GÜNEYDOĞU AVRUPA ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ/MERKEZİ'NİN KURULUŞU
(Kuruluş 1969)
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi bünyesinde Güneydoğu Araştırmaları Merkezi (Enstitüsü) adı altında Edirne'de faaliyetlerine başlayan ve çok önemli misyonlar üstlenmesi öngörülen kurum hakkında çok fazla bilgi mevcut değildir. Halbuki Merkez, kendisine konu olarak doğrudan bölgeyi seçen ve faaliyetlerini burada yoğunlaştıran benzerleri arasında ilk kuruluş olması bakımından ayrı bir öneme sahiptir. Bu çalışma, bilhassa konu hakkında bir çerçeve çizmeyi hedeflemektedir. Bu bakımdan kurumun tam bir tarihçesini veren bir çalışma olma iddiasına sahip değildir. Daha ziyade 1969'da kurulan müessesenin 2000 yılının başlarına kadar olan idarî yapısı ve faaliyetlerine genel hatlarıyla değinilmeye çalışılacaktır.
1- Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Enstitüsü'nün Kurulması ve Kurucuları
Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne bağlı olarak, 14 Ağustos 1969 tarih ve 13275 sayılı Resmi Gazete'de Yönetmeliğinin yayımlanmasıyla resmen işlerlik kazanmıştır . Enstitünün kurucusu merhum Prof. Dr. Afif ERZEN (1913-2000)'dir .
Uzun yıllar Osmanlı İmparatorluğu'nun bir parçası olmuş ve daha sonra üzerinde Arnavutluk, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan gibi devletlerin oluştuğu Balkan coğrafyasını incelemek üzere o yıllarda bir müessesenin bulunmaması, büyük bir eksiklik olarak görülmekteydi. Zira, bölgeye ait, Türk kültürünün derin izlerini yansıtan zengin malzeme bulunmaktaydı. Enstitü'nün kuruş "Gerekçe"sinde açıkça belirtildiği edildiği gibi 1966 yılında Sofya'da yapılan I. Milletlerarası Güneydoğu Avrupa Tetkikleri Kongresi'nde, Güneydoğu Avrupa camiasına mensup bir ülke olmasına rağmen, Türkiye'nin bölge hakkındaki görüş ve düşüncesini aktaracak bir enstitünün eksikliği hissedilmişti .
Balkanlar'da, tarih, dil, folklor, etnografya, sanat tarihi konularına ait, araştırıcıları cezbeden zengin malzeme varlığına, beş asırlık ortak yaşamdan kaynaklanan karşılıklı tesirlerin incelenmesi de eklenince doğrudan bölge üzerinde çalışmalar yapmak ve yapılacak araştırmaları koordine ederek ortak bir hedef etrafında birleştirmek için Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Enstitüsü'ne olan ihtiyacı daha da artırmaktaydı.. Aslında bölgeyle alâkalı konuları incelemek üzere bir enstitü kurulması fikri 1966 yılında başlamış ve ilk teklif Prof. Sabri Esad SİYAVUŞGİL tarafından yapılmıştı. Fakat, Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Enstitüsü ancak üç yıl sonra 1969 yılında hayatiyet kazanabildi.
Kuruluş kararı ardından ilk olarak Enstitü'nün amaçlarını gösteren kapsamlı bir yönetmelik hazırlandı. Biri geçici, toplam 24 maddeden oluşan Yönetmelikte, Enstitü'nün amacı, "Güneydoğu Avrupa memleketlerinde Tarih, Arkeoloji ve Sanat Tarihi, Coğrafya, Toponimi ve Onomastik, Lisaniyat, Etnografya, Folklor, Edebiyat, Güzel Sanatlar ve bunlarla ilgili diğer sahalarda araştırma yapmak ve yayınlarda bulunmak" şeklinde belirlenmişti . Bu bakımdan İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji, Klasik Filoloji, Tarih, Coğrafya, Türkoloji, Folklor ve Etnografya, Sanat Tarihi bölümlerinin öğretim üyeleri ile bu sahalarda çalışan İstanbul Üniversitesi'nin diğer mensupları Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Enstitüsü'nün aslî üyeleri kabul edilmişlerdi (5. madde).
