Güncel Duyurular

İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Mensuplarının Türkiye Trakyasında Yaptığı Arkeoloji ve Eski Çağ Tarihi Çalışmaları:

İstanbul Üniversitesi´nin Edirne´de 36 yıl önce kurmus oldugu Güneydogu Avrupa Arastırmaları Merkezi hem komsu Balkan ülkeleri ile bilimsel alanda isbirliginin gelistirilmesi ve hem de Edirne´de yaklasık 20 yıl önce kurulmus olan Trakya Üniversitesi ile ortak projeler yaparak Trakya bölgemizin kültür tarihinin incelenmesine önemli katkılar saglayabilecek durumdadır. İstanbul Üniversitesi 1936 yılında ulu önder Atatürk´ün emriyle Trakya´da arkeolojik arastırmalara baslamıs ve İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümünü kuran Arif Müfid Mansel tarafından Kırklareli-Vize tümülüslerinin incelemelerine ve kazılarına baslanmıstır. Yaklasık 70 yıldır Trakya bölgesinde çalısan İstanbul Üniversitesi´nin İkinci Dünya Savası sonrasında Trakya´da yaptıgı en önemli etkinlik İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Eskiçag Tarihi Bölümü Baskanı Prof. Dr. Afif Erzen tarafından 1971 yılında baslatılan Enez arkeolojik kazılarıdır. Prof. Erzen´in emekliye ayrılmasından ve vefatından sonra Enez kazıları İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tasınabilir Kültür Varlıkları Restorasyon Bölümü Baskanı Prof. Dr. Sait Basaran tarafından sürdürülmektedir.

İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Prehistorya bölümünden Prof. Dr. Mehmet Özdogan 1980 yılında Trakya´da, Tekirdag, İstanbul, Çanakkale, Edirne ve Kırklareli illerinde yüzey arastırmaları yapmaya baslamıstır. Prof. Özdogan bu arastırmalarını sonuçlarını degerlendirip ulusal ve uluslararası yayın organlarında bilim dünyasına tanıttıktan sonra, 10 yıldan beri Kırklareli il merkezinde yaptıgı kazılarla Dogu Trakya´nın Balkanlar ile Anadolu arasındaki kültürlerarası iletisim islevini vurgulayan önemli buluntuları gün ısıgına çıkarmaya halen devam etmektedir.

İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümünden Prof. Dr. Mustafa Hamdi Sayar, 1980 yılından beri Trakya´da çalısmaktadır. Doktorasını Tekirdag ili, Marmara Ereglisi ilçesi üzerine yapan Prof. Sayar, 1990 yılından beri, Edirne, Kırklareli, Çanakkale, Tekirdag ve İstanbul illerinde bölgenin antik devir tarihi-cografyası ve yerlesim arkeolojisi üzerine yüzey arastırmalarını sürdürmektedir.

İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümünden Doç. Dr. İnci Delemen Tekirdag ili Naip köyünde bulunan bir tümülüsün buluntularını 2004 yılında bir kitap halinde yayınlamıstır. İnci Delemen halen Tekirdag ile Barbaros beldesi ve Çanakkale ile Bolayır beldesi buluntuLrı üzerinde çalısmaktadır.

İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Mensuplarının Trakya´nın Eskiçagı ile ilgili yayınları:
1) Prof. Dr. Afif Erzen tarafından Güneydogu Avrupa Arastırma Merkezinin yayın organı olarak kurulan Güneydogu Avrupa Arastırmaları Dergisi.
2) Prof. Dr. Afif Erzen ve Prof. Dr. Sait Basaran tarafından yayınlanan Enez kazı raporları.
3) Prof. Dr. Mehmet Özdogan tarafından yayınlanan Trakya kazı ve arastırma raporları.
4) Prof. Dr. Mustafa Hamdi Sayar´ın, Viyana´da yayınlanan Marmara Ereglisi konulu doktora tezi.
5) Prof. Dr. Mustafa Hamdi Sayar´ın, Trakya´daki yüzey arastırmalarının sonuçlarına iliskin arastırma raporları ve çesitli ulusal ve uluslararası yayın organlarındaki makaleleri.
6) Doç. Dr. İnci Delemen tarafından yayınlanan Tekirdag Naip Tümülüsü kitabı.

