Atatürk'ün
evleri
Büyük
Önder Atatürk, Kurtuluş Savaşı sırasında ve Cumhuriyetin
ilk yıllarında, bütün ulusu değişim ve harekete yönlendirebilmek
için ülkenin her yerini gezmiş, toplantı ve çalışmalar yapmış
ve halk ile iç içe olmaya özen göstermiştir. Atatürk her
gittiği yerde Türk misafirperverliğiyle karşılanmış ve birçok
evde kalmıştır. Bugün Atatürk'ün oturduğu, misafir edildiği
evler, savaş yönettiği karargahlar, hatırasını taşıyan değerli
mekanlar, eşyalarıyla birlikte günümüzde halka açık müzeler
haline getirilmiştir. Atatürk’ün evlerini “Doğumundan, 19
Mayıs 1919'da Samsun'a çıkışına kadar olan konutlar”, “Milli
Mücadele Yılları konutları” ve “Cumhurbaşkanlığı dönemi
konutları” olarak üç ana başlık altında toplamak mümkündür.
 |
EVLER
İnsanlar yüzyıllar yılı ev yaptılar.
İrili ufaklı, birbirinden farklı,
Ahşap evler, kagir evler yaptılar.
Doğup ölenleri oldu, gelip gidenleri oldu,
Evlerin içi devir, devir değişti
Evlerin dışı pencere, duvar.
Vurulmuş vurgunların yücelttiği evlerde
Kalbi kara insanlar oturdu.
Günlerin korkularının çökerttiği evlerde
O fıkara insanlar oturdu.
Evlerin çoğu eskidi gitti, tamir edilemedi
Evlerin çoğu gereği gibi tasvir edilemedi.
Kimi hayata doymuş göründü,
Bazıları zamana uydular.
Evlerin içi oda oda üzüntü,
Evlerin dışı pencere, duvar.
İnsanların kaderi besbelli evlere bağlı:
Zengin evler, fakirlere çok yüksekten baktılar,
Kendi seviyesindeki evler kız verdi, kız aldı.
Bazıları özlediler daha yüksek hayatı,
Çırpındılar daha yükseğe çıkmaya
Evler bırakmadılar.
Behçet Necatigil'in
Evler adlı şiirinden alınmış bu dizeler, evlerin insan yaşamındaki
önemini yansıtırken biz anlamasak bile hayata bakışımızın
sessiz tanıkları ve aynaları olduklarını ifade etmekte.
Evlerin mimarisi, içinde kullanılan eşyalar, döşeme biçimleri,
duvar renkleri ve daha pek çok ayrıntı, kültürel özelliklerin
yanı sıra sahiplerinin kişiliği ve kimliği hakkında sayısız
ip uçları verir. Örneğin, eski Türk evlerinin yapımında
genellikle toprak yada tahta gibi dayanıksız maddelerin
kullanılması, geniş bir avluya açılması, üst kat pencerelerinin
alt katlara oranla daha geniş tutulması, harem ve selamlık
bölümleri, göçebe, içe dönük ve geleneksel yaşantının göstergesidir.
Kentleşme ile birlikte değişen düzenin yansımaları, yaşam
biçimleri ile birlikte ikamet edilen yerlerde de kendisini
hissettirmektedir.
Büyük Önder
Atatürk'ün kullandığı evlerin ortak özelliği, çok kısa süreli
ikamet edilmiş olmalarıdır. Atatürk, Kurtuluş Savaşı sırasında
ve Cumhuriyetin ilk yıllarında, bütün ulusu değişim ve harekete
yönlendirebilmek için ülkenin her yerini gezmiş, toplantı
ve çalışmalar yapmış ve halk ile iç içe olmaya özen göstermiştir.
Bu çabalarında kendisini yalnız bırakmayan ve büyük destek
veren Anadolu halkı, Önder'ine Türk misafirperverliği ile
evini açmış, konuk etmiştir.
 |
Prof.Dr.Afet
İnan, araştırmacı, yazar Mehmet Önder'in 1970 yılında yayınlanan
"Atatürk Evleri- Atatürk Müzeleri" adlı eserine
yazdığı önsözünde bir anısını şöyle aktarmaktadır:
"Atatürk'ün
Çankaya'da oturduğu köşkte bir anahtar koleksiyonu vardı.
