Halk
eğitiminde bir iletişim modeli;
Halkevleri
19 Şubat 1932’de kurulmaya
başlayan Halkevleri ilk olarak 14 ilde açılmıştır. Daha
sonra sayıları artmış, Halkevleri açılmayan küçük yerleşim
birimlerinde de Halkodaları açılmıştır. Cumhuriyet Halk
Partisi’nin bir yan kuruluşu olarak etkinlik gösteren Halkevleri,
Kemalist ideoloji ve bu ideolojinin ürünleri olan inkılapları
halka yaymak ve yerleştirmek amacındaydı. Halkevleri Demokrat
Parti tarafından 1952 yılında kapatılmıştır.
“Halkevleri’nin bir odasından
halk türküleri taşarken, bir yan odasından Mozart sesi
duyulur, ama hiçbir odadan gazel sesi duyulmaz.”
C.A. Kansu
Atatürk devrimlerinin kitlelere
götürülmesinde sadece okul eğitiminin yeterli olmadığı anlaşılınca
bir halk eğitimi sistemi örgütlemenin gereği ortaya çıkıyordu.
Halk eğitimindeki amaç Atatürk devrimlerini ve demokrasiyi
tabana yaymaktı. Dünyadaki çeşitli halk eğitim okulları
ve merkezleri incelendikten sonra böyle bir sistemin benzerinin
Türkiye’de de kurulması kararlaştırıldı.
 |
Öncelikle
“Türk Ocakları” gündeme geldi, Atatürk bu örgütleri çağdaş
ve gerçekçi bir ulusçuluk akımına yöneltmek istedi. Bu örgütleri
Cumhuriyet yönetiminin bir parçası yaparak, ulusçuluğun
yanı sıra halkçılığı da bu örgütün çatısı altında örgütlemeye
çalıştı. Ancak Türk Ocakları’nın kökleri, 1910’lu yıllara
ve Osmanlı dönemine dayanıyordu. Osmanlı İmparatorluğu içindeki
ulusçu, ayrılıkçı hareketlere karşı Turancı bir felsefe
izliyorlardı. Türk Ocakları, imparatorluğun son dönemlerinde
bazı olumlu işlevleri yerine getirmiş olmalarına rağmen,
Cumhuriyet’in ilanından sonra ırkçı, Turancı ve dinci kesimin
toplandığı merkezler olmuşlardı. Bu merkezlerde örgütlenen
kişiler Atatürk devrimlerine karşı çıkıyor, geçmişin kalıntılarını
yeniden canlandırmak istiyorlardı.
Atatürk bu örgütlerin cumhuriyetin
ilanından sonra da varlıklarını sürdürmesini istiyordu.
Bu örgütlerin saltanat ve hilafet özlemi çeken merkezlere
dönüşmesi, kendisinden beklenen toplumsal ve kültürel görevleri
yerine getirememesi Atatürk’ün bu isteğini gerçekleştirmesine
engel oluyor ve geriye Türk Ocaklarının kapatılmasından
başka çözüm yolu kalmıyordu. Oysa ki bu örgüt kurulduğu
zaman bünyesinde önemli sanat ve düşün adamlarını bir araya
getirmişti. 24 Mart 1931 günü, Atatürk açıkladığı bir genelge
ile ülke çapındaki bütün Türk Ocaklarının tüzel kişiliğine
son veriyor ve bunları Cumhuriyet Halk Partisi ile birleştiriyordu.
 |
19 Şubat
1932’de kurulmaya başlayan Halkevleri ilk olarak 14 ilde
açılmıştır. Daha sonra sayıları artmış, Halkevleri açılmayan
küçük yerleşim birimlerinde de Halkodaları açılmıştır. Cumhuriyet
Halk Partisi’nin (CHP) bir yan kuruluşu olarak etkinlik
gösteren Halkevleri, Kemalist ideoloji ve bu ideolojinin
ürünleri olan inkılapları halka yaymak ve yerleştirmek için
kurulmuştur. Halkevleri ile Kemalist ideoloji ve inkılaplara
dayanan “yeni toplumsal yaşam”, bu yaşamın getirdiği anlayış
ve alışkanlıklar topluma benimsetilmeye çalışılmıştır.
Yurttaşların tek bir
aile olarak toplanacakları yer...