İstanbul Üniversitesi, Güneydogu Avrupa Arastırma Merkezinin Trakya´da Eskiçag ilimleri ile dogrudan ilgili olarak gerçeklestirmeyi öngördügü projeler:
1) Trakya´nın en önemli tasınmaz kültür varlıkları olan Trak kral ve prenslerinin ve diger Trak soylularının mezarları olan tümülüslerin sayımının yapılıp envanterlerinin hazırlanmasından sonra 1 : 5000´lik paftalara yerlestirilmeleri. Tümülüslerin yerlerinin seçimlerinde rol oynayan faktörlerin irdelenmesi. (Prof. Dr. Mehmet Özdogan - Prof. Dr. Mustafa Hamdi Sayar - Prof. Dr. Sait Basaran - Doç. Dr. İnci Delemen - Mehmet Akif Isın - Sahin Yildırım).

2) Roma imparatorluk devri Trakya eyaletinin bassehri olan Perinthos - Herakleia (= Marmara Ereglisi) ilçe merkezi ve yakın çevresinin Tekirdag Müze Müdürlügü ile birlikte iİstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Klasik Arkeoloji ve Eskiçag tarihi ana bilim dallarının ögretim üyelerinin katılımıyla arkeolojik kazı çalısmalarına baslanması.

3) Gelibolu yarımadasında bulunan antik kentlerin tarihi-cografya yönünden incelenerek konumlarının eskiçag tarihi yönünden degerlendirilmeleri. Bu proje kapsamında 2006 yılı Temmuz ayından baslayarak Hellenistik devir baskentlerinden Lysimakheia´nın bulundugu Çanakkale ili, Bolayır beldesinde İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Klasik Arkeoloji ve Eskiçag tarihi ana bilim dallarının ögretrm üyelerinin katılımıyla bir arkeolojik yüzey arastırması yapılmaktadır.

4) Kırklarel ili Vize ilçe merkezinde bulunan ve Trakya´nın en büyük antik kentlerinden biri olan Trak krallarının baskenti Bizye´nin ve yakın çevresinin tasınır ve tasınmaz kültür varlıklarının Kırklareli Müze Müdürlügü ile ortaklasa yapılacak bir çalısma sonucunda belgelenerek yayına hazırlanması. (Prof. Dr. Mustafa Hamdi Sayar - Doç. Dr. İnci Delemen)

5) Karadeniz, İstanbul Bogazı, Marmara Denizi ve Ege denizleri ticaret tarihinin ve bunun arkeolojik belgelerinin İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Klasik Arkeoloji ve Eskiçag tarihi ana bilim dallarının ögretrm üyelerinin katılımlarıyla incelenmesi.

6) Kuzey Ege´nin en önemli ticari limanlardan biri olan Ainos´un incelenmesi amacıyla sürdürülen Enez Kazıları. (Prof. Dr. Sait Basaran).

7) Enez Kazılarında bulunan antik devir sikkelerinin katalogunun hazırlanması (Prof. Dr. Oguz Tekin).

8) Edirne Müzesi sikkelerinin bir katalogunun yayınlanması. (Prof. Dr. Oguz Tekin).

9) Trak yerel dininde önemli rol oynayan atlı tanrı inancının incelenmesi ve atlı tanrı kültünün arkeolojik belgelerinin katalogunun yapılması. (Prof. Dr. Mustafa Hamdi Sayar - Doç. Dr. İnci Delemen).

10) 2010 yılı sonbaharında XI. Uluslararası Trakoloji Kongresinin düzenlenmesi görevi Uluslararası Trakoloji Komitesi tarafından Prof. Dr. Mustafa Hamdi Sayar´a verilmistir. Söz konusu kongre ilk kez Türkiye´de düzenlenecektir. Daha önce yapılan 10 Kongre Bulgaristan, Yunanistan ve Romanya´da düzenlenmis olup, en son Batı Trakya´da düzenlenen 10. Kongre´ye bildirileriyle katılan ilk Türk bilim adamları da İstanbul Üniversitesinden Prof. Dr. Sait Basaran, Prof. Dr. Oguz Tekin ve Prof. Dr. Mustafa Hamdi Sayar olmuslardır.