Bunlar memleketin çeşitli yerlerinde, kendisine hediye edilen
evlere aitti. O, bu binaların hemen hepsine gitmiş, zaman
zaman memleket meselelerini yerlerinde tetkik ederken, buralarda
misafir edilmiştir...Bugünkü sınırlar içinde kurulan Türkiye
Cumhuriyeti Devleti'ni temsil eden Türk milleti, kendisine
sembolik bir şükran ifadesi olarak kasaba ve şehirlerinde
evler hediye etmişlerdir. Bunların tapuları, anahtarları,
kendisine güzel birer hatıra idi. Fakat yine gayet iyi biliyorum
ki, son senelerinde bunların hepsini, bulundukları şehirlere
vermeyi öngörmüş ve resmi muamelelerin bir kısmı da tamamlanmıştır."
(Önder 1970 :7,8)
Atatürk'ün
oturduğu, misafir edildiği evler, savaş yönettiği karargahlar,
hatırasını taşıyan değerli mekanlar, eşyalarıyla birlikte
günümüzde halka açık müzeler haline getirilmiştir.
Bu evleri:
1- Doğumundan, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkışına kadar
olan konutlar
2- Milli
Mücadele Yılları konutları
3- Cumhurbaşkanlığı
dönemi konutları
olarak üç ana başlık altında toplamak mümkündür.
I-
1881-1919 tarihleri arasında kalan dönem
İlk döneme
ait olan evler içinde en önemlileri Selanik'te doğduğu ev
ile İstanbul-Şişli'deki Atatürk Evi'dir.
Selanik'te
Türk Evi: 1881'de içinde doğduğu, çocukluk ve gençlik yıllarının
bir kısmını geçirdiği, ülkenin özgürleşmesi için mücadele
etmeye karar verdiği tarihi ev, Selanik'in Balkan Savaşları
sonunda Yunanistan'ın eline geçmiş olması nedeni ile Lozan
Antlaşması maddelerince Yunanlılara verilmiştir. Yunan Hükümeti
de evi bir Yunanlı aileye satmıştır.
Cumhuriyetin
10. Yıl Dönümü gerekçesiyle, Selanik Belediyesi, Türk-Yunan
Dostluğu ve Balkan Konferansının bir anısı olarak, Atatürk'ün
doğduğu evin kapısına, üzerinde Türkçe, Yunanca ve Fransızca
olarak : "Türk Milletinin Büyük Kurtarıcısı ve Balkan
Birliği'nin Önderi GAZİ MUSTAFA KEMAL burada dünyaya gelmiştir.
İş bu levha Türkiye Cumhuriyeti'nin 10. yıldönümü münasebetiyle
konulmuştur. Selanik, 29 Ekim 1933" yazan çift kapalı
bir levha koymuştur.
Selanik Belediyesi
daha sonra evin, Yunanlı sahibinden satın alınarak Atatürk'e
armağan edilmesini de kararlaştırmış, konut ancak 19 Şubat
1937'de tahliye edilmiş, anahtarları Selanik Konsolosluğumuza
teslim edilmiştir." Doğduğu evin kendisine armağan
edilmesinden büyük memnuniyet duyan Atatürk, Ankara'dan
bir mimar görevlendirmiş ve yaşadığı döneme ait bilgileri
not ettirerek evin o günkü durumuna getirilmesine yardımcı
olmuştur"(Çetinor 1981 30).
 |
1950
yılında daha geniş bir tadilat gören Atatürk Konutu'nun
“Atatürk Müzesi” olarak düzenlenmesi düşünülmüş ve bu konuda
Dışişleri Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı çalışmalara
başlamıştır. Bu çabalar sonuç vermiş ve ev tamamen eski
haline uygun biçimde düzenlenerek 10 Kasım 1953 günü ziyarete
açılmıştır.