Halkevlerinin kuruluş yılı
olan 1932’de ilk planda açılan 14 Halkevinin nasıl çalışmalar
yaptığı değil, nasıl çalışmalar yapması gerektiği konusunda
çalışmalar yapılmıştır. Geleceğe yönelik plan ve programlar
hazırlanmış, bir dahaki dönem çalışmaları belirlenmiştir.
Başbakan İsmet İnönü Halkevlerinin
önemini şu sözlerle açıklamaktadır: “Silahlı gücünden, her
türlü baskı gücünden daha etkili olan nokta, inancıma göre
Halkevleri gibi kurumlardır. Düşüncelerle bütün ulus içinde
ulusal yaşamın kazanacağı birlik, yükseklik ve sağlamlıktır.
Her silahtan üstün olan budur. ”
İnönü, 1934 yılında yaptığı
bir açıklamada Halkevleri’nin özünü şöyle açıklamaktadır:
“Bu yurdun yüzyıllardan beri gereksindiği şey, yurttaşların
tek bir aile gibi toplanarak, orada yurdun ilerlemesine
yarayacak temel etkinlikleri birlikte düzenlemeleri ve birlikte
izleyip uygulamalarıdır. Halkevleri bütün yurttaşların ortak
malıdır. Halkevlerimizin temiz, verimli, ilerler bir durumda
olması; bütün devlet görevlilerinin, yurttaki bütün aydın
kesimin, bütün ilerlemek isteyen öğelerin ortak malı, ortak
aracı oluşundadır. ”
Anadolu halkının Batılılaşmaya
ve modernleşmeye gösterdiği ilgisizlik, 1924 ve 1930 yıllarında
kurulan iki muhalefet partisine –Terakkiperver Fırkası ve
Serbest Cumhuriyet Fırkası- gösterilen popüler ilgi, Cumhuriyet
reformcularının, haklı Anadolu kitlelerin günlük sembolik
rejiminden kurtarmak ve inkılapları benimsetmek için rejimi
taşıyacak kurumlara ihtiyaç duymasına neden olmuştur. Halkevlerinin
kuruluşunun temel nedeni, “Atatürk Devrimlerinin ve Cumhuriyet
dönemi kültürünün Anadolu’ya yayılması ” olduğu kadar, Cumhuriyet
Fırkası’nın kapatılmasından sonra ortaya çıkan iktidar ile
halk arasındaki kopukluğu gidererek, tek parti ideolojisini
halka benimsetmektir.
Bunun için resmi bir ulusal
eğitimin yanı sıra, yaygın bir halk eğitimi gerekliydi.
CHP’nin 1940 yılında yayınladığı Halkevleri Talimatnamesi’nde
de bu konuya değinilmiş; partinin görüşüne ve milli özelliklere
uygun yollardan yürüyecek resmi bir eğitimin yanı sıra bir
halk terbiyesi gerektiği belirtilmiştir.
Geçmişin izlerini silmek “Osmanlı
toplum yapısının karmaşık dokusundan, Türk’e ilişkin değerleri
ayıklayıp bir ulus yaratmak”, “Türk kültür ve sanat değerlerini
Atatürk Devrimleri’nin ve ülkücülüğünün ışığı altında yaşamak
ve yaşatmak ” Halkevleri ile amaçlanan değişimlerdir.
Halkevleri, kaynağını Osmanlı’dan
alan dinsel muhalefetin, siyasal ve kamusal alanda tarihsel
köklerinden koparılması, gayrimeşru konuma itilmesi açısından
ideolojik işlev görmüştür. İnkılaba sadık ve milliyetçi
bir ortamın hakim olduğu Halkevlerinde gerici fikirler yer
bulamaz.
 |
“Resmi ideolojinin
propaganda merkezi olması amaçlanan Halkevleri ” rejimin
ulusallaşma sürecini tamamlamak için öngördüğü kültürel
atağı gerçekleştirmek için Atatürk ilkeleri doğrultusunda
çalışan örgütlerdir. CHP Genel Sekreteri Recep Peker; “millet
onurlu, birbirini anlayan, ideale bağlı bir halk kitlesi
halinde örgütlenmelidir ” biçimindeki ifadesiyle Halkevleri’nin
kuruluş amacını özetlemiştir. Telkin ve terbiye ile toplumu
eğiten, halka rejimin tezlerini aşılayan kurumlardır Halkevleri.
Örgüt olarak CHP’ye bağlıdır ve Parti’nin ilkelerini ve
bu ilkelerin nasıl uygulanacağını söyleyecek merkezlerdir.