1)        Doğu Trakya Tümülüsleri Çalışmaları
2)        Doğu Trakya Antik Yol Ağı Çalışmaları.
3)        Gelibolu Yarımadası tarihi coğrafya ve yerleşim arkeolojisi çalışmaları

Hellenistik bir başkent: LYSIMAKHEIA,
Bir Atina kolonisi : KARDIA
TRAKYA CHERSONESSOSU´nda tarihi coğrafya sorunları

4)        Roma imparatorluk devrinde başkent olan Perinthos'ta yapılan çalışmalar.
5)        Trakya' nın M.S. 46 yılında eyalet olmasından sonra oluşturulan bir emekli askerler kolonisi olan Apri'de yapılan çalışmalar.
6)        Kuzey Marmara sahilinde kolonizasyon dönemi yerleşmeleri üzerinde karşılaştırmalı çalışmalar.

1) DOĞU TRAKYA TÜMÜLÜSLERİ ÇALIŞMALARI:

Traklardan günümüze ulaşan tek mimari anıt olarak tanımlayabileceğimiz Tümülüsler Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi'nin araştırma projeleri arasında özel bir önem taşımaktadır. Bugüne kadar Türkiye Trakya'sında bulunan Tümülüsler çok az araştırılmıştır. Tümülüsler üzerine bugüne değin yapılan ve halen yapılmakta olan çalışmalar derlenerek, Tümülüslerin bölgesel özellikleri etnoarkeolojik yöntemlerle irdelenip, bölgelerarası etkileşimleri kapsamlı olarak araştırılmaktadır. Böylece Trakya bölgesinin en önemli anıtları olan ve bölgenin eskiçağ tarihindeki tek yerli halk grubu olan indo-germen Trak kabilelerinden günümüze ulaşan Türkiye Trakyası Tümülüsleri hakkında Bulgaristan ve Yunanistan topraklarında bulunan Trak Tümülüsleri ile karşılaştırmalar yaparak somut verilere ulaşmak mümkün olacaktır.

Trakya bölgesi ve İstanbul Üniversitesi her zaman yakın ilişki içinde olmuştur. Özellikle 1930 ile 1946 yılları arasında hem İstanbul Üniversitesi'nde hem de İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdür Muavini olarak görev yapan Arif Müfid Mansel, ilk Türk kökenli Eskiçağ Tarihçisi ve Arkeologu olarak genç Türkiye Cumhuriyetinin en eski arkeolojik kazı ve araştırmaları arasında sayılabilecek olan Trakya Tümülüsleri çalışmalarını 1936 ile 1939 yılları arasında ulu önder Atatürk´ün talimatları ve mükemmel öngörüsü doğrultusunda Kırklareli-Lüleburgaz-Alpullu-Vize bölgesinde yapmıştır.
Çok önemli buluntular elde edilen Trakya Tümülüsleri kazılarına Mansel 1939 yılında II. Dünya Savaşının başlaması nedeniyle son vermek zorunda kalmıştır. Bu kazıların sonuçlarını Türk Tarih Kurumu tarafından yayınlanan TRAKYA KIRKLARELI KUBBELI MEZARLARI adlı monografide yayınlayan Mansel küçük buluntuları da çeşitli makaleler halinde ön rapor formatında yayınlamış fakat bu buluntuların kapsamlı bir yayınını merhum Prof. Dr. Somay Onurkan yapmıştır. Son çeyrek yüzyılda İstanbul Üniversitesi Profesörlerinden Sayın Dr. Mehmet Özdoğan´ın Trakya bölgesinde yaptığı yüzey araştırmaları sayesinde Trakya Tümülüslerine yeniden dikkat çekilmiş ve  özellikle Tekirdağ Müze Müdürü Sayın Mehmet Akif Işın´ın son 15 yıldaki özverili çabaları ile Türkiye Trakyası Tümülüs çalışmaları tekrar hız kazanmıştır. Bu yeni dönemin ilk meyveleri Sayın Prof. Dr. İnci Delemen tarafından mükemmel bir şekilde yayınlanan Tekirdağ Naip Köy Tümülüs Buluntuları olmuştur.
1877-78 yıllarında Osmanlı-Rus savaşından başlayarak günümüze değin kaçak kazılar ve imar faaliyetleri nedeniyle ağır tahribata uğrayan Doğu Trakya Tümülüsleri İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi tarafından bir bilgi işlem merkezinde kayıt altına alınarak dijital ortamda arşivlenmektedir. Bu proje kapsamında Bulgaristan ve Yunanistan Tümülüsleri ve buluntuları da dikkate alınarak ve yapılan yayınlar ile karsılaştırılarak Türkiye Trakyası Tümülüsleri kapsamlı olarak çalışılmaktadır.


