardir.
 

   
 Soru: Dünya'dan başka gezegene giden astronot nasıl dünya yüzeyinden çıkabilir
   
 
Bu soru Tolga Güver tarafından cevaplanmıştır.

Dünya'da her kütleli cisim gibi, etrafındaki her cisme, kütlelerin çarpımı ile doğru, aralarındaki uzaklığın karesi ile ters orantılı, bir çekim kuvveti uygulamaktadır, ve bu kuvvet bizi Dünyanın merkezine doğru çekmektedir, eğer yeterince güçlü bir roket yapip Dünya'nın uyguladığı bu kuvvetten daha büyük bir kuvvet ile roketinizi fırlatabilirseniz, Dünya'nın uyguladığı kuvveti aşıp gezegenimizden ayrılabilirsiniz. Dünya'nın uyguladığı bu kuvveti aşabilmek için roketinizin hızı yaklaşık 11.18 km/saniye (ekvatorda iseniz) olmalıdır.
 

   
 Soru: Soru: insanlar uzayý nasýl ve hangi araçlarla izlerler
   
 
Bu soru Tansel Ak tarafından cevaplanmıştır.

Gokcisimlerini, onlardan kaynaklanan elektromanyetik isinimi yani isigi gozleyerek inceleriz. "Izlemek" ifadesi farkli anlam icerdigi icin "gozlem" kavramini tercih ederiz. Gokcismini, ondan kaynaklanan isigin siddetinin amaca uygun sekilde ayrimsanmasi ve belli bir buyuklugun olculmesi ile gozleriz. Bu, genis bir dalgaboyu araliginda siddet olculmesi olabilecegi gibi, cok dar dalgaboyu araliklarindaki siddet degisiminin takibi, veya isigin polarizasyon derecesinin olculmesi seklinde de olabilir. Gozlemlerde kullanilan araclari, gozlemle cozum aranan bilimsel problemin gerektirdigi gozlemsel ihtiyaclar belirler. BU sebeple, cok uzun dalgaboylarinda kullanilan radyoteleskoplardan (yapi bakimindan faklidir), optik bolgeden X-isinlarina kadar kullanilan teleskoplar vardir. Bu teleskoplarin temel amaci, gokcisminden gelen isinimin (fotonlarin) toplanmasi ve odaklanmasidir. Odak duzleminde cesitli baska optik duzeneklerin yanisira, fotografik malzemeden foton sayicilara, ve bir tur yari iletken iki boyutlu foton sayisi olarak tarif edilebilecek CCD'lere kadar cesitli dedektorler olabilir. X-isinlarindan daha yuksek enerjilere karsilik gelen dalgaboylarinda, ornegin gama isinlarinda bir teleskoptan ziyade (kivilcim odasi prensibine dayanan) bir dedektor, bir tur foton sayici kullanilir. NOT: Bu sorunun tam yaniti, bir donem suren bir dersin kapsamini icermektedir.
 

   
 Soru: Pluto artık bir gezegen değil.Peki pluto'nun çapı ne kadar ki artık gezegen olarak sayılmıyor?
   
 
Bu soru Serap Ak tarafından cevaplanmıştır.

Plüto'nun çapı 2274 km.dir. Plüton'un dışmerkezli bir yörüngeye sahip olması onun bir gezegen olup olmadığı konusunda yıllar süren tartışmalar yaratmıştır. 2003 yılında Plüto'dan daha uzakta ve daha büyük çapa sahip olan Eris (şimdi cüce gezegen olarak sınıflanmıştır) bulununca Uluslararası Astronomi Birliği (IAU), 24 Agustos 2006 tarihindeki oturumunda gezegen terimini yeniden bilimsel olarak tanımlamıştır. Buna tanıma göre gezegen; a) Günes çevresinde bir yörüngede dolanan, b) kendi kütle çekimi altında yuvarlaklasacak kadar kütleye sahip olan ve c) yörüngesinin yakın komsulugunu temizlemis olan bir gök cismidir. Böylece c) maddesinden dolayı Plüto gezegen olarak değil cüce gezegen olarak sınıflanmıştır.
 

   
 Soru: Ay doğal mıdır? Güneş'ten aldığı ışığı Dünya'ya mı yansıtır?
   
 
Bu soru Serap Ak tarafından cevaplanmıştır.

Ay, Dünya’mızın tek doğal uydusudur. Yüzey sıcaklığı t > 0 °K olan her cisim gibi Ay da bir enerji yayınlar. Ancak bu enerjiye karşılık gelen dalgaboylarına göz hassas değildir. Bütün gezegen ve uydular gibi Ay’ı görebilmemiz Güneş’ten aldığı ışığı yansıtması ile mümkün olmaktadır.
 

   
 Soru: Uzaya ilk ne zaman gidildi?
   
 
Bu soru Serap Ak tarafından cevaplanmıştır.

4 Ekim 1957’de, ilk uydu Sputnik-1'i yörüngeye oturtan Sovyetler Birliği'dir. Daha sonra 3 Kasım 1957’de Sovyetler Birliği, Sputnik-2 ile ilk canlıyı (Leika adlı bir köpek) uzaya göndermiştir. 12 Nisan 1961'de ise Sovyetler Birliği'nden Yuri Gagarin, Dünya çevresindeki tarihi 108 dakikalık uçuşu gerçekleştirerek uzaya çıkan ilk insan olmuştur.
 

   
 Soru: Soru: basit elektirik devresi
   
 
Bu soru Tansel Ak tarafından cevaplanmıştır.

Bu sorunun astronomi ile ilgisi anlasilamadi.
 

   
 Soru: teleskop gözlemevi nedir?
   
 
Bu soru Tansel Ak tarafından cevaplanmıştır.

Teleskop: Elektromanyetik isinimi (isigi) toplayarak bir noktada odaklamak icin kullanilan astronomik gozlem aletine teleskop denir. Gozlemevi: "Astronomik gozlemler yapilan yer" diye kisaca tanimlanmasi mumkundur. Astronomik gozlem, Dunya disi bir kaynaktan gelen elektromanyetik sinyal veya yuksek enerjili bir tanecigin, belli bir amac, belli bir alet, ayrintiyla tanimlanmis bir teknik ve belli bir zamanda tespit edilmesi (veya belli bir ozelliginin olculmesi) dir.
 

   
 Soru: yer dürbünü nedir?nerede ne amaçla kullanýlýr?nasýl ortaya çýkmýþtýr?sonuçlarý nelerdir?en ince ayrýntýsýna dair daha geniþ bilgilendirme.
   
 
Bu soru Tansel Ak tarafından cevaplanmıştır.

