Atatürk'ün
basına verdiği önem ve Anadolu Ajansı
Atatürk;“ Türk milletinin
sağlam bir fikre sahip olması gerekir. Bütün çabaların,
Türk kamuoyunun gerçeği anlamasına ve duymasına yönelik
olduğu millete anlatılmalıdır. Ancak o şekilde millet, günlük
fikirlere, sahte ve yanıltıcı sözlere asla önem vermeyecek
bir olgunluğa erişebilir” diyerek basının ne kadar önemli
bir kitle iletişim aracı olduğu gerçeğini vurguluyordu.
Atatürk’ün ulusumuzun toplumsal
yapısı, uygarlık ve çağdaşlık anlayışı, dinsel inancı ile
“Türk” ve “insan” olmanın anlamı konusunda yazdığı yazılar,
yaptığı konuşmalar, söylediği sözlerin tamamı ne yazık ki
Türk halkına ulaştırılamamıştır.
 |
Bu nedenle
Türk halkının büyük bölümü Mustafa Kemal Atatürk’ü tanıması
gerektiği düzeyde tanıyabilme ve anlayabilme olanağından
yoksundur. Atatürk Türk halkını aydınlatabilmek için pek
çok konuda konuşmalar yapmış, söylevler vermiş, yazılar
yazmıştır. Bunlardan biri de basın üzerine yaptığı konuşmadır:
“Milli egemenlik esasına dayalı
temsili bir hükümette, kamuoyu büyük rol oynar. Basın hürriyeti
olmadan ve topluma ait işler hakkında geniş bir tenkit sahası
bırakılmadan kamuoyu vazifesini yapamaz. Milli egemenlik
ve temsili hükümet fikrinin yayılması ve yükselmesi ancak
kamuoyunun faaliyetiyle mümkündür.
Hükümetin fikri, memleketin
fikrini temsil etmelidir. Hükümet memleketin fikrini anlayabilmek
için bu fikrin belirmesine neden olan vasıtalara sahip olmalıdır.
Gerçi hükümet, seçim zamanlarında milletin fikrini öğrenir,
seçilmiş olan meclislerde milletin fikrini temsil ederler.
Fakat milletin seçim zamanlarında belirttiği fikirler sabit
kalmaz. Bu sebeple meclislerin bu fikirleri temsil edebilmesi
çok zaman devam etmez. Kamuoyu, milletin içinden taşan,
çeşitli fikirler denizidir. O denizde çeşitli akımlar, çeşitli
münakaşa dalgaları meydana getirmektedir. Kamuoyu ruhi bir
ortamdır. Orada cereyan eden fikir mücadelesi dikkatli gözlerden
gizli kalmaz.”
Eski demokrasilerde bu fikir
mücadelesi, bütün vatandaşların her gün bir arada toplanarak
yaptıkları işlerden meydana gelmekteydi. Bugün vatandaşların
sayısal çokluğu ve medeni hayatın vatandaşlara yüklediği
günlük işler, onların maddeten ve her gün bir arada toplanmalarına
imkan bırakmamıştır. Bu sebeple kamuoyu ideal bir ortam
oluşturmuştur ki bu ortamda topluma ait işlerin tenkidi
şudur:
a) Tenkit ve münakaşa tamamen
hürdür. Bu hürriyet, herkes tarafından, hiç kimsenin etkisi
olmadan, kendi kendine kullanılmaktadır. Hükümeti ve meclisi
dikkatli bulunduran kamuoyunun tenkit hürriyetidir.
b) Kamuoyunun tenkit hürriyeti,
başlıca çok sayıdaki yayınlar ile olmaktadır. Hükümet organlarının
vazifelerini doğru yapmaya mecbur eder. Yayın en etkili
kontrol vasıtalarındandır. Bu noktada tenkidin kolay fakat
yapmanın güç olduğu hakikatinin unutulmaması gerekmektedir.
Daima hakim ve esas tutulmalıdır. Gerekli görülen fikirler,
toplumun iyiliği adına ortaya atılmalıdır. Bu fikir, hareket
noktası olunca, tenkit ve münakaşa devletin de iyiliği adına
yapılmış olur. Vatandaşların sosyal ve siyasi terbiyelerini
yükseltmeye hizmet etmiş olur.
c) Topluma ait işleri tenkit
hürriyeti, hükümet ile millet arasında bir anlaşma ortamı
meydana getirir. Hükümet yayın yoluyla kamuoyunu anlar ve
gerektiğinde lüzumlu olan belgelerle onu aydınlatır. Hükümetin
milleti ve milletin hükümeti anlaması tek vücut olmalarını
sağlar.
Gerçek kamuoyu, dışarıdan
kimsenin etkisinde kalmadan, doğal olarak mevcut olan duygu
ve düşüncelerin yarattığı havadır. Halbuki insan daima etki
altında kalır. Yalnız yeter ki bu etki toplumu meydana getiren
insanların hakikaten onları düşünen ve bütün varlığını onlara
adayanlar tarafından yaratılmış olsun. Bu şekilde yaratılacak
olan kamuoyu bu memleketin geleceği için faydalı olacaktır.
Yoksa esen herhangi bir hava ile değişebilecek bir kamuoyu
içinde yaşarsak yarına güvenmek mümkün olmaz.
