KÜLTÜREL ARAŞTIRMALAR, ÇOK KÜLTÜRLÜLÜK VE MEDYA KÜLTÜRÜ

Douglas Kellner

Çev. Eylem Çamuroğlu
 

Radyo, televizyon, film ve medya kültürünün diğer ürünleri; aracılıklarıyla kimliklerimizi, benlik anlayışımızı, erkek veya kadın olmanın ne anlama geldiğine olan inanışımızı, sınıf, etnisite, ırk, milliyet, cinsellik ile biz ve onlar anlayışımızı  oluşturduğumuz materyaller sağlar. Medya imajları, dünyaya bakışımızı ve en derin değerlerimizi şekillendirmemize yardım eder. Neyi iyi neyi kötü, neyi pozitif veya negatif, temiz veya fena gördüğümüz gibi. Medya hikayeleri, sayesinde ortak bir kültür oluşturduğumuz ve kendimizi bu kültüre bir yerinden dahil ettiğimiz semboller, mitler ve kaynaklar yaratırlar. Medya gözlüğüyle kimin güçlü, kimin güçsüz olduğu, kimin güç ve şiddet uygulamaya hakkı olduğunu ve kimin olmadığını görüyoruz. Güçlünün gücünü dramatize ediyor ve meşrulaştırıyorlar ve güçsüzlere kendi yerlerinde kalmak zorunda olduğunu, aksi taktirde canlarının yanacağını gösteriyorlar.

Beşikten mezara bir medya ve tüketici toplumunun içine dalmış durumdayız. Bu nedenle onların amaçlarını ve mesajlarını nasıl anlayacağımızı, yorumlayacağımızı ve eleştireceğimizi öğrenmemiz çok önemlidir. Medya, kültürel pedagojinin çok derin, çok inceleme gerektiren, anlaşılması, açıklanması zor ve çoğu kez yanlış anlaşılmış bir kaynağıdır. Bize nasıl davranmamız, ne düşünmemiz, hissetmemiz, neye inanmamız, neyden korkmamız ve neyi arzulamamız ya da neleri yapamamamız gerektiğini öğretmeye katkıda bulunmaktadır. Medya, pedagojinin bize nasıl kadın ve erkek olacağımızı öğreten bir biçimidir. Bize nasıl giyineceğimizi, bakacağımızı ve tüketeceğimizi, farklı sosyal grupların üyelerine nasıl tepki göstereceğimizi, nasıl popüler ve başarılı olacağımızı, nasıl başarısızlıktan kaçınacağımızı; normlardan, değerlerden, yerleşmiş adet, gelenek ve kanunlardan oluşan hakim sisteme nasıl uyacağımızı gösterir. Sonuç olarak eleştirel medya kuramlarından    sağlanan    yarar,     bizim için bireylerin duygularını, düşüncelerini, ahlaki görüşlerini etkileyen cazip kültürel çevreyle nasıl basa çıkacaklarını öğrenmede önemli bir kaynaktır. Sosyo-kültürel manipülasyonun nasıl okunacağı, eleştirileceği ve ona nasıl karşı çıkılacağını öğrenmek, egemen medya ve kültür formlarıyla kurduğumuz ilişkide bizim seçici olmamıza yardımcı olur. Bu, medya kültürüne göre bireysel egemenlik alanını genişletebilir ve insanlara kendi kültürel çevrelerini seçmede daha fazla güç verir.

Bu makalede kültürel araştırmalar perspektifinin, medya eleştirilerine olası katkıları tartışacağım. Kültürel araştırmalar, son yıllarda kültür ve toplum araştırmalarına belirli yaklaşımlarda ortaya çıktı. Proje, Birmingham Üniversitesi'nde kültürel yapıların analizi, yorumu ve eleştirisi için eleştirel metotların bir karışımını çeliştiren Çağdaş Kültürel Araştırmalar Bölümü'nde başlamıştı. İç tartışmaların bir kümesinden, 1960 ve 1970'lerdeki sosyal mücadeleler ve faaliyetlere verilen karşılıklardan dolayı Birmingham Grubu, kültürel metinlerdeki sınıf, cinsiyet, ırk, etnisite ve milliyetçilik düşüncelerinin karşılıklı etkileşimine odaklanmış ve medya kültürünü de buna dahil etmiştir. Gazeteler, radyo, televizyon, film ve diğer popüler kültürel formların izleyici, dinleyici ve okuyucularının üzerindeki etkilerinin araştırılmasına ilkelerin arasındaydılar. Aynı zamanda ne kadar çeşitli izleyicinin yorumlandığı üzerine konsantre olmuşlar ve medya kültürünü farklı kullanmışlar, farklı izleyicileri karşılaştırmalı yollarla çeşitli medya metinlerinde söz sahibi yapmışlardır.

Genç alt kültürlerin araştırılmasıyla İngiliz Kültürel Araştırmaları[1], kültürün kimlik ve grup üyeliğinin farklı biçimlerini nasıl oluşturduğunu kanıtladı. Kültürel araştırmalarla ilgili olarak medya kültürü, dünyayı anlamada yaratılan bakış açıları, davranışları ve hatta kimlikleri anlamada materyaller sağlar. Sorgulamadan medya kültürünün diktelerini izleyenler ana akıma yönelirler ve egemen modaya, değerlere ve davranışlara uyarlar. Bununla beraber kültürel araştırmalar ayrıca kültür ve kimliğin egemen biçimlerine direnen alt kültür gruplarının ve bireylerin kendi stil ve kimliklerini nasıl yarattıklarıyla da ilgilenir. Belli başlı giysi ve moda kodlarına, davranışlara ve politik ideolojilere boyun eğenler kendi kimliklerini bunun sonucu olarak ana akım grubuyla birlikte özel sosyal gruplaşmaların üyeleri olarak ortaya koyarlar. (Beyazlar, orta sınıf, muhafazakar Amerikalılar gibi). Punk kültürü ya da siyah milliyetçi kültürler gibi alt kültürlerle özdeşleşen kişiler, ana akımdakilerden farklı düşünür ve davranırlar ve böylece kendilerine karşıt kimlikler yaratır, kendilerini standart modellerin karşısında tanımlarlar.