Aslinda temel kavramlar "durbun" veya "teleskop"tur. Durbun dedigimizde hemen gunluk yasamda kullandigimiz 'goruntuleri yakinlastirici' aleti anliyoruz. Teleskop ise astronomik gozlemi akla getiriyor. Yer'de kullanilan durbunler goruntuleri duz (oldugu gibi) gosterirler. Astronomide kullanilan 'teleskoplar' ise goruntuleri -genel olarak- ters gosterirler. Bazan bir astronomik teleskopta isik yolunu degistiren basit bir ilave duzlem ayna goruntunun duzeltilmesini sağlar, fakat amac goruntunun duzeltilmesi degil kullanim (bakis) kolayligidir. Dogrusu, bunlarin optik prensipleri birbirinden farkli degildir. İkisi de "isigi toplamak ve bir noktada odaklamak" amaciyla yapilirlar. Temel prensip; isigin bir objektif (mercek veya ayna) ile toplanip odaklanmasi, odaktaki goruntunun de bir goz mercegi (kisa odak uzunluklu ve kucuk capli bir baska mercek - oküler) ile buyutulerek gorulmesidir. Buyuk capli mercekli teleskop yapmanin ve kullanmanin getirdigi guclukler ve merceklerin optik kusurlari sebebiyle , astronomik amacli teleskoplar ayna objektif kullanilarak yapilirlar. Goz merceginin (oküler) capinin insan gozunun pupil'inden buyuk olmasi aslinda anlamli degildir; cunku bu durumda gozumuzun isiga duyarli olmayan kismina isik gelir ve o kisimlari zaten goremeyiz. Buna vignetting kusuru denir. Daha karmasik optik duzeneklerin yapilmasinin sebebi, renk aberasyonu, kuresel aberasyon, koma, astigmatizm, alan egriligi, distorsiyon gibi cesitli optik kusurlarin azaltilma cabasidir. Goz mercekleri de optik kusurlardan arindirilmak icin birkac elemanli (mercekli) yapilirlar genelde. Kisa bir bilgi: mukemmel optik sekilli bir ayna ya da mercegin egriligi kuresel degil paraboliktir. Kisacasi, astronomik amacla uretilmis bir teleskop da yer gozlemlerinde kullanilabilir. Sonuclari arasindaki farklar; astronomik teleskopla daha buyuk ve (eger duzeltme yapilmazsa) ters bir goruntu elde edilmesi olur. Cap daha buyuk olacaği icin biraz daha parlak bir goruntu elde edilecektir ama zaten gunduz yapilan bir gozlemde bunu insan gozu ile acikca fark etmek zordur. Ne kadar buyutme? sorusu gelecektir akla. Objektifin odak uzunlugunun okulerin odak uzunluguna orani (F/f) goruntunun kac sefer buyutuldugunu gosterir. Bunu, caplari oranlayarak da bulabilirsiniz. Ancak buyutmenin de alt ve ust sinirlari oldugunu unutmamak gerekir. Daha cok buyutme her zaman daha iyi goruntu anlamina gelmez. Yer durbunleri, Yer'de, ister kuş gözlemi, ister coğrafi bir araştırma, ister denizcilikte... ne olursa olsun herhangi bir amacla yapilan gozlemde kullanilirlar. Gok cisimlerini gozlemekte de kullanilirlar ama astrnomik teleskoplar kadar etkili olmalari mumkun degildir (buyutmeleri ve çaplari astronomik gozlemlerde kullanilmalari icin dusuktur). Tabii gokyuzune (ozellikle gece) bir yer durbunu ile baktigimizda, durbunsuz bakistan daha "iyi" gorecegimiz de bir gercektir. Nasil ortaya ciktigi konusu biraz karmasiktir. Binlerce yil önce bile örnegin Mezopotamya'da mercek benzeri cam parcalarinin ışık uzerindeki bazi etkileri fark edilmisti. Ama bunların anlaşılması ve gozlem yapmakta kullanılmak uzere aletlerin yapılması cok uzun bir surec aldı. Bir kere ışığın yapısı ile kırınım ve yansıma yasalarının, en azından pratik sonucları bakımından anlaşılması ve yeterli kalitede mercek ve aynaların yapılması uzun zaman aldı. M.S.965'de (Basra) İbn El Heysem optik hakkında yazdı. M.S. 1168'de Robert Grosseteste (İngiltere) El Heysem’den de yararlanıp yansıma ve kırılmayı inceledi. Mercekler ve aynaların oluşturdukları görüntülere dikkat çekti; onları iyi anlarsak, uzaktaki cisimleri yakınlaştırabileceğimiz sonucuna vardı. M.S. 1218'de Roger Bacon (İngiltere), merceklerin büyütmeye ve görme kusurlarının giderilmesine yarayacağını söyledi. Belki de bir teleskobu vardı; ama o zamanki teknik düşünüldüğünde, muhtemelen büyütmesi çok azdı ve mercek kalitesi çok kötüydü. 13.yy sonunda, görme bozuklukları için İtalya’da gözlükler ortaya çıkmaya başladı. Gözlük, 16. yy’da tüm Avrupa’da yaygındı. Bu ilgi optik konusundaki çalışmaları geliştirdi, daha iyi mercekler yapıldı. 16.yy sonunda, Giambattista della Porta (1535-1615, İtalya), uzağı görmeye yarayan merceklerden ve “havada asılı görüntüden” bahsetti. İçbükey ve dışbükey mercekleri birleştirerek uzaktaki ve yakındaki cisimleri daha iyi görebildiğini söyledi (teleskop ve mikroskop!). Bu konuda deneyler yapmış olmalı. Teleskopta içbükey aynayı kullandı, ama cam kalitesi hala çok kötüydü; “daha çok netlik”, bu sorun Galilei’yi de zorlamış olmalı. 1610'da Galileo Galilei'nin teleskobu ilk kez astronomik amaçla kullandığı söylenir. Ama bu bile kuskuludur. Bir kere mucitin kim oldugu kuskulu, Cunku; Ekim 1608’de Middelburg’lu (Hollanda) mercek yapımcısı Hans Lipperley uzağı görmede kullanılacak bir alet (“Teleskop” ismi ilk kez 1611’de İtalya’da kullanıldı) için patent başvurusu yaptı. 15 gün içinde ikinci bir patent başvurusu oldu. Della Porta, Lipperley, Leonard, Thomas Diggest, teleskobu ilk kez hangisi icat etti emin değiliz. Ama iyi ki icat edilmiş...Bilinenin aksine, Galilei teleskobu astronomik amaçla ilk kullanan kişi olmayabilir. Thomas Diggest ve Thomas Harriot (İngiltere) ondan önce teleskop kullanmışlar. Hatta, Harriot bir Ay haritası bile hazırlamış. Açıkçası teleskop cok temel ve genelde basit bir gozlem aleti olmasina rağmen, ayrintidan bahsedilmeye baslandiginda bir e-mail'in kapsamina istendigi gibi "en ince ayrintisina dair genis bilgilendirme" sigdirilamaz.
 

   
 Soru: Güneş, Dünya’ya ve Ay’a ne kadar uzaklıktadır?
   
 
Bu soru M. Taşkın Çay tarafından cevaplanmıştır.