Enstitü Yönetim Kurulu, Müdür ve Müdür Yardımcısı ile aslî üyeler arasından üç kişi belirlenmesiyle toplam beş üyeden oluşacaktı. Enstitü Müdürü, Yönetim Kurulu ve Enstitü üyelerinin katılımıyla oluşturulan genel kurul, asıl organları temsil etmektedirler. Müdür seçiminde Genel Kurul üyelerinin en az 2/3'ü hazır bulunmak zorundadır (14. madde). Görev süresi üç yıl olarak belirlenmesine karşın, Yönetmeliğe eklenen geçici madde ile ilk müdür 4 yıl için seçilecekti.
Kuruluşunda biraz da Balkan Tetkikleri Enstitüsü adıyla Güneydoğu Avrupa ve Balkanlar'da faaliyet gösteren araştırma kurumlarının etkisi görülen bu yeni Enstitüye isim verilmesi bahsi üzerinde biraz durmak icap ediyor. Enstitüye, emsallerinin aksine, Güneydoğu Avrupa Araştırmaları ismi verilmişti. Sebep olarak da Balkan kelimesinin Enstitü'nün çalışma alanını tam manasıyla karşılayamaması olarak gösterilmekteydi . Merkez olarak da Edirne seçilmiştir. Merkez binasının ülkemizin Balkanlar ve Avrupa'ya açılan kapısı olan Edirne ilinde açılması çalışma bölgesiyle iç içe olma düşüncesinin bir ürünü olsa gerektir.
Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Enstitüsü'nün ilk Genel Kurulu, 15 Eylül 1970 tarihinde toplanmıştır . Yapılan seçimde Müdürlüğe Prof. Dr. Afif ERZEN, Müdür Yardımcılığı görevine Prof. Dr. Semavi EYİCE seçilmişlerdir. Yapılan diğer oylamada Prof. Dr. Ahmet CAFEROĞLU, Ord. Prof. Ali TANOĞLU ve Doç. Dr. Ömer Faruk AKÜN yönetim kurulu üyeliğine seçilirler .
Yılda en az bir kere yapılması öngörülen Genel Kurul toplantıları, uzun bir süre sonra Enstitü Müdürü seçilmesi için ancak 23 Haziran 1981 tarihinde yapılabilmişti. Toplantıda yeterli sayıda üye hazır bulunmadığından Enstitü Müdürü seçimine geçilemeyerek, mevcut Müdür Prof. Dr. Afif Erzen tarafından Enstitü faaliyet raporunun okunmasıyla görüşmeler sona etmiştir .
2- Enstitünün İlk Faaliyetleri
Enstitünün en önemli faaliyetlerinden biri olmak üzere Güney-Doğu Avrupa Araştırmaları Dergisi'nin yayımlanmaya başlandığını görmekteyiz. 1972'de Enstitünün ilmî yayın organı olarak neşir hayatına başlayan Dergi, senede bir defa çıkarılacaktı . Kuruluşuna dair Yönetmelikte ifade edilen Güneydoğu Avrupa ile ilgili araştırmalar yapılarak, neşredilmesi hedefi Güney-Doğu Avrupa Araştırmaları Dergisi'nin çıkarılmaya başlanmasıyla somut olarak kendini göstermekle, önemli bir adım olarak zikredilmelidir. Enstitüye üye öğretim üyeleri ve bölgeyle ilgili çalışma yapan yabancı bilim adamları tarafından hazırlanan makaleler ve gerekse ilmî kuruluşlar tarafından gerçekleştirilen bilimsel faaliyetler hakkında bilgilendirici yazıların bir merkezde toplanması bakımından Güney-Doğu Avrupa Araştırmaları Dergisi kısa sürede vazgeçilmez bir konuma yükselecekti.
Enstitünün en önemli ilk faaliyetlerinden bir diğeri ise Prof. Dr. Afif Erzen tarafından ilk olarak 1971 senesinde Enez/Edirne'de başlatılan arkeolojik kazı çalışmalarıdır. Prof. Erzen tarafından, Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü izniyle ve Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Enstitüsü Müdürü sıfatıyla 20 Eylül-20 Ekim 1971 tarihleri arasında Enez'de yapılan ilk sondaj çalışmaları neticesinde elde edilen bulgular, Güney-Doğu Avrupa Araştırmaları Dergisi'nin ilk sayısında geniş olarak değerlendirilmişti . Edebiyat Fakültesi'nin maddî olarak desteklediği Enez'deki kazı çalışmalarının ertesi yıl derinleştirilerek sürdürüldüğü görülmektedir. Kazıda elde edilen bulgular Enstitü'nün yayın organında bilim dünyasına sunulmaya devam ediliyordu .