Kültürel araştırmalar, kültürün sosyal ilişkiler ve sistemin içinde araştırılması ve kültürün araştırılmasının toplum, politika ve ekonomi araştırmalarıyla çok yakından ilişkili olduğu konusunda ısrar eder. Kültürel araştırmalar, medya kültürünün egemen değerleri, politik ideolojileri ve sosyal gelişmelerle çağın yeniliklerini ne kadar rahatça ifade ettiğini gösterir. Amerikan kültürü ve toplumunu çeşitli grup ve ideolojilerin egemen için mücadele ettikleri ihtilaflı bir alan olarak kavrar (Kellner 1995). Televizyon, film, müzik ve diğer popüler kültür formları böylece çoğu defa liberal veya tutucu ya da bazen de daha radikal veya karşıt bakış açılan gösterirler.

Kültürel araştırmalar değerlidir, çünkü kültürü eleştirel okumaya ve yorumlamaya izin veren araçlar sağlar. Ayrıca romanlardan televizyona kültürel yapıların, geniş, devamlı bütünlüğünü göz önünde tutarak ve herhangi spesifik kültürel hiyerarşi ve kurallar koyulmasına karşı çıkarak yüksek ve aşağı kültürlerin arasındaki farkları ortadan kaldırmaya çalışır. Kültüre, önceki yaklaşımlar yazınsal eğilimlidir ve elitisttir, medya kültürünü bayağı ve değersiz bulur, reddederler. Ciddi bir ilgiye değer bulmazlar. Kültürel araştırmalar projesi ise aksine kültürel alanı yüksek ve aşağı veya popüler ve elit olarak ikiye bölmekten kaçınır.

Bunun gibi farkları korumak zordur ve genelde öncü olarak normatif estetik değerlere ve çoğu defa politik programlara hizmet ederler (hem kitle kültürünü yüksek kültür için reddetmek, hem de "elitist" yüksek kültürü hor görerek popüler addedileni övmek, ikisi de) Kültürel araştırmalar bizi bütün kültürel alanı önceki önyargılara kapılmadan kültürel metin, kurum veya alışkanlıkların şu veya bu türleri doğrultusunda eleştirel bir biçimde incelemeye bırakır. Ayrıca kültürel yapılardaki estetikten daha çok politik değerleri daha iyi ayırt etme yolunu açarak, bir kültürel yapıdaki eleştirel ve karşıt anları konformist ve muhafazakar olandan ayırt etmeyi dener. Örneğin Hollywood film araştırmaları, 1960'lı yıllarda filmlerin radikallerin bakış açısı ve karşı kültürün desteklenmesinde nasıl anahtar rolü oynadığını; 1970'lerde filmlerin liberal ve muhafazakarlar arasında bir savaş alanı olduğunu; bununla beraber son dönem 1970 filmlerinin Ronald Reagan'ın başkanlık seçimlerini kazanmasını sağlayan muhafazakarlara yönelik olduğunu gösterir (Kellner ve Ryan 1988).

Kültürel araştırmaların, onları objektivist ve apolitik akademik yaklaşımlı kültür ve toplum araştırmalarından ayıran özgül eleştirel ve politik bir boyutu vardır. Örneğin İngiliz Kültürel Araştırmaları kültürü tarihsel olarak toplumsal orijin ve sonuçları münasebetinde analiz eder. Kültürü sosyal üretim ve eş örnek çıkarım teorisiyle birlikte konumlandırır. Kültürel formların öyle ya da böyle sosyal egemenliğe karşı direnme ve mücadele etme imkanı verdiği yolları nitelendirir. Toplumu, alt sınıf, cinsiyet, ırk, etnik ve milli katmanlarının baskı görmesiyle karakterize olan sosyal ilişkilerin oluşturduğu hiyerarşik ve zıt bir küme olarak analiz eder. Gramsci hegemonya ve karşı hegemonya modelinde, hegemonik veya hükümdarlığı, egemenin sosyal ve kültürel kuvvetlerini analiz etmeye, direniş ve mücadelenin karşı hegemonik güçlerini araştırmaya çalışmıştır. Proje, sosyal dönüşümü hedeflemiş ve egemen ve direniş kuvvetlerinin düzen içinde belirlenmesiyle, politik mücadele sürecini egemen olan ve baskı yapandan kurtarmaya çalışmıştır.

Kültürel araştırmalar için ideoloji konsepti en önemli şeydir, bu konsept egemen ideolojiler için egemen olan ve itaat edenin sosyal ilişkilerini yeniden yaratmaya hizmet eder. Sınıf ideolojileri, örneğin, üst sınıfın yaşayışını över ve çalışan sınıfı yerer. [2]Cinsiyet ideolojileri, kadınların cinsi olarak ayrı gösterilmelerini destekler ve ırk ideolojileri, renkli insanların ve çeşitli azınlık gruplarındaki insanların ırkçı gösterilmelerini kullanır. İdeolojiler eşitsizlikleri ve ikincil olmayı doğal ve adil gösterir ve böylece egemen olanın ilişkilerine ittifakı teşvik eder. Çağdaş toplumlar farklı politik ideolojilere sahip olan direnen gruplar tarafından kurulmuştur (liberal, muhafazakar, radikal vb.) ve kültürel araştırmalar kültürel bir yapıda ideolojilerin faal ve geçerli olduklarını açıkça göstermiştir (ideolojik gelişmelerin gösterilmesi oldukça karmaşıktır). Bu yönde ben de, medya kültürel metinlerinde ne kadar farklı ideolojilerin etkin olabileceğine dair birkaç örnek vermek ve gereğince ideoloji analizi ve eleştiri örnekleri göstermek istiyorum.

Bunlar ırk, cinsiyet ve sınıf temsiline odaklandığı ve onların ideoloji eleştirileri baskının çeşitli formlarını desteklediği için, kültürel araştırmalar, kültürün nasıl ırkçılığın, cinsel ayrımcılığın ve ikincil sınıfların, sosyal grupların veya alternatif yaşam biçimlerinin üyelerine duyulan önyargıların çeşitli biçimlerim yeniden ürettiğini gösteren çok kültürlü programa yaklaşır. Çok kültürlülük, kültür ve kültürel grupların değişik tiplerinin değerini onaylar; örneğin siyah, Latin, Asyalı, Amerikan yerlisi, gey, lezbiyen ve diğer bastırılmış ve marjinal seslerin kendi yasallıklarına ve değerlerine sahip çıkar. Asi bir çokkültürlülük, ne kadar çeşitli insanın sesleri ve deneyimlerinin ana akım kültürü tarafından susturulduğu ve yok sayıldığını gösterir ve çeşitli bakış açıları, deneyimler ve ana akımdan hariç tutulan grupların kültürel formlarının seslerini oluşturmalarına yardım eder. Bu onu muhafazakar güçlerin hedefi haline getirir, bu muhafazakar güçler beyaz erkeğe özgü, Avrupa merkezli ayrıcalıkları korumak isterler ve bu nedenle kültürel savaş içinde 1960'lı yılların armağanı eğitim, sanat ve özgür ifadenin sınırlarına öfkelenerek çokkültürlülüğe saldırırlar.  