2) DOĞU TRAKYA ANTİK YOL AĞI ÇALIŞMALARI:

Bilindiği gibi Doğu Trakya, Marmara Denizi (=Propontis) ve Boğazlar ile Adriyatik kıyısındaki kentler ve Balkanlar üzerinden orta Avrupa'yı birbirine bağlayan antik yolların kavşağında bulunan önemli bir stratejik bölgedir. Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi bölgede bulunan iki ana yol bağlantısını Via Egnatia ve Ordu Yolu'nu inceleyerek bunların güzergâhlarını yol istasyonları ile belirleyip yapılan değerlendirmeleri güzergâh haritaları ile birlikte  Tabula İmperii Romani programı çerçevesinde bilim dünyasına sunmayı öngörmektedir. Türkiye Trakyasının geç Antik ve Bizans dönemi yerleşmeleri ve tarihi coğrafyası hakkında en yeni ve kapsamlı bilgileri içeren bir kitap, Viyana İlimler Akademisince hazırlanan Tabula İmperii Byzantini programının 12. cildi olarak bu yaz yayınlanacaktır.

3) GELİBOLU YARIMADASI TARİHİ COĞRAFYA VE YERLEŞİM ARKEOLOJİSİ ÇALIŞMALARI:

Hellenistik bir başkent :LYSIMAKHEIA,
Bir Atina kolonisi :KARDIA
TRAKYA CHERSONESSOS´nda tarihi coğrafya sorunları:

Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi'nin Trakya bölgesindeki diğer önemli bir projesi ise antik devirde Trakya Chersonessos´u olarak tanımlanan Gelibolu yarımadasının M. Ö. 7. yy. dan itibaren Ege denizine hakim olan şehir devletlerinin koloni kurma çekişmelerine sahne olduğu dönemde yarımada üzerinde ticari ve askeri amaçlarla kurulan ve  bir kısmı şehir konumunda olan ve bir kısmı da sadece pazar yeri niteliğindeki 20 kadar yerleşme yerinin tarihi-coğrafyası ile ilgilenmektir. Bu bölge sık sık Trak kabilelerinin saldırılarına maruz kalmaktaydı. Atinalı komutan ve devlet adamı Miltiades tarafından M. Ö. 5. yy. da yarımadanın kuzeyinde bir duvar yaptırılarak bu saldırılara karşı önlem alınmaya çalışılmış ise de bunun uzun vadede büyük bir yararı olmamış ve buradaki tüm yerleşmeler Trak tehlikesi altında yaşamak zorunda kalmışlardır.