Ekonomik ve toplumsal
nedenlerin yarattığı ihtiyaçlar
Halkevlerinin açılma nedenleri
arasında o dönemin ekonomik ve toplumsal nedenlerinin yarattığı
ihtiyaçlar göz önünde tutulmalıdır. Dünya Ekonomik Bunalımı,
1930’da etkilerini Türkiye’de hissettirmeye başlamış, devletin
bunalım nedeniyle uyguladığı ekonomik önlemler nedeniyle
devletle halk arasındaki uzaklaşma daha da artmıştır. Dünya
ekonomik bunalımının yarattığı sorunlar karşısında devlet,
ekonomik ve toplumsal hayatın her noktasına müdahale etmeye,
daha merkezi ve katı bir düzen izlemeye başlamış, rejimde
bir sertleşme yaşanmıştır. Ülkedeki yöneticiler, sorunu
ekonomik açıdan çözemeyince, ideolojik açıdan bir çözüm
getirmeye çalışırlar. Yani aslında olmayan bir toplum düzenini
ideal planda varmış gibi gösterirler. Böyle durumlarda milliyetçilik
çok sık başvurulan bir ideolojidir. Ekonomik bunalımdan
dolayı dayanılan liberal ekonomi politikalarının yıkılması,
milliyetçiliği yeniden gündeme getirdi. Ülkede yeni tartışmaların
başlamasından çekinen hükümet, halkın dikkatini başka konulara
çekmek, yeni heyecanlar yaratmak ve halk ile devlet arasındaki
kopukluğu gidermek için halkevlerini kurmuştur. Halkevlerinin
kuruluş amacı, halkın ideolojik ve politik eğitimini sağlamaktır.
Yani halkın, Atatürk devrimleri doğrultusunda siyasal ve
ideolojik eğitimlerini gerçekleştirmek, milliyetçilikle
desteklenen halkçılığı geniş kitlelere yaymaktır. Halkevleri,
Atatürk devrimlerinin ve Cumhuriyet dönemi kültürünün Anadolu’ya
yayılmasında önemli kitle örgütleri olmuştur.
Halkevleri, kuruluşundan itibaren
ilk 20 yıl boyunca Cumhuriyet rejiminin ve Atatürk devrimlerinin
halk okulları olmuştur. Milli birliği sağlamak, çağdaş ve
demokratik yeni sistemi halk tabanına yaymak ve Batılı kültürü
topluma benimsetmek için Halkevleri önemli çalışmalar yapmışlardır.
Kalkınma ve çağdaşlaşma yolundaki büyük adımlar Halkevlerinin
düzenli ve örgütlü çalışmalarıyla atılmıştır. Atatürk, devrim
kuruluşları olan Halkevlerini hem çok önemsiyor, hem de
çok güveniyordu. Cumhuriyet’i kurduktan sonra halkın bir
an önce bu rejimi tanımasını ve benimsemesini istiyor, rejim
değişikliği karşısında doğabilecek bir ideoloji boşluğunun
toplumu bunalıma sürüklemesinden korkuyordu. Toplumu yabancı
ideolojilerin baskısından korumak için Atatürk, altı ilke
benimsemiş ve bu ilkeler çerçevesinde bir ulusal ideoloji
yaratmıştı. Böylece bir yandan CHP ile kitlesel haldeki
siyasal örgütlenme sağlanırken, bir yandan da Halkevleri
aracılığıyla toplumsal-kültürel örgütlenmeye gidilmişti.
1950 yılına kadar Halkevi
ve Halkodası sayısı 4780’e ulaştı. “1950’li yıllara gelene
kadar, Halkevleri kendi ana statüsünde belirtilen ilkeler
doğrultusunda çeşitli alanlarda oluşturduğu kollarla önemli
etkinlikleri gerçekleştiriyordu. Halkevleri bu dönemde devletin
tam desteğine sahip olduğu için, gereken parasal kaynaklar
yaratılarak ve ülke çapında desteklenerek belirli bir düzeye
getiriliyordu. Çok partili demokrasiye geçildikten sonra,
Halkevlerinin toplum içindeki konumu değişiyor ve Cumhuriyet
Halk Partisi’ne bağlılık önemli bir sorun haline geliyordu.”