Ödenek yokluğu ve Van Kalesi ve Toprakkale'de gerçekleştirilen kazılar nedeniyle Enez'deki kazı çalışmalarına bir süre ara verilmek zorunda kalındığı görülmektedir . Nihayet 1979 senesinde yeniden başlatılan çalışmalar, daha geniş çapta yürütülecektir. Güney-Doğu Avrupa Araştırmaları Enstitüsü adına Prof. Dr. Afif Erzen'in başkanlığında Enez kazıları bir süre sonra Enstitü ve Türk Tarih Kurumu'nun ortak faaliyeti olarak devam ettirilmeye başlanmıştı . Çalışmalar genişledikçe elde edilen bulgularla ilgili yayınlar da artmaktaydı .
Bu arada Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Enstitüsü üyeleri Milletlerarası Güney-Doğu Avrupa Araştırmaları Kongresi'ne katılarak, ilmî tebliğler sunmaya başlamışlardı . Prof. Dr. Cengiz ORHONLU, üçüncüsü Romanya'nın başkenti Bükreş'te 4-10 Eylül 1974 tarihleri arasında düzenlenen Kongreye katılarak, bir de tebliğ sunmuş, daha sonra tebliğin Türkçe metni Güney-Doğu Avrupa Araştırmaları Dergisi'nde yayımlanmıştı . IV. Milletlerarası Güney-Doğu Avrupa Araştırmaları Kongresi ise Ankara'da gerçekleştirilmişti (13-18 Ağustos 1979) . Türkçe'nin de kongre dili olarak kabul edildiği toplantıları Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Enstitüsü'nün birçok üyesi gerek tebliğ sahibi, gerekse dinleyici olarak yakından takip etmiştir. Böyle uluslar arası önemli bir bilimsel etkinliğin Türkiye'de düzenlenmesine müstakil bölge hakkında faaliyet gösteren bir kurum olarak Güney-Doğu Avrupa Araştırmaları Enstitüsü varlığıyla en büyük katkıyı yapmıştır.
Her ne kadar Yönetmeliği'nde buna dair bir madde bulunmaktaysa da bu dönemde Enstitü bünyesinde kadrolu araştırıcı bulunmamaktadır. İleride görüleceği üzere bu ancak 1990'lı yıllarda mümkün olacaktır.
3- Enstitüsünün Edirne'de Bulunan Merkez Binasının İnşası
Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Enstitüsü İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne bağlı olarak, ancak Edirne merkezli kurulmuştur. İlk yıllarda merkez bina olarak Edirne'de Eğitim Enstitüsü'nün eski binası kullanılıyordu . 1972 yılında binanın Edirne Tümen Komutanlığı'na geçmesi üzerine yersiz kalan Enstitü fiilen kapanarak, faaliyetlerini bir süre için durdurmak zorunda kalmıştı .
İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü'nün girişimiyle 1976 yılında Selimiye Camii arkasında bulunan Arkeoloji Müzesi'nin yanındaki 2.000 m2 arsa temin edilmiş ve bugünkü binanın inşasına 1977 senesi sonlarında başlanmıştır. Enstitünün yeni binasının üç katlı iki blok olarak yapılması planlanmaktaydı. Binanın arkasında kalan arsa gelişme sahası olarak bırakılmıştı. Yapımı bitirilen binayı Nisan 1982'de Edebiyat Fakültesi adına Enstitü Müdürü Prof. Dr. Afif Erzen teslim almıştır . Ardından bina tefriş edilerek, hemen faaliyete geçirilmiştir.