Dünya Güneş’in çevresinde daireye çok yakın bir elips yörünge üzerinde hareket eder. Bu sebeple bir yıl içerisinde Dünya’nın Güneş’e olan uzaklığı her zaman aynı değildir. Dünya Güneş’e en yakın konumda olduğunda aralarındaki uzaklık yaklaşık 147 milyon kilometre, en uzak olduğunda ise yaklaşık 152 milyon kilometredir. Güneş’e en yakın ve en uzak konumlar arasındaki fark çok küçüktür (sadece 5 milyon kilometre) ve Dünya’nın Güneş’e olan uzaklığı için ortalama bir değer olarak 149.5 milyon kilometre verilebilir. Pratikte bu değer 150 milyon kilometre olarak alınır ve çoğu hesaplamda bu yuvarlak değer kullanılır. Gökcisimleri arasında mesafeler o kadar büyüktür ki, günlük yaşantımızda kullandığımız metre, kilometre gibi uzaklık ölçüsü birimlerini Astronomide kullanmak pratik değildir. Bu sebeple Astronomi biliminin kendine has uzaklık ölçüsü birimleri vardır ve bunların içinde en meşhur olanı ‘Işık Yılı’ dır. Bir diğer uzaklık birimi ise Dünya ile Güneş arasındaki ortalama uzaklıktır ve ‘Astronomik Birim’ olarak adlandırılıp kısaca ‘AB’ olarak yazılır. Böylece Astronomi literatüründe “Dünya’nın Güneş’e uzaklığı 150 milyon kilometredir.” demek yerine “Dünya’nın Güneş’e uzaklığı 1 AB dir.” denir. Ay’ın Dünya’ya ortalama uzaklığı 384 bin kilometredir. Yani Güneş’in Dünya’ya olan uzaklığı Ay’ın Dünya’ya olan uzaklığının yaklaşık 390 katıdır. Güneş, Dünya ve Ay sisteminin birbirine göre orantısını koruyarak küçük bir modelini yapmaya kalksaydık ve mesela Dünya’yı 1 santimetre çapında bir küre ile temsil etseydik, bu durumda Ay yaklaşık 1.5 milimetre çapında bir küre olacaktı ve Dünya’yı temsil ettiğimiz küreden yaklaşık 30 santimetre ötede bulunacaktı. Bu modelde Güneş’i kabaca 1 metre çapında bir küre olarak, Dünya’yı temsil ettiğimiz küreden yaklaşık 115 metre uzağa koymamız gerekirdi. Buradan kolayca şunu çıkartabiliriz: 115 metrenin yanında 30 santimetrenin hiç önemi yoktur; böylece Güneş’in Dünya’ya ve Ay’a uzaklığı aynıdır denilebilir. Bu durum şuna benzer: Evinizde arkadaşınızla yanyana oturuyorken sizden 120 metre ötede, sokağınızın diğer ucundaki bir kişi hanginize daha yakındır?
 

   
 Soru: Dünya,Güneş ve Ay nasıl hareket eder?
   
 
Bu soru M. Taşkın Çay tarafından cevaplanmıştır.

Yıldızlar uzaydaki çok büyük gaz ve toz bulutlarının kendi içlerine çökmesiyle (büzülmesiyle) meydana gelir. Bu çökme sırasında, enerjinin korunumu ve açısal momentumun korunumu adını verdiğimiz iki fizik yasası sebebiyle bu buluttan oluşan yıldız ve yıldızın yakın çevresindeki madde dönmeye başlar. Bu çevredeki madde (ki yıldızın etraf?nda bir disk şeklinde yer alır) yıldızın oluşumuna katılmayıp, yıldızın etrafında dönmeye başlayarak yıldızın çevresinde dolanmakta olan gezegen ve diğer cisimleri meydana getirir. Buradan ulaşacağımız sonuç gezegenlerin (örneğin Dünya) yıldızların (örneğin Güneş) çevresinde döndüğüdür. Ancak bu, Güneş Sistemi’ndeki cisimlerin çoğunun (dolayısıyla Dünya'nın) neden Güneş'ten kurulup kaçmak yerine onun etrafında döndüğünü yeterince açıklamaz. Bunu anlamak için kütle çekim yasası ve merkezkaç kuvveti adını verdiğimiz iki fizik kavramını daha bilmemiz gerekir. Her cisim içinde bulundurduğu madde miktarı (yani kütlesi) ile orantılı olarak diğer cisimleri kendisine doğru çeker. Ancak cisimler arasındaki uzaklık ne kadar büyürse bu çekme kuvveti de o kadar azalır (tam olarak uzaklığın karesi kadar). Buna kütle çekim yasası, adı geçen kuvvete ise kütle çekim kuvveti adı verilir. Diğer taraftan hareket halindeki bir cisme hareket yönüne dik yönde bir çekme kuvveti uygulanırsa yolundan sapar. Bu esnada çekim kuvvetinin tersi yönde bir kuvvet oluşur, buna merkezkaç kuvveti adı verilir. Aslında araba kullanırken süratle bir viraja girdiğimizde arabamızı yolun kavisinin dışına fırlatıp bizi gazetelere manşet yapan kuvvet merkezkaç kuvvetinden başka birşey değildir. Gök cisimlerini birbirlerinin etrafında dolanmaya zorlayan işte bu iki kuvvetin dengesidir. Örneğin Güneş’in Dünya’ya uyguladığı çekim kuvveti ve Dünya’nın Güneş'in çekimine dik yöndeki hareketi sebebiyle bu çekim kuvvetine ters yönde oluşan merkezkaç kuvveti aynı büyüklüktedir. Bu sebeple Dünya ne Güneş’in üzerine düşer ne de ondan kaçıp kurtulabilir ve dolayısıyla hareketini Güneş’in çevresinde dolanarak devam ettirir. Aynı durum Ay ile Dünya arasında da geçerlidir. Ay ile Dünya arasındaki mesafe Güneş ile Ay (Dünya) arasındaki mesafeye oranla çok küçük olduğundan Ay Güneş yerine Dünya'nın etrafında dolanır. Bununla birlikte Ay’ın, Dünya'ya çekim kuvvetiyle bağlı olması sebebiyle Dünya’nın hareketi ile birlikte aynı zamanda Güneş'in çevresinde de dolanıyor olduğuna dikkat etmek gerekir. Hangi cismin hangisinin etrafında dolanacağına karar veren ise bir diğer fizik kavram olan ortak kütle merkezi kavramıdır. Ağırlıkları (daha doğrusu kütleleri) aynı olan iki cismi bir çubuğun iki ucuna yerleştirip bir iple astığımızı düşünelim. Bu cisimleri dengelemek için çubuğu tam orta noktasından asmamız gerekir. Cisimlerden birisinin ağırlığı daha fazlaysa bu durumda cisimleri dengelemek için çubuğu asacağımız nokta ağırlığı büyük olan cisme daha yakın bir yerdedir. Cismin ağırlığını ne kadar arttırırsak denge noktası ağır olan cisme o kadar yaklaşır. Gökcisimlerinin birbiri etrafında dönmesi de bu kurala göre olur: Eğer iki gökcisiminin kütleleri birbirine yakınsa biri diğerinin etrafında dönmez; her ikisi de denge noktası (yani ortak kütle merkezi) etrafında döner. Şimdi cisimlerden birinin diğerinden çok daha fazla kütleye sahip olduğunu düşünelim: mesela bir karpuzla eriği çubuğun iki ucuna yerleştirip dengelemeye çalışalım. Bu durumda denge noktası kütlesi büyük olan cisme o kadar yaklaşmıştır ki artık onun içinde biryerdedir: İki ucunda karpuz ve eriğin bulunduğu çubuğu dengede asabilmenin tek yolu onu karpuzdan asmaktır. Benzer şekilde kütleleri birbirinden çok farklı iki gökcismi durumunda da ortak kütle merkezi büyük kütleli cismin içindedir. Yani bu iki gökcisminin ortak kütle merkezi etrafında dönmesi demek pratikte küçük kütleli cismin büyük kütleli cisim etrafında dönmesi demektir; tıpkı Dünya'nın Güneş etrafında dönmesi, ya da Ay'ın Dünya etrafında dönmesi gibi. Son olarak, aynı fizik kanunlarıyla Güneş'in de (dolayısıyla tüm Güneş sisteminin de) galaksimiz etrafında dolandığını eklemek gerekir.
 