1950 yılında iktidarın değişmesiyle birlikte halk, Halkevlerinden
uzaklaşıyor ve yıllarca yeni kurulan Türk devleti için faydalı
çalışmalarda bulunmuş, toplumu aydınlatan bu örgütler muhalefet
partisinin yan kuruluşları durumuna düşüyordu. İşte bu tarihten
sonra Halkevlerinin durumu ülke çapında tartışmalar yaratıyor
ve ileriki tarihlerde de bu tartışma Halkevlerinin kapatılmasıyla
sonuçlanıyordu.
Halkevlerinin kapatılışı
Halkevleri kurulurken devlet
ve halk arasında bir köprü olmaları, bir kaynaşma yaratmaları
amaçlanmıştı. Halkevlerinin başkanlıklarına devlet ve parti
yöneticilerinin getirilmesi hem olumlu hem de olumsuz sonuçlar
doğuruyordu. Bir yandan çalışmaların gelişmesinde çok daha
büyük bir hız elde edilirken, diğer yandan da halk Halkevlerinde
özgürce hareket edemiyor, konuşamıyordu. Bu durum özellikle
bazı bölgelerde toplumsal rahatsızlıkların yaşanmasına kadar
gidebiliyordu. Çok partili yaşama geçişle birlikte, halkın
Halkevlerinden uzaklaşması sorunu ortaya çıktı. Halk artık
Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir kolu durumuna düşen Halkevlerine
gitmiyor, çalışmalara katılmıyordu. Aydın kesimin de Halkevlerinden
uzaklaşmasıyla Halkevleri için bir yalnızlaşma süreci başlamış
oluyordu. Yaşanan bir diğer sorun da parasal yöndendi. Çok
partili hayata geçilince devlet bütçesinden Halkevlerine
yardım yapılmasına diğer partiler karşı çıkıyorlardı. Cumhuriyet
Halk Partisi artık bütün Halkevlerine yetecek kadar maddi
kaynak bulamıyor ve bu durumda sadece büyük Halkevlerini
destekleyebiliyordu. Parasal olarak sıkıntıya düşen Halkevleri,
artık kol çalışmalarını gerçekte olması gerektiği gibi sürdüremez
duruma geliyorlardı.
Bütün bu gelişmeler Halkevleri
için artık yeni düzenlemelerin şart olduğunu kesin olarak
ortaya koymuştur. Demokrat Parti Halkevlerinin varlığından
rahatsızlık duyuyordu. Cumhuriyet Halk Partisi, Demokrat
Parti’nin iktidara gelmesi halinde Halkevlerini kapatacağından
endişe duyuyor ve Halkevlerinin tüzel kişiliği olan birer
tesise dönüştürülmesine ilişkin çalışmalarını hızlandırıyordu.
Ancak Cumhuriyet Halk Partisi’nin çalışmaları genel seçimlerden
önce bir sonuca ulaşamıyor ve Halkevleri için yapılması
planlanan değişiklikler gerçekleştirilemiyordu. Bütün bu
gelişmelerin yanında ülkede çok partili hayata geçişle birlikte
artan özgürlük ortamından yararlanan gerici kişiler 10 Mayıs
1949’da Türk Ocaklarını yeniden açıyorlardı.
 |
Ayrıca Demokrat
Parti’nin meclise girmesiyle muhalefet kanadında Halkevlerine
karşı ağır bir eleştiri başlamıştı. Halkevleri, Cumhuriyet
Halk Partisi’nin yan kuruluşları gibi görülüyor, bu örgütlere
devlet bütçesinden para verilmesinin anayasaya aykırı olduğu
söyleniyordu. Bu durumda bu kuruluşların belediyelere veya
Milli Eğitim Bakanlığı’na devredilmesi gerektiği söyleniyordu.
Halkevlerinde siyasal ayrımlar yapıldığı, bu örgütlerin
politik merkezler haline geldiği iddia ediliyordu. Bütün
bu iddialar karşısında Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri
de Halkevlerini savunmuştur.
Halkevlerinin ulusal kültürü
halka yaymak amacıyla kurulan kuruluşlar olduğu, bu nedenle
hiçbir parti ayrımı yapmaksızın kapılarının bütün herkese
açık olduğu, Halkevlerinin politik merkezler olmadığı ve
her kesimden insanın Halkevlerinde konuşmalar yapabileceği
anlatılmıştır. Halkevlerinin, Cumhuriyet Halk Partisi’nden
ayrılması gerektiği kabul edilmiş ancak bir bakanlığa bağlanmasına
da karşı çıkılmıştır çünkü Halkevleri okul değildir. Yeni
Türk devletini kuran yöneticiler, devrimleri halka yaymak
için Halkevlerini kurmuşlardır ve Halkevlerinin sembolü
haline gelen altı ok sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin
değil, Türk devrimlerini ve ilkelerini de temsil etmektedir.
