Bir kutsal vedia:

    Cumhuriyet...

     Cumhuriyet,

     Bir “vedia” kutsal bir emanet.

     Her ne kadar şimdilerde ilkelilerle ilkeller arasında bir çatışma haline getirilmek istense de, o pırıltısından sonsuz aydınlığından hiçbir şey kaybetmedi kaybetmeyecek.

     Bu onurlu mücadelenin, sahiplerinden biri de hem hep çalışan hem de bizi çalıştıran Prof. Suat Gezgin.

     Elinize ulaşan bu yapıtta onun ve mesai arkadaşlarının büyük emeği var...Sağ olsunlar. eksik olmasınlar, çoğalsınlar.

     Benden bir sunuş yazısı istediklerinde belleğim beni maziye götürdü...

     Meliha teyzem öldüğünde 80 yaşındaydı.

     Erzurum Tortum ilçesindeki evinde beni etkileyen iki şey vardı.

     1936 yılında çekilmiş ve duvarda asılı bir fotoğraf ve Zeynel Abidin marka cümbüşü...

     Fotoğrafta dokuz kardeş dedem, anneannem.
5 erkek kardeş kravatlı,

     4 kız kardeş güler yüzlü döpiyesli, açık saçlı açık alınlı poz vermişler aydınlık geleceğe...

     Öyle de yaşadılar.

     Şimdi bir annem yaşıyor bir de en küçük teyzem.

     Bazıları anlar mı bilmem ama Cumhuriyetle yaşıt ve koşut ölmüş Meliha teyzem yaşasa eminim şunları söylerdi;

     Oğul, aklınızı başınıza devşirin,

     Nelere sahipsiniz;

     Karadeniz’de yeşilin yüz tonu,

     Ege’ de “Turkuaz” renkli deniz...

     Güneşin en güzel aydınlattığı Anadolu.

     Adıyaman’ da güneşin doğuşunu da batışını da karşılayan heykeller.

     Ege’ de Kibele’nin göğüslerinde ki bereket Anadolu’da Mimar SİNAN’ ın çeşmelerindeki su,

     Antakya da caminin, kilisenin, havranın aynı duvarı paylaştığı sevgi erdemi.”

     Sonra derdi ki;

     “Farkında değilsiniz

     “Cumhuriyet” yalnızca bir kelime değil.

     “Vatan” da yalnız bir kara parçası.

     Bu ülke,

     Şeker Ahmet Paşada, Osman Hamdi’de, Orhan Peker’ de renk... Itri’de, Dedeefendi’de, Münir Nurettin’de ses.

     Bu topraklar Edirne’den Sarp’a, Sinop’tan Anamur’a uzanan bir kara parçası değil;

     Bir renkler, dinler, diller kaynaşması.

     Bir yüzyıllar kucaklaşması.”

     Biz bu anayurdun son seksen yıldır adına,

     “Türkiye Cumhuriyeti” demişiz...

     Meliha teyzem öldü...

     Dokuz kardeş anne, babası ile çektirdiği resim annemin duvarında asılı.

     Ben görmedim ama, avucunda ölürken bana bıraktığı Atatürk’ ün 1924 de söylediği bir cümle varmış:

     “Türk basını Cumhuriyetin etrafında çelikten bir kale oluşturacaktır. Bir fikir kalesi.”

     Biz bu direktifin arkasında sonsuza kadar duracağız...

Nazmi Bilgin
Ankara Gazeteciler Cemiyeti Başkanı


 
   

---------------------------------------------------------------------------
Webmaster : webboyut@istanbul.edu.tr
Sık Kullanılanlara Ekle

Sayfamiz 1024*768 Çözünürlükte Hazırlanmıştır.
4.Boyut Design © Copyright 2003

---------------------------------------------------------------------------
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi. Tüm Hakları Saklıdır.
Kaptanı Derya İbrahim Paşa Sokak 34452 Beyazit / İstanbul
Tel: 0212 512 52 57 (159) Faks: 0212 511 35 02