Atatürk’ün
değerli miraslarından biri:
Anadolu Ajansı
Günümüzde Türk medyasının
temel haber kaynağı Anadolu Ajansı, 83 yılı bulan onurlu
geçmişiyle, Atatürk’ün Türk devleti ve ulusuna bıraktığı
en değerli miraslardan biri olarak, uluslararası camiada
da saygın yerini pekiştirmiştir.
“Anadolu Ajansı Türkiye’nin
sesini bütün dünyaya duyuracaktır. ”
Mustafa Kemal
Atatürk
Anadolu Ajansı, Osmanlı topraklarının
işgal altında olduğu yıllarda, Kuvayi Milliye Hareketi’nin
sesini, öncelikle Anadolu’ya ve tüm dünyaya duyurma gereksiniminden
doğmuştur.
 |
Mustafa
Kemal Paşa, Büyük Millet Meclisi açılmadan önce, “askeri
ve ulusal teşkilatların mahallelere ve köylere kadar ulaştırılması
ve genişletilmesi” için uğraşmış; 27 Kasım 1919 tarihinde
Erzurum Heyet-i Merkeziyesi’ne gönderdiği yazıda, “Zamanın
gereğine göre acele olarak mahalle ve köylerde Teşkilat-ı
Milliyeler kurulması” gerektiğini belirtmiştir.
Mustafa Kemal Paşa’nın düşüncesine
göre “ulusal örgütler” oluşturulduktan sonra buralara Ulusal
Bağımsızlık Savaşı ile ilgili bilgiler ulaştırılacaktır.
Nitekim bu amaçla önce Sivas’ta “İrade-i Milliye” (14 Eylül
1919) daha sonra Ankara’da “Hakimiyet-i Milliye” (10 Ocak
1920) gazeteleri yayımlanmış; 6 Nisan 1920’de Ankara’da
Anadolu Ajansı kurulmuştur.
“Anadolu Ajansı” Adı
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin
kuruluş hazırlıkları için Ankara’da bulunan Mustafa Kemal
Paşa, Ulusal Kurtuluş Hareketi’nin haklılığını tüm dünyaya
duyurmak amacıyla haber ajansı kurulması düşüncesini önce
dönemin aydınlarından, Kurtuluş Hareketi’nin önemli simalarından
Halide Edip Hanım’a (Adıvar) açmıştır. Halide Edip ve gazeteci
Yunus Nadi, Ankara’ya gelirken, Büyük Önder’in istediği
bir haber ajansının nasıl oluşturulması gerektiğini, 31
Mart 1920’de, Geyve’nin Akhisar kasabası tren istasyonunda
konuşmuşlardır.
Yunus Nadi kurulacak ajansa
“Anadolu” adının verilmesi fikrinin, ilk kez bu istasyonda
Halide Hanım tarafından önerildiğini söylemiştir. Bu konuda
Yunus Nadi ile Halide Edip arasında geçen konuşma şöyledir:
“- Çok güzel, dedi, daha iyisi
gider gitmez bir ajans teşkilatı kuralım, o vasıta ile dahile
ve harice söyleriz.
- Birinci şart, hanımefendi.
Sonra tabii bunun teferruatı gelir; mesela ilk merhalede
neşriyat ki başlı başına teşkilata ihtiyaç gösterir. Sonra
propagandanın envai…
- Tabii sıra ile hepsi yapılır.
Fakat benim fikrimce ilk iş ajans olmalıdır. Hatta isterseniz
adını burada koyuverelim. Mesela Türk Ajansı, mesela Ankara
Ajansı, mesela Anadolu Ajansı… Daha da bulunabilir.
- Bana “Anadolu Ajansı” en
iyi bir isim gibi görünüyor.
- Bana da öyle, değil mi...
Evvela kendini ve mümkünse bütün vatanı kurtaracak olan
Anadolu’dur. O halde kararımızı vermiş olalım: Anadolu Ajansı…
- Evet Anadolu Ajansı hanımefendi...”