Demokrat Parti’nin, Halkevleri’nin
kapatılmasına yönelik hazırladığı yasa tasarısı 6 Ağustos
1951’de meclis gündemine getirildi. Bu yasa tasarısıyla
birlikte Halkevlerinin binaları yeniden Türk Ocaklarına
veriliyor, Hazineye devredilen Halkevlerini kapatma yetkisi
hükümete veriliyordu. Ayrıca bu yasayla, Cumhuriyet Halk
Partisi’ne bağış olarak verilmiş malların kullanılmasına
da izin verilmiyordu.
Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri
Halkevlerinin kapatılmasına karşı çıkıyor, bu kurumlara
ve Atatürk’e yönelik suçlamaları kabul etmiyor ve bu iddialarla
ilgili mahkeme yolunun açık olduğunu söylüyorlardı. Yolsuzluk
iddialarıyla suçlanan Halkevlerinin kapatılmasının anayasa
ihlali olduğunu söylüyorlardı. Buna karşılık Demokrat Parti
iktidarı Halkevlerinin büyük yolsuzluklara karıştığını,
bu iddiaların ancak Yüce Divan’da tartışılabileceğini, halkın
da Halkevlerinin kapatılmasını istediğini, bu kurumların
yıllardır milletin mallarını gasp ettiğini iddia ediyorlardı.
Cumhuriyet Halk Partisi, Atatürk’ün yadigarı olan Halkevlerinin
çok partili düzende de demokrasinin gereği olarak varlığını
sürdürmesini istiyordu. Yeni kurulan parti, dernek ve vakıflarla
beraber Halkevleri de bağımsız kültür kuruluşları olarak
çalışmalarını sürdürmeliydi.
CHP’nin ve Halkevlerinin
tüm mallarına el kondu
Halkevlerinin kapatılması
amacıyla hazırlanan 5830 sayılı yasa, 11 Ağustos 1951 günü
resmi gazetede yayınlandı. Bu yasa çıktıktan hemen sonra
Halkevlerinin ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin bütün ülkedeki
mallarına el kondu. Bu yasanın uygulanmasıyla ilgili sorunlar
çıkınca bu sefer de hükümet 5830 sayılı kanunla hazineye
intikal eden menkul ve gayrimenkul malların idare ve tasfiyeleriyle
ilgili yönetmeliği çıkardı. Böylece Cumhuriyet Halk Partisi’nin
ve Halkevlerinin bütün mallarına hükümet el koydu ve muhalefet
partisinin malları elinden alındı. Halkevlerine ait kitaplar,
sahne, müzik ve spor malzemeleri Milli Eğitim Bakanlığı’na,
diğer eşya ve müzelik eserler Milli Emlak Müdürlüğü’ne,
demirbaş eşyalar devlet dairelerine verildi. Kültür toprakları
tahliye edilerek hazineye devredildi. Arsaların ve gayri
menkullerin bir kısmı satıldı, diğerleri de ya devlet dairesi
yapıldı ya da kiraya verildi. Böylece Atatürk’ün kurduğu
kültür kurumları olan Halkevleri büyük bir yağmaya uğruyor,
hükümetin de göz yummasıyla Halkevlerine karşı şeriatçı
saldırılar düzenleniyordu. Bütün bu olaylar içinde en çarpıcı
olanı ise bir dönem Aydın Halkevi’nin başkanlığını yapmış
olan başbakan Adnan Menderes’in Halkevlerini kapatma yoluna
gitmesiydi.