Faaliyet hayatının ilk kısmı olarak nitelenebilecek dönemde Enstitünün teşkilatlanarak, kuruluşunun tamamlamaya çalıştığını görmekteyiz. Bu dönemde Enstitü Müdürlüğü Prof. Dr. Afif Erzen tarafından yürütülmüştür. Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Enstitüsü adına yapılan Enez kazıları emekliliğinden sonra (1 Ocak 1983) da Prof. Erzen tarafından sürdürülmüştür .
Prof. Dr. Afif Erzen'den sonra Enez kazıları Prof. Dr. Sait Başaran tarafından devam ettirilmiştir. Kazılarda bulunan arkeolojik eserler Edirne Müzesi'nde sergileniyordu. Yapılan kazı çalışmalarının sonuçlarının bilim dünyasıyla paylaşılması da sürdürülmektedir .
4- Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Enstitüsü Statüsünün Merkeze Çevrilmesi
1982'de çıkarılan 2547 Sayılı Yüksek Öğretim Kanunu'nun geçici 28. maddesi uyarınca yeniden teşkilatlandırılan yükseköğretim kurumları hakkında 41 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hazırlanmıştır. Bu Kararnamede İstanbul Üniversitesi teşkilatı sıralanırken, başka birçok enstitü gibi Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Enstitüsü de yer almamaktaydı . O ana kadar fakültelerin bünyesinde yer alan enstitülerin statüsü bu Kararnameden sonra araştırma merkezine çevrilmiştir. Enstitü de bundan sonra Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi olarak varlığını devam ettirecektir. Merkezi binası aynı şekilde Edirne'de bırakılmakla, Edebiyat Fakültesi'ne bağlı olarak, bir müdür tarafından idare edilecektir.
Yeni düzenlemelerden sonra Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi'ne Müdür olarak, uzun süre Müdür Yardımcısı olarak görev yapan Prof. Dr. Semavi Eyice'nin Fakülte Dekanlığı tarafından atandığı görülmektedir (Nisan 1984). Görev süresi 1 Nisan 1988 tarihinde uzatılmış olan Prof. Eyice Merkezin ikinci Müdürüdür.
1982'de YÖK'ün kurulması sonrasındaki dönemin Merkez için bir geçiş dönemi olduğu anlaşılmaktadır. Güney-Doğu Avrupa Araştırmaları Dergisi, yayımına uzun bir ara vermeden önce, son sayısını 1983'te yayımlamıştır . Edirne'deki merkez binasına birtakım yardımcı elemanlar alınmışsa da merkez bünyesinde henüz bir araştırıcı görev almıyordu .
Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi bu sükut devresi sonrası asıl gelişimini Doç. (Prof.) Dr. Ali İhsan Gencer'in müdür tayin edilmesiyle yaşayacaktır.
5- Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi'nin Yeniden Faal Hale Gelmesi
Edebiyat Fakültesi'ne bağlı olarak faaliyetlerine devam etmekte olan Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi'nin özellikle Edirne'deki merkez binası 90'lı yılların başında biraz tamire muhtaç durumdadır. Bu tarihlerde Merkezin faaliyetlerinde de bir duraksama göze çarpmaktadır. İşte bu sırada dönemin Dekanı Prof. Dr. Nurhan ATASOY Müdür olarak Doç. Dr. Ali İhsan Gencer'i Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi'nin başına getirmiştir (11 Şubat 1991).
Bu arada Mart 1990 tarihinde birdenbire Trakya Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu Seramik Bölümü'nün Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi'nin Edirne'deki binasına taşındığı görülmektedir. İki kurum arasında yaşanan problem Trakya Üniversitesi'nin Ocak 1991'de binayı boşaltmasıyla sona ermiştir . Yapılan incelemeler Trakya Üniversitesi'nin bu hareketi, bir Balkanoloji Enstitüsü kurulması düşüncesiyle sergilediğini göstermiştir. Konu hakkında işbirliği yapılabilecekken, aynı amaca yönelik bir diğer müessese kurulması çabalarına o dönemde Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi yetkililerince pek anlam verilememiştir .
Doç. Dr. Ali İhsan Gencer göreve başladıktan sonra ilk iş olarak Edirne'deki merkez binasının tamirat ve tadilat sorununu gidermiştir. Bu cümleden olarak Kasım 1991'de binanın çatısı elden geçirilmişti. Bu tarihte Merkezde görevli idarî personel ile Okt. İbrahim Özdobaç ve 21 Mart 1990'da göreve başlayan Salih BAKLACI'dan başka araştırıcı bulunmadığı görülmüştür.