Kültürel araştırmalar bu nedenle çokkültürlü politika ve medya pedagojisini destekler; bunlar güç ve egemenliğin ilişkilerinin kültürel metinlerde ve bunlardan biri olan televizyon veya filmlerde nasıl kodlanmış olarak bulunduğu konusunda  insanları uyarma amacını güder. Ama aynı zamanda insanlara egemen kodlanmış anlamlara nasıl direnebileceklerini ve kendi eleştirel ve alternatif okumalarını nasıl yaratabileceklerini gösterir. Kültürel araştırmalar medya kültürünün bizi nasıl manipüle ettiği ve kafamızı doldurduğunu gösterebilir ve böylece bireyleri medya kültürünün ürünlerindeki baskın anlamlara direnme ve kendi anlamlarını yaratma da ehil kılar. Ayrıca medya kültürüyle birlikte direniş ve eleştirinin anlarını da gösterir ve böylece daha eleştirel bilinçlerin gelişmesini destekler.

Eleştirel kültürel araştırmalar, bu yazı da birçok makaleden toplanarak cisimlenen,
böylece genel düşünceler ve analizler geliştirecek ve çağdaş medya kültürünün yapılarını
analitik olarak parçalara ayırarak okuyuculara kendi kültürel çevrelerinde güç ve yetki
verecektir. Zekice incelemelerle kültürün bütün alanlarının maskesini düşürürken, kültürel
araştırmalar uçsuz bucaksız, etraflı bir çatı sağlar ve böylece bireysel güçlenme, sosyal ve
politik mücadele ve dönüşümün amaçlan için kültür, politika, toplum araştırmalarını da
üstlenir. Takip eden bölümlerde bu yüzden özellikle yararlı bulduğum kültürel araştırma tiplerinin bazı belli başlı unsurlarını göstereceğim.                            

Eleştirel Kültürel Araştırmaların Unsurlar

    En güçlüleri olarak, kültürel araştırmalar, kültür, kültürel metinler, izleyici resepsiyonu ve onların metinleri ve onların etkilerinin yapımı ve politik ekonomisinin analizini üç katlı bir proje olarak içine alır. Bu etraflı yaklaşım, çok dar olarak projenin tek bir boyutuna odaklanır ve diğerlerinin ihracından uzak durur. Böyle kısıtlamalardan uzak durmak için ben çok perspektifli bir yaklaşımı önereceğim. a.Üretim ve Politik Ekonominin tartışması b. Metinsel Analizin Kullanımı ve c. Resepsiyon Araştırmaları ve kültürel metinlerin kullanımı.[3]

Üretim ve Politik Ekonomi

Yeni kültürel araştırmalarda birçok şekilde ihmal edildiği ve kültürel metinlerin, kendi sistemleriyle birlikte üretim ve dağıtımları sık sık kültürün politik ekonomisine başvurduğu için, kültürel metinlerin analizinin önemini vurgulamak çok önemlidir.[4] Kültürel sisteme metinler dahil etmekle ile birlikte, hangilerinin üretilip dağıtıldığı, metinlerin özellikleri ve sonuçlarını aydınlatmaya yardım edebilir; çünkü yalnızca metinsel analiz kuvvetli bir ihtimalle boşa gidebilir veya önemsenmeyebilir. Kültürel karşıt olan yaklaşımlardan ziyade politik ekonomi gerçekten metinsel analize ve eleştiriye katkıda bulunabilir. Üretim sistemi çoğu kez yapıların ne ölçüde üretilebileceğine karar verir; hangi yapısal sınırların söylenilip gösterebileceğini ve nelerin söylenmeyip gösterilemeyeceğini ve metnin hangi ölçüde izleyici etkilerini üretebileceğini göstermek için orada olacağına karar verir.

Televizyon, film veya popüler müziğin kodlarını araştırmanın, örneğin, üretimin formüllerini ve adetlerini araştırmakla, olumlu nitelikleri artırabilir. Bu kültürel biçimler iyi tanımlanmış kurallar ve geleneklerle bir bütün olacak biçimde düzenlenebilir ve kültürün üretiminin araştırılmasında kodların gerçekten kullanımını aydınlatabilir. Radyo ve müzik televizyonlarının formatının talebi dolayısıyla örneğin popüler şarkılar üç ile beş dakika uzunluğundadır, böylece dağıtım sisteminin formatına uyarlar. Dev anonim ortaklıklarıyla kurdukları kontrolden dolayı, öncelikle kazanca yönelinir. Amerika'daki film ve televizyon yapımları, talkshowlar, yarışmalar, kişilerin günlük yaşamlarını ve özel sorunlarını konu edinen devamlı TV dizileri, durum komedileri, aksiyon / macera dizileri, realty TV ve benzeri özel türlerin egemenliği altındadır. Bu ekonomik faktör, neden bazı tür ve alt türlerin dönemleri olduğunu, film endüstrisindeki devam çılgınlığını, popüler filmlerin televizyon dizilerine çapraz geçişini ve ürünlerdeki bazı homojenlikleri açıklar Bunlar, üretim  sistemleriyle birlikte  sert genel  kodlarla işaretlenmiş,  kurallı  mukaveleler ve iyi tanımlanmış ideolojik sınırlar aracılığıyla oluşmuşlardır.

Ayrıca politik ekonominin araştırılması, politik ve ideolojik söylevlerin ve etütlerin menzilinin ve limitlerinin kanıtlanmasına vardım eder. Benim Amerika'da televizyon üzerine araştırmam, mesela, televizyon şebekesinin idaresinin başlıca uluslararası anonim şirketler ve iletişim holdingleri tarafından ele alınmasının 1980'lerde Amerikan toplumuyla birlikte 'sağa dönüşün' bir parçası olduğu ve güçlü anonim gruplar vasıtasıyla devletin ve medya ana akımının kontrolünü kazandığını açığa çıkardı (Kellner, 1990). Örneğin 1980'ler esnasında bütün üç şebeke başlıca anonim holdingler tarafından devralınmıştı. ABC 1985'te Capital Cities tarafından, NBC GE tarafından ve CBS Tisch Finansal Grubu tarafından devralınmıştı. ABC ve NBC'nin ikisi de anonim birleşmeler ile bu motivasyonu aramışlar ve Reaganizm'den türeyen diğer yararların yanı sıra onları bir güzel Reagan eleştirilerini hafifletmeleri için etkilemiş ve genellikle onun muhafazakar programlarını, askeri maceralarını desteklemiş ve başkanlığı taklit etmişlerdir.