Halkevleri’nin işlevleri
Devrimin aşılanması: Var olan
ideolojinin sürekliliği ve yeniden üretimi, iktidarın her
zaman en çok önem verdiği konu olmuş, bunu sağlamak için
de çeşitli ideolojik araç ve organlara başvurmuştur. Türkiye
Cumhuriyeti de resmi ideolojisi olan Kemalizm’i halka yaymak
ve “yeni toplumsal yaşam”ın dayanağı olan devrimleri benimsetmek
için Halkevleri’ni kurmuşlardır.” Amaç, devrimlerin halk
tarafından “gönülden” benimsenmesidir
 |
Halkevlerinin
1937 yılı, “yıldönümü broşürü”nde bu durum şöyle açıklanır:
“Devrimlerimizi halkın ruhuna sindirecektik. Halkın ‘madem
ki Cumhuriyet’in, işidir elbette hayırlıdır’ diye ne de
olsa bir nevi tevekküle, pasif rızaya benzer bir imanla
katılmasına gönlümüz razı değildi. ”
Kaynaşmış kitle yaratmak:
Halkevleri ile halkı sınıfsız katı bir kitle haline getirmek
esastır. Necip Ali Küçüka, 24 Şubat 1933’te yaptığı söylevinde
kitleleşmenin çağın en bariz özelliklerinden olduğuna değinmiş;
millet tanımını “maddi ve manevi olarak birbirine bağlı
kitleleşmiş topluluklar” şeklinde yapmıştır. Küçüka’ya göre
bu tür kitleleşmiş milletlerde bireysel iradenin yeri yoktur;
bireycilik tarihte kalmış bir olgudur. Bireyleri kitleleştiren,
katı bir yapı haline getiren, maddi ve manevi bağlarla birbirine
bağlayan görev duygusudur. Bireyin topluma, toplumun bireye
görevleri vardır. Her birey ve meslek grubu yüksek bir iradenin,
yani devlet iradesinin altında yaşar.
Halkın kaynaşması ve bütünleşmesini
sağlamak sınıf farkı gözetmeksizin toplumu bir bütün halinde
tutabilmek için Halkevlerine düşen görev Recep Peker’in
Nutku’nda şöyle dile getirilir: “Cumhuriyet Halk Fırkası’nın
Halkevleriyle takip ettiği gaye; milleti şuurlu, birbirini
anlayan, birbirini seven, ideale bağlı bir halk kütlesi
halinde teşkilatlandırmaktır... Halkevlerinin gayesi ulusu
katılaştırmak, sınıfsız bir kitle haline getirmektir...
Bu kaynaşmış ve sınıfsız kitle içinde bireyin tek başına
varlığının anlamı yoktur. Birey ancak toplum içinde var
olabilir. ”
“Ferdin değeri hayatını çevreleyen
üstün değerlerin duygusu içinde parıldar. Bu da ancak toplulukta
belli olur. Halkevleri işte bu duygunun kaynaştığı eğitim
yuvalarıdır. Burada kendilerini milli hayatın içinde dayaşık
bir varlık olarak bulurlar. Halkevleri bu bakımdan kendi
çevresinin evidir. Çalışmalarının kaynağı buradadır. ”
Sınıfsız ve kaynaşmış bir
kitle içinde eşitlik sağlamak, Halkevleri’ne verilmiş görevlerdendir:
“Halkevleri çatısı altında derin samimilik ve arkadaşlık
duyguları hüküm sürer. Bu sebeple herkese aynı şekilde davranmak
fikrine aykırı bir hareket düşüncesi Halkevleri’nde yer
bulamaz ”
Geçmişe ait izleri silmek:
Halkevleri’nde geçmiş, özellikle Osmanlı tarihine ait izler
silinmeye, eski olana, yani Osmanlı’ya karşı yeni olan yerleştirilmeye
çalışılır.
“Kemalist ideoloji, halkçı
ve milliyetçidir ancak ümmetçi değildir. Kemalizm, bütünleşmiş
bir toplum (halkçılık) ve Güneş-Dil teorisi ile Türklük
fikrini geliştiren Osmanlıcılığa karşıdır. Halkevleri’nin
tüm çalışmalarında da sıklıkla eski olana (özellikle Osmanlı’ya)
karşı yeninin savunması okunur. Yeni olanın (kültürel, siyasi,
vs.) yerleştirilmesi için, eskinin sökülüp atılmasına çalışılır.
”
Halkevi şubelerinin etkinlikleri
–özellikle Ar (sanat) ve Temsil şubeleri- titiz ve özenli
çalışmaları ile geçmişe ait izleri silip yerine Türk kültür
ve değerlerine dayalı bir toplum yaratma amacına hizmet
eder.