Bölgeyi tanıyan ve Balkan dillerine vakıf araştırıcıların Merkezde istihdamına çok önem veren Doç. Dr. Ali İhsan GENCER'in göreve gelmesinden sonra ilk olarak sözleşmeli olarak Doç. Dr. Ziyneti Barlas (4 Temmuz 1991) istihdam edilmiştir. Kasım 1991'de Profesör kadrosuna atanan Dr. Gencer, 1992 senesi başında Merkeze yeni uzmanların alınması için Edebiyat Fakültesi Dekanlığı'na talepte bulmuştur.
Bu dönemde Edebiyat Fakültesi Dekanlığı'nın da desteğiyle Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi'nin, başta bina ve kadro olmak üzere çeşitli sıkıntıları hızla giderilmeye başlanmıştı .
Kısa bir süre sonra Makedon uyruklu Prof. Dr. Muzaffer Tufan'ın Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi kadrosuna katıldığını görmekteyiz (5 Nisan 1993). Merkezin o sırada sahip olduğu araştırıcılar hakkında biraz bilgi verilmesi, alanlarında ne kadar uzman kişiler olduklarının anlaşılmasının yanında, Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi'nin kaydettiği ilerlemenin de görülmesine katkı yapacaktır.
Uzman Salih Baklacı:
1924/Şumnu doğumlu olan Salih Baklacı, Sofya Üniversitesi'nde Türkoloji okumuştur. Daha sonra çeşitli dergi ve gazetelerde editör ve başyazar olarak çalışan Baklacı, bir süre Bulgar Bilimler Akademisi Balkanoloji Enstitüsü'nde araştırmacı olarak çalışmıştır. Ocak 1985'te baskıcı Bulgar yönetimi tarafından tutuklanarak iki buçuk yıl hapse mahkum edilen Baklacı, 1989'da Bulgaristan'dan sınırdışı edilmesi sonrası Türkiye'ye yerleşmiştir. 21 Mart 1990'da Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi'nde göreve başlayan Baklacı, diğer taraftan özellikle hikaye türünde edebî yayınlarını da sürdürmüştür.
Uzman Salih Baklacı Türkiye'yi yakından ilgilendiren meseleler hakkında Bulgar basınından tercümeler yapmakta, Merkezi bilgilendirmekteydi. Bir ara kendisi Müdür Yardımcılığı görevine dahi getirilmek istenmişse de çalışma statüsü buna elvermemiştir .
23 Ocak 1998 tarihine kadar Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi'nde görevine devam eden Baklacı'nın sözleşmesinin, bu tarihte 65 yaş sınırı nedeniyle yenilenmediği görülmektedir .
Doç. Dr. Ziyneti Barlas:
4 Temmuz 1991 tarihinde sözleşmeli olarak Merkezde göreve başlamıştır. Çok iyi derecede Rusça ve Bulgarca bilen Dr. Barlas'ın İslam tarihi, folklor ve etnografya sahalarında uzman olduğu anlaşılmaktadır.
Doç. Dr. Ziyneti Barlas Bulgaristan'dan zorunlu göçe tabi tutulması üzerine Türkiye'ye yerleşmişti. Bu arada Dr. Barlas'ın Türkiyat Enstitüsü ve Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi kütüphanelerine bir miktar kitap bağışında bulunduğu görülmektedir .
Prof. Dr. Muzaffer Tufan:
Prof. Dr. Muzaffer Tufan 5 Nisan 1993 tarihinde Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi'nde aynı şekilde sözleşmeli olarak göreve başlamıştı. Doktorasını Paris'te yapan Dr. Tufan, Üsküp'e dönerek Kiril ve Metodi Üniversitesi'nde görev yapmış, burada Profesörlüğe yükseltilmiştir. Fransızca'dan başka, Makedonca, Sırpça, Bulgarca ve Arnavutça dillerini bilmektedir. Prof. Tufan Türkiye'de ilk olarak 6 sene Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nde görev yapmıştı.
Prof. Dr. Muzaffer Tufan 1997 senesi sonunda Makedonya vatandaşlığından Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına geçmiş, ancak Merkezin kadrolu eleman almaya hakkı olmadığı için sözleşmeli statüsü devam etmiştir .