Büyük İskender´in ölümünden sonra kurulan devletlerden Batı Anadolu ve Trakya bölgelerini de kapsayan geniş bir bölgenin kralı olan General Lysimakhos tarafından, Gelibolu yarımadası üzerinde krallığının başkenti olarak ve kendi adını verdiği Lysimakheia şehri kurulmuştur. M. Ö. 309/308 yıllarında Lysimakhos, Saros körfezi kıyısında MÖ 6. yy'da kurulan bir Atina kolonisi olan Kardia kentinin halkını synoikismos yöntemiyle bugün Bolayır beldesinin bulunduğu tepeye naklederek yeni başkenti Lysimakheia'yı kurmuştur. Kent, M. Ö. 197 yılında Traklar tarafından tahrip edilmiş, 196 yılında Seleukos kralı III. Antiokhos, Trakya bölgesi yönetimini üstlenen oğlu IV. Seleukos için kenti tümüyle onartmıştı. III. Antiokhos´un 189 yılında Romalılara yenilmesiyle 188 yılında yapılan Apameia barışından sonra Trakya Chersonessos´u ile birlikte Lysimakheia da Bergama krallığının kontrolüne geçti. M. Ö. 144 yılında Diegylis ismindeki Trakya kralı tarafından bir kez daha tahrip edilerek yerle bir edilen Lysimakheia bu olaydan sonra tarih sahnesinde bir daha şehir olarak görülmedi.  M. Ö. 133 yılında da son Bergama kralı III. Attalos´un topraklarını Roma'ya bırakmasıyla Gelibolu yarımadası da o dönemde doğuya doğru yayılmacı bir politika izleyen Roma devleti topraklarına katıldı. İmparator Claudius tarafından M. S. 46 yılında kurulan Trakya eyaletine bağlanmayıp imparator arazisi olarak özel statüyle yönetilmiş olan Gelibolu yarımadasında, Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezinin sürdürdüğü yüzey araştırmaları sırasında bu bölgenin yaklaşık yüz yıldır Avrupa ve Amerikalı eskiçağ tarihi ve savaş tarihi uzmanı bilim adamları tarafından incelenmesine rağmen antik devir yerleşim coğrafyası ve tarihi-coğrafya yönünden halen birçok sorun içerdiği saptanmıştır.

Gelibolu yarımadasında Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezinin üzerinde çalışmakta olduğu konuların başında halen yerleri tam olarak saptanamamış olan ancak adlarını antik yazarlar ve Attika-Delos Deniz Birliği vergi listelerinden öğrendiğimiz Aphrodisias (Flaviopolis), Alopekonessos ve Elaia gibi yerleşimlerin yerlerini arkeolojik ve epigrafik verilerle belirlemektir. Koila kenti ise merkezin 2006 yılında Gelibolu yarımadasında yaptığı yüzey araştırmasında kesin olarak Küçük Kemikli Burnunda lokalize edilmiştir.
Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezinin Gelibolu yarımadasında antik devir tarihi - coğrafyasının çeşitli sorunlarına yanıt aramaya yönelik çalışmaları bu bölgedeki yerleri kesin olarak saptanmış olan Maidos ve Sestos gibi kentler civarında da sürdürülmektedir.  Ancak hiç şüphe yok ki bu bölgedeki en önemli kent bir Hellenistik başkent olan Lysimakheia olup merkezimizin bu bölgedeki en önemli araştırma projesi niteliğindedir.

4) PERİNTHOS-HERAKLEİA-MARMARA EREĞLİSİ:

ROMA EYALETI THRAKIA´NIN VE GEÇ ANTIK DEVIR EYALETI EUROPA´NIN BAŞKENTI

İstanbul´un 90 km kadar batısında yer alan Perinthos antik kenti bugün Tekirdağ iline bağlı Marmara Ereğlisi ilçe merkezinde bulunmaktadır.
Ereğli'nin ilçe merkezi olmasından sonra hızla artan inşaat faaliyetlerinin ve yazlık sitelerin tehdit ve tahrip ettiği antik kent ve yakın çevresinde günümüze değin kurtarma kazıları dışında herhangi bir arkeolojik kazı faaliyeti gerçekleştirilemediğinden antik devir yapıları ve topografyası hakkındaki bilgimiz çok sınırlıdır. Bununla beraber antik kaynaklar, yazıtlar ve sikkelerin verdikleri bilgiler ve yüzey araştırmalarında elde edilen ipuçlarıyla bazı topografik sorunların çözülebilmesi mümkün olmuştur.

Perinthos antik kentinin üzerinde kurulu olduğu yarımada batıdan doğuya 1200 m uzunluğundadır. Güneyinde sarp yamaçları bulunan yarımada önceleri sahilden birkaç yüz metre uzakta bir ada iken sonradan civardaki Kamara ve Bağlar derelerinin getirdikleri alüvyonların doldurması ile kara ile bağlanarak yarımada haline gelmiştir. Böylece oluşan doğu ve batı limanları sayesinde her hava şartında deniz ticaretine uygun bir liman olan Perinthos tüm antik devir boyunca hem ticari ve hem de askeri yönden çok önemli rol oynamıştır. Perinthos limanı Roma imparatorluğunun en çalkantılı dönemlerinde Tuna ve Ren nehri boylarından Fırat boylarına asker sevk edilmesi sırasında birliklerin Avrupa'dan Asya'ya ya da Asya' dan Avrupa' ya nakilleri sırasında Kyzikos ile birlikte bir köprü başı işlevi görmüştür.