   
 Soru: DÜNYAMIZ UZAYDA NASIL DURUR
   
 
Bu soru Tolga Güver tarafından cevaplanmıştır.

dünya ve diğer gezegenler, uzayda, güneşin onlara uyguladığı çekim kuvveti ile kendi yörünge hareketleri sirasinda ortaya cikan merkezkaç kuvvetlerinin dengede olmasindan dolayi belirli bir yörüngede hareket etmekte ve güneş'e doğru düşmemektedirler.
 

   
 Soru: Gezegenlerin hangilerinde yaşam vardır?
   
 
Bu soru Serap Ak tarafından cevaplanmıştır.

Üzerinde yaşam olduğunu bildiğimiz tek gezegen Dünya'dır. Diğer gezegenlerde yaşam olduğuna dair bir kanıt bulunamamıştır.
 

   
 Soru: Satürn'ün 22 uydusu vardır.Peki bu uyduların hepsi aynı anda Satürn'den görünebiliyor mu?
   
 
Bu soru Serap Ak tarafından cevaplanmıştır.

Satürn'ün IAU (Uluslararası Astronomi Birliği) tarafından doğrulanan 47 doğal uydusu vardır. Bu uyduların hepsi aynı anda, yörünge özelliklerinden ve Satürn'ün halkalarından dolayı Satürn'den gözlenemez.
 

   
 Soru: Güneş Sistemi'mizdeki gezegenlerin uyduları hakkında çeşitli kaynaklarda çelişkili bilgiler bulunmaktadır. Konu hakkında en son ve kesin bilgi nedir?
   
 
Bu soru Serap Ak tarafından cevaplanmıştır.

Gezegenleri incelemek amacı ile gönderilen uzay araçları ve yeryüzünden yapılan sistematik araştırmalar yardımıyla çapları daha küçük olan uydular keşfedilmeye başlanmıştır. Bu nedenle, Güneş Sistemi’nde dev gezegenlerin uydu sayısı sürekli artmaktadır.
 

   
 Soru: Ay, Dünya ve Güneş'in birbirlerine olan uzaklıkları ve büyüklükleri nedir?
   
 
Bu soru Serap Ak tarafından cevaplanmıştır.

Ay’ın Dünya’ya ortalama uzaklığı yaklaşık olarak 384 bin km’dir. Dünya’nın Güneş’e olan ortalama uzaklığı da yaklaşık olarak 150 milyon km’dir. Dünya’nın ortalama yarıçapı 6371 km’dir. Buna göre Ay’ın ve Güneş’in yarıçapları, sırasıyla, Dünya’nın 0.273 ve 109 katıdır.
 

   
 Soru: Ay ile gelgit olayı nasıl oluşur ?
   
 
Bu soru Tolga Güver tarafından cevaplanmıştır.

Gelgit, bir gök cismi üzerinde başka gök cisimlerinin uyguladığı kütle çekimi kuvvetleri nedeniyle oluşan çevrimsel biçim bozulmaları demektir. En çok bilineni, Ay ve Güneşin göreli konumlarındaki değişmelerin etkisiyle Yer yüzeyinde deniz düzeyinde ortaya çıkan dönemli değişmelerdir. Gelgit oluşturan kuvvetler yerçekimine oranla çok küçüktür. Buna karşılık bu kuvvetlerin, özellikle yatay bileşenleri nedeniyle, denizlerdeki etkisi büyük olabilir. Aryrıntılı bilgi için Uydumuz Ay'ın Dünya üzerindeki etkileri nelerdir? sorusunun cevabına web sitemizden bakabiirsiniz.
 

   
 Soru: Soru: Işık yılı ne anlama geliyor?
   
 
Bu soru Yüksel Karataş tarafından cevaplanmıştır.

Işığın bir yılda katettiği mesafe dir. Evrendeki gökcisimlerinin uzaklıklarını ifade etmede kullanılmaktadır 1 ışık yılı = ışığın hızı X 1 yıl =300.000 km/s x 1 yılx365/1 yılx24 satt /1 gün x60 dak/ 1 saatx 60 s/1 dak= 9.460.000.000.000 km ~ 9 trilyon km
 

   
 Soru: Soru: Saman yolunda bugün neler var?
   
 
Bu soru Yüksel Karataş tarafından cevaplanmıştır.

Milkway (Samanyolu) çok önceleri süt yolu olarak adlandırılmış. Puslu, Güneş'in de içinde bulunduğu bir kaç yüz milyon yıldız içeren disk şeklinde bu görünümü Ay2ın olmadığı şehir ışıklarından uzakta bir yerlerde geceleyin görebilirsiniz. Bir teleskop ile ilk inceleyen Gökbilimci Galileo olmuştur. Bugün Galaksimiz samanyolu Galaksisi olarak adlandırılmaktadır. Samanyolu galaksisisnde, farklı kütle ve sıcaklıklarda evrimlerinin farklı aşamalarında bulunan yıldızlar (genç, yaşlı yıldızlar karadelikler, beyaz cüceler, süpernovalar, novalar vb.), açık kümeler, küresel kümeler (yıldız toplulukları), toz, gaz, moleküler bulutları, bulutsular (nebulalar) vb., karanlık madde vb. bulunmakatdır. Güneş samanyolu galaksisinin merkezinden 8. 5 kp uzaklıkta galaksi merkezi etrafında dolanan bir yıldızdır. Bugün Gökbilimciler samanyolu galaksisini çeşitli alt bileşenlere sınıflandırarak, bu sistemin oluşumunu ve evrimini anlamak için gelişen teknolojiye uygun alte ve araçlar ile gözlemsel çalışmalar yapmaktadırlar.
 

   
 Soru: Güneş Sistemi Nedir?
   
 
Bu soru M. Taşkın Çay tarafından cevaplanmıştır.

Güneş ve Güneş'in oluşumu sırasında etrafında bulunan gaz ve toz diskinden meydana gelen cisimlerin oluşturduğu sisteme Güneş sistemi adını veriyoruz. Gaz ve toz diskinden meydana gelip halen Güneş'in çevresinde dolanmakta olan cisimler arasında sekiz gezegen (ki bunlardan birisi de Dünya'dır), cüce gezegenler, gezegenlerin uyduları, kuyrukluyıldızlar ve asteroidler gibi irili ufaklı cisimler bulunmaktadır. Dünyamızın'da içinde bulunduğu bir sistem olduğundan, Güneş sistemi yakın zamana kadar bir yıldızın çevresinde var olduğunu kesin olarak bildiğimiz tek sitemdi. Yapılan araştırma ve gözlemler diğer bazı yıldızların da çevresinde kendi sistemleri olduğunu ortaya çıkartmıştır.
 

   
 Soru: Yıldız ve gezegen arasındaki fark nedir?
   
 
Bu soru İpek Çay H. tarafından cevaplanmıştır.