Anonim holdingleşme daha da fazla şiddetini arttırdı ve bugün AOL ve Time "Warner, Disney ve diğer global medya holdingleri her zamankinden fazla üretimin ve kültürün dağıtımının etkinlik alanını kontrol ediyorlar (Mc Chesney 2000). Bu global bağlamda, biri gerçekten medyanın Körfez Savaşı'ndaki rolünü analiz edemez; mesela, üretimin, haberlerin ve enformasyonun politik ekonomisinin analizi olmadan, Körfez Savaşı'nın ve onun izleyicileri tarafından nasıl alındığının gerçek metni olmadan yapılamaz (Kellner, 1992). Aynı şekilde, egemen medya şirketlerinin sahipliğinin muhafazakar anonim şirketlerde olması, ana akım medyanın, Afganistan'daki savaşta Bush hükümetini ve onun politikalarını destekleyişlerini açıklamaya yardım eder. (Kellner, 2001).

Eğlence   sektörüne   bakarsak,   kişi,  Madonna   fenomenini   onun   pazarlama

stratejilerini,   politik  çevresini,   kültürel  yapısını  ve  onun   sonuçlarını  göz  önüne

almadan bütünüyle kavrayamaz. (Kellner, 1995) Benzer bir moda da Mariah Carey,

Bitney Spears, Jennifer Lopez veya NYSNC gibi genç bayan pop müzik starları ve grupları cazibe endüstrisinin aletlerini kuşanırlar ve medya manzarası moda, güzellik, stil ve cinsellikle bazı star ikonları yaratmak için, müzik satıcılarından çok çalışır. Pornografinin bütün sosyal etkisini tahmin edebilmek için birinin seks endüstrisi ve üretim metodlarından haberdar olması gerekir; bir de pornografik filmler sadece kendi metinlerinin ve izleyiciler üzerindeki etkilerinin üzerinde durmaz.

Ayrıca globalizasyon çağında, birilerinin global şebekelerin üretip dağıttığı, kâr amacında ve anonim şirket hegemonyasındaki kültürlerden haberdar olması gerekir. Henüz politik ekonomi tek başına kültürel araştırmaların anahtarını tutmuyor ve tek bir yaklaşım olarak da bazı sınırları bulunuyor. Bazı politik ekonomi analizleri, metinlerin anlam ve etkilerini oldukça dar sınırlara indirgiyor ve medya kültürünün sadece kültür endüstirilerini kontrol eden ve kapitalist ideoloji için bir araçtan başka hiçbir şey olmayan geçerli ekonomik elitin ideolojisini yansıtıp yansıtmadığını tartışıyor. Medya kültürünün kapitalist değerlerini alt etmeli önermesi doğrudur, ama aynı zamanda farklı ırklar, sınıflar, cinsiyetler ve sosyal gruplar arasındaki mücadele de bir alandır. Böylece doğası ve etkileriyle medya kültürünü düzen içinde tamamen kavrayabilmek için birinin onun anlam ve etkilerinin bütün serisini analiz etmek için metotlar geliştirmesi gerekir.

      Metinsel Analiz                                                           

Medya kültürünün ürünleri, söylevler, ideolojik pozisyonlar, anlatı stratejileri ve imaj yapılarıyla onların etkilerinin çeşitli formlarını analiz edebilmek için çok boyutlu yakın metinsel okumaları gerektirir. Medya kültürünün metinsel eleştirisinin geniş bir dizi türü vardır; sayılara bölen, nicellikten hoşnut analizden, kadınların imajını sınayan nitel araştırmalara, siyahların veya diğer grupların veya onların yaklaştırılmasıyla metnin anlamlarını açmak için çeşitli eleştirel teoriler ile metin fonksiyonlarından üretim anlamlarına nasıl yorumlandığı yönlü araştırmalar gibi. Geleneksel olarak, metinlerin   nitel   analizleri   şekilci   yazınsal   eleştirinin   göreviydi;   yaratıcı   edebi metinlerdeki şekilci mülklere dikkat ederek kültürel yapılardaki merkezi anlamları, değerleri, sembolleri ve yine ideolojileri yorumlardı - stil, sözlü betimleme, karakterizasyon hikaye türünde yapılar ve yapının diğer formal elementleri gibi. 1960'lardan başlayarak, nasılsa edebi, şekilci metinsel analiz, semyotikten türetilen metodlarla olumlu niteliklerini arttırdı; semiyotik, anlamın yaratılışının yalnızca yazılı dilde araştırılmasını değil, aynı zamanda film ve TV'nin görsel ve işitsel dili gibi diğer sözlü olmayan kodlarda da araştırılabileceğini öngören bir sistemdir.

Semyotik, dile ait olan ve olmayan kültürel işaretlerin2 anlam sistemlerini nasıl teşkil ettiklerini analiz eder; eğer birine bir gül verirseniz aşkın işareti olarak yorumlanır veya bir kolej sınavında A almak, özel ödevin kurallarındaki ustalığın işareti olarak görülür. Semyotik analizleri cinsiyet eleştirileri ile bağlantılı olabilir; (günlük yaşamı anlatan sürekli diziler gibi kültürel formların saptanmış tiplerinin araştırılması gibi), belirli türlerin kod ve formlarının nasıl bazı anlamlan takip ettiğini ortaya koymak gibi. Durum komedileri, örneğin, klasik olarak bu tarz sosyal problemlerin doğru davranış ve değerlerle nasıl çözüldüğünü gösteren bir ilişki çözüm modelini takip eder; ve bu yolla uygun ve yakışıksız hareketlerden ahlaklı hikayeler sağlar. Günlük yaşamı anlatan sürekli dizilerse tam tersine, problemleri çoğaltır, sabıra dair mesajlar sağlar. Sosyal davranışın pozitif ve negatif modellerinin yaratılmasıyla acı çekmek, hayatın sonsuz sefaleti boyunca devam etmelidir. Ve reklam ticari çözümlerin nasıl popülerlik, onaylama, başarı ve benzeri problemleri çözdüğünü gösterir.