Halide Edip Adıvar, 5 Nisan
1920’de, ajans konusunda Mustafa Kemal Paşa ile Ankara’da,
günümüzde müze olarak kullanılan istasyon binasında yaptıkları
görüşmeyi, “Türk’ün Ateşle İmtihanı” adlı eserinde şöyle
anlatmıştır:
“Yunus Nadi Bey’le yolda konuştuğumuz
ajans sorununu M. Kemal Paşa’ya açtım. Yunus Nadi Bey’le
buna, ‘Anadolu Ajansı’ olarak başlamayı konuştuğumuzu anlattım.
İsteklerimiz, bu ajans haberlerini, telgrafhanesi olan her
yere göndermek ve olmayan yerlerde de camilere ilan halinde
yapıştırmaktı.
Bundan başka, dünyanın ne
düşündüğünü anlamak için, İngilizce ve Fransızca gazetelerin
en önemlilerini getirtmekti. Bu noktalar üzerinde anlaştıktan
sonra, ben bir yazı makinesi lazım olduğunu söylediğim zaman,
Mustafa Kemal, Osmanlı Bankası’ndan bulacağını vaat etti.”
A.A.’nın Kuruluş Genelgesi
Mustafa Kemal ve Cumhuriyet’in
kurucusu olan arkadaşları, milli mücadelenin ilk günlerinde,
dünya haber ajanslarının tekelci ve ön yargılı yaklaşımları
yüzünden, yapmak istediklerini dünya kamuoyuna gerekli biçimde
anlatamamışlardır.
Bu gereksinim nedeniyle Anadolu
Ajansı, Mustafa Kemal’in 6 Nisan 1920’de yazdığı, 8 Nisan
1920’de ulaşılabilen her yere gönderdiği aşağıdaki genelgeyle,
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 23 Nisan 1920 tarihindeki
açılışından 17 gün önce, yeni Türk Devleti’nin “ilk ulusal
kurumu” olarak kurulmuştur.
TAMİM
TELGRAF Ankara
Müstaceldir. 8/4/36
Kolordulara, Vilayetlere,
Müstakil Livalara, Vilayat ve Elviye-i Müstakille Müdafaa-i
Hukuk Heyet-i Merkeziyelerine, Müdafaa-i Milliye Heyet-i
İdarelerine,
Kalbgah-ı İslam olan Merkez-i
Saltanat-ı Osmaniye’nin, düşman işgaline geçmesi ve bütün
vatan ve milletimizin en büyük tehlikeye maruz kalması neticesi
olarak, bütün Rumeli ve Anadolu’nun giriştiği milli ve mukaddes
mücahede esnasında, efrad-ı ümmetin dahili ve harici en
sahih havadis ile tenviri ihtiyaç-ı mübremi nazarı dikkat
ve ehemmiyete alınmış ve binnetice burada en salahiyyetdar
zevattan mürekkep bir heyet-i mahsusa idaresinde ve (Anadolu
Ajansı) unvanı altında bir müessese vücuda gelmiştir.
(Anadolu Ajansı)nın en seri
vesait ile vereceği havadis ve malumat esasen Heyet-i Temsiliyemizin
menabii asliyye ve mevsakası mahasalı olacağı cihetle, bu
ajans tebligatının oraca ve ezcümle Müdafaa-i Hukuk Teşkilatımızca
dahi memer-ü mecma olan yerlere talikı, tab ve teksiri ile
tevzii ve hatta nahiye ve köylere kadar isali yolunda mümkün
olduğu kadar fazla intişar eyleyebilmesi için tertibat-ı
müstacele alınması ve neticeden malumat itası ehemmiyetle
rica olunur.
20nci Kolorduya, Ankara Vilayetine,
Heyet-i Merkeziyeye ve Mebusan Heyetine de tahriren tebliğ
olunacaktır.