Yıldız (mesela Güneş), içinde (korunda) nükleer reaksiyonlarla enerji üreten bir gaz topudur. Böyle bir cismin nükleer reaksiyonlarla enerji üretebilmesi için yeterince yüksek sıcaklığa ve en azından Jüpiter'in kütlesinin 75 katı kadar bir kütleye sahip olması gerekir. Ürettikleri bu enerji yıldızların ışık saçmasına sebep olur. Gezegenler, nükleer reaksiyonlarla enerji (dolayısıyla ışık) üretecek kadar sıcaklığa ve kütleye sahip değildirler. Dolayısıyla geceleri gökyüzünde gördüğümüz gezegenlerin yıldız gibi ışık saçıyor olmasının sebebi kendi ışıklarını yaymaları değil Güneş'ten aldıkları ışığı yansıtmalarıdır. Yıldızlar gaz haldedirler. Gezegenler ise, kayalık ya da buz korların yoğunlaşmaya başlamasıyla bir yıldız etrafında şekillenirler. Gezegenler tamamen kayalık, buz ve sudan oluşabilir (Dünya gibi...) veya kayalık ya da buz korlar büyük miktarda gazı sonradan üzerine çekmiş olabilir (Jüpiter ve Satürn gibi...).
 

   
 Soru: Ay'a ilk defa hangi tarihte gidilmiştir?
   
 
Bu soru Füsun Limboz tarafından cevaplanmıştır.

İlk defa 1969 yılında Ay'a gidilmiştir.
 

   
 Soru: Işık yılı nedir?
   
 
Bu soru Füsun Limboz tarafından cevaplanmıştır.

Işık yılı ışığın bir yılda katettiği mesafeye eşit bir uzunluk birimidir.
 

   
 Soru: Ay'da yerçekimi var mıdır?
   
 
Bu soru Sinan Aliş tarafından cevaplanmıştır.

Ay'da da yerçekimi vardır. Aslında kütlesi olan her cismin çekim kuvveti vardır. Ancak bu kuvvet kütle ile orantılı olduğundan, düşük kütleli cisimlerin çekim kuvvetleri de az olur. Örneğin Ay'ın çekim kuvveti Dünya'daki yerçekiminin 1/6'sı kadardır. Bu da, sizin ağırlığınızın Ay'da 1/6 kadar olacağı anlamına gelir. Yani Dünya'da 60 kg. gelen bir insan Ay'da 10 kg. gelecektir.
 

   
 Soru: Ay yüzeyindeki çukurlar (kraterler) nasıl oluşmuştur?
   
 
Bu soru Sinan Aliş tarafından cevaplanmıştır.

Ay yüzeyinde görülen çukurlar yani kraterler, Ay'a çarpan göktaşlarının yol açtığı fiziksel yapılardır. Uydumuz Ay'ın atmosferi olmadığından, irili ufaklı her türlü göktaşı doğrudan Ay yüzeyine çarpmaktadır. Bu da yüzeyde çok sayıda kraterin oluşmasına neden olmaktadır. Kraterlerin çapları, oluşmalarına neden olan göktaşlarının büyüklükleri ile doğru orantılı olarak değişmektedir. Dünya'nın atmosferi onu benzer olaylardan korumaktadır. Ancak birkaç yüz metreden daha büyük çapa sahip göktaşları Dünya yüzeyinde de benzer kraterlere neden olabilirler. Bununla beraber, Dünya'ya ve Ay'a çarpan göktaşları genellikle birkaç metre ve altı boyutlardaki gökcisimleridir.
 

   
 Soru: Ay'ın Dünya'ya etkileri nelerdir?
   
 
Bu soru Sinan Aliş tarafından cevaplanmıştır.

Uydumuz Ay uzayda bize en yakın gökcismidir. Yaklaşık olarak 400.000 km uzaklıkta bulunan Ay, Dünya'nın 1/4'ü büyüklüğündedir. Bu büyüklüğü ile sahip olduğu kütlesinden dolayı Dünya'ya yaptığı en büyük etki gel-git etkisidir. Ay'ın Dünya'ya uyguladığı çekim etkisi denizlerdeki suların Ay'ın evresine bağlı olarak yer değiştirmesine neden olmakta ve bu olaya gel-git denmektedir. Bunun dışında Ay'ın Dünya'ya önemli bir faydası vardır. Uzayda Dünya'ya doğru gelen birçok göktaşı Dünya yerine aramızda olan Ay'a çarpmaktadır. Dolayısıyla Ay kısmen de olsa, Dünya'ya çarpacak (düşecek) göktaşı sayısını azaltmaktadır. Bu Ay'ın faydalı bir etkisidir.
 

   
 Soru: Ay'a ilk olarak kim(ler) ayak basmıştır?
   
 
Bu soru Sinan Aliş tarafından cevaplanmıştır.

Ay'a ilk olarak Apollo 11 mürettebatından Neil Armstrong ve Buzz Aldrin ayak basmıştır. Apollo 11 uzay aracının "Ay Modülü" 20 Temmuz 1969 tarihinde Ay yüzeyine iniş yapmıştır. Apollo 11 kumandanı Michael Collins ise Ay yörüngesindeki esas aracın içinde beklemiştir.
 

   
 Soru: Gezegen ve cüce gezegen tanımlarını yapıp aralarındaki farklılıkları belirtebilirmisiniz?
   
 
Bu soru Selçuk Bilir tarafından cevaplanmıştır.

Uluslararası Astronomi Birliği (IAU)'nin Çek Cumhuriyetin'deki bu yılki toplantısında "Güneş Sisteminde Gezegen Tanımı" yeniden belirlendi. Buna göre: Gezegen, (a) Güneş çevresinde yörüngede dolanan, (b) öz-çekim kuvvetinin, katı cisim kuvvetlerini yenebilmesine yetecek kadar kütlesi olup hidrostatik denge biçimini (kabaca yuvarlak) almış ve (c) yörüngesinin etrafını açmış olan gökcismidir. Yani: Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün; toplam sekiz gezegen. Açıklanan diğer iki yeni tanım ise şöyle: Cüce Gezegen, (a) Güneş çevresinde yörüngede dolanan, (b) öz-çekim kuvvetinin, katı cisim kuvvetlerini yenebilmesine yetecek kadar kütlesi olup hidrostatik denge biçimini (kabaca yuvarlak) almış, (c) yörüngesinin etrafını açamamış ve (d) uydu olmayan gökcismidir. IAU, cüce gezegen ve diğer sınıflar için sınırları daha sonra belirleyecek. Güneş çevresinde dolanan uydular dışındaki diğer tüm gökcisimleri, topluca Küçük Güneş Sistemi Kütleleri olarak anılacaklar. Bunlar Güneş Sistemi'ndeki çoğu asteroid, çoğu Neptün-Ötesi Cisimleri (TNOs), kuyrukluyıldızlar ve diğer küçük cisimler. Bu yeni tanımların yanında Plüto'nun konumu da değiştirildi: Yukarıdaki tanım gereğince Plüto bir "cüce gezegen" ve Neptün-Ötesi Cisimlerinin yeni bir kategorisinde ilk üye.
 

   
 Soru: Galaksi nedir?
   
 
Bu soru Selçuk Bilir tarafından cevaplanmıştır.

