|
Osmanlı Madenciliğinin 17. ve
18. yüzyıllarda çöktüğü, teknoloji birikiminin yok olduğu, ustaların
dağıldığı bilinen bir gerçektir. İkinci gerçek de, medrese eğitim düzeninde, madenciliği
oluşturan bilim dallarından hiçbirinin yer almadığıdır. Daha sonra yaşanan
gelişmeleri 1827 yılında İBRAHİM ETHEM adında bir gencin. Maden Mühendisliği
öğrenimi için yurt dışına gönderilmiş olmasıyla, 1858 yılında Arazi
Kanunnamesi'nin ve 1862 yılında da İlk Maden Nizamnamesi'nin yürürlüğe
konulmasında yaşanmıştır.
Sadrazam İbrahim
Ethem Paşa İbrahim Ethem Sakız Adası’ndaki bir ayaklanma sırasında İzmir'e kaçan Rum kökenli bir çocuktur. Bu zeki çocuk "Kaptanı Derya" dönemin Bahriye Nazırı olan Koca Hüsrev Paşa'ya köle olarak satılır. Koca Hüsrev Paşa, bunu diğer kimsesiz, fakat üstün zekalı çocuklar gibi evlat edinir. Adım da İbrahim Ethem koyar. Hüsrev Paşa'nın yaşamındaki özellik (çocuğu bulunmadığı için) bu gibi kimsesiz, kabiliyetli çocuklara baba olmasıdır. Koca Hüsrev Paşa, 10 kadar kimsesiz ve zeki çocuğu evlat edinmiştir. Bu çocukların arasında bakanlık ve valilik makamlarına kadar yükselmiş kimseler bulunmaktadır. Bu çocuklar arasında Prens Sabahattin'in dedesi (Kaptanı Derya) Halil Rıfat Paşa da bulunmaktadır. Hüsrev Paşa'nın diğer bir özelliği de padişahın saygısın] kazanan, kendisine yakın, hayırsever bir devlet adamı oluşudur. Himayesine aldıkları çocukları, ileride devlete hizmet edebilecek kişiler olarak yetiştirmek onun amaçlarının basında gelmektedir. Bu maksatla dört çocuk seçer, bunları Paris'te okutmak ister. Amacım dönemin padişahı Sultan Mahmut'a açar. Bu çocukları padişaha tanıtır ve onayım alır. 1829 yazında bir yelkenli ile (padişahın huzurunda) Aynalıkavak'tan hareket eden bu çocuklar (Ethem, Hüseyin Rıfkı, Abdüllatif ve Ahmet) 40 gün sonra Marsilya'ya ulaşırlar. Başlarında ünlü Oryantalist olan Türk dostu Amedee Joubert bulunmaktadır. Henüz 11 yaşında olan Ethem, Paris'te (İnstitution Barbet'e) yatılı olarak verilir. Ethem'in sınıf arkadaşı daha
sonra Nobel ödülü alacak olan biyokimya uzmanı Louis Pasteur'dur. Bunlar
yakın arkadaşlıkları ile sınıfın gözde öğrencileridir. Bu okulun bir geleneği
vardır. Birincilikle bitirenlerin diplomalarım devlet başkanları vermektedir.
Ethem ile Pasteur arasında birincilik yarışı başlar. Ethem, kıl payı
Pasteur'u geçer. Diploma törenine İmparator III. Napoleon gelir ve Ethem'e
eliyle diplomasını verir. Ethem yüksek öğrenimini maden
mühendisliği dalında yapar. Yeraltı zenginlikleri bu denli çok olan ülkemizde
maden mühendisi yoktur. Ethem bu eğitiminde de birinciliği kazanır
(1839).Türkiye'ye dönüşünde bu meslekte çalışmak istese de (6,5 yıl
çalışabilmiştir), zengin batı kültürü, üstün Fransızcası, yönetim alanındaki
yetenekleri ile devletin üst kademelerinde değişik görevler alır.