Heyet-i Temsiliye namına,
Mustafa Kemal Atatürk ve Anadolu Ajansı, Anadolu Ajansı
Yayınları, İstanbul: Nisan 2002, s.21
Genelgenin Türkçeleştirilmiş
Biçimi
“İslam dünyasının kalbi olan
Osmanlı Saltanat Merkezi’nin düşman işgali altına girmesi,
vatan ve milletimizin büyük tehlike ile karşı karşıya kalması
sonucu bütün Rumeli ve Anadolu’nun giriştiği kutsal mücadele
sırasında tüm halkın en doğru iç ve dış haberlerle aydınlatılması
ihtiyacının zorunluluk kazanması önemle dikkate alınmış
ve burada en yetkili kişilerden oluşan bir özel kurul yönetiminde,
Anadolu Ajansı adı altında bir kurum kurulmuştur.
Anadolu Ajansı’nın en hızlı
araçlarla vereceği haber ve bilgilerin, Heyet-i Temsiliyemizin
temel kaynaklarına, belge ve değerlendirmelerine dayanacağı
dikkate alınarak, Ajans bültenlerinin özellikle Müdafaa-i
Hukuk Teşkilatımız tarafından topluca görülebilecek yerlere
asılması, çoğaltılması ve dağıtılması, hatta nahiye ve köylere
kadar ulaştırılması yolunda mümkün olduğunca fazla yayılması
için acilen örgütlenilmesi, gerekli önlemlerin alınması
ve sonuçtan bilgi verilmesi önemle rica olunur.”
A.A.’nın İlk “Tebligatı”
Anadolu Ajansı’nın ilk yayını
12 Nisan 1920 tarihinde başlamıştır. “Anadolu Ajansı Tebligatı”
adı altındaki ilk yayının giriş bölümü şöyledir:
“Devlet Merkezimizin düşman
işgali altına geçmesi üzerine Anadolu ve Rumeli’nin Müdafaa-i
Hukuk azim ve kararlılığı içinde yiğitçe harekete geçtiği
şu sıralarda din ve vatan kardeşlerimizin en doğru haber
ve bilgiler alabilmelerini sağlamak için kurulan Anadolu
Ajansı bugünden itibaren göreve başlıyor.
Bugün alınan haber ve bilgilerin
oralarda da mümkün olduğu kadar fazla kimse tarafından okunup
bilinmesi gereğini arz ve açıklamağa gerek yoktur.
Bu amaçla oralarda dahi özel
örgütler meydana getirerek her gün vereceğimiz bilgilerin
telgrafhane kapılarında siyah levhalar üzerine yazılması
ve yeterli araç olan yerlerde basılması, yayınlanması ve
dağıtılması, nahiyelere ve hatta köylere kadar gönderilmesi
hususlarının yerine getirilmesini hepinizin vatan ve millet
sevgisinden ve yardımlarından rica ederiz.”
Cumhuriyet Öncesi
A.A.
Anadolu Ajansı, kuruluşunun
ilk günlerinde kısıtlı olanaklarına karşın küçümsenmeyecek
ölçüde başarılı çalışmalar yapmıştır. O dönemde A.A.’nın
birinci görevinin halka siyasi olaylar hakkında bilgi vermek
olduğu açıklanmıştır. Ve de şu konunun üzerinde önemle durulmuştur:
“Efrad-ı ümmetin (halkın) dahili (iç) ve harici (dış) en
sahih (gerçek, sağlam, tam, eksiksiz) havadis (haberler,
bilgiler) ile tenviri (aydınlatma).” Çünkü halk arasında
uydurma haberler yayılmaktadır.
Bu nedenle Anadolu Ajansı’nın
Büyük Millet Meclisi’nin toplanmasına ve ilk Bakanlar Kurulu’nun
oluşmasına kadar yaptığı çalışmalar, o günler için büyük
önem taşıyan iki nokta üzerinde odaklanmıştır:
 |
“Türk kamuoyunu
yanlış yollara sürükleyerek, milli birliği tehlikeye düşürmek
amacıyla içten ve dıştan yapılmakta olan tahrik ve tezvirlere
karşı milleti uyanık tutmak.