Bir galaksi yıldızlar, yıldızlararası gaz ve toz, plazma ve (büyük ihtimalle de) görülmeyen karanlık maddeden oluşan dev sistemlere verilen isimdir. Tipik bir gökada 10 milyondan bir trilyona kadar yıldız bulunur. Bu yıldızların hepsi aynı çekim merkezini çevreleyen yörüngelerde dönerler. Galaksiler şekillerine göre üç ana grupta toplanırlar: Eliptik, Sarmal ve Düzensiz galaksiler. Gökyüzünün diğer kısımlarına nazaran çok daha parlak olan bu yıldızlar topluluğu, bizim Gökadamız samanyolundan başka bir şey değildir. Ancak görülebilen, Samanyolunu meydana getiren kollarından birisidir.
 

   
 Soru: Güneş'in ana yakıtı nedir? ve Güneş'ten Dünya'mıza madde getirebilirmiyiz?
   
 
Bu soru Selçuk Bilir tarafından cevaplanmıştır.

Bir yıldız olan Güneş gezegenimiz için ışık ve ısı kaynağıdır. Güneş'in uzaya yaydığı bu müthiş enerji yıldızın merkez kısımlarında meyadana gelen nükleer reaksiyonlar ile gerçekleşir. Bu rekasiyonların en önemlisi proton-proton reaksiyonları olarak bilinir. Bu reaksiyon sayesinde hidrojen atomları 15 milyon derece kelvin sıcaklığında birleşerek bir helyum atomunu oluşturur ve bu reaksiyondan arta kalan bir miktar enerji gamma ışını şeklinde yıldızın merkezinden yayınlanır. Sonuç olarak, yıldızımız nükleer yakıtı sayesinde yaşamını sürdürmektedir. Ne yazık ki, Güneş'ten Dünyamıza madde getiremeyiz. Çünkü Güneş'in yüzey sıcaklığı 6000 derece Kelvin olup bu sıcaklıkta elementler plaza halinde bulunur.
 

   
 Soru: Yıldızlar bize ne kadar uzaklıktadır? Yıldızlara gidilebilir mi? Yıldızlar Güneş'ten büyük mü? Yıldızlar ne işe yarar? Yıldızlar olmazsa ne olur?
   
 
Bu soru Selçuk Bilir tarafından cevaplanmıştır.

Yıldızlar Güneş sistemimiz içindeki gökcisimlerine göre çok uzaktadırlar. Güneş'e en yakın yıldız sistemi 4.35 ışık yılı uzaklıktadır. Yani bunun anlamı ışık hızı ile giden bir araç ile en yakın yıldız sistemine ancak 4.35 yıl sonra ulaşabiliriz. Şu andaki teknolojimiz ile en yakın yıldıza ancak 50.000 yılda ulaşabiliriz. Yıldızlar, Galaksimizi oluşturan gökcisimlerindedir. Galaksimiz Samanyolu 100.000 ışık yılı boyutlarındadır. Yani daha uzaktaki yıldızlara ulaşmak bugünkü ve yakın zamandaki teknoloji ile imkansızdır. Güneş sıradan bir yıldızdır ve yarıçapı yaklaşık 700.000 km dir. Bugün Galaksimizde görebildiğimiz en büyük yıldızlar Güneş'in yarıçapının 1.000 katı büyüklüğünde, kütleleri ise 120 ile 1/10 Güneş kütle aralığında bulunmaktadır. Yıldızlar olmazsa idi onların çevrelerinde bulunan gezegen sistemlerinde hayat olmazdı. Bugün galaksileri göremez ve Evren hakkında yeterli bilgiye sahip olamazdık.
 

   
 Soru: Yeryüzünde oluşan depremlerin yıldızlarla veya gökyüzüyle bir bağlantısı var mıdır? ya da bulunabildi mi?
   
 
Bu soru Selçuk Bilir tarafından cevaplanmıştır.

Dünya'da meydana gelen depremlerinin bizden çok uzakta bulunan yıldızlarından kaynaklanmaz. Çok düşün bir ihtimal olsa da Ay'ın Dünya üzerine uygulamış olduğu çekim kuvvetinin küçük depremlere neden olabileceği bilimadamlarınca halen tartışma konusudur.
 

   
 Soru: Yıldızların birer ateş topu olup olmadığını merak ediyorum ve yıldızların ışığının bize binlerce hatta milyonlarca yıl sonra geldiğini tahmin ediyorum bu konuda da beni aydınlatırsanız sevinirim.
   
 
Bu soru Selçuk Bilir tarafından cevaplanmıştır.

Yıldızlar çekirdeğinde nükleer reaksiyonların meydana geldiğini çok büyük NÜKLEER REAKTÖRLER dir. Dünya'nın ana ışık kaynağı olan Güneş'te bir yıldızdır. Merkezi sıcaklığı yaklaşık 15 milyon derece olan Güneş'in yüzey sıcaklığı yakşalık 5000 - 5300 derecedir. Dünya'ya en yakın yıldız Alfa Centauri olup uzaklığı 4.3 ışık yılıdır.
 

   
 Soru: Dünya'ya en yakın yıldız sistemi kaç ışık yılı uzaktadır?
   
 
Bu soru Selçuk Bilir tarafından cevaplanmıştır.

Dünya'ya en yakın yıldız sistemi Alfa Centauri'dir. Sistem üç yıldızdan meydana gelir. Sistemin en büyük yıldızı Güneş'e çok benzer. Sistemin ortanca yıldızı portakal renkli daha düşük kütleli olandır. Bu iki yıldız birbirlerinden 23 astronomik birim (1 astronomik birim Dünya - Güneş arasındaki uzaklığı ifade eder) uzaklıkta bulunup yörünge dönemleri 80 yıldır. Sistemin en küçük üyesi Proxima adındaki yıldız olup en büyük üyenin kütlesinin 1/10 e sahiptir. Sistem Güneş'ten 4.35 ışık yılı uzaklıkta bulunur. Detaylı bilgi için aşağıdaki web adresine bakılabilir. http://homepage.sunrise.ch/homepage/schatzer/Alpha-Centauri.html
 

   
 Soru: Enerjinin korunumu yasası karadeliklerin çevresinde de geçerli mi?
   
 
Bu soru Selçuk Bilir tarafından cevaplanmıştır.

Enerjini korumu biline tüm evrende geçerli olmalıdır.
 

   
 Soru: Aurora ve bulutsu tam olarak nedir? Farkları nedir?
   
 
Bu soru Selçuk Bilir tarafından cevaplanmıştır.

Aurora: Güneş'ten gelen yüklü parçacıkların Dünya'nın manyetik alanı ile etkileşmesi sonucu oluşan olağanüstü görüntüdür. Bu görüntüler özellikle Dünya'nın 55. enlem paralelinin üzerinden görülebilir. Güneş'in 11 yıllık etkinliğinin maksimumunlarında auroraların görülebilir artar. Bulutsular ise Güneş sistemimizin dışından yeni yıldız oluşum bölgelerinde ve yıldız ölümlerinin sonucunda uzay atılan maddenin oluşturduğu görsel kompozisyonlardır.
 

   
 Soru: Gökyüzüne bakıldığında yıldızların gökyüzünde yer değiştirdiğini anlayabilirmiyiz?
   
 
Bu soru Selçuk Bilir tarafından cevaplanmıştır.

Yıldızların gökyüzünde yer değişimlerini onların bizden olan uzaklıklarından dolayı kısa zaman aralıklarında, saat, gün ve ay mertebesinde, fark edemeyiz. Buna karşın, Güneş sisteminde bulunan bazı gökcisimlerini günlük mertebede gökyüzünde kolaylıkla izleyebiliriz. Bunların başında kuyruklu yıldızlar gelir.
 