Elçiliklerde bulunmasının ardından sırası ile Dışişleri, Ticaret, Maarif,
Bayındırlık, İçişleri, Adliye Vekillikleri'nde bulunmuş ve Mithat Paşa'nın
yerine Sadrazam (Başbakan) olur. 1839'da Türkiye'ye dönen İbrahim Ethem, 1840'da Ergani madenlerine baş mühendis olarak tayin edilmiştir. Daha sonra Gümüşhacıköy'e müdür olarak atanmış ve 1845'de Keban ve İstanbul Sarıyer madenine, 1846'de de Amasya'da çalışmıştır. İbrahim Ethem bundan sonra birçok idari işlerde ve Meclisi Maarif ve Şurayı Devlet aza ve reisliklerinde bulunmuştur. İbrahim Ethem Paşa, Ticaret Vekili iken hükümete mali kaynaklar sağlamak, bu tarihlerde Avrupalılar tarafından madenlerimizi işletme istekleri karşısında, "onların dilinden ve ilminden anlar eleman yetiştirmek ve zarar görmemek gayesiyle" meslek okullarım açmayı düşünmüştür. Bunun için 1872 yılında "Orman ve Maadin Mektebi" kurulmuştur. Sadrazam İbrahim Ethem Paşa
ikisi kız olmak üzere 6 çocuğu vardır. İlk çocuğu Türkiye'deki ilk müzeyi
açan Müzeciliğimizin, Arkeoloji ve Güzel Sanatlar Eğitiminin öncüsü Osman
Hamdi Bey'dir. İlkokuldan sonra eğitiminin 10 yılım babası gibi Paris'te
geçirtir. Küçük yaşlarda resme karşı olan ilgisini Paris'i gördükten sonra
bir meslek olarak sürdürmüştür. 1876 yılında Viyana Resim Sergisi'nde
ülkemizi temsil eder. Ülkemizde müzecilik resim konusunda çalışmalarım
sürdüren Osman Hamdi Bey, batılı anlamda güzel sanatların temelini oluşturan
"Sanayii Nefise Mektebi"nin de kurucusudur. Ülkemizin en tanınmış
ressamlarından biri olan Osman Hamdi Bey'in birçok resmi İstanbul Resim ve
Sergi Müzesi, Londra, Liverpool ve Boston müzelerinde sergilenmektedir.
Halil Ethem Bey Sadrazam İbrahim Ethem Paşa'nın
bir diğer oğlu da Halil Ethem Bey'dir. 1900 senesinde Darülfünunu Şahane adı
ile yeniden açılmış ve ulumu Tabiye Şubesi'ne Halil Ethem Bey, İlmi Tabakatül
Arz ve Maadin Müderrisi olarak tayin edilmiştir. Halil Ethem Bey'in hocalığı
1909'da Şehir Eminliği'ne tayin oluncaya kadar devam etmiştir. Türkiye'nin
Bilim Tarihi'nde Arkeoloji ve Müzecilikte büyük bir isim yapmış olan Halil
Ethem Bey'in jeoloji eğitiminde de hizmetleri olmuştur. Halil Bey Viyana
Politeknik'de Kimya ve Maden Mühendisliği eğitimi görmüş ve Avrupa'dan
dönüşünde (1876) Mektebi Mülkiye'de ve Darüşşafaka'da Kimya, İlmi Tabakatül
Arz ve Maadin derslerin! vermiş ve sonradan Darülfünun'a nakletmiştir. Bu
sırada Viyana'daki hocaları Hochstatter ve Franz Toula'nın derslerini göz
önünde tutarak ve onların okutma tarzlarına uygun olarak İlmi Maadin ve
Tabakatül Arz isimli bir kitap yayınlamıştır (1891). İfadesi sade, şekil ve
resimleri güzel olan bu kitapta ülkemize ait örnekler ve bilgiler
aktarılmıştır. Halil Ethem Bey Hochstatter'in Avrupa Türkiye'sinin Jeolojisi
ve Franz Toula'nın Kocaeli Jeolojisi ve maden potansiyeli üzerine yaptıkları
araştırmalarda kısmen birlikte çalışmışlardır. Toula Kocaeli'nde Triyas
devrine ait toplayıp tanımladığı bazı fosil türlerini, Halil Ethem Bey'in
adına istinaden adlandırmıştır; (Terebratula Ethemi, Rhynconella Ethemi,
Acrodiceras Halili... vs. gibi) Bu fosil koleksiyonu halen Viyana Tabiat Tarihi
Müzesi'nde bulunmaktadır. http://www.maden.org.tr/e_bulten/sayi_goster.asp?sayi=62&yazi_sira_no=12
(sitesinden alıntıdır). |