Milli kurtuluşu sağlayacak
karar ve hareketleri, halka vaktinde bildirmek.”
Bu çerçevede haber bültenleri,
Ankara’da teksir (şapirograf) yöntemiyle çoğaltılarak, çoğu
zaman da elle yazılarak önemli merkezlerde ağaç gövdelerine
ve cami avlularındaki kara tahtalara yapıştırılmış, bağlantı
kurulabilen yerlere telgrafla ulaştırılırken, Anadolu’nun
uzak köşelerine, at sırtındaki görevliler tarafından taşınmıştır.
Bu arada, işgal altındaki
İstanbul’a, İzmit ve Zonguldak üzerinden denizyoluyla ulaştırılan
bültenler de, Sirkeci’deki Çiftçi Kütüphanesi’nin sahibi
Akif Bey ile arkadaşı Hayri Budak Bey tarafından gizlice
çoğaltılarak dağıtılmıştır.*
Böylece Anadolu Ajansı’nın
yayımladığı bültenler, bir yandan Ankara’daki gelişmeler
konusundaki bilgileri, Türk halkına ulaştırarak hükümet
ile halk arasında bağlantıyı sağlamış, böylece ulusal şuurun
şahlanmasında etkin rol oynamış, bir yandan da “Anadolu
İhtilali”nin, doğmakta olan yeni “Devlet”in haklı sesini
tüm dünyaya duyurmuştur. **
Cumhuriyet ve A.A.
Türkiye Cumhuriyeti kuruluncaya
kadar A.A.’nın kullandığı teknik araçlar, daktilo, teksir
makinesi ve kısmen de telgraf kanalları olmuştur. Yeni devlet
kurulduğunda, haber alışverişinde, telgraf kanalları yoğun
bir biçimde kullanılmaya başlanmıştır. Cumhuriyet’in ilk
yıllarında, Anadolu Ajansı’na devredilen Türkiye-Havas-Reuter
Ajansı’nın (THR) telsiz dinleme ve teleks makineleri, ajansın
ilk çağdaş teknolojik araçları olmuştur. Ajans bu araçlarla,
Agence France Presse, Reuters ve Tass gibi haber ajanslarını
dinleyerek, devletin ve ülke basınının dış haber gereksinimini
karşılamıştır.
Öte yandan, Büyük Millet Meclisi’nin
kuruluşu, meclis ve hükümet faaliyetleri, Mustafa Kemal’in
Başkomutan oluşu, Kurtuluş Savaşı, savaş cephelerinden haberler,
Büyük Taarruz, zaferin iç ve dış kamuoyundaki yankıları,
Cumhuriyet’in ilanı, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın ilk cumhurbaşkanı,
İsmet Paşa’nın Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk başbakanı oluşu,
art arda yapılan inkılaplar, Anadolu Ajansı aracılığıyla
kitlelere duyurulmuştur.
Yeni Türk Alfabesi’nin yerleşmesinde
de A.A.’nın önemli katkısı olmuştur. Latin harflerinin,
1929 yılı başından itibaren kullanılması kararı alınırken,
A.A. bu değişikliğe kendini çok önceden hazırlamıştır. A.A.
İdare Meclisi’nin 17 Eylül 1928 tarihli toplantıda aldığı,
“Anadolu Ajansı tarafından neşredilmekte (yayımlanmakta)
olan siyasi bültenlerin ‘ba’dema’ (bundan sonra) yeni Türk
harfleriyle intişarı (yayılma) takarrür etmiş (kararı verilmiş)
ve idareye tebliğ (yetiştirme, eriştirme) edilmiştir” şeklindeki
kararıyla, bu doğrultuda ilk adım atılmış ve bu amaçla ajansa
iki yazı makinesi alınmıştır.
Kısacası A.A. gerek kurtuluş
mücadelesinde ve yeni Türk Devleti’nin temellerinin atılmasında
ve gerekse Cumhuriyet’in kuruluşu ve sonrasında tarihi bir
görev üstlenmiş ve bunu da layıkıyