Jeotermal Enerji
Olanakları ve Yararlanma (*)
Ferhat Özçep ve Savaş
Karabulut
İstanbul Universitesi
Jeofizik Mühendisliği Bölümü
Ege ve Akdeniz bölgeleri gibi dünyanın önemli volkanik alanlarında yaşayan
insanlar için, yer içinden gelen ısı düşüncesinin, uzun süreden beri bilinmekte
olduğu kesin gibidir. Ancak, yer bilimleri, bu ilk dönemlerinde güçlü bir
yapıya sahip olmadığından, yer altındaki sıcaklıklar üzerine güvenilir çok az
bir bilgi vardır. Eski Yunanlılar Yeraltı Dünyası’nı belirli tanrıların ve ölen
kişilerin ruhlarının ikametgahı olarak düşünmeyi tercih etmişlerdir. Diğer
dinler de Yeraltı Dünyası’nı ruhların cezalandırma yeri olarak düşünme
eğilimini göstermişlerdir. Yer içindeki çok yüksek sıcaklıklar çoğu zaman
cezanın verildiği yer olarak düşünülmüştür. Örneğin; Ortaçağ hıristiyanlarının
ve müslümanlarının cehennem kavramı, budistlerin avichi kavramı bunlara örnek
olarak verilebilir. Diğer yandan İnkalar, kötü insanların ruhlarını
yeraltındaki soğuk bölgelerde kalarak ceza göreceğine inanıyorlardı. Budizm’de
ise soğukla olduğu kadar sıcakla da cezalandırmaya yönelik inanç vardı (Özçep
ve Orbay, 2002; Orbay, 2001, Jassop, 1990; Bott, 1982; Fowler, 1990, Lowrie,
1997).
Tüm dünyada hızlı bir artış gösteren enerji gereksiniminin büyük bir kısmı bir
süre daha fosil yakıtlar ve hidrolik enerji ile karşılanabilecektir. Fosil
yakıtların kısa bir dönemde tükenebileceği ve bir süre sonra bunların yerini
yeni enerji kaynaklarının alması beklenmektedir.Yapılan enerji kongrelerinde
belirlenen sonuçlara göre; tüm dünya ülkeleri yeni enerji kaynaklarının
geliştirmesine özen göstermektedir. Bu yeni enerji kaynaklarının en
önemlilerinden biri de jeotermal enerjidir (Şimşek ve diğ., 1981).
Jeotermal enerjinin önemi ancak günümüzde yeni yeni anlaşılmaya çalışılan bir
kavramdır. En geniş anlamıyla Yerküre’nin doğal ısısıdır (Armstead, 1983;
Edwards ve diğ.,1982)
Jeotermal enerji yerkabuğunun işletilebilir derinliklerinde olağan dışı olarak
birikmiş ısının oluşturduğu bir enerji türüdür. Bu ısı yeryüzüne doğal olarak
sıcaksu kaynakları ve buhar şeklinde veya sondajlarla çıkartılan sıcaksu,
sıcaksu + buhar ve buhar şeklinde ulaşmaktadır. Doğrudan veya başka enerji
türlerine dönüştürülerek de ekonomik olarak kullanılabilir (Şimşek ve
diğ.1981).
Yerin derinliklerinde varolan bu ısı kaynağı henüz soğumamış bir mağma kütlesi
veya genç volkanizmayla ilgilidir. Yeraltına sızan meteorik sular, burada
gözenekli ve geçirimli özelllikleri bulunan hazne kayalarda toplanır. Hazne
kayalar üzerinde geçirimsiz örtü kaya vardır. Isı bu şekilde yerkabuğunun kırık
ve çatlakları boyunca dolaşan sularla yeryüzüne aktarılabildiğinden,
hidrotermal sistemler sözkonusu olur. Yerkabuğu içinde doğal su dolaşımına izin
verecek nitelikte kırık yoksa ve yine de ısı birikimi varsa oluşturulacak yapay
kırıklar içinde dolaştırılacak akışkanlarla yine enerji elde edilmesi
mümkündür. Bu sistemlere kızgın kuru kaya denmektedir (Şimşek ve diğ., 1981;
Armstead, 1983; Edwards ve diğ.,1982; Lee, 1957, Jassop, 1990).
Jeotermal kaynaklar akışkanların sıcaklıklarına ve taşıdıkları ısı enerjisine bağlı
olarak düşük entalpili (akışkan sıcaklıkları 160 °C’den küçük), orta entalpili
(akışkan sıcaklıkları 160 °C - 190 °C arasında), yüksek entalpili (akışkan
sıcaklıkları 190 °C’den büyük) olarak ayrılmaktadırlar. Düşük ve orta entalpili
kaynaklar özellikle ısıtma amaçlı kullanılırlar. Orta entalpili jeotermal
akışkanın elektrik enerjisi üretiminde kullanımı için yeni teknolojilerin
kullanımı şarttır. Düşük entalpili akışkanların kaplıca-termalizm uygulamaları
önemlidir. Yüksek entalpili akışkanlar ise; elektrik üretimi ve buna bağlı
entegre diğer işlerde kullanılırlar (Ültanır, 1998).
Tarihsel çağlarda sadece sağlık amacıyla kullanılan jeotermal enerjiden ilk
olarak 1904 yılında İtalya’da elektrik üretimi gerçekleştirilmiştir. Dünyada
son yıllarda jeotermal enerji kullanımı çok gelişmiş 1981 verilerine göre
elektrik üretimi 2462 MW’a ve endüstriyel uygulamalar ve ısıtmacılıkta 6298
termal MW’a ulaşmıştır.
Ülkemizde 1962 yılında MTA Enstitüsü tarafından başlatılan jeotermal enerji
aramaları ile Türkiye’nin önemli bir Jeotermal enerji kuşağı içinde bulunduğu
ve bir çok jeotermal alanın bulunduğu belirlenmiştir. Bu çalışmalarda, jeoloji,
jeofizik, jeokimya, jeomorfoloji, sondaj ve çeşitli test yöntemleri
uygulanmıştır. Denizli Kızıdere Jeotermal alanı UNDP (Birleşmiş Milleteler
Geliştirme Programı) ile ortak proje sonunda ilk geliştirilen alanımız olmuştur
(Şimşek ve diğ., 1981).
Dünya Rezervleri
Yerin merkezindeki ısı enerjisi, kötü bir iletken olan yerkabuğundan gayet
yavaş bir kondüksiyonla yeryüzüne doğru akmaktadır. Bu yavaşlığa rağmen
dünyanın her yıl ısısından 250x105 kcal kadarını bu yolla kaybettiği tahmin
edilmektedir. Kaybedilen bu ısı enerjisinin 35.7 milyar ton taşkömüre eşdeğer
olduğu bu miktarın ise dünyanın yıllık enerji üretiminin 5-7 katı düzeyinde
olduğu hesaplanmıştır (Şimşek ve diğ., 1981).
Diğer yandan dünyadaki toplam jeotermal enerji potansiyelinin 5x1020 ton
taşkömüre eşdeğer olduğu tahmin edilmektedir. Ancak bugün için ekonomik
bakımdan işletilebilir maksimum derinlik olan 3 km içerisinde yerkabuğu bu
potansiyelin küçük bir bölümünü içerir. Dünya jeotermal akışkanından elde
edilebilecek toplam enerji miktarının 1980-2050 yılları arasındaki dönem için
en az 100 milyon ton kömüre eşdeğer olacağı tahmin edilmektedir (Şimşek ve
diğ., 1981).
Jeotermal Enerjinin Kullanımı:
Yeryüzüne ulaşan (sondajlarla veya doğal olarak) buhar ve sıcaksuyun içerdiği
enerjiden ya doğrudan ısıtma ya da başka enerji türlerine dönüştürülerek
yararlanılmaktadır.
Bunlar
1) Elektrik Enerjisi Üretimi
2) Isıtma
a) Seraların Isıtılması
b) Tropikal Bitki Yetiştirme
c) Binaları ve Kentleri Merkezi Isıtılması ve Sıcak Su Kullanımı
d) Toprak, cadde vb. ısıtma
e) Havaalanı Pistlerini Isıtma
f) Yüzme havuzu, Fizik tedavi vb. Isıtma
3) Çeşitli Endüstriyel Uygulamalar
olarak sınıflandırılabilir.