Örneğin Rambo filminin bir semyotik ve tür analizi, Amerika ve "düşmanları" arasındaki ilişkileri dramatize eden Hollywood savaş filmi türünün geleneklerini nasıl takip ettiğini gösterir (Kellner, 1995). Semyotik, 2.Dünya Savaşı filmlerinin kodlarına göre alçakların imajlarının nasıl yaratıldığını ve çatışmaların ve mutlu sonların çözümlerinin nasıl iyinin kötüye karşı zaferi olarak resmeden geleneksel klasik Hollywood sinemasını takip ettiğini anlatır. Semyotik analizler, Rambo gibi bir filmin kesinlikle sinematik ve formel elementlerinin araştırılmasını içine alabilir, kamera açılarının Rambo'yu bir tanrı gibi sunması veya ağır çekimlerle ormanda süzülürken onu doğanın bir gücü olarak göstermesi gibi. 2001 filmi Vanilla Sky'nin semyotik analizi, Cameron Craw’un bir 1997 İspanyol filminin yeniden çevrimi olan filmini nasıl Tom Cruise ve Penelope Cruz gibi şöhretli starların gerçek aşklarını kullanarak tanıttığını gösterir. Bu aşk aynı zamanda güzellik, arzu, cinsellik ve gücün modern ikonlarının bir görünümünü içerir. Bilim kurgu temaları ve imajlar, tekniğin herkesi güzel yapabileceği ve onların kültürel rüya ve kabuslarının sonuna kadar yaşayabileceği bir geleceğin semyotik betimlemelerini sunar.

Kültürel araştırmaların metinsel analizi böylece, kültürel anlamların cinsiyet, ırk, sınıf, cinsellik, milliyet ve diğer ideolojik boyutların özel ideolojilerini nasıl ifade ettiği eleştirisiyle, biçimci analizle birleşir. İdeolojik Metinsel Analiz, her boyutu iyice yorumlayabilmek için metotların kapsamlı sırasını açmak ve onların metinsel sistemlere nasıl uyduklarını göstermelidir. Her eleştirel metot, spesifik bir perspektiften bir metnin bazı özelliklerine odaklanır: sahne projektörü, perspektif veya aydınlatma, diğerlerini önemseyen bir metnin bazı özellikleri. Marksist metotlar sınıfa odaklanmaya dikkat ederler, veya örneğin feminist yaklaşımlar dikkati cinsiyet ayrımına çeker, eleştirel ırk teorisi ırk ve etnisiteye sahne projektörlerini doğrultur ve gay ve lezbiyen teorileri cinselliği yorumlar.

Bazı eleştirel metotlar, kendi güçleri ve sınırlamalarına, optik ve kâr noktalarına sahiptir. Geleneksel olarak Marksist ideoloji eleştirileri, sınıf ve tarihsel bağlamda kuvvetli, biçimsel analizde zayıftır; ayrıca bazı versiyonlar adamakıllı kısalmıştır ve metinsel analiz egemen sınıf ideolojisinin suçlamasına indirgemiştir. Feminizm kendini cinsiyet analizlerinde gösterir ve bazı versiyonlarda biçimsel entelektüeldir, psikanaliz ve semiyotik gibi metotlardan yararlanır; bununla birlikte bazı versiyonlar indirgenmiştir ve erken feminizm çoğu kez kendini cinsiyet imajlarının analiziyle sınırlamıştır. Psikanaliz, bilinçsiz içerik ve anlamın yorumu için bir metinde gizlenen anlamları açıklayabilen metodu kullanır; Alfred Hitchcock'un rüya sahnesi projesindeki sinematik sembollerin onun karakter ikilemini aydınlatması gibi veya Bonnie ve Clyde'daki (1967) kadın karakterin yatak odası  imalarının engellerle  çerçevelendiği,  cinsel hüsran,  orta sınıf aile yaşamına hapsedildiği için onun bir silaha ihtiyaç duyması gibi.

Tabii ki bir metnin her okunmasında yalnızca bir eleştirel özne durumundan uygun bir okuma vardır, ne kadar çok bakış açısı olduğu ve okumanın izleyiciler tarafından tercih edilip edilmediği de fark etmez. Önemli ve farklı biçimde kendi sınıflarına, ırklarına, cinsiyetlerine, etnisitelerine, ideolojilerine vb. uyum sağlarlar.

Çünkü metinsel kodlama ile izleyicilerin bu kodları çözmesi arasında bir bölünme vardır, her zaman medya kültürüne ait herhangi bir metnin okumalarının çeşitliliği olasılığı bulunur. (Hall, 1980b) Tabii ki herhangi bir metnin açıklığının veya çok anlamlı doğasının sınırları vardır ve metinsel analiz, mümkün okumaların sınırlayıcı faktörlerini açıklayabilir ve metni ve metnin kültürel ve ideolojik sonuçlarını açıklamayı amaçlayan bakış açılarını betimleyebilir. Böyle bir analiz, ayrıca yanlış okumaları veya tek yönlü ve eksik okumaları eleştirmek için materyaller sağlar. Bir kültürel araştırmalar analizi aracılığıyla daha da ileriye götürmek için biri, hem izleyicilerin medya metinlerini gerçekten ne kadar değişik okuduklarını tetkik etmek, gözden geçirmek hem de bunların izleyicilerin düşünce ve davranışları üzerinde ne gibi etkileri olduğunu saptamayı denemek zorundadır.

   İzleyici Kabulü ve Medya Kültürünün Kullanımı

Bütün metinler, perspektiflerin ve okuyucunun özne pozisyonuna bağlı olan çoklu okumaların öznesidir. Farklı cinsiyetlerin, sınıfların, ırkların, milliyetlerin, dinlerin, cinsel tercihlerin ve politik ideolojilerin üyeleri, metinleri farklı okuyacaklardır ve kültürel araştırmalar neden çeşitli izleyicilerin metinleri farklı, bazen de çekişmeli yollarla yorumladıklarını aydınlatabilir. Gerçekten de kültürel araştırmaların esaslarından biri son yıllarda izleyici resepsiyonuna odaklanmıştır ve bu odaklanma onun temel makalelerini sağlamıştır, gerçi standart kültürel araştırmaların izleyicilere yaklaşımında bazı sınırlamalar ve problemler de vardır.[5]