Varlık amacına uygun olarak Güneydoğu Avrupa coğrafyasına ait meseleleri tam olarak anlayabilmek ve bu alanda bilimsel çalışmalarda bulunabilmek için Merkezin kısa sürede kadrosuna sözleşmeli statü ile de olsa birkaç değerli uzmanı dahil etmesi kaçınılmaz olarak yürütülen faaliyetlere de yansımıştır.
7- Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi'nin 1990 Sonrası Faaliyetleri
Türkiye'nin Avrupa'ya açılan kapısı konumunda olan Edirne'de bulunan Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi'nde 2 Temmuz 1993 tarihinde "Türkiye ve Balkanlar" adıyla bir panel düzenlenmiştir. Panelde o sırada Bosna-Hersek'te meydana gelen siyasî gelişmeler ele alınmıştı. Başta mülkî ve askerî erkan olmak üzere, Edirne'nin önde gelen kurumların mensuplarının davet edilmesi ihmal edilmemiş olan Panel sonrası bir de kokteyl verilmiştir. Toplantıya Edirne'de bulunan Bulgar ve Yunan Konsolosları da iştirak etmişlerdi . Konuya daha sonra medyada da yer verildiği anlaşılmaktadır .
Dikkat çeken bu ilk toplantının ardından 23 Eylül 1993 tarihinden itibaren Türkiye ve Balkanlar anabaşlığı altında Edirne'de aylık seri paneller düzenlenmeye başlanmıştır. Her panel genellikle belli bir konu üzerine yoğunlaşmaktaydı. Konu bazen bir Balkan ülkesi olabildiği gibi, çoğu zaman yaşanan son siyasî gelişmeler, geçmişteki olaylarla bağlantı kurularak analiz ediliyordu .
Edirne'de düzenlenen seri konferanslarda tebliğler bazen Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi elemanları tarafından verilmekte, bazen de panelist olarak yerli ve yabancı araştırmacılar davet olunmaktaydı. Mesela 12 Temmuz 1996'da Edirne'de yapılan toplantıda Prof. Dr. Mihail Maxim, "Türk-Romen İlişkilerinin Tarihi Üzerinde Yeni Araştırmalar" konulu bir konuşma yapmıştır. Aynı şekilde misafir öğretim üyesi sıfatıyla Tarih Bölümü'nde bulunan Tokyo Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Tadashi Suzuki de 19 Aralık 1997 Cuma günü "İstanbul ve Rumeli'de Türk Yemek Kültürü" adıyla bir konferans vermiştir.
Bu seri panellerin Edirne'de düzenlenmesinde başta şüphesiz dönemin Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Süha Gönay ve diğer yöneticilerin maddî ve fikrî katkıları da zikredilmelidir. Uzun süre Müdürlük görevini deruhte ederek, Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi'nin gelişmesine önemli hizmetleri olan merhum Hocam Prof. Dr. Ali İhsan Gencer'in sürekliliğin sağlanması ve her defasında yeni fikirler geliştirmek suretiyle Merkezin bilimsel çalışmalarının geniş bir alana yayılmasındaki gayretlerini de şükranla hatırlamak gerekmektedir.
Merkez bünyesinde sözleşmeli statüde çalışan araştırıcıları ilgilendiren, görev sürelerinin uzatılması, maaş zamları vb. konuların Merkez Müdürünün mütalaasına tabi olduğu ifade edilmelidir. Müdür konu hakkındaki görüşünü Edebiyat Fakültesi Dekanlığı'na iletmekte, buradan meselenin bir üst yazıyla Rektörlüğe iletildiği anlaşılmaktadır. Buna karşılık elemanlar da öncelikle Merkez Müdürüne karşı sorumluydular. Yaptıkları bilimsel çalışmaları her yıl hazırladıkları raporlarla Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi Müdürlüğü'ne sunmaktaydılar.
Müdür sıfatıyla Prof. Dr. Ali İhsan Gencer'in Merkez elemanlarına her sene bir araştırma konusu vererek, bir çalışma yapılmasını sağladığı görülmektedir. Mesela Doç. Dr. Ziyneti Barlas 1992'de kendisine verilen Bulgaristan'da Yeniden Doğuş Eylemi konusu üzerindeki araştırmalarını tamamlamış, hazırladığı çalışma Dekanlığa sunulmuştur .
