Atatürk
ve çağdaşlaşma
Türk çağdaşlaşması, farklı
ortamlarda gelişen Türk kültür çevresi ile Batı kültür çevresinin
uyumunu sağlamayı amaçlamaktadır. Atatürk ilke ve inkılapları
Türk çağdaşlaşma hareketinin en önemli unsurunu, diğer bir
deyişle itici gücünü oluşturmaktadır. Atatürk’ün ‘yaptığımız
ve yapmakla yükümlü olduğumuz inkılapların amacı, Türkiye
Cumhuriyeti halkını her bakımdan uygar bir toplum haline
getirmektir. İnkılaplarımızın temel kuralı budur’ sözleriyle
gerçekleştirilen inkılaplar yeni Türk Devleti’nin çağdaşlaşmasını,
Türk toplumunun her yönüyle uygar nitelik kazanmasını sağlamıştır.
 |
Atatürk,
Türk milletini çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmayı hedeflemiş
ve toplum olarak gerek zihniyet gerekse kurumlar açısından
çağın gerektirdiği yaşam tarzına geçme olarak tanımlanabilen
çağdaşlaşma olgusunu ‘Türk milletinin dinamik ideali’ olarak
kabul etmiştir. Bu nedenledir ki Atatürk’ün hemen hemen
bütün konuşmalarında uygarlık ve çağdaşlaşma konuları üzerinde
önemle durduğu görülmektedir. Dinamik İdeal’in gerçekleşmesi,
çağdaş uygarlık seviyesinin gerektirdiği atılımları yapmayı
öngörmektedir. Bu açıdan Dinamik İdeal, salt yapılan inkılapları
korumakla, yani statik bir durumda kalmakla yetinmeyip,
aklın, bilimin ve ileri teknolojinin yol göstericiliğine
dayalı gerekli atılımlarla çağdaşlaşmaya yönelmeyi gerektirir.
Atatürk’e göre ‘dünyada bir milletin varlığı, kıymeti, hürriyet
ve bağımsızlık hakkı, ancak gösterdiği ve göstereceği uygar
eserlerle orantılıdır. Uygar eser vücuda getirmek kabiliyetinden
mahrum milletler, hürriyet ve bağımsızlıklarından soyunmaya
mahkumdur.’ O halde yine Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri’nde
belirttiği gibi ‘uygarlık yolunda ilerlemek ve başarı kazanmak
var olmanın şartıdır.’ Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Türk milletini
çağdaş uygarlık düzeyine yükseltmek Türkiye Cumhuriyeti’nin
var olma savaşında en önemli yeri oluşturuyordu.
Atatürk’ün çağdaşlaşma hareketini
başlattığı dönemde bilindiği gibi Türk toplumu Batı’dan
çok gerideydi. Türk çağdaşlaşması, farklı ortamlarda gelişen
Türk kültür çevresi ile Batı kültür çevresinin uyumunu sağlamayı
amaçlamaktadır. Atatürk ilke ve inkılapları Türk çağdaşlaşma
hareketinin en önemli unsurunu, diğer bir deyişle itici
gücünü oluşturmaktadır. Atatürk’ün ‘yaptığımız ve yapmakla
yükümlü olduğumuz inkılapların amacı, Türkiye Cumhuriyeti
halkını her bakımdan uygar bir toplum haline getirmektir.
İnkılaplarımızın temel kuralı budur’ sözleriyle gerçekleştirilen
inkılaplar yeni Türk Devleti’nin çağdaşlaşmasını, Türk toplumunun
her yönüyle uygar nitelik kazanmasını sağlamıştır.
Atatürk her şeyin bittiği
sanılan, umutsuz ve karanlık bir ortamda cesaretle, kahramanca
ortaya atılmış, gönülleri ateşlemiş, yığınları harekete
geçirmiş, bitmez ve tükenmez bir enerji ile onları örgütlemiş,
yönetmiş ve inanılmazı gerçekleştirerek süper güçlerin arkaladığı
istilacı güçleri, Mehmetçiğin süngüsü ile yurt dışına sürmüş,
ölüm yatağındaki hasta adamdan, genç, dinamik bir devlet
yaratmıştır. Milli bağımsızlığı sağladıktan sonra, Atatürk’ün
temel amacı, Türkiye’nin bir daha aynı duruma düşmemesi
ve her zaman için milli bağımsızlığını koruyabilmesidir.