Türk milletinin sağlam bir
fikre sahip olması gerekir. Bütün çabaların, Türk kamuoyunun
gerçeği anlamasına ve duymasına yönelik olduğu millete anlatılmalıdır.
Ancak o şekilde millet, günlük fikirlere, sahte ve yanıltıcı
sözlere asla önem vermeyecek bir olgunluğa erişebilir.
Bir toplumun ortam ve genel
hisleri vardır. Toplumların değeri medenileşme derecesi,
arzusu ve eğilimi, ancak bu genel duygu ve düşüncelerin
açığa çıkmasıyla anlaşılmaktadır. Bundan dolayı milletler
kamuoylarını dünyaya tanıtmak zorundalar. Bu hususta ise
mevcut araçların birincisi ve en önemlisi basındır. Basın
milletin genel sesidir. Bir milletin aydınlatma ve ona doğru
yolu göstermede, bir milletin muhtaç olduğu fikri gıdayı
vermekte basın başlı başına bir kuvvet, bir okul, bir yol
göstericidir. Önemi ve yüceliği medeniyet dünyasında açıklık
kazanmıştır.”(www.ataturk-basin. com)
 |
Yukarıdaki
bu sözlerinden de anlaşıldığı gibi, Mustafa Kemal Atatürk,
basına çok değer vermekteydi. Basının sağlıklı haber iletmesi
ve kamuoyu oluşturması bağlamında birçok çalışma yapar.
Atatürk’ün ortaya koyduğu çalışmalardan biri de Anadolu
Ajansı’nın kurulmasıdır.
Anadolu Ajansı
Anadolu Ajansı (A.A), Kurtuluş
Savaşı’nın zor günlerinde, Anadolu’daki gelişmeleri ülke
içine ve dışına duyurmak amacıyla 6 Nisan 1920 tarihinde
kurulmuş olan bir haber örgütüdür.
Anadolu Ajansı’nın başlıca
iki amacı vardı: Ulusal birliği engellemek amacıyla yapılan
iç ve dış kışkırtmalara karşı önlem almak; Kurtuluş Savaşı
ile ilgili karar ve bilgileri halka duyurmak.” (Girgin;
İstanbul 1997)
Anadolu Ajansı’nın kurulması
Türkiye’de iletişimin gelişmesi açısından önemli bir yer
tutmaktadır. Uzun yıllar boyunca pek çok yayın örgütünün
tek haber kaynağı olmuştur.
Ülkedeki gelişmeleri izleyen,
duyuran kitle iletişim araçlarının tümü, kent dışında ya
da yurt dışında muhabir bulunduramayacakları için Anadolu
Ajansı yurt dışında olup biteni, özel sözleşmelerle, uluslararası
haber ajanslarından çevirip aktarmıştır.
Mustafa Kemal Atatürk, Anadolu
Ajansı’nın haber iletimi konusuyla yakından ilgiliydi. Anadolu’da
örgütlenmeye çalışan ulusal direniş hareketi konusunda yapılan
çalışmaların duyurulması, bunlara katkı ve desteğin sağlanması
için ajansın kurulması gerekli görülmüştür.(Alemdar, Ankara
)
Anadolu Ajansı, Türk kamuoyunu
yanlış yollara sürükleyecek, ulusal birliği tehlikeye düşürecek
iç ve dış yayınlara karşı ulusu uyarmak, ulusal kurtuluşu
sağlayacak karar ve hareketleri, Büyük Millet Meclisi’nin
kararlarını günü gününe halka ulaştırmak suretiyle hükümetle
halk arasındaki bağlantıyı kurmakla görevlendirilmişti.
Anadolu Ajansı, Türkiye’deki
yerel ve ulusal gazete ve televizyonlarının abone olmak
suretiyle, haber ve fotoğraf gereksinimlerini karşıladığı
en büyük kurum ve kuruluştur.
En küçük yerleşim biriminden,
en büyük yerleşim birimine kadar kaşeli muhabir adı verilen
geniş bir muhabir ağına sahiptir. Ankara Genel Merkez olmak
üzere Adana, Antalya, Aydın, Bitlis, Bursa, Çanakkale, Diyarbakır,
Eskişehir, İstanbul, İzmir, Trabzon Bölge müdürlükleri,
Edirne, Gaziantep, kayseri, Kocaeli, Konya, Samsun, Sivas
gibi illerde büroları bulunmaktadır.
Anadolu Ajansı, günümüzde
de kurulduğu günkü ilkelerine bağlı kalarak, gereğinde her
türlü baskıya göğüs gererek, Atatürk ilke ve devrimlerinden
asla ödün vermeyerek, haber iletme, halkı aydınlatma ve
kamuoyu oluşturulmasına yardımcı olma görevini başarıyla
yerine getirmektedir.
Kaynaklar:
1-www.ataturk-basin.com
2- Atilla Girgin, “Türkiye’de
Yerel Basının Gelişmesi”, İstanbul 1997, s: 31
3- Korkmaz Alemdar, İletişim
ve Tarih, İmge Kitabevi, Ankara, s: 58
|
Yrd. Doç. Dr. Özgür Gönenç
İ .Ü. İletişim Fakültesi, Gazetecilik Bölümü |