İstanbul-Şişli’de
Atatürk Evi (İnkılap Müzesi): Atatürk Suriye cephesinden
ayrılıp 13 Kasım 1918'de İstanbul'a gelişinden kısa bir
süre sonra Şişli'de Madam Kasabyan'ın üç katlı konutunu
kiralamış, Beşiktaş Akaretler mahallesinde oturan annesi
Zübeyde Hanım ile kız kardeşi Makbule Hanımı da bu eve taşımıştır.
İstanbul’un düşman işgali altında olduğu o zor günlerde,
konutunda arkadaşları ile sık sık toplantılar yapmış, 16
Mayıs 1919'da Samsun’a hareketine kadar, altı ay burada
kalmıştır.1908 yıllarında yaptırılan ve Atatürk Evi olarak
bilinen evi, İstanbul Belediyesi tamir etmiş ve 1943'de
İnkılap Müzesi olarak ziyarete açmıştır.
Atatürk'ün
doğumunun 100. senesinde yeniden düzenlenen müzede, kendisine
ait fotoğraflar, kullandığı eşyalar ve merhum Çelik Gülersoy
tarafından bağışlanan Atatürk hakkında yazılmış 500'ün üzerinde
eserin bulunduğu bir kitaplık bulunmaktadır.
II- Kurtuluş Savaşı
Yılları
Kurtuluş
Savaşı sırasında Anadolu'da kaldığı ve karargah olarak kullandığı
pek çok ev arasında : Samsun 19 Mayıs Müzesi, Erzurum Atatürk
Evi, Ankara İstasyon Binası, Eski Çankaya Köşkü, Polatlı
Alagöz Köyü Başkomutanlık Cephe Karargahı, Akşehir Garp
Cephesi Karargahı, Afyon, Şuhut Atatürk Karargah Binası,
Afyon Atatürk Karargah Binası sayılabilir .
Samsun 19
Mayıs Müzesi: Bugün Samsun 19 Mayıs Müzesi olarak ziyaretçilere
açık olan bina, 19 Mayıs 1919'da 18 arkadaşı ile Samsun'a
gelen Atatürk'ün kaldığı Mıntıka Palas Otelidir. "Cumhuriyetin
ilanından sonra 1924 yılında, Atatürk'ün Samsun'a ikinci
gelişinde Mıntıka Palas sahipleri bu binayı Atatürk'e hediye
etmişlerdir. Daha sonra, Atatürk'ün emri ile binanın alt
katı "Gazi Kütüphanesi" adıyla 22 Eylül 1939'da
halkın hizmetine açılmış, üst kat ta Samsun belediyesince
"19 Mayıs Müzesi" olarak tanzim edilmiştir"
(Çetinor 1981:33). Bu otel, heyeti Anadolu'da ilk barındıran
bina olarak tarihe geçmiştir.
Erzurum Atatürk
Evi: 3 Temmuz 1919'da Erzurum’a gelen Atatürk, bir kaç yer
değiştirdikten sonra, Yukarı Mumcu Mahallesindeki iki katlı
kagir konağa taşınmıştır. "Erzurum Kongresi süresince
ve Sivas'a gidiş tarihi olan 29 Ağustos 1919'a kadar 52
gün bu konutta kalmıştır" (Çetinor 1981: 33).
Cumhuriyetin
ilanından sonra Erzurumlular bu binayı Atatürk'e armağan
etmişlerdir. Vefatından sonra Çocuk Esirgeme Kurumuna devredilen
bina, uzun süre çocuk yuvası olarak kullanılmıştır. Bugün
tarihi Atatürk Evi, müze olarak halka açılmıştır.
 |
Ankara
İstasyon Binası: Atatürk Anadolu'daki tarihi gezisini ve
kongreleri tamamladıktan sonra Ankara'ya gelmiş, önce Ziraat
Mektebine, daha sonra da "Direksiyon Binası" denilen
Ankara'nın küçük istasyon binasına yerleşmiştir. 2,5 katlı
binanın iki odası kendisine tahsis edilirken, diğer bölümleri
yine Demiryollarının hizmeti için kullanılmıştır. Kurtuluş
Savaşı'nın harekat planları ve Türkiye Büyük Millet Meclisi
kurulması esasları bu binada yapılmıştır. Çerkez Ethem’in
Atatürk'e suikasta yeltenmesi ve casus Mustafa Sagir'in
yakalanması Direksiyon Binasında geçen en önemli olaylardır.