Atatürkçü çağdaşlaşmanın temelinde
devlet olarak bağımsızlık, millet olarak egemenlik, fert
olarak hak ve özgürlükler söz konusudur. Ancak bu nitelikte
ve bu ortam içinde bir çağdaşlaşma, insani açıdan değer
ifade eder. Atatürkçü çağdaşlaşmanın en belirgin özelliği
ise laik ve demokratik toplum düzeni içinde gelişmeye açık
yönüdür. Atatürk’ün çağdaşlaşma yöntemi az zamanda çok ve
büyük işler yapmak esasına dayanmaktadır. Atatürkçülük’te
zaman ölçüsü Atatürk’ün kendi ifadesiyle: ‘geçmiş asırların
uyuşturucu zihniyetine göre değil, asrımızın sürat ve hareket
kavramına göre’ ayarlanmıştır. Bu bakımdan çağdaşlaşma yolunda
atılan her adımı kısa ve eksik görmek, her an daha uzun
ve esaslı adımlarla daha ileriye yürümek Atatürkçü çağdaşlaşmanın
esasını oluşturmaktadır.
Kurtuluş Savaşı’nı izleyen
dönemde toplumumuzu tasvir eden tablonun pek de iç açıcı
olmadığı yadsınamaz bir gerçektir. Şeriat esaslarına dayanan
hukuk düzenimizi günün gereklerine uygun laik bir hukuk
düzeni haline getirmek bu amaçla yeni kanunlar yapmak gerekiyordu.
Hukuk alanında yapılan devrimle akla, bilimsel esaslara,
en ileri teknolojiye uygun bir yaşam ve demokratik, çoğulcu,
özgürlükçü bir devlet sistemi kurabilmiş, Türk halkı çağdaş
uygarlık düzeyinde ve en önemlisi, kadınıyla, erkeğiyle
eşit haklara sahip olarak insanca yaşama hakkına kavuşmuştur.
Çağdaş Türk hukuku, Türk Devletini Dinamik İdealine ulaştıracak
başlıca araçlardan biridir. Hukuk olmadan insanca yaşamak
mümkün değildir. Çağdaş Türk biliminin temellerini atacak
olan üniversitemizde (o dönemdeki ismiyle Darülfunun) Batılı
anlamda bir reforma gereksinim vardı. Yine o yıllarda Türk
kadını toplumsal yaşamın dışında bırakılmıştı. Çağdaş uygarlık
yolunda ilerleyebilmek için kadın ve erkek birlikte yol
almalıydı.
Atatürkçü çağdaşlaşma
Batı’yı taklit değildir
Atatürk bütün bu eksiklikleri görmüş, insanca yaşamanın
yollarını açan laik ve demokratik bir toplum düzeni kurmayı
hedeflemişti. Atatürkçü çağdaşlaşma bizim için Batı’yı körü
körüne taklit etmek değildir. Burada önemli olan, gerek
zihniyet gerekse kurumlar açısından Batılılaşırken, çağdaş
yenilikleri milli bünye içinde eritebilmektir. Atatürk’ün
‘biz Batı uygarlığını bir taklitçilik yapalım diye almıyoruz.
Onda iyi olarak gördüklerimizi kendi bünyemize uygun bulduğumuz
için, dünya uygarlık seviyesi içinde benimsiyoruz’ sözleri
bu durumu en iyi şekilde özetlemektedir. Atatürk’e göre
çağdaş uygarlığın ortağı olmak, bu uygarlığın bir bütün
olarak alınmasıyla olasıdır.
 |
Türk çağdaşlaşması,
herhangi bir dış baskıdan kaynaklanmadığı gibi, tam aksine
Batı’ya rağmen, Batılılaşmak şeklinde ortaya çıkmış ve Türk
toplumunun beklentileri, ülkenin gereksinimleri ışığında
biçimlenmiştir. Çağdaşlaşma kavramının temel dayanağı akılcılıktır.