Jeotermal enerji, yerkabuğunun çeşitli derinliklerinde olağandışı birikmiş
ısının oluşturduğu bir enerji türüdür. Bu ısı yeryüzüne doğal olarak sıcaksu
kaynağı ve buhar veya sondajlarla sıcaksu, sıcaksız-buhar ve buhar şeklinde
ulaşmaktadır.
1962 yılından bu yana M.T.A. Enstitüsünce yapılan Jeoloji, Jeofizik, Jeokimya,
Jeomorfoloji, sondaj ve test çalışmaları sonunda Türkiye'nin jeotermal enerji
olanakları açısından çok zengin ülkeler arasında olduğu belirlenmiştir.
İlk uygulama olarak Denizli-Kızıldere'de 500 kW’lık pilot türbin ve 3000 m lik
pilot sera ısıtmacılığı başarılı sonuçlar vermiş, 20 MW’lık elektrik üretim
santralı TEK tarafından kurulmaya başlanmış ve 1982de üretime geçmesi
planlanmıştır. Bunun yanısıra her birinin kapasitesi en az Kızıldere'ninki
kadar olduğu saptanan yaklaşık 15 jeotermal alanın sondaj aşamasına gelinceye
kadar tüm etüdleri yapılmış durumdadır.
Eldeki verilerle yapılan bir envanter çalışmasına göre; en az toplam 4500 MW
kapasiteli elektrik üretim santralının kurulup işletilebileceği saptanmıştır.
Bu kapasite hallerı ülkemizde elektrik üretimi yapan tüm santralların toplam
kapasitesine eşdeğerdir. Elektrik üretiminin yanısıra doğrudan ısı enerjisi
şeklinde kullanımda (kent ısıtması, tarımsal yada endüstriyel uygulamada) ise
yine en az 31100 termal MWlık bir enerji sağlanabileceği hesaplanmıştır. Bu
enerji ile 150.000 dönüm yerin ısıtılabileceği, 6.000.000 ton ürün elde
edilebileceği ve ülke ekonomisine önemli bir katkıda bulunabileceği
anlaşılmıştır (Şimşek ve diğ., 1981).
Jeotermal enerjinin maliyetinde % 50-80 oranındaki düşüklüğün, tükenmezliğin,
yenilenebilirliğin, devreye girme çabukluğunun ve yurdumuz düzeyindeki olumlu
dağılımın yanısıra ulusal enerji kaynağı olması ve özellikle elektrik dışı uygulamalarda;,ulusal
teknolojinin yeterli olabilmesi, Türkiyenin bu yeni enerji kaynağının
araştırılması ve işletilmesine ne denli önem vermesi gerektiğini
göstermektedir. Jeotermal enerji artan enerji gereksinimimiz ve geleceğimiz
için çok önemli bir enerji potansiyelidir. (Şimşek ve diğ., 1981)
Türkiye’de Jeotermal Enerji Araştırmalarına Yönelik Jeofizik Çalışmalar:
Türkiye Jeotermal Enerji yönünden şanslı ülkeler arasında yer almaktadır. Aktif
faylarla sınırlı grabenler ve yaygın genç volkanizmaya bağlı olarak doğal
buharın, hidrotermal alterasyonların ve sıcaklığı yer yer 100 °C’ye ulaşan 600’den
fazla sıcak su kaynağının bulunuşu Türkiye’nin önemli jetermal potansiyele
sahip olduğunun bir kanıtıdır (Ültanır, 1998).
1962 yılında MTA Enstitüsü tarafından bir sıcaksu envanter çalışması olarak
başlatılan Türkiyenin jeotermal enerji araştırılmasında, jeoloji, jeofizik,
jeokimya, jeomorfoloji, sondaj test ve pilot jeotermal santral yapımı
çalışmaları konusunda oldukça önemli deneyimler kazanılmıştır.
Jeofizik olarak; gravite, özdirenç, mağnetik ve sismik çalışmalarıyla makro ve
mikro tektonik hatlar, üretime elverişli rezervuarların bulunabileceği saha
sınırları ve yaklaşık derinlikler belirlenmektedir. 1981’e kadar 35050 km2
gravite, 2301 nokta ve 1598 km2 özdirenç ölçüm çalışması tamamlanmıştır.