İzleyicilerin metinleri nasıl okuduklarını keşfetmek için standart bir yol, etnografik araştırmayla metinlerin izleyicileri nasıl etkilediği ve inançlarını, davranışlarını nasıl biçimlendirdiğini belirtme çabasını da içine dahil eder. Etnografık kültürel araştırmalar, izleyicilerin kullandığı çeşitli yolların bazılarını göstermiş ve çoğu kez kendisine yetki vermek için metinleri kendine mal etmiştir. Örneğin Radway'in kadınların Harlequin romanlarını kullanımı araştırmaları (1983), kadınlar için bu romanların nasıl gerçeklerden kaçışı sağladığını gösterir ve geleneksel kadının rollerinin, davranışları ve tavırlarının üretimi olarak algılanabilir. Hatta bunlar ayrıca kadınlara farklı bir yaşamın fantezilerini kurma yolunu açar ve bu yolla erkek egemenliğine karşı isyanı teşvik edebilir. Veya başka izleyiciler nezdinde erkek egemenliği karşısında kadınların itaatini kabul ettirebilir ve kadınları romans ideolojileriyle tuzağa düşürür ki bu ideolojilerle çekici prense teslim olmak, kadınların mutluluğunun alfa ve omegası olarak görülür.

Medya kültürü, bireylere kimlikler ve anlamlar yaratmak için materyaller sağlar ve kültürel araştırmalar kültürel formların kullanımını ortaya çıkarır. Gençler, video oyunlarını ve müzik televizyonunu disiplinli bir toplumun taleplerinden kaçış olarak kullanır. Erkekler sporu imgelem özdeşleşmesinin bir bölgesi olarak kullanır ve bu bölgede kendilerini kendi takımları veya yıldız zaferleri olarak ehil kılarlar. Bunun gibi spor müsabakaları ayrıca toplumun bir biçimini üretir, halihazırda zamanımızın özelleştirilmiş medya ve tüketici kültürü içinde kaybolur. Gerçekten de bütün bu tarzların fanatikliği, Star Trek fonlarından ("Trekkiler"), Buffy The Vampire Slayer (Vampir Avcısı Buffy) hayranlarına veya çeşitli televizyon dizilerine hatta insanların ilgi ve hobilerini paylaşan diğerleriyle anlaşmasını sağlayan toplumların biçimine kadar uzayıp gider. Aslında bazı fanatikler faal olarak kendi favori kültürel biçimlerini yenilerler, örneğin tercih edilen şovların senaryolarını yeniden yazmak gibi. Bazen de karakterlerin cinselliğini yeniden tanımlayan kesmelerle ya da müziğin haksız kullanım biçimleriyle veya filking gibi yeniden yapım biçimlerinde (Lewis 1992 ve Jenkins 1992'deki örneklere bak.)

İzleyici kabulü ve özgülemesine yapılan bu vurgu   kültürel  araştırmalara kültüre eski tek yönlü metinsel yönelmeleri alt etmede yardım eder. Bu ayrıca odağı metinlerde var olan asıl politik etkilere ve izleyicilerin metinleri nasıl kullandıklarına yöneltir. Aslında bazen izleyiciler kendilerini tatmin eden kültürel endüstrilerin yapımcıların veya menajerlerinin niyetlerini alt üst ederler; mesela kurnaz genç medya kullanıcıları, bazı karakterlerin, şovların veya yapımların hak ettiğinden fazla reklamını yapmak için açık teşebbüslerle alay ederler (İzleyicilerin anlam üretmeleri ve eleştirel ve yıkıcı yollarla uğraşmaları üzerine daha fazla örnek için de Certau 1984'e bak) İzleyici araştırmaları, gerçekte insanların kültürel metinleri nasıl kullandıklarını ve günlük hayatlarında ne tür etkilerini yaşadıklarını gösterir. Soyut ve somut araştırmaları birleştiren yeni kabul araştırmaları ki burada bazı denemeleri de içerir, izleyicilerin kültürel metinlerle karşılıklı olarak birbirini gerçekte nasıl etkiledikleri üzerine önemli katkılar sağlar. (Bu metindeki kod çözme ve izleyici kabulünün işlenmesini daha da detaylı olarak görmek için Lewis 1992 ve Ang. 1996, ve Lee, Cho ve XX araştırmalarına bak.)

Ancak kültürel araştırmalar olmaksızın oluşturulduklarında, özellikle Amerika'da ilk kez,e kabul araştırmalarıyla ilgili benim gördüğüm birkaç problem var, karakteristik bir değişken olarak sınıfın önemsenmemesi konusunda bir tehlike var ki bu değişken izleyici kod çözmesini ve kültürel metinlerin kullanımını düzene koyar. İngiltere'deki kültürel araştırmalar, özellikle alt sınıf farklılıkları konusunda alt kültürel farklılıklara ek olarak kullanımda ve kültürel metinlerin kabulünde hassastır; ama ben Amerika'da kültürel araştırmalarla ilgili birçok bilimsel araştırma, kitap ve makalelerde sınıfa dikkat çekmenin önemsenmediğini veya tamamen kaçırıldığını gördüm. Kültür ve toplumu teşkil eden bir gelecek olarak sınıfın ihmali bulunur, ki şaşırtıcı değildir, çünkü bu Amerikan akademisinin birçok disiplininde yerel bir eksikliktir.

Ama tersi durumda da tehlike vardır, ne ölçüde olursa olsun sınıfın kurucu gücünü abartmak ve önemsememek veya aldırmamak; örneğin cinsiyet ve etnisitenin diğer değişkenlerinde de olduğu gibi. Staiger (1997), Hartley'e dayanarak Fiske'nin kültürel kabulde önemli olan yedi öznel pozisyonu listelediğini fark eder ("benlik, cinsiyet, yaş grubu, aile, sınıf, milliyet, etnisite") ve onun cinsel uymayı / yönelmeyi eklemeyi teklif ettiğini söyler. Bütün bu faktörler ve hiç şüphe yok ki daha fazlası, izleyicilerin metinleri nasıl kabul ettiği ve kullandığı ile ilgili oluşumlarla birbirini etkilerler ve bu faktörler izleyicilerin kod çözmesi ve sınıf, ırk veya etnisite, cinsiyet, cinsel tercihleri vb. özel bileşenlerine uygun olarak metinlerin kullanımı için araştırılan kültürel kabul içinde bir kazanç olarak alınmalıdır.

Bunun yanında ben, bütün izleyicilerin kendi anlamlarını oluşturduğunu iddia eden ve medya kültürünün güçlü manipülatif etkileri olduğunu yadsıyan aktif izleyiciyi romantize etme eğilimine karşı uyarıda bulunacağım. Resepsiyon/kabul/ algılama araştırmalarının kültürel araştırmalar geleneği içinde baskın ve karşıt okumalar arasında çatallaşmayı / ikiye bölünmeyi gerçekleştirme eğilimi vardır. (Hall, 1980b, Fiske'nin çalışmasından çok daha fazla bütünleştirilen bir ikiye bölünme). Baskın okumalar, izleyicilerin özgülediği metinlerle baskın kültür ve bir metnin ideolojik amaçları, bir çizgidedir; izleyiciler kahramanlar ve otoritenin temsilcileri teröristleri yok ettikten sonra Zor Ölüm (Die Hard) gibi bir filmin sonundaki erkek gücü, kanun, düzen ve sosyal durağanlıktan zevk almaları esnasında çizgiye oturur. Karşıt bir okuma, tam tersine, bir metindeki izleyici özgülemesinde bu okumaya karşı direnişi kutlar; örneğin, Fiske, Zor Ölüm'ün video kasetini tekrar tekrar izlemeleri esnasında evsiz bireylerin bir sığınakta polis ve otorite figürlerinin yok edilmesine alkış tutmalarını baskın okumalara bir direniş olarak gözlemler.

Her ne kadar bu yararlı bir ayrım olabilse de, kültürel araştırmalarda direnişi kendi başına direnişin tipleri ve biçimleri arasında ayrım yapmaksızın kutlama eğilimi vardır. (Benzer bir problem, bazı resepsiyon / kabul / algılama araştırmalarındaki izleyici zevkinin gelişi güzel kutlanmasında yatar). Örneğin evsizlerin Zor Ölüm'e bakışlarında kanıtlanan sosyal otoriteye direniş, güçlü, korkunç, maskülen davranışa hizmet edebilir ve sosyal problemleri çözmede fiziksel şiddetin belirtilerini cesaretlendirebilir. Jean Paul Sartre, Frantz Fanon, Herbert Marcuse vd., eğer baskının veya gericilerin güçleri tarafından yönetilirse, eğer baskıya karşı mücadele eden popüler güçler tarafından yönetilirse, bu şiddetin özgürleştirici bile olabileceğini tartışmışlardır. Birçok feminist veya Gandhi geleneği, tersine şiddetin her türlüsünü maskülen davranışın biçimleri olarak gördü ve birçok insan bunu mücadele azminde problematik bir biçim olarak algıladı. Direniş ve keyif, kültürel metinlerdeki özgülemenin ilerici elementleri olarak tek başına düşünüldüğünde önceden belirlenemez, ancak bu zor ayrımlama, verilen deneyimdeki direnme, karşıt okuma ya da keyfin ilerici ya da tepkisel veya özgürleştirici ya da yıkıcı olup olmadığı ile yapılmalıdır.

Böylece, izleyici ve algılama / kabul / resepsiyon üzerine yapılan vurgu, saf metinsel analizin tek yönlülüğüne mükemmel bir düzeltme olmuştur, ben son yıllarda kültürel araştırmaların kültürün üretimi ve onun politik ekonomisinin vurgulanmamasıyla resepsiyon / kabul / algının üzerine vurgu yapıldığını düşünüyorum. Kültürel araştırmaların bu tipi, izleyici kabul / algı / resepsiyonu fetiş haline sokar ve üretim ve metinsel analizin ikisini de ihmal eder; böylece metindeki popülist kutlamaları ve kültürel ürünlerin kullanımındaki izleyici zevkini ortaya çıkarır / üretir. Aşırı uca doğru giden bu yaklaşım, eleştirel bakış açısını kaybeder ve izleyici deneyimi üzerine pozitif bir açıklama ile sonuçlanır. Böyle araştırmalar, medya kültürünün bazı tiplerinin manipülatif ve muhafazakar etkilerini görme güçlerini neredeyse kaybedebilirler ve böylelikle şimdilerde oluşturulmuş kültürel endüstrilerin çıkarlarına hizmet ederler.

Mesela medyanın etkilerini araştırmak için yeni bir yol, Dialogue (diyalog) veya Nexis / Lexis gibi medya metinlerini toplayan veri dağlarını kullanmak ve X-Files, Buffy, The Vampire Slayer gibi medya ürünlerinin veya Nike ve Mc Donalds gibi reklam şirketlerinin etkilerini izlemektir. Örneğin, internet izleyicileri araştırmaları, yeni bir alandır. Bu alan, fanatiklerin chat odalarında medya kültürünün favori ürünlerini nasıl vakfettiklerini ve kendi fantezilerini nasıl yarattıklarını araştırır.

Medya kültürü kitabında (1995), dünyanın her tarafındaki etkilenmiş izleyici davranışları aracılığıyla gözlemlediğim popüler kültürel ürünlere bazı örnekler verdim. Örnekler çeşitli asosyal davranış biçimlerinde Rambo'yu taklit eden veya popüler MTV çizgi karakterleri Beavis ve Butt-Head'in fanatikleri olan çocuk ve yetişkin gruplarını kapsıyordu. Medyanın etkileri, karmaşık ve tartışmalıdır ve araştırmalarını gündemin önemli bir parçası yapmak için kültürel araştırmaların erdemidir.

Kültürel Araştırmalar Doğrultusunda Eleştirel, Multikültürel ve Multiperspektifel

Metinsel analiz yaklaşımının veya izleyici ve kabul araştırmalarının tek yönlülüğünden kaçınmak için ben, kültürel araştırmaların kendisinin çok bakış açılı olmasını ve kültüre politik ekonomi, metin analizi ve izleyici kabulü perspektiflerinden yaklaşmasını öneriyorum. Metinsel analiz, perspektiflerin yokluğundan ve eleştirel metotlardan yararlanmalıdır ve izleyici kabulü araştırmaları, özne pozisyonunun geniş dizisini veya aracılığıyla izleyicilerin kültürü özgülediği perspektifleri tanımlamalıdır. Bu, sınıf, ırk, etnisite, cinsiyet ve cinsel tercihlerin boyutlarının medya kültürünün metinleriyle birlikte analiz edilmesini önemini kavramış bir multikültürel bir yaklaşımı gerektirmektedir.