“.... tarihe geçmiş kurumların
cemiyet yapısının enderin tabakalarına kadar işlemiş kökleri
sökmek, cumhuriyet ve devrim esaslarını bütün ruhlara ve
fikirlere egemen kutsal insan şartları halinde perçinlemek
ödev ve yükümü karşısındayız ”
Canlandırma: Halkevleri festivaller,
geziler, müzikli ve danslı toplantılar, sinema, tiyatro
gösterimleri ile toplumu canlandırmak ve hareketlendirmek
işlevini üstlenmiştir. “Balolar kadın ve erkeklerin birlikte
katıldığı ilk toplantılar olarak sosyal yaşantıda önemli
bir değişimdir. ”
Laiklik: Laiklik, Halkevleri’nin
dayandığı temel prensipler içerisinde yeralır. CHP Parti
Programı’nda laiklik ilkesi ile ilgili şu ifadeler bulunmaktadır:
“Parti, bütün kanunların, tüzüklerin ve ulusların yapılışında
ve toplanışında, en son ilim ve teknik esasları ile asrın
ihtiyaçlarına uyulmasını prensip olarak kabul etmiştir.
Din, bir vicdan işi olduğundan
parti, dini dünya işleri ile siyasadan ayrı tutmayı, ulusumuzun
çağdaş medeniyet yolunda ilerlemesi için başlıca şartlardan
sayar. ”
Çeçen, Halkevleri’nin laiklik
işleviyle ilgili düşüncelerini şöyle ifade etmiştir: “Camilerde
ümmet olarak biraraya gelmeye alışmış halk kitleleri, artık
Halkevleri’nde ve benzeri uygar toplum merkezlerinde artık
ümmet olarak değil ama millet olarak biraraya geleceklerdir.
Laiklik, Cumhuriyet’in ve devletin ana ilkesi olunca, kitleleri
cami dışında biraraya getirecek yeni merkezlere gereksinme
vardı. Halkevleri böylesine bir gereksinmeyi de karşılayacak
biçimde örgütleniyordu ”
Terbiye: Halkevleri şube çalışmaları
ile halkın ruh, beden ve kulak terbiyesini sağlamaya çalışır.
Halkevleri halkı kültürel olarak geliştirmek için yaygın
eğitim veren, yetişkinlerin eğitimini ve terbiyesini sağlayan
kurumlardır.
“Partinin görüşüne göre milletimizin
hususi vasıflarına uyacak yollardan yürüyerek her derecedeki
resmi tahsil dışında onu bir halk terbiyesiyle yükseltmek
elzemdi. ”
N. Kansu’nun sözkonusu işlev
ile ilgili sözleri şunlardır:
“Halk terbiyesi gibi büyük
ve nazik bir meselede ve şiddete başvurmayan yetiştirme
politikasında, hakiki bir fikir ve zevk mürşitleriyle mürebbilerini
bulup meydana çıkarmak, onların feyizleriyle halkın yüksek
iştiraklarını başbaşa koymak belli başına iştir. ”
Telkin: Halkevleri’nin en
önemli işlevlerinden biri “Kültür Telkini”dir. Halkevleri
bu görevi gerçekleştirecek rehberdir.
Tahsin Bunguoğlu milli kültür
ve kültür telkini görevini yerine getirecek Halkevleri için
şu ifadeleri kullanmıştır: “Biz yeni baştan yüksek bir milli
kültür yaratmak davasındayız. Tek ve gerçek milli bir kültür”...
“Yeni Türk kültürü bütün tabakaları aynı cevherden yapılmış,
yüksek bir halk kültürü olacaktır. Eski Şark ve yeni Garb
zevkleri arasında bocalayan şehirlerimize, münevverlerimize
doğru kendi kültürümüzün saf örnekleri, halk dili, halk
edebiyatı, halk türküleri, halk raksları Halkevlerimizden
taşıp taşıp geliyor. Bu kurumlar tutmuş ve eser vermeğe
başlamıştır. Muhakkaktır ki Türk İnkılabı milli kültür davamızın
en güzel organlarını Halkevleri’yle bulmuştur. Geleceğin
büyük Türk kültürünü yaratmakta bu milli kültür ocaklarının
çok büyük bir payı olacaktır. ”
 |
Halka güven
verme, halkı onore etme: “Halkevleri yayınları halka güven
‘telkin’ eden ve inançla çalışmaya teşvik eden örneklerle
doludur. ” Bu durum ‘özgüven serumu’ olarak tanımlanır.
Reşit Galip Bey 1932 tarihli
Nutkunda; “Türk milleti, o kadar derin ve tükenmez bir hayat
hazinesi idi ki medeniyet beşiği olan yurdundan uzaklarda
bile nerelerde dolaşmış, nerelerde yerleşmiş ise oralarda
bir kültür ve enerji unsuru olmuştur.