Uygulanan tüm jeofizik anomaliler üzerinde gradyan sondaj yerleri
seçilmektedir. Gradyan sondajları, derinlikleri 60-120 m arasında değişen ve
belirlenen saha sınırları içinde yer sıcaklığının değişiminin bulunması nedeniyle
yapılan sığ sondajlardır. Bu arada eldeki verilerle Türkiye’nin bir ısı akısı
haritası hazırlanmıştır.
Bu çalışamlarla Türkiye’nin aşağıdaki önemli jeotermal alanları belirlenmiştir:
� Denizli Kızıldere Jeoermal Alanı
� Aydın Germencik Söke Jeotermal Alanı
� Çankkale Tuzla Jeotermal Alanı
� İzmir Seferihisar Jeotermal Alanı
� İzmir Agamemnun Jeotermal Alanı
� Afyon Gecek Jeotermal Alanı
� Nevşehir Acıgöl Jeotermal Alanı
� Ve diğer jeotermal alanlar
Bugüne kadar bulunan jeotermal alanların % 95’i ısıtma amaçlı uygulamalara
uygun sıcaklıkta olup 30 °C’nin üzerinde toplam 140 jeotermal alan Türkiye
sathına dağılmış olmakla birlikte, çoğu Batı, kuzeybatı ve Orta Anadolu’da
toplanmıştır (Ültanır, 1998).
Aydın Germencik Söke Jeotermal Alanı, Denizli Kızıldere Jeoermal Alanı ve
Nevşehir Acıgöl Jeotermal Alanı kuyu sıcaklıklarına göre yüksek entalpili
alanlar olup özellikle elektrik üretimi ve entengre ısıtma için uygundur.
Türkiye’de yeteri kadar jeotermal kuyu açılmamıştır. 140 jeotermal alana
karşılık açılan kuyu sayısı 200 olup dünya standartlarına göre oldukça azdır.
Bu potansiyelin ortaya konulması için daha çok kuyu açılması gerekmektedir.
Aramaların geliştirilmesi ile jeotermal potansiyelde önemli artışlar
beklenmektedir (Ültanır, 1998).
Jeotermal Enerjinin Üstünlükleri
Yerli enerji kaynaklarımızdan olan jeotermal enerjinin yurdumuzun içinde
bulunduğu enerji darboğazı da gözönüne alındığında, enerji açığının
karşılanmasında petrole olan bağımlılığın azaltılmasında ve döviz kaybının
önlenmesi için öncelikle değerlendirilmesi gerekmektedir. Jeotermal enerji
hidrolik, güneş, rüzgar vb gibi tükenmez enerji gurubundandır.Bu nedenle er ya
da geç tükenirliği olan kömür, petrol doğal gaz, bitümlü şist, nükleer enerji
kaynaklarına oranla çok uzun ömürlüdür (Şamilgil, 1992).
Jeotermal enerjinin maliyeti gerek elektrik üretiminde, gerekse ısıtma yönünden
diğer kaynaklardan üretilen enerji maliyetine oranla %50-80 daha ucuzdur. Bu
oran gün geçtikçe artmaktadır.
Fosil ve nükleer kaynaklı enerji üretimlerine kıyasla çok daha az ve genellikle
kabul edilebilir sınırlar içerisinde kalan bir ölçüde çevre sorunlarına neden
olur. Jeotermal enerjide özellikle elektrik dışı uygulamalarda ulusal teknoloji
kolaylıkla geliştirilebilir.Genellikle elektrik açığının fazla olduğu Batı ve
Kuzeybatı Anadolu’da yüksek entalpili elektrik üretimine elverişli kaynaklar,
Orta ve Doğu Anadolu’da ise ısıtma amcıyla düşük entalpili kaynaklar
bulunmaktadır. Arama sondajları aynı zamanda üretim sondajı olabildiğinden
uygulamaya geçiş süresi kısadır.
Jeotermal enerjinin yenilenebilirliği, tükenmezliği ve bunlara bağlı olarak
maliyetinin diğer enerji türlerine göre %50-70 oranında ucuz olması, devreye
girme çabukluğu, ülkemiz düzeyinde olumlu dağılımı, ulusal enerji kaynağımız
olması, özellikle elektrik dışı uygulamalarda ulusal teknolojinin yeterliliği
diğer enerji kaynaklarına göre önemini göstermektedir (Başol, 1985).
SONUÇLAR
İnsanoğlu etkinlikleri ile doğal çevreyi sürekli etkilemekte ve kirletmektedir.
Enerji alanında bu etki en yüksek düzeylere ulaşmaktadır. Enerji, doğa
tarafında insanoğluna sunulan yapısı gereği kirlilik yada temizlilik gibi
ölçütlerle nitelendirilemeyen bir özelliğe sahiptir. Enerjiyi kirli ya da temiz
yapan şey kullanılan üretim teknolojisidir. Enerji politikaları temiz üretim
baz alınarak hiç bir enerji kaynağı küçümsenmeden oluşturulmalı ve hayata geçirilmelidir.
Türkiye’de yeni ve yenilenebilir enerji kaynakları kullanıma sokulmalıdır. Bu
hem artan ithal enerji yükünün azaltılması, hem de enerji ve çevre sorununa
sürdürülebilirlik ilkesi ile yaklaşılması açısından önemlidir. Bu bağlamda
jeotermal enerji, güneş enerjisi, rüzgar enerjisi ve modern biomas
enerjilerinin kaynaklarının bilimsel ve teknik yöntemlerle doğru belirlenmesi
konusunda çalışmalar geliştirilmeli ve insanımızın hizmetine sunumu
gerçekleştirilmelidir. Jeofizik ve jeolojik özellikleri bakımından Türkiye
jeotermal enerji zenginliği açısından dünyanın sayılı ülkeleri arasında olup bu
enerjinin başta ısıtma ve elektrik amaçlı kullanımını olmak üzere çeşitli
kullanımları geliştirmelidir.
KAYNAKLAR
� Armstead, H.C.H., 1983, Geothermal Energy, Spon Ltd., London.
� Başol, K., 1985, Doğal Kaynaklar Ekonomisi, DEU, İzmir.
� Bott, M.H.P, 1982, The Interior of the Earth, Edward Arnold, London.
� Edwards, L.M., Chilingar, V.G., Rieke, H.H., Fertl, W.H., 1982,
Handbook of Geothermal Energy, Gulf Publishing Company, USA.
� Fowler, C.M.R, 1990, Solid Earth: Introduction to Global Geophysics,
Cambridge Univ. Press.
� Jessop, A.M., 1990, Thermal Geophysics, Elsevier, Amsterdam.
� Lee, W. (Ed.), 1959, Terrestrial Heat Flow, American Geophysical
Union.
� Lowrie, W., 1997, Fundamentals of Geophysics, Cambridge Univ. Press.
� Orbay, N., 2001, Jeotermik, İstanbul Üniversitesi Yayınları, İstanbul.
� Orbay, F., Özçep, F., 2000, Jeotermik:Uygulama Notları, İstanbul
Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü, İstanbul
� Özçep, F., Orbay, N., 2002, Jeofizik ve Tarihsel Gelişimi, İstanbul
Üniversitesi Yayınları, İstanbul.
� Ültanır, M.Ö., 1998, 21. Yüzyıla girerken Türkiye’nin Enerji
Stratejisinin Değerlendirilmesi, TÜSİAD yay., İstanbul.
� Şamilgil, E., 1992, Jeotermal Enerji, Yıldız Teknik Üniversitesi
Yayını, İstanbul.
� Şimşek, Ş., Şamilgil, E., Akkuş, M., 1981, Türkiye’nin Jeotermal
Enerji Potansiyeli ve Yararlanma Olanakları, Yeni ve Yenilenebilir Enerji
Kaynakları Sempozyumu, 23-26 Kasım, EİE, Ankara.
(*) Bu çalışmadan aşağıdaki gibi kaynak
gösterilmek suretiyle yararlanılabilir.
“Özçep, F., Karabulut, S., 2003, Jeotermal Enerji
Olanakları ve Yararlanma, ÖLÇÜ
Mühendislikte, Mimarlıkta ve Planlamada, Nisan 2003, sayfa: 45-49.”