|
Hediyetullah Aydeniz, Doç.Dr. Hayati Tüfekçioğlu ile konuştu "İLETİŞİM SİSTEMİNİ TEKNİK DEĞİL, TOPLUMLARIN ÖRGÜTLENME BİÇİMİ BELİRLER"
Teknik gelişmenin insanları ne şekilde etkilediği hep merak konusu
olmuştur. İnsanoğlu tarih boyunca doğayı tanıma, kontrol etme ve kendi
istek ve beklentileri doğrultusunda biçimlendirmek istemiş, bunun için
de doğa bilimlerini geliştirmiştir. Sonuç, dünyayı birkaç defa yok
edebilecek bir silâh deposu hâline getirmek olmuştur. İnsan, doğaya
hâkim olma, onu kontrol etme istek ve arzusunu aynı mantıkla kendi türü
yani insan üzerinde de yapmıştır. Bunu en az maliyetle ve kolay
gerçekleştirebileceği araçlar geliştirmiş ve toplumsal bir ihtiyaç olan
çeşitli haberleşme araçlarını keşfetmiştir. İletişim araçları tarih
boyunca bu doğrultuda kullanılagelmiştir.
Objektif ve bağımsız bir gazetecilik, teorik eğitimini gören biz
İletişim Fakülteleri öğrencilerinin hayallerini olduğu gibi İletişim
Fakültelerinin eğitim programlarının içeriğini de süslemiştir. Bu
doğrultuda ortaya atılan tezler, kabul gören uluslar arası meslek
ilkeleri, bizi realiteden kopartırken, gazeteciliğin işleyişine dair bir
zihnî alt yapıyı oluşturmamızı da hep erteletmiştir.
İşte bu minval üzere toplumların geliştirdikleri iletişim sisteminin
temelinde yatan temel etkenleri; iletişim sisteminin "uyumlu yurttaş
yaratma"da kullanımını; Orta Çağ Avrupa'sında iletişimi belirleyen
kilisenin konumunu; gazeteciliğin doğuş ve gelişimi ve teknik gelişmeyle
beraber gelinen son noktayı bir sosyoloğun gözüyle değerlendirmek
istedik. Bu amaçla Türkiye'de ilk defa İletişim Sosyolojisi dersini
veren, İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hayati Tüfekçioğlu
ile görüştük. Toplumsal örgütlenmeden iletişim sisteminin doğuşuna, iletişim sistemini belirleyen etkenlerden gazeteye ve bir bütün olarak haberleşme sistemine dair konuları kapsayan bir söyleşi gerçekleştirdik. Söyleşinin Devamı
|
|
|
Ülkemizde yaşanan son ekonomik kriz bütün sektörleri olumsuz etkiledi. Birçok kuruluş, Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik dar boğazdan etkilenerek ya çalışanlarının birçoğunu işten çıkarıp ölçek küçültmek ya da tamamen kepenk kapatmak zorunda kaldı. Bu kriz ortamında madya alanında da işten çıkarmalar yaşandı. Yalnız medya sektöründe yaşananların sadece bu eksende olmadığı, medya patronlarının işçi çıkartmalarıyla kendi iç yapılanmalarında yoğun bir tasfiye çalışmasına giriştikleri gözlendi. Özellikle televizyon ve gezetelerde gerçekleştirilen transferler bunun açık bir örneği olarak gösterilebilir. Bu anlamda krizle gerekçelendirilerek basın sektöründe gerçekleşen işten çıkartmaların asıl nedenlerini ve sonuçlarını ortaya koymak amacıyla fakültemizde Mart ayında "Medyada Kriz Sürgünü" paneli düzenlendi. Panele konuşmacı olarak MHP Genel Başkan Yardımcısı Şevket Bülent Yahnici, Cumhuriyet Gazetesi Yazı İşleri Sorumlusu ve Avukat Fikret İlkiz, Sosyal Araştırmalar Derneği başkanı Prof. Dr. Perin Ergin, Gazeteci Ahmet Tezcan, Milliyet Gazetesi yazarı Atilla Özsever, Senarist Necef Uğurlu ve 32. Gün Programı yayın yönetmeni Rıdvan Akar konuşmacı olarak katıldı.
|
Söz alan konuşmacılar, medya sektörünün sorunlarını ve son günlerde gerçekleşen işten çıkarma olaylarını değerlendirirken; panele katılan Ahmet Tezcan, Necef Uğurlu ve Fikret İlkiz medya sektöründeki çarpık yapılanmayı ve gazetecileri eleştirdi. Sırasıyla Ahmet Tezcan, Necef Uğurlu ve Fikret İlkiz'in konuşma metnini medyadaki sorunlara ışık tuttuğunu düşündüğümüz için yayımlıyoruz. Ahmet Tezcan konuşmasında,
Türkiye'de medya alanında yaşanan en büyük sorunun "ahlâk sorunu"
olduğunu söyledi. Ahlâkî yozlaşmanın gazetecisinden okuyucusuna herkesin
en temel sorunu olduğunu vurgulayan Tezcan, bunun yerine medyadaki sorunun
bir emek sorunu olarak gösterilmesinin, sorumluluktan kaçmak olduğunu
belirtti. Türkiye'de gazetecilerin yıllarca çıkar kavgalarına alet olduğunu
ve hiçbir zaman kendilerini bir öz eleştiriye tâbi tutmadıklarını, bunun
sonucunda bugünlere gelindiğini vurgulayan Tezcan, gazetecilerin, yaptıkları
işin bedelini ödemeleri gerektiğini söyledi. Konuşma metinleri için
tıklayın!