Aynı tarihlerde Uzman Salih Baklacı'nın Balkanlar'da Göçün Nedeni konusunda bir araştırma yaptığını görmekteyiz. Enstitü bünyesinde çalışmalarına devam eden Salih Baklacı Bulgaristan Cumhurbaşkanı Jelü Jelev'in Faşizm Totaliter Devlet adlı kitabını tercüme etmiştir . İlerleyen tarihlerde Salih Baklacı Bulgaristan'da yürüttüğü alan çalışmaları sonucu Bulgaristan Türk'ünün Atasözü adıyla bir kitap hazırladığını görmekteyiz .
1998/1999 Akademik Döneminde sunduğu raporda Prof. Dr. Muzaffer Tufan'ın Türkiye ve Balkanlar konusunda bir kitap çalışması hazırlamakta olduğunu haber veriyordu .
1990 sonrası Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi, bilimsel faaliyet ve çalışmalarını sayısal olarak çoğalttığı gibi kadrosunda bulunan araştırıcıların birçok Balkan diline hakim olması sayesinde kuruluşundan beri kendisinden bekleneni yavaş yavaş yerine getirmeye başlamıştı denilebilir.
Merkezin çalışmaları kısa sürede devletin ilgili kurumlarının dikkatini çekmekten geri kalmamıştı. Nitekim Balkanlar'da, barış ve istikrarın sağlanması ve işbirliğinin geliştirilmesi yönünde bir politika izlenmekte olduğunu vurgulayan dönemin Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, bu amaca hizmet edebilecek önemli bir bilimsel kurum olduğunu düşündükleri Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi hakkında Edebiyat Fakültesi aracılığıyla bilgi istemekteydiler. Böylece Merkezin diğer Balkan ülkelerindeki karşıtlarından gelecek işbirliği taleplerine sağlıklı yanıtlar verebileceklerdi . Buna benzer bir örnek de Yüksek Öğretim Kurumu'nun üniversitelere Türk-Bulgar İlişkilerinin Geliştirilmesine yönelik olarak sirküler göndermesi sonrasında yaşanacaktır. Bu yazı üzerine Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ali İhsan Gencer Edebiyat Fakültesi Dekanlığı tarafından "uygun görüldüğü takdirde" Türk-Bulgar İlişkilerinin Dünü ve Bugünü adıyla bir panel düzenlenebileceğini bildiriyor, hatta hazırladığı taslak programı da takdim ediyordu (11 Haziran 1997) .
Merkez elemanları bilimsel yayın yapmalarının yanında Güneydoğu Avrupa hakkında yurtiçi ve yurtdışında düzenlenen ilmî toplantıları da takip ediyor, bunlara sadece dinleyici olarak değil, konuşmacı olarak da katkıda bulunuyorlardı.
Bulgar Bilimler Akademisi Balkanoloji Enstitüsü tarafından Sofya'da düzenlenen (13-15 Haziran 1992) Biz ve Komşularımız konulu sempozyuma davet edilmesi üzerine, Salih Baklacı toplantıya "Atasözlerinde Komşu, Komşuluk" konulu bir tebliğle katılmıştır. Prof. Dr. Ali İhsan Gencer ve Prof. Dr. Muzaffer Tufan 28-31 Ekim 1993 tarihleri arasında Romanya'nın Köstence kentinde Folklor Araştırmaları Kurumu'nun (Ankara) katkılarıyla düzenlenen Romanya'da Türk Kültür ve Sanatının İzleri konulu sempozyuma Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Enstitüsü adına iştirak etmişlerdi. Prof. Gencer burada "Eflak ve Boğdan'ın Birleştirilmesi-Romanya'nın Teşekkülü" konulu bir de bildiri sunmuştu .
Salih Baklacı Edirne'de düzenlenen II. Uluslar arası Gagauz Kültürü Sempozyumu'nda (14-16 Ağustos 1996) "Bulgaristan'da Gagauzlar-Dün ve Bugün" adlı bir bildiri sunmuştur .