Bina, Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü'nce 1965 yılında
müze haline getirilmiştir.
Eski Çankaya Köşkü: Atatürk için müstakil bir binaya ihtiyaç
duyulması sonunda Çankaya sırtlarındaki Bulgurzade'lerden
Mehmet ve Fuat Beylerin bağ evi 1921'de Ankaralılar tarafından
4500 liraya satın alınarak Atatürk'e tahsis edilmiştir.
Cumhurbaşkanlığı köşklerinin nüvesini oluşturan ve Atatürk'ün
1921-1932 yılları arasında severek kaldığı bu bina, ünlü
mimar Vedat Tek tarafından bazı ilavelerle genişletilmiş,
geniş bir teras ve üstü sivri kuleli bir kütüphane yapılmıştır.
Atatürk ünlü Nutkunu bu kütüphanede yazmıştır. Eski köşk,
1950 yılında "Atatürk Müzesi" haline getirilmiştir.
Polatlı Alagöz Köyü, Başkumandanlık Cephe Karargahı: Bu
ev, Atatürk'ün Büyük Nutkunda "Genel Kurmay Başkanı
Fevzi Paşa hazretleriyle beraber Polatlı Cephe Karargahına
gittim.." dedikleri, düşmana en yakın tarihi binadır.
Mustafa Kemal," 23 Ağustos'tan 13 Eylül tarihine kadar
22 gün-22 gece aralıksız devam eden Sakarya Meydan Muharebesini
bu binadan idare etmiş, bütün planlarını burada hazırlamış,
tarihi kararlarını burada vermiştir" (Önder 1970: 78).
Sakarya Meydan Savaşı'nın hareket planları, haritaları,
savaşta kullanılan silahlardan bazıları ve Atatürk'ün özel
eşyaları da dahil olmak üzere pek çok tarihi belgenin yer
aldığı bina, 10 Kasım 1968 tarihinde müze olarak hizmete
girmiştir.
Akşehir Garp Cephesi Karargahı: 18 Kasım 1921'den 24 Ağustos
1922'ye kadar Garp Cephesi karargahı olarak kullanılan o
zamanki Belediye binasında Büyük Taarruzun planları hazırlanmıştır.
Atatürk 18 Kasım 1921- 24 Ağustos1922 tarihleri arasında
kaldığı bu binada 22 Ağustos günü "Ordular.. İlk hedefiniz
Akdeniz’dir, ileri!" emrini vermiştir (Çetinor,1981:33).
Bina, 1966 yılında "Atatürk ve Etnografya Müzesi"
olarak ziyarete açılmıştır.
Afyon, Şuhut Atatürk Karargah Binası: Şuhut kasabasındaki
bu küçük köy evi 22 Ağustos 1922'de Atatürk'ü ağırlamış,
iki gün sonra 26 Ağustos'ta Büyük Taarruz başlamıştır. Günümüzde
özel mülkiyet olan bina "korunması gerekli tarihi evler"
arasındadır. (Önder 1970:84)
 |
Afyon Atatürk Karargah Binası: Büyük Taarruz
sonunda Türk Orduları 22 Ağustos 1922'de Afyon’a girmişler
ve Başkumandanlık ile Garp cephesi Kumandanlık Karargahı
da Afyon belediye binasına nakledilmiştir. Bu bina Kurtuluş
Savaşı'nın sonuna kadar karargah olarak kullanılmıştır (Çetinor,
1981 :33).
III. Cumhurbaşkanlığı
Dönemi Konutları
Bu dönemde, Cumhurbaşkanlığı Konutlarının yanı sıra, Atatürk'ün
karış karış gezdiği genç Türkiye Cumhuriyeti'nin hemen her
köşesinde, kendisini ağırlayan, misafir eden sayısız bina
vardır. Bir çoğu, günümüzde müzeye dönüşmüş olan bu binalar
arasında: Konya Atatürk Evi, Adana Atatürk Evi, İzmir Atatürk
Evi, Antalya Atatürk Köşkü, Ankara Atatürk Orman Çiftliği
içinde bulunan Marmara ve Atatürk Köşkleri, Ankara Söğütözü
Atatürk Evi (Atatürk'ün en küçük evi, tek oda), Diyarbakır
Atatürk Köşkü, Trabzon Atatürk Köşkü (ölümünden bir sene
önce vasiyetnamesini dikte ettirdiği ev), İstanbul-Florya
Deniz Köşkü, Ankara Çubuk Barajındaki Atatürk Köşkü ve Yalova
Atatürk Köşkleri sayılabilir.