   
 Soru: Yıldız kayması olayı nedir?
   
 
Bu soru Selçuk Bilir tarafından cevaplanmıştır.

Astronomide "yıldız kayması" diye bir kavram yoktur. Bu olay, Dünya'nın Güneş etrafındaki hareketi boyunca kuyruklu yıldızlarca bırakılan materyelin Dünya atmosferine girmeesinden kaynaklanır. Bu "meteor yağmuru" olarak bilinir.
 

   
 Soru: Pluto gezegenin yüzey sıcaklığı ne kadardır?
   
 
Bu soru Selçuk Bilir tarafından cevaplanmıştır.

Güneş sisteminin en uzak dokuzcu gezegeni olan Pluto, Güneş sistemindeki en soğuk gezegenlerden biridir. Gezegenin yüzey sıcaklığı -233 ila -223 derece arasındadır.
 

   
 Soru: Yerkürenin manyetik kutuplarının değişmesinden söz ediliyor. Kutup değişmesi sırasında magnetosferin zayıfladığı doğru mu? Bu zayıflamanın yol açacağı sonuçlar neler olacak? Uzaydan gelen parçacıklar dünyaya mı düşecek?
   
 
Bu soru Selçuk Bilir tarafından cevaplanmıştır.

Dünyada'nın manyetik kutuplarında bir değişim bekleniyor. Bu da Dünya'nın manyetik kalkanının belli bir süre olamayacağı anlamına geliyor. Bilindiği gibi Güneş'ten gelen yüklü tanecikler (proton gibi) bu kalkan ile etkileşerek Dünya atmosferine girmeden gezegenlerarası ortama geçiyor. Manyetik kalkanımızın zayıflaması Güneş'ten gelen yüklü taneciklerin Dünya yüzeyine kolaylıkla ulaşabileceği anlamına gelmekle beraber canlıları da ciddi bir şekilde tehdit edebilir.
 

   
 Soru: Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü'nü bitiren öğrenciler hangi meslek dallarında çalışabilir?
   
 
Bu soru Selçuk Bilir tarafından cevaplanmıştır.

Bölümümüzü bitiren öğreciler "astronom" ünvanını alır. Kariyer yapmak isteyen öğrencilerimiz yüksek lisans ve doktora programına katılarak akademik seviyede ilerleyebilirler. Bu süreçte açılacak kadro ile Bölümümüzde araştırma görevlisi olabilirler. Akademik kariyer yapmak istemeyen mezunlarımız bilgisayar programcılığı, bilişim gibi farklı iş sektörlerde çalışmaktadırlar.
 

   
 Soru: Galaksimizdeki maddelerin oluşması Pop I ve Pop II olarak bilinen yıldızların üretmiş olduğu ağır elementler ile oluşmuştur. Son olarak, Ara Popülasyon yıldızlarından söz edilmeye başlanmıştı. Bu konudaki gelişmeler neler?
   
 
Bu soru Selçuk Bilir tarafından cevaplanmıştır.

Şu andaki bilgilerimize göre Galaksimizde üç farklı yıldız popülasyonu bulunmaktadır. Galaksimiz ile nereyedeyse eş zamanlı oluşan Pop II yıldızları metalce fakir (ağırlıklı olarak evrenin ilk oluşuma ait kimyasal özellikleri taşır). Yani Güneş'in atmosferinde bulunan ağır elementlerden 100 kez ile 10000 kat daha azını içerir. Genellikle Galaksimizin halosunda yani en dış kısımlarında bulunurlar. Pop I yıldızlarının atmosferli metalce zengin ve genç yıldızlardır. 4.5 milyar yıl yaşında olan Güneşimiz bu popülasyonda yer alır. Bu iki popülasyondan başka Galaksimizde Ara Popülasyon II yıldızları bulunur. Galaktik yapı araştırmalarında, yıldız sayımları yöntemi ile 1983 yılında gözlemsel olarak ortaya konmuştur. Ara pop II denemsinin nedeni yukarıda açıklanan iki popülsayonun özelliklerinin tam ortasında yer almasındandır. Yani ne çok yaşlı ne de çok gençtir. Metal bollukları Güneş'den 1 ila 10 kat daha azdır. Günümüzde bu popülasyon üzerine birçok araştırma yapılmaktadır. Özellikle yapısal parameterleri henüz tam olarak belirlenememiştir. Daha geniş bilgi için http://www.istanbul.edu.tr/fen/astronomy/galaxy/yildizpopulasyonlari.pdf linkine bakiniz.
 

   
 Soru: Dünyamızdaki demir elementinin kaynağı nedir?
   
 
Bu soru Selçuk Bilir tarafından cevaplanmıştır.

Bugün çevremizde gördüğümüz ağır elementler (karbon, magnezyum, nikel, demir vb) bir yıldızın çekirdeğinde termonükleer reaksiyonlar sonucu üretilmiştir. Güneş sistemini oluşturan metalce zengin ilkel bulut, bir yıldızın süpernova olarak patlaması sonucunda içinde üretmiş olduğu ağır elementleri yıldızlararası ortama saçması oluşmuştur. Yani bizler, Güneş'in atası olan büyük bir yıldızın çekirdeğinde üretilen ağır elemetlerden meydana gelmekteyiz!
 

   
 Soru: 10x50 açıklıklı bir dürbünle görülebilen yıldız sayısı nedir? Bu dürbün ile en sönük hangi kadirdeki yıldızlar görülebilir?
   
 
Bu soru Selçuk Bilir tarafından cevaplanmıştır.

Öncelikle 10x50 değerinin neyi ifade ettiğini belirtelim. Buradaki ilk değer (10) dürbünün büyütme gücünü, ikinci değer de (50) milimetre ölçeğinde merceğin büyüklüğünü gösterir. 50 mm lik açıklığa sahip bir mercek gözümüzden 50 kat daha fazla ışık toplayabilir. Böyle bir dürdün ile gözümüzün görme sınırlarının oldukça ötesine gidebiliriz. Gözümüz ile en sönük 6. kadirden yıldızları görebilirken, 10x50 lik bir dürbün ile 10. kadirden yıldızları gözlemleyebiliriz. Başka bir deyişle gökyüzünde çıplak göz ile 1000 yıldız, 10x50 lik bir dürbün ile 10 milyon yıldız görebiliriz.
 

   
 Soru: Dünya'daki en büyük teleskop hangi gözlemevinde bulunmaktadır?
   
 
Bu soru Selçuk Bilir tarafından cevaplanmıştır.

Günümüzde, Dünya’nın en büyük aynalı teleskobu, Hawaii Mauna Kea Dağı üzerinde kurulu olan Keck Gözlemevi’nde bulunmaktadır. Keck I ve Keck II adı verilen ve iki büyük teleskop vardır. Her bir teleskobun aynası 36 hexagonal parçadan meydana gelip, 10 m çapındadır. Gözlemevi ve teleskopları hakkında daha detaylı bilgi için aşağıdaki web adresine bakınız. http://www.keckobservatory.org/geninfo/about.php#telescopes
 

   
 Soru: Uzaya Dünya’dan gönderilen mesaj, ileti, v.s. gibi şeyler var mıdır?
   