İki çok önemli antik yolun kavşağında bulunması Perinthos'un stratejik önemini vurgulamaktadır. İlki, Tuna'dan Perinthos limanına kadar uzanan Ordu yolu; diğeri ise Adriyatik kıyısında Dyrrachiumda başlayıp Istanbul'a kadar uzanan Via Egnatia´dır. Her iki yol da ticari ve ekonomik gelişmeye de katkıda bulunmaktaydı.

Bu önemli stratejik konumu nedeniyle Perinthos imparator Claudius tarafından M. S. 46 yılında eyalet haline dönüştürülen Trakya'nın başşehri olmuş ve M. S. 286'dan itibaren de Herakleia adıyla imparator Diocletianus tarafından oluşturulan Europa eyaletinin metropolisi haline gelmiştir. Bu bölgenin en önemli kenti olma konumunu Byzantion' un M. S. 330'da Constantinopolis olarak başkent olmasına kadar sürdürmüştür.
Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi bu önemli antik başkentte İstanbul Üniversitesi'nce yapılmakta olan eskiçağ ve ortaçağ tarihi araştırmalarını çeşitli projeler kapsamında sürdürmektedir. Bu projelerin en güncel olanı halen Tekirdağ Müze müdürlüğü ile birlikte sürdürülmekte olan Kale kapı Bazilika kazısı çalışmalarıdır. Sözkonusu yapı 1990'lı yılların başlarında sayın Dr. Nuşin Asgari'nin bilimsel danışmanlığında Tekirdağ Müze müdürlüğünün başkanlığında kazılmaya başlanmış ancak istimlâk sorunlarının aşılamaması nedeniyle birkaç yıl kazıya ara verilmiş ve nihayet 2006 yılında yeniden kazısına başlanılmıştır. Bu çalışmalarda bilgileri ve deneyimiyle her zaman çok yararlı katkıları olan Dr. Nuşin Asgari'ye teşekkür ederiz. Dr. Asgari aynı zamanda Perinthos antik kenti arkeolojik çalışmalarının başlatıcısı ve kentin stratejisinin belirleyicisi olarak da Perinthos eskiçağ tarihi araştırmalarında çok önemli bir yere sahiptir. Özellikle Marmara adası mermer ticareti kapsamında incelediği Perinthos'ta kullanılan Prokonnesos mermerinden yapılmış lahitler ve mimari parçalar hakkındaki araştırmaları çok değerli ve yol gösterici yayınlardır

5) APRİ ÇALIŞMALARI:

İmparator Claudius tarafından kurulan Trakya Eyaletindeki Emekli Asker kolonilerinden (Veteran Kolonisi) biri olan Apri, Tekirdağ ili Malkara ilçesinin Kermeyan Köyü'üne lokalize edilmektedir.  Aslında eski bir Trak yerleşmesi olan Apri'de hem emekli askerlerin mezar stelleri ve hem de çok sayıda Gladyatör steli ve vahşi hayvanlarla yapılan dövüş sahnelerini içeren steller ele geçmiştir.  Ayrıca Apri'nin Bizans Devri'nde de yoğun bir şekilde iskân edildiği bu devre ait mezar stellerinin çokluğundan anlaşılmaktadır. Kentte jeomagnet ve jeoradar yöntemleriyle gladyatörlerin eğitim yaptığı bir anfi tiyatro olup olmadığına dair ve bunun ötesinde kent planının belirlenmesine yönelik çalışmalar yapılması öngörülmektedir.