Prof. Dr. Muzaffer Tufan 18-19 Mayıs 1999 tarihlerinde Bulgaristan'da düzenlenecek Uluslar arası Türk Dünyası Sempozyumu'na "Bulgaristan'da Türk-Müslüman Varlığı" konulu bir bildiriyle katılıyordu.
Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Enstitüsü'nün Edirne'de sahip olduğu müsait ortam diğer kurumların dikkatinden de kaçmıyordu. Bunlardan biri olarak 1942'den beri faaliyette bulunan Türkiye Coğrafya Kurumu, Geçmişte, Günümüzde ve Gelecekte Trakya konulu 28. Coğrafya Meslek Haftası toplantısını Edirne'deki merkez binada yapmak için müracaat etmişti. Karşılıklı görüşmeler sonucu 10-12 Haziran 1998 tarihleri arasında 28. Coğrafya Meslek Haftası toplantıları burada gerçekleştirilmiştir. Toplantılara Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi Müdürü sıfatıyla Prof. Dr. Ali İhsan Gencer'in de hazır bulunduğu görülmektedir.
Bir süre sonra tüm yurtta coşkuyla kutlanan Cumhuriyetin 75. kuruluş yıldönümü kutlamaları kapsamında Edirne'deki merkez binasında 75. Yılda Cumhuriyetimiz konulu bir panel düzenleniyordu. Aynı zamanda fotoğraf ve yayınlardan oluşacak bir sergi açılmış, Rumeli Saz Grubu tarafından bir müzik dinletesi de icra edilmişti (29-30 Ekim 1998) .
Merkez için çok yoğun geçtiği anlaşılan 1998 senesinin bir diğer önemi de on beş yıllık bir aradan sonra Güney-Doğu Avrupa Araştırmaları Dergisi'nin 12 sayı ile yayın hayatına döndüğü yıl olmasından gelmektedir. Prof. Dr. Cengiz Orhonlu'ya ithaf edilmiş olan bu sayıda alanıyla ilgili birbirinden ilginç ve bilimsel 31 adet makale yer almaktadır. Bu sayıdaki makalelerin üçte birinin yabancı araştırmacılara ait olduğunu da belirtmek gerekir. Bu arada diğer makalelere bakıldığında Merkezin aslî üyesi konumunda olan Tarih Bölümü öğretim üyelerinin yapılan faaliyetlere sağladıkları ciddî destek ve katkı kolayca anlaşılmaktadır. Derginin yıllar sonra tekrar çıkmaya başlaması gerçekte Merkezin kazandığı prestijin göstergesinden başka bir şey değildir. Gerekli altyapı oluşturulduktan ve organizasyon sağlandıktan sonra Merkeze yurtiçi ve yurtdışında hak ettiği muameleyi görmeye tekrar başlamıştır.
Sonuç
Güneydoğu Avrupa milletlerinin başta tarih, coğrafya, arkeoloji, dil, folklorları gibi birçok maddî kültür varlıkları üzerinde incelemelerde bulunmak amacıyla kurulmuş olan Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi, kuruluş dönemini tamamlamasından sonra özellikle 1990'larda kendisinden bekleneni vermeye başlamıştır. Merkezin yukarıda sıraladığımız faaliyet örneklerini çoğaltmak için elimizde klasörler dolusu evrak mevcuttur. Tekrar vurgulamak gerekirse, 1970'lerin başında başlayarak, günümüzde devam eden Enez kazı çalışmaları ve Edirne'de bulunan merkez binada yaklaşık yedi-sekiz yıl boyunca Türkiye ve Balkanlar başlığıyla aylık paneller düzenlenmesi bile başlı başına birer başarı sayılmalıdır. Konusunda uzman yerli ve yabancı araştırıcıların yazılarıyla süslediği Güney-doğu Avrupa Araştırmaları Dergi ise bölge hakkında bilimsel bir birikimin meydana gelmesinde oynadığı birincil rolü günümüzde de devam ettirme çabasındadır.
Sahasında sayılı bilimsel kuruluşlardan olan Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi, önemini yitirmesi hiçbir zaman beklenmeyen Güneydoğu Avrupa coğrafyası üzerinde bundan sonra da ciddî çalışmalar yapmaya şüphesiz devam edecektir.