Tüm
dünya ulusları için başarılı bir siyasi lider örneği olan
Atatürk’ün liderlik stratejisinin en belirgin özelliklerinden
biri, ana ilkelerini, başlıca hedeflerini başlangıçtan
itibaren açıklık ve tutarlılıkla ortaya koyması, bunlardan
hiçbir zaman ve hiçbir nedenle sapmaması, taviz vermemesi
olmuştur. Kendisini hedeflere götürecek yolların, yöntemlerin
seçiminde ise Atatürk, dikkatli, tedbirli ve hesaplı olmuştur.
Gerçekleştirmek istediği hamlelerin ortamını hazır gördüğünde
ise, muhaliflerine güçlerini toplama fırsatını vermeden,
son derece hızlı hareket etmiştir.
Siyasi liderlik, siyaset
bilimi araştırmaları kapsamına dahil olmakla birlikte,
farklı özelliklerin de kendini gösterdiği bir olgudur.
Başarılı bir siyasi liderin, siyaset bilimi hakkında da
mutlaka yeterli düzeyde bilgi sahibi olması gerekmektedir.
Ancak bunun ötesinde bir siyasi liderin taşıması gereken
başlıca nitelikler; kendini ifade edebilme, farklı konuları
hızlı bir şekilde kavrayabilme yeteneği, ileriyi görebilme
gücü, davranışlarında tutarlılık, zamanlama, değişimlere
açık olma, kararlılık ve halkıyla bütünleşebilmektir.
 |
Tüm
dünya ulusları için başarılı bir siyasi lider örneği olan
Atatürk’ün liderlik stratejisinin en belirgin özelliklerinden
biri, ana ilkelerini, başlıca hedeflerini başlangıçtan
itibaren açıklık ve tutarlılıkla ortaya koyması, bunlardan
hiçbir zaman ve hiçbir nedenle sapmaması, taviz vermemesi
olmuştur. Bu hedefler arasında tam bağımsızlık ve milli
egemenlik ilkeleri en önemli yeri tutmaktadır. Bunlara
Türkiye’nin çağdaşlaşması olarak adlandırabileceğimiz
üçüncü bir temel hedefi de eklemek mümkündür. Kendisini
hedeflere götürecek yolların, yöntemlerin seçiminde ise
Atatürk, dikkatli, tedbirli ve hesaplı olmuştur. Hedeflerini
tehlikeye sokmamak için zaman zaman tedbirli olmayı tercih
eden Atatürk, gerçekleştirmek istediği hamlelerin ortamını
hazır gördüğünde ise, muhaliflerine güçlerini toplama
fırsatını vermeden, son derece hızlı hareket etmiştir.
Saltanatın, halifeliğin kaldırılmasında, Cumhuriyet’in
ilanında Atatürk’ün bu özelliği ön plana çıkmıştır.
Gerçekçilik de Atatürk’ün
siyasi liderliğinin, gerek iç politika gerekse dış politika
alanlarında en belirgin özelliklerinden biri olmuştur.
Bu bağlamda Atatürk’ün dış politikası, bugünkü milli sınırlarımız
içindeki Türk devletinin güçlendirilmesi amacına yönelik
olmuştur. Atatürk, Misak-ı Milli ile, yeni Türkiye Devleti’ne
kazanılması ve korunması mümkün gerçekçi bir sınır çizmiş,
bunun sağlanabilmesi için her türlü fedakarlığı göze almış,
bunun dışında ise hiçbir maceraya girmemiştir. Atatürk’ün
gerçekçi dış politikası Milli Mücadele yıllarında ve daha
sonra Batı devletlerine karşı izlenen tutumda da kendisini
göstermiştir.
Atatürk’ün siyaset anlayışında
somut eylemler, soyut ve teorik fikirlerden daha öncelikli
olarak yer almıştır. Atatürk, hiçbir zaman görüş ve düşüncelerini
katı, değişmez bir doktrin halinde bırakmak istememiştir.
Çeşitli alanlardaki politikalarını belirlerken, bunların
aklın, bilimin ve toplumun gereksinimlerinin gereklerine
uygunluklarını göz önünde bulundurmuştur. Şüphesiz Atatürkçü
düşünce içinde, tam bağımsızlık, milli devlet, milli egemenlik,
laiklik, çağdaş uygarlığa yöneliş gibi bir takım temel
değerler, her zaman önemini korumuştur. Kimi alanlarda
ise gereksinimlerin değişmesi ile siyasetlerin de değişmesinden
kaçınılmamış, dogmatik değil, pragmatik ve esnek davranılmıştır.
Yine Atatürk, Milli Mücadele’ye başladığı günden itibaren,
direnişi bir halk hareketi olarak teşkilatlandırmayı her
şeyin üzerinde tutmuştur. Milli Mücadele’nin ilk aylarında
toplanan Erzurum ve Sivas Kongreleri, 23 Nisan 1920’de
açılan TBMM bunun en somut kanıtlarıdır. Yasama ile yürütme
kuvvetlerini 1921 Anayasası’na göre kendisinde toplayan
TBMM, milletin tek ve gerçek temsilcisiydi. Meclisin üstünlüğü
sadece teoride kalmamış, uygulamada da bu tarihi meclis,
milli mücadelenin her aşamasında etkinliğini ve ağırlığını
korumuştur. Meclis kararları Kurtuluş Savaşı’nın en kritik
günlerinde bile uzun süren tartışmalardan sonra alınmıştır.
Atatürk her hareketini, meclisin ve onun temsil ettiği
Türk Milleti’nin iradesine dayandırmakta kararlı olmuştur.
Atatürk’ün siyasi liderliğinin
karizmatik nitelikler taşıdığı konusunda da bir çok yerli
ve yabancı çevre görüş birliği içerisindedir. Bir milletin
tarihinde bazı dönemler, özellikle ağır ekonomik kriz
ya da savaş dönemleri, karizmatik lider kimliğinin ortaya
çıkması bakımından daha uygun olabilmektedir. Nitekim
Atatürk de, Türk tarihinin en bunalımlı dönemlerinden
birinde, gerçek bir bağımsızlık savaşı sırasında ortaya
çıkmıştır. Bütün bunlara rağmen, Atatürk’ün siyasi liderliğinin
tamamen karizmatik unsurlara dayanmadığı, Atatürk’ün kendisinin
de, iktidarının kişisel karizmatik temeline fazla güvenmediği
ya da karizmasını kullanma konusunda pek istekli davranmadığı
da bir gerçektir. Atatürk’ü bir çok karizmatik liderden
ayırt eden en önemli özellik de O’nun teşkilatçı ve kurum
yaratıcı özelliğidir. Aslında, karizmatik liderliğin içeriği
kurumlaşmaya pek elverişli değildir. Tarihte pek az karizmatik
lider, otoritesini kurumlaştırmada başarılı olabilmiştir.
İşte Atatürk de bu liderlerden birisidir.
 |
Atatürk’ün
kurmuş olduğu siyasi yapının istikrarını, Cumhuriyet’in
temel esaslarına Türk ulusunun sahip çıkmasını; Atatürk’ün
güçlü, akılcı bir şekilde reform hareketlerini Türk toplumuna
benimsetmekteki başarısıyla açıklamak olasıdır. Türk milletinin
uygar bir toplum olmasını ve bu niteliği ile çağdaş uygarlık
seviyesinin üstüne çıkmasını amaçlayan Atatürk’ün çizdiği
yolda ilerlemek ve bu yolda ilerlerken Atatürk ilkelerinden
ödün vermemek hepimizin görevidir. Ancak Ulu Önder’in
başarılı bir siyasi lider olmasının temelinde yatan gerçekleri
doğru bir şekilde özümsediğimiz takdirde, ülkemizi küreselleşen
dünyada hak ettiği noktaya taşımak mümkün olacaktır.
Kaynak:
1- Atatürkçü Düşünce, Atatürk,
Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi,
Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1992.
|
Araş.Gör.Dr.
Güven N. Büyükbaykal
İ.Ü. İletişim Fakültesi, Gazetecilik Bölümü
|