1-15 Aralık 2000 tarihli gazetelerin dış haber sayfalarının habere konu olan ülkelere göre tarandı. İstatistik verileri ve değerlendirme yazısı "Medya söyleminde hâkim güç: ABD-AB" için tıklayın! |
Toplumsal denetim ve duyarlılıkta medyanın yeri Günümüzde medyanın artık, birey ve toplum üzerindeki gücü tartışılmaz biçimde kabul edilmesi gereken bir gerçeklik hâlini almıştır. Çağdaş bilgi toplumlarındaki önemli bir tartışma konusu ise, medyanın kaçıncı güç olduğu ve bunun sonuçlarıdır. Montesquieu'nun 1748'de Cenevre'de yayımlanan "Yasaların Ruhu" adlı yapıtında ortaya konulan kuvvetler ayrılığı ilkesine göre ilk üç sırayı paylaşan ve aynı zamanda da çağdaş demokrasilerin temeli olarak kabul edilen yasama-yürütme-yargının ayrılığı ilkesi dışında geleneksel biçimde dördüncü sırayı alan medya, bugün gerçekten de kendine verilmiş olan bu pozisyonu onaylar bir tutum ve konum içinde midir? Yazının Devamı |
4. Boyut'tan Merhaba 4.Boyut
olarak yıllar sonra yepyeni bir ekiple tekrar karşınızdayız. Medya ve
toplum gerçekliklerine daha farklı ve sağlıklı bir bakışın oluşturulabilmesi
için yola çıktık. İletişim dünyasında büyük çözülmelerin yaşandığı günümüzde,
olan bitenleri hep birilerinin gözlüklerinden görmek, sürecin atlatılmasını
geciktirmekten başka bir işe yaramaz. Bundan dolayı yayınlarımızda "medya
eleştirileri"ne ağırlık vereceğiz. Yeri geldiğinde, üzerinde ağırlıklı
olarak durulması gerektiğine inandığımız konuları da, dosya olarak hazırlayacağız.
Nitekim ilk olarak bu sayıda "Medya ve Öteki" konusunu ele aldık. Yazının
Devamı |
||||
"Doğum hatası": Kendimiz olamama
|
Toplumsal hafıza ve modernite
|
|
|
Kaygı üzerine
|
Yaşasın panopticon ya da "Biri Bizi Gözetliyor"
|
|
|
Şehir üzerine söylenen her sözün, tarihte de, günümüzde de şehri tam olarak açıklamaya, şehrin bütün çevrelerini kuşatan göstergeler dizisini anlamlandırmaya yetmediği açıktır. Özellikle 1800'lü yılların ikinci yarısından sonra sosyolojinin kurulmasıyla birlikte ayrı bir alan olarak incelemeye alınan ve tartışılan "kent sosyolojisi" günümüzde de tartışılmaya, konuşulmaya devam etmektedir. Yazının Devamı |
|
|
|
|
Hünerli ellerin serptiği boyalarla su üstünde renk cümbüşü yaratma, motif işleme, ortaya çıkan deseni kâğıda aktarma sanatı ebru. Yüzyıllar öncesinde geliştirilen kendine özgü tekniğiyle yapılan; büyük dikkat ve özenle gerçekleştirilen zahmetli bir çalışma gerektiren; en önemli kâğıt süsleme sanatlarından sayılan ebru, hat gibi, musiki gibi bir meşk sanatıdır. Çırak, ustasından gördüklerini meşk etmek suretiyle, toprak boyalarla birbirinden farklı tonlar üreterek, çeşit çeşit desenlerde ebru yapar. Yazının Devamı |
|
|
|
|
Türk oyun yazarlığında 1970 kuşağı içinde yer alan, yazdığı oyunlarla Türk Tiyatrosu'nu birçok ülkede tanıtan, sanatındaki başarısını aldığı birçok değerli ödülle kanıtlayan yazarımız Tuncer Cücenoğlu, şu anda da, en son yazdığı, Cumhuriyetin 75. yılında Kültür Bakanlığı tarafından açılan oyun yarışmasında Başarı Ödülü alan "Neyzen" adlı oyunu ile bir uluslar arası yarışmaya daha hazırlanıyor. Yazının Devamı |
|
|
|
|
Yazılar
|
|
Son Güncelleme Tarihi
16 Ekim 2001 |