6)KOLONİZASYON DÖNEMİ ARAŞTIRMALARI:

Bilindiği gibi Marmara Denizi'nin kuzey sahilleri MÖ 7.yy'da yoğun bir koloni kurma faaliyetine sahne olmuştur. Propontis'in kuzey kıyılarının Batı kesimi Samos Adası'ndan gelen koloni kurucuları tarafından iskân edilmiş buralarda polis (=şehir devleti) ve emporion (=Pazaryeri) niteliğinde yerleşmeler oluşturulmuştur. Bunlardan en önemlileri Bisanthe ve Perinthos olup bu iki kentin arasında da Traklara mal satabilmek için kurulmuş olan ve Samos'un baştanrısı Hera'nın adını taşıyan Heraion Teikhos isimli emporion bulunmaktadır. Daha Doğu'da ise Megaralılar tarafından kurulan Selymbria ve Byzantion isimli koloni kentleri yer almaktaydı. Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi'nin projelerinden biri de Propontis'in kuzey sahilindeki kolonizasyon etkinliğini Marmara Denizi güney kıyısı ve Ege dünyasındaki kolonizasyon hareketi ile karşılaştırarak irdelerken aynı zamanda koloni kuranların Traklar ile olan ilişkilerini de araştırmayı öngörmektedir.


Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezinin 2009-2010 Yılında Gerçekleştirdiği Çalışmalar ve 2011 Yılı için Öngörülen Çalışma Programı

Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezinin 2009 yılı için öngörülen etkinliklerinden üçü gerçekleştirilmiştir.
Bunlar;
1) Makedonya Cumhuriyeti´nin Bitola/Manastır şehrinde yapılan Via Egnatia antik yol güzergahı ve Adriyatik kıyısındaki Draç´tan İstanbul´a uzanan bu yol üzerindeki eskiçağ yerleşme yerlerinin tarih içinde kültürel sosyal ve ekonomik yönden gelişmelerini konu alan iki günlük toplantıya katılınmıştır.
2) Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi kuruluşunun 40. yılını kutlaması nedeniyle merkezin etkinliklerini tanıtan bir günlük bir toplantı 16 Haziran 2009 günü gerçekleştirilmiştir.
3) Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi dergisinin 14. Sayısının basımı yapılmış olup 15. ve 16. sayıları halen basım aşamasındadır.

2009 için öngörülen diğer iki hedefe yönelik çalışmalar halen devam etmektedir. Bunlar;
1)        Eskiçağda Trakya Eyaletinin başşehri ve Geç Antik devirde AVRUPA sözcüğünün ilk kez bir mülki idare birimi ve coğrafi kavram olarak kullanıldığı eyaletin başşehri olan Marmara Ereğlisi´nin arkeolojik potansiyelinin değerlendirilmesi ve burada Tekirdağ Müze Müdürlüğü ile İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi´nin ortaklaşa çalışmalar sürdürmesi ile,

2)        Eskiçağ´da Gelibolu yarımadasındaki ve Doğu Trakya´daki şehirleşme sürecini de inceleyen ve Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğünce Desteklenen Projedir.

3)        19 - 22 Kasım 2009 tarihleri arasında Sofya´da düzelenecek olan "Balkanlarda Kültür Mirası üzerine interdisipliner araştırmalar" konulu Aleander von Humboldt bursiyerleri toplantısına katılınması öngörülmektedir.

2009 yılı başında emekli olan merkez elemanlarından Okutman İbrahim Özdobaç ve bekçi Süleyman Pehlivan´ın yerlerine Fen Bilimleri Enstitüsü Genel İdare Hizmetlerinde görevli Halit Günver´in naklen atanması işlemleri gerçekleştirilmiş olup Halit Günver 23. 09. 2009 tarihinde görevine başlayacaktır.

Bununla Beraber;

2009 yılında yapılan çalışmalar sırasında İstanbul Üniversitesi ve Trakya Bölgesi ile Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi´nin faaliyetlerinin ve İstanbul Üniversitesi´nin 1936´dan beri Trakya´da sürdürdüğü araştırma faaliyetinin sorunsuz devam ettirilebilmesi için bazı hususların öncelikle değerlendirilmesinde fayda olacağı düşünülmektedir. Bunlar;

1)        Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi Binasının mutlaka en kısa zamanda yenilenerek kullanılabilir hale getirilmesi.

2)        Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezinin yıllık bir bütçesinin oluşturulması.

3)        Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi bünyesinde akademik personel çalıştıracak bir kaç kişilik kadro oluşumu ihdas edilmesi.