Rahat, sakin dünya ile alakası
kesik kaygısız hayatı türbelerin ve tekkelerin gömüldüğü
mezara gömmeliyiz. Bize coşkun, hareket ve faaliyetle dolu
hayat lazımdır. Hayatı ferdi saadete ermek için değil, son
nefesine kadar çalışmak, didinmek ve yükselmek ve yükseltmek
için sevmek ” ifadesiyle Türk Milletinin özgüven duyması,
tüm çalışmalarında coşkulu ve tek vücut halinde olması gerektiğini
belirtmiştir.
Türk devriminin halk
okulları...
Halkevleri kuruldukları dönemde
Cumhuriyet rejiminin halka anlatılmasında ve Atatürk Devrimlerinin
“aşılanması” görevini üstlenmiş kurumlardır. Cumhuriyet
rejimini benimseyen, kaynaşmış ve bütünleşmiş, sınıfsız
bir halk oluşturmak bu kurumların temel işlevleri arasındadır.
Bunu gerçekleştirirken, geçmişe ait izlerin –özellikle Osmanlıya-
silinmesi, yerine Türk kültür ve değerlerine dayılı toplum
yaratma amacı güdülmüştür. Bu amaç doğrultusunda etkinliklerini
yürüten şubeler, halkın beden, ruh ve kulak “terbiyesi”ni
sağlamaya yönelik çalışmalar gerçekleştirerek, “tek ve gerçek
Türk kültürü” yönünde “kültür telkini” işlevini yerine getirmiştir.
Bu etkinlikler çerçevesinde, halka güven veren ve halkı
onore çalışmaları yöntem olarak benimsemiştir.
Özellikle ilk kuruldukları
günden birinci kapatılışlarına kadar Türk devriminin halk
okulları olmuşlardır. Halkın, Atatürk’ün yaptığı bazı devrimleri
anlamadan, sadece Atatürk yapıyorsa doğrudur inancıyla kabullendiği
bir dönemde ortaya çıkan Halkevleri, her devrimin nedenini
halka anlatmışlar ve halkın Cumhuriyet rejimini ve Atatürk
devrimlerini sahiplenmesini sağlamışlardır.
Kaynaklar:
1- Cemalettin Canlı, “Halksız
ve İnsansız Bir Tarihin Halkevleri”, Halkevi Yay., Ankara,
1999,
2- CHP Halkevleri – 1940,
Ulusal Matbaa, Ankara,
3- CHP, 103 Halkevleri Geçen
Yıllarda Nasıl Çalıştı?, Ulus Basımevi, Ankara, 1937,
4- CHP, Halkevleri Öğreneği
– 1938, Recep Ulusoğlu Basımevi, Ankara,
5- CHP, Halkevleri ve Halkodaları
– 1943, Ankara, 1944,
6- Tevfik Çavdar, “Cumhuriyet
Tarihi Ansiklopedisi”, İletişim Yay,
7- Anıl Çeçen, “Halkevleri”,
Gündoğan Yay., 1990,
8- Reşit Galip, Atatürk ve
Halkevleri, “Atatürkçü Düşünceler Üzerine Denemeler”, Türk
Tarih Kurumu Yay., Ankara, 1974,
9- Nafi Kansu, “Halkevlerimiz”,
CHP 1939’da Halkevleri, Recep Ulusoğlu Basımevi, Ankara,
1939,
10- Adem Kara- “Türkiye’de
Halkevleri”, Halkevi Yay., Ankara, 1999,
11- Necip Ali Küçüka, “Söylevler
1932-1941”, Halkevleri ve Halkodaları 10. Yıldönümü Yay.,
Ankara, 1942,
12- Özer Ozonkaya, “Cumhuriyet
Çınarı”, Kültür Bakanlığı Atatürk Dizisi, Ankara, 1997,
13- Mesut Yeğen, “Devlet Söyleminde
Kürt Sorunu”, İletişim Yay., İstanbul, 1999,
14- Neşe Yeşilkaya., “Halkevleri
İdeoloji ve Mimarlık”, İletişim Yay., 1999,
|
Araş. Gör. Halil İbrahim Zeytin
İ .Ü. İletişim Fakültesi, Halkla İlişkiler ve Tanıtım
Bölümü |