Toplumu çağdaş uygarlık düzeyine ulaştıracak tek rehber
de bilim ve teknolojidir. Atatürkçülük’te akılcılığın temeli
olan bilim ve teknoloji her alanda esas alınmalıdır. Dolayısıyla
çağdaş uygarlığa giden yol, bilim ve teknolojiden geçmektedir.
Atatürk’ün düşünce sistemi olan Atatürkçülüğün unsurlarından
biri de bilimin ve aklın rehberliğinde sürekli çağdaşlaşmadır.
Bilim ve teknolojide başarılı olmak her türlü mücadele başarılı
olmanın başlıca koşuludur. Atatürk, Türk milletinin uygarlık
yolunda hızla ilerleyeceğine inanmaktadır. Atatürk Türk
milletinin karakterinin yüksek, çalışkan ve zeki olduğunu
belirttikten sonra, uygarlık yolunda Türk milletine inancını
şu sözleriyle dile getirmiştir: ‘Memleket kesinlikle çağdaş,
medeni ve yenilenmiş olacaktır. Bizim için bu hayat davasıdır.
Bütün fedakarlığımızın verimli olması buna bağlıdır.’ O’na
göre uygarlık yolunda başarı kişilerin kendilerini yenilemeleriyle,
yeniliklere açık olmalarıyla mümkündür.
Sonuç olarak Atatürk’ün gerçekleştirdiği
çağdaşlaşma olayı, bir Batı taklitçiliği veya Avrupa’ya
benzeme özentisi değildir. Bu, ülkenin jeopolitik konumunun
ve geçirmiş olduğu tarihi sürecin Türkiye’ye çizmiş olduğu
yol ve yüzyıllarca bağımsız yaşamış, kökeni devlet geleneği
olan bir milletin değişen dünyada layık olduğu yeri alması
ve onu koruması davasıdır. Çağdaşlaşmak Atatürk için bir
amaç değil, ancak Türkiye Cumhuriyeti’nin sonsuza kadar
yaşayabilmesi için vazgeçilmez bir araç niteliği taşımaktadır.
Atatürk’ün Türk milletinin uygar dünyada yerini almasını
öngören ve uygarlıktan yoksun kalan milletlerin yok olmaya
mahkum olduğunu belirten sözleri, günümüzde de önemi artarak
gerçekliğini korumaktadır. Atatürk’e göre ‘medeniyet yolunda
başarı, yenileşmeye bağlıdır. Sosyal hayatta, ekonomik hayatta,
ilim ve fen sahasında başarılı olmak için tek gelişme ve
ilerleme yolu budur.’ Bu nedenle toplumun, çağın gereklerine
kendini uydurması, gelişmesi ve yenileşmesi gerekmektedir.
Topluma çağdaş niteliğini kaybettirmemek için yeniliklere
her zaman açık olunmalıdır.
Kaynaklar
1- Suat İlhan ‘Türk Çağdaşlaşması’,
Atatürkçü Düşünce, Atatürk, Kültür, Dil ve Tarih Yüksek
Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi, Türk Tarih Kurumu Basımevi,
1992.
2- Utkan Kocatürk ‘Atatürkçü
Düşünce Işığında Çağdaşlaşma’, Atatürkçü Düşünce, Atatürk,
Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi,
Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1992.
3- Abdurrahman Çaycı ‘Atatürk
ve Çağdaşlaşma’, Atatürkçü Düşünce, Atatürk, Kültür, Dil
ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi, Türk Tarih
Kurumu Basımevi, 1992.
|
Araş. Gör. Dr. Ceyda Ilgaz Büyükbaykal
İ .Ü. İletişim Fakültesi, Gazetecilik Bölümü |