Toplumsal Hafıza ve Modernite
Hafıza; toplumların geçmişlerini gelecek için itici bir güç hâline dönüştürmelerinde, kendi içinde tutarlı bir tavır ve davranış tarzı geliştirmekte güç aldığı kaynağı ifade eder. Hayatı anlamlandırabilmek ve her saniyesi ile canlı, hareketli bir dünyanın neresinde durduğunu bilmesi açısından hafıza, insanın kendisini tanımlamasında, hem birey hem de toplum olarak kendisini üretebilmesinde en önemli unsuru teşkil eder. Toplumsal hafıza, canlı ve daima içten içe devinim hâlinde olan, yaşanılan mekân ve zaman içerisinde ilişkide bulunan, çağının gereklerine göre yöntem değiştirebilen dinamik bir yapıdır. Yani geçmişte üretilmiş, kazanılmış değerlerin üzerine bir medeniyetin yeniden üretimini gerçekleştirebilmek amacına hizmet eden bir işlev görürken, bunun tam tersi olan büyük bir zihniyet değişimi ya da devrim gerçekleştirebilmek amacına hizmet eden yıkıcı ve yeniden inşa edici bir işlev de görür. Toplumsal hafızanın varlığı toplumların üretkenliklerinin artması -Batı düşüncesinin aydınlanma çağında eski Yunan'a dönerek kendisini yeniden üretmesi gibi-, toplumsal hafızanın yokluğu ise bütün değerlerin istismara ve yozlaşmaya açık hâle gelmesi demektir. Toplumsal hafızanın yokluğuyla istismara açık hâle gelen toplumların durumu George Orwell'in Hayvanlar Çiftliği kitabında anlattığı gibi hayvanların, insanların diktatoryasından kurtulalım, derken bir zaman sonra domuzlar diktatoryasının altına girmesine benzeyecektir. Bu yüzden toplumsal hafızanın varlığı, toplumların ne kadar geniş bir hareketlilik alanının olduğunun ve binlerce yıllık geçmişini sorgulayarak güçlü bir dirençle kendilerine yeni bir bakış açısı kazandıran ve bu bakış açısını besleyen yeni paradigmalar üretmede sarsıcı bir gücün göstergesidir. Yalnız toplumsal hafızanın bu yaratıcı işlevlerine, modernizm ve modernizmin kendisini yeniden üretişi olan postmodernizm ket vurmuştur. Modern çağ özelde hafızayı, insan hafızasını atıllaştıran neredeyse insan aklının hafıza işlevini teknolojinin ürünlerine tevdi eden bir hâl almıştır. İnsan hafızasının yerini alan bilgisayarlar, ses kayıt cihazları, data banklar ve daha birçok dijital cihaz buna örnek verilebilir. Bunların dışında toplumsal hafızayı etkileyen modern çağın getirdiği diğer birçok unsurun da etkisi vardır. Hız ve hazzın ön plânda olduğu bir dünya... Büyük Alman şair Goethe'nin "üç bin yıllık tarihini sorgulamayan insan, günü birlik yaşayan insandır." sözüne nazire yaparcasına günü yaşayan ve daima bir koşuşturmaca içerisinde acımasız bir yarışa sokulan insan prototipi. Böyle bir yarışa itilen insan prototipi ya tam anlamıyla atomize (toplumun bireyi ittiği, bireyin de toplumu ittiği durum) edilmiştir. Yahut da bireyi bütün niteliklerinden soyundurarak bir kitle (yığın) hâline getirmiştir. Gustave Le Bon, modern insanın sürüklendiği durumu anlatırken kolektif bilinç ile ilgili iki çarpıcı yargıda bulunuyor. Birincisinde "kitlelerin başı çok ama beyni yoktur" derken, ikincisinde "kitleler çobanından vazgeçmeyen sürüdür" diyor. Toplumsal hafızayı atıllaştıran bir diğer unsur, her dakika dünyanın dört bir yanından bilgi akışının sağlanmasıyla bireyin beyninin dumura uğratılması ve bireyin, gelişen kitle iletişim araçları yoluyla bütün bir dünyaya muhatap olmasıdır. Ayrıca kitle iletişim araçları ve bu yolla bireyin muhatap olduğu yoğun enformasyon günümüzde bireyin tepki verebilme refleksini yok ederek çoğu kez manipülâsyon aracı olmaktan öteye geçememiştir. Başka bir etken ise küreselleşen
dünyanın sonucu olan zihniyet daralması ve ölçek büyütülmesidir. Küreselleşme
olgusunun dayandığı bu iki temel, insanı zaman ve mekânın dışına fırlatmıştır.
Zihniyet daralmasıyla gerçeklik ve idrak biçimimiz problemli hâle
getirilmiş, zaman olgusu çarpıtılarak sadece genişletilmiş tek bir
zamana indirgenmiştir. "Şimdi burada" düşüncesi insana telkin
edilerek hem tarih bilinci hem de kültür tek tipleştirilmiştir. Ölçek
büyütülmesiyle de siyasî ve ekonomik açıdan sayısı bir elin parmaklarını
geçmeyen aktör ülkeler emperyal amaçlarına yönelik diğer dünya ülkelerini
maddî olmaktan ziyade kültürel bir sömürgeleştirme uğraşına girmişlerdir. (Mayıs 2001)
|
|