4)        Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezinin iç ve dış korumasını 24 saat süreyle yapacak nitelikte birkaç güvenlik görevlisi ihdas edilmesi.

5)        2010 yılı Ekim ayında XI. si yapılan olan Trakya Kültür ve Tarihi Kongresi ilk kez Türkiye´de yapılmıştır. Trakya ve Balkanların tarihi için çok büyük önem taşıyan bu önemli organizasyonun İstanbul Üniversitesi tarafından düzenlenmesi Üniversitemiz için büyük bir onur kaynağıdır.

6)        Merkezin Türkiye Trakyasında yürüttüğü araştırma faaliyetlerinin başta Batı Trakya, Makedonya, Arnavutluk, Bulgaristan ve Yunanistan olmak üzere tüm Balkan ülkelerinde ve bilim dünyasında etkili olabilmesi ve İstanbul Üniversitesinin sesini duyurabilmesi için multidisipliner bir anlayışla sosyal ve fen bilimlerinden çeşitli disiplinlerden bilim insanlarının katılımlarıyla oluşturulan projeler kapsamında alan çalışmaları yapılması çok yararlı olacaktır.

7)        Osmanlı İmparatorluğunun Yenişehir ve Bursa´dan sonra üçüncü başkenti olan Edirne´de bulunan saray kalıntılarında Trakya Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü mensubu Yard- Doç. Dr. Mustafa Özer tarafından başlatılan kazı çalışmalarına kendisinin mezunu olduğu İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümünce katılımın sağlanması ile İstanbul Üniversitesi´nin bu önemli proje kapsamında sesini Osmanlı Tarihi Araştırmaları ve Osmanlı Dönemi Trakya ve Balkanlar Arkeolojisi alanında daha fazla duyurabilmesi mümkün olabilecektir.

8)        Alan çalışmalarının Türkiye Trakyasının en stratejik kesimleri olan Gelibolu Yarımadası, Kuzey Ege ve Marmara Ereğlisi ile Karadeniz Sahilinde projeler kapsamında sürdürülmeleri öncelikli hedef olmalıdır; bu hedefe yönelik olarak 2011 yılı içinde Avrupa isminin mülki idare birimi olarak ilk kullanıldığı eyaletin başkenti olan Marmara Ereğlisi (=eskiçağda Perinthos - Herakleia) ile; Makedonyalı Büyük İskender´in generallerinden Lysimakhos tarafından kurulan bir başkentin bulunduğu Bolayır ve Bakla Burnunda (=Lysimakheia ve Kardia) bakanlar kurulu kararlı arkeolojik kazı çalışmalarına başlanmasında yarar görülmektedir. Her iki kazı için de 2011 yılı Aralık ayı başına kadar başvuru yapılması gerekmektedir.

9)        İstanbul Üniversitesinin ve Türkiye Arkeolojisinin ilk arkeolojik kazısı olan Kırklareli ili Vize ilçesi (=Eskiçağda Bizye) içi ve Vize sahilindeki Kıyıköy (=Eskiçağda Salmydessos) civarında yeniden araştırma projeleri yapılmalıdır. Özellikle Trak kültürünün günümüze ulaşan tek mimari belgesi olan kubbeli mezarlar = tümülüsler bir proje kapsamında ayrıntılı olarak incelenmelidir.

10)        Kuzey Ege sahilinde ve Meriç deltasında bulunan Enez ilçe merkezindeki Ainos antik kentinde Istanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi tarafından 1971 yılından beri yapılmakta ve yıllardır üniversitemiz bilimsel araştırma projeleri destekleme koordinatörlüğünce mali destek verilmekte olan bakanlar kurulu kararlı arkeolojik kazıların 2011 yılından itibaren yeniden Istanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi tarafından sürdürülebilmesi için kazı başkanlığı ve burada kurulmuş olan rektörlüğe bağlı merkezin müdürlüğü için gerekli idari düzenlemenin yapılması yararlı olacaktır.



XI. ULUSLARARASI TRAKOLOJİ KONGRESİ  2010 DÜNYA KÜLTÜR BAŞKENTİ İSTANBUL'DA
İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ - EDEBİYAT FAKÜLTESİ
GÜNEYDOĞU AVRUPA ARAŞTIRMALARI MERKEZİ