Eski ve Yeni Çankaya Köşkleri: Atatürk'ün 1921-1931 yılları
arasında kullandığı Eski Çankaya Köşkü ilk Cumhurbaşkanlığı
konutudur. "Ancak zaman içinde bu köşkün yetersiz kalması
sonunda 1932 yılında Atatürk'ün emriyle bugün de Cumhurbaşkanlığı
Köşkü olarak kullanılan Yeni Köşk yaptırılmıştır (Önder
1970: 77).
Çoğunda, en fazla bir kaç gün kalan Atatürk'ün en fazla
sevdiği ve vakit geçirdiği evlerinin başında, Atatürk Orman
Çiftliği ve Yalova Atatürk Köşkleri gelmektedir.
Cumhuriyetin ilanından sonra, hedeflenen Batı Medeniyeti
doğrultusunda yapılan çalışmalar her alanda büyük bir hız
ve azimle başlamış ve Atatürk bu faaliyetlerin pek çoğuna
katılarak halkı yüreklendirmiştir. Atatürk Orman Çiftliği
tarıma verdiği önemin bir göstergesidir. “Çiftlik, çeşitli
tarım alanlarında faaliyet göstermek ve bir örnek teşkil
etmek üzere 5 Mayıs 1925’te Atatürk’ün emri ile kurulmuştur.
Atatürk, Ankara’nın çölleşmiş olan bu geniş düzlüğünde bizzat
çalışmış, çiftliğin her türlü faaliyeti ile uğraşmış, bütün
masraflarını kendisi ödemiş, burada yaptırdığı iki köşkte,
günlerce, haftalarca kaldığı olmuştur. Bir süre sonra bu
boş arazi verimli bir çiftlik haline gelmiş, bir orman doğmuş,
bu başarısından sonra Atatürk 11 Mayıs 1937’de , bu çiftlikle
birlikte Silifke ve Yalova’daki çiftliklerini de Türk Milletine
hediye ederek, bununla ilgili belgeyi imzalamıştır.”(Önder
1970 :110)
 |
"Yalova'yı ve şifalı kaplıcalarını
çok seven Atatürk, 1927'den 3 Şubat 1938'e kadar sık sık
Yalova'ya gelmiş, dinlenmiş ve şifalı sularından yararlanmıştır"(Çetinor,1981:35).
Atatürk'ün bu ilgisi nedeniyle Yalova'da : Atatürk Köşkü,
Baltacı Çiftliği Köşkü ve Cumhurbaşkanlığı Köşkü olmak üzere
üç köşk yaptırılmıştır.
Kurtuluş Savaşının başladığı 1919 yılından sonra hiç yurt
dışına çıkmayan Mustafa Kemal Atatürk,
Başkumandan ve Cumhurbaşkanı olarak tüm yaşamını, Yahya
Kemal Bayatlı'nın:
Kuru ekmekle beyaz peyniri lezzetle yiyen,
Çeşmeden her su içişte "şükür Allaha" diyen bu
vatandaş,
Biraz ahşap, biraz kerpiçten, yapabilmiş bu güzellikleri
bir hiçten
mısralarındakine benzer vatandaşlarının arasında, evlerinde,
gönüllerinde yaşamıştır.
Kaynaklar:
1- Bülent Çetinor, Atatürk Evleri, İlgi
Dergisi, Apa Ofset Basımevi, İstanbul, Mayıs 1981
2- Mehmet Önder, Atatürk Evleri- Atatürk Müzeleri, Türk
Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 1970
Resimler: Yük.Müh.Mimar Bülent Çetinor
| Doç.Dr.
Gül Batuş
İ.Ü. İletişim Fakültesi, Gazetecilik Bölümü |