Toplamda, eleştirel kültürel bir araştırma, seksizme, ırkçılığa veya özel sosyal gruplara karsı ön yargılara saldırır ve baskınlığın veya baskının herhangi bir biçimini içeren metinleri eleştirir. Bir örnek olarak üretimin, metinsel analizin ve izleyici okumalarının önemli noktalarının kültürel araştırmalarla yararlı şekilde nasıl kesişebileceğim anlamak için Madonna fenomenine bakalım. Madonna ilk kez Reaganizm döneminde ortaya çıktı ve 1980'lerin materyalist ve tüketici yönelimli yaşam felsefesinde vücut buldu. (Material Girl). Ayrıca dramatik imajlarla hızlı yayılmanın zamanında ortaya çıktı, MTV, moda çılgınlığı ve ürünlerin pazarlanmasıyla birleşti. Madonna, kitleleri çekmek için bilinçli olarak imajlarla donatılmış ilk MTV müzik video süper starlarındandı. İlk müzik videoları genç kızları hedefliyordu, ama daha sonra ırklararası cinsellik imajlarıyla ve konserlerindeki multikültürel siyah ve azınlık izleyicileriyle, şirketleşti. Gay ve lezbiyen izleyicilere, feminist ve akademik izleyicilere de hitap etmek için videoları daha karmaşık ve politik olmaya başladı. ("Like a Prayer", "Express Yourself, "Vogue" vb.)

Böylece Madonna'nın popülaritesi, pazarlama stratejileriyle, müzik videolarının yapımıyla ve her türden izleyiciye hitap etmesini sağlayan imajlarıyla arttı.

Müziğindeki, filmlerindeki, konserlerindeki ve halkla ilişkilerindeki anlam ve etkileri kavramlaştırabilmek için, onun ürünlerinin MTV tartışmasını, müzik endüstrisini, konserleri, pazarlamayı ve imaj üretimini de içeren bir üretim ve kabul bağlamıyla yorumlamak gerekir (Kellner, 1995'e bak). Madonna'nın popülaritesini anlamak için izleyicilere odaklanmak gerekir, hem de tek tek bireyler olarak değil; bireysel kimlik mücadelelerinde Madonna'ya güç sağlayan genç kızlar veya popüler akımın kültürel ürünleriyle cinselliğin alternatif imajlarıyla şirketleşen Madonna'ya güç sağlayan gayler gibi özel grupların üyeleri olarak da odaklanmak gerekir. Madonna'nın politikası ve etkilerine değer biçmek, onun işinin tüketici kültürünü nasıl yeniden ürettiğinin analizini de gerektirmektedir. Eski Madonna hayranlarının süper starın evrimini ve 2001 dünya turu ve evliliği gibi son dönem vücut bulmasını nasıl karşıladığını ve çağdaş hayranlarının Britney Spears veya Mariah Carey gibi genç pop şarkıcılarını nasıl bağırlarına bastıklarını yakından incelemek, ilginç bir proje olurdu.

Kısaca, eleştirel ve multikültürel bir kültürel araştırma, pornografiden, Madonna'ya, MTV den TV haberlerine veya 2000 Amerikan başkanlık seçimleri gibi özel durumlara (Kellner 2001), veya Amerika'ya 2001'de yapılan terörist saldırılar ve Amerika'nın bunlara yanıtını gösteren medyaya kadar enine boyuna değişikliklerin yaşandığı ürünlerle kültüre geniş bir yaklaşımı sağlar.

Onun geniş perspektifi, politik ekonomiyi, metinsel analizi ve izleyici araştırmalarını kuşatır ve anlamların, mesajları ve baskın kültürel formların etkilerini parçalama yetisini bireylere kazandıran eleştirel ve politik perspektifleri sağlar. Böylece kültürel araştırma, bireylere medya manipülasyonuna direnme özgürlüğünü veren, bireyselliğini çoğaltma imkanı sağlayan eleştirel medya pedagojisinin bir parçasıdır. Bu insanlara kendi kültürleri üzerinde egemenlik kazanma gücü verir ve alternatif kültürler ve politik değişimler için verilen mücadeleye dahil olmalarını sağlar. Kültürel araştırma, bu yüzden sadece başka bir geçici akademik heves değildir; daha iyi bir toplum ve daha iyi bir yaşam için verilen mücadelenin bir parçasıdır.

 


[1] İngiliz Kültürel Araştırmaları üzerine daha fazla bilgi için Hail 1980b. Johnson 1986/7; Fiske 1986; O'Conner 1989; Turner 1990; Grossberg 1989; Agger 1992: ve Grossberg, Nelson, Triecher 1992"nin makaleleri ve Durham ve Kellner 2000'e bak. Ayrıca Frankfurt Okulu'nun 1930'lardan bugüne kadar ki kitle kültürü çalışmalarıyla eleştirel kültürel araştırmalar için birçok materyal sağladığını fark ettim; Frankfurt Okulu ve İngiliz Kültürel Araştırmaları arasındaki ilişik için Kellner 1997'ye bak.

[2] İdeoloji konsepti için Keller 1979 ve I979"a; Çağdaş Kültürel Araştırmaların Merkezi 1980; Kellner ve Ryan 1988 ve Thompson 1990a bak.

[3] Bu model Hail 1980a ve Johnson 1986/87'den alıntılanmıştır ve erken Birmingham çalışmalarından kaynaklanmıştır. 1980'lerin ortalarında Birmingham Grubu kültürün politik ekonomisi ve üretimin eksikleriyle ilgilenmeye başladı. (Bazılarına göre de onların çalışmalarında bu hep bir problem oldu.) ve araştırmaları politik mücadeleden koptu ve daha akademik olmaya başladı. Ben böylece çağdaş zamanımızdan yola çıkarak erken Birmingham projesinin ruhunu vermeye çalıştım. Kültürel araştırmalarla ilgili daha fazla bilgi için. Kellner 1992. 1995 ve 2001’e bak.

 [4] Politik ekonomi başlığı kültürün üretimine dikkati çekiyor ve özel bir ekonomik sistemle birlikte  yerini alıyor, devlet ve ekonomi arasındaki ilişkilerden oluşuyor. Örneğin Amerika'da kapitalist bir ekonomi kültürel üretimlerini de beraberinde getiriyor ve bu, pazarın kanunlarıyla çevrilmiştir. (Kellner 1990'a bak).

 [5] İzleyici kabulüne odaklanan kültürel araştırmalar için Brunsdon ve Marley 1978: Radway 1983: Ang 1985: Morley 1986: Fiske 1989a ve b: Jenkins 1992: Leuis 1992 ve Ang. 1996’ya bak.