 
Bu soru Selçuk Bilir tarafından cevaplanmıştır.

Dünya’dan uzaya gönderilen ilk mesaj 1974 yılında Arecibo Gözlemevinden yapılmıştır. Mesajın adresi Herkül takımyıldızda 100 000 yıldız içeren M13 küresel kümesiydi. Eğer mesajın yollandığı doğrultuda akıllı yaşam formları varsa mesajı almaları yaklaşık 25 bin yıl, mesaja yanıt vererek bizlere göndermeleri ise yine bir bu kadar zaman alacaktır. Kozmik Arama Projesi (Cosmic Call Project) çercevesinde yeni bir mesaj 1999 yılının yaz mevsimi boyunca Güneş komşuluğundaki yakın yıldızlara gönderilmiştir. Daha yakın bir tarihte yollanan başka bir mesaj ise 2003 yılında Ukrayna’da bulunan 70m çapında bir radyo teleskopdan gönderilmiştir. Mesaj hakkında daha fazla bilgi için http://antwrp.gsfc.nasa.gov/apod/ap060402.html web adresine bakabilirsiniz.
 

   
 Soru: Güneş’in yapısında neler vardır? Hangi maddeler hangi oranlarda birleşiyor?
   
 
Bu soru Selçuk Bilir tarafından cevaplanmıştır.

Güneşimiz 2*10^30 kg lik bir gaz küresidir. Yapısında %75 hidrojen, %25 helyum ve az miktarda ağır elementler bulundurur. Güneş, enerjisini merkezinde nükleer reaksiyonlar sayesinde hidrojen atomlarının helyum atomlarına çevirerek sağlar. Güneş günümüzden 4.5 milyar yıl önce olmuştur. Günümüze kadar ancak nükleer yakıtının yarısı yakabilmiştir.
 

   
 Soru: Yıldızlar ve gezegenler arasındaki temel fark nedir?
   
 
Bu soru Selçuk Bilir tarafından cevaplanmıştır.

Gezegenler ile yıldızlar arasındaki belirgin farklar şunlardır: 1) Gezegenler gökküresinin belirli bir bölgesinde (ekliptik dairesi civarında) bulunurlar. 2) Gezegenler yıldızlar arasında yer değiştirirken yıldızların birbirlerine göre durumu uzun yıllar sabit kalır. 3) Gezegenler küçük bir dürbünle dahi kurs şekilde görünürken yıldızlar büyük dürbünlerle bile nokta şeklinde görülür. 4) Gezegenlerden gelen ışık, yansıyan Güneş ışığıdır ve bu yüzden gezegenler, uydumuz Ay gibi safha gösterirler. Halbuki yıldızlardan gelen ışığın kaynağı iç kısımlarındaki nükleer enerji reaksiyonlarıdır ve yıldızlar safha göstermezler. 5) Gezegenlerin ışığı titremezken yıldızların ışığı titrer.
 

   
 Soru: Uydumuz Ay'ın Dünya üzerindeki etkileri nelerdir?
   
 
Bu soru Selçuk Bilir tarafından cevaplanmıştır.

Uydumuzun, Dünya üzerindeki en önemli etkisi "Gel-Git" olayıdır. Dünya üzerindeki suların yaklaşık 24 saat 50 dakikalık bir zaman aralığında iki defa kabarması ve iki defa alçalması, ayrıca iki kabarma arasındaki zaman aralığının Ay'ın, bir yerin meridyeninden arka arkaya iki geçişi arasındaki zaman aralığına eşit olması kabarma ve alçalma (Gel-Git) olayında Ay'ın etkisi olduğu anlaşılıyor. Gel-Git etkisinde Güneş'in de etkisi vardır ancak bu etki Ay'ınkinden azdır. Gel-Git olayı, Dünya'nın farklı noktalarına farklı çekim ivmesi uygulamasından ileri gelir. Gel-Git olayının bir başka etkisi de Dünya'nın dönüşünedir. Gel-Git olayından dolayı Dünya üzerindeki su kütlesinin karalar ile sürtünmesinde dolayı bir Dünya "günün" uzaması söz konusudur. Yapılan hesaplar yaklaşık 4 milyar yıl önce bir Dünya gününün 4 saat olduğunu göstermektedir.
 

   
 Soru: "Yıldız kayması" hakkında bilgi verirmisiniz?
   
 
Bu soru Selçuk Bilir tarafından cevaplanmıştır.

Güneş etrafında dolanan küçük gökcisimleri Dünya atmosferine girerek sürtünmeden dolayı yanarlar ve kısa bir zaman aralığı için Gökküresi'nin bir noktasından başka bir noktasına hareket eden ışıklı cisim şeklinde görülürler. Bu cisimlere "Meteor" veya "Göktaşı", Dünya yüzeyine düşenlere ise "Meteorit" denir. Halk arasında bu olay "Yıldız Kayması" olarak bilinir.
 

   
 Soru: M44 açık kümesi hakkında bilgi verirmisiniz?
   
 
Bu soru Selçuk Bilir tarafından cevaplanmıştır.

“Arı kovanı” olarak ta bilinen M44 açık kümesi çıplak göz ile görülebilen birkaç açık kümeden birdir. 400 milyon yıl yaşında olan küme Güneş’ten 580 ışık yılı uzaklıkta ve 10 ışık yılı genişliğindedir. Kümeye büyük bir teleskop ile bakıldığında yüzlerde küme üyesi yıldız görülebilir. Daha detaylı bilgi için http://antwrp.gsfc.nasa.gov/apod/ap980803.html adresine bakınız.
 

   
 Soru: Ay'a ilk hangi tarihte gidildi? Ay'a ilk ayak basan kişi kimdir? İnsanlar Ay'da nasıl hareket eder?
   
 
Bu soru Selçuk Bilir tarafından cevaplanmıştır.

Ay'a 20 Temmuz 1969 da Apollo 11 ile yolculuk yapan Neil A. Armstrong ve Edwin Aldrin ayak basmıştır. 1969-1972 yılları boyunca Ay'a 6 görev uçuşu yapılmış olup 12 astronot daha Ay yüzeyinde yürümüştür. Yalnız Apollo 13 Ay'a ulaşamış, görevini iptal edip Dünya'ya geri dönmüştür. Astronotlar Ay yüzeyinde kendi vücut basınçlarını koruyan ve oksijen tüpü bulunduran özel elbiseler ile dolaşmışlardır. Ay'daki yüzey çekimi Dünya'dan 6 kat daha az olduğundan daha rahat hareket edebilirler. Dünyada zıplayadıkları yükseklikleri daha az enerji harcayarak geçebilirler.
 

   
 Soru: Gözlemevinizden teleskop ile gökyüzüne bakılabiliniyor mu?
   
 
Bu soru Selçuk Bilir tarafından cevaplanmıştır.

Gözlemevimizde kış aylarında 09:00 - 11:00, yaz aylarında ise 10:00 - 12:00 saatleri arasında düzenli olarak Güneş rasatları yapılmaktadır. Gece gözlemleri ışık kirliliğinden dolayı yapılamamaktadır. Yukarı belirtilen saatlerde gözleme katılabilirsiniz.
 

Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü
Google Ara WWW Ara www.istanbul.edu.tr
 
Bu site en iyi 1024x768 ekran çözünürlüğünde Internet Explorer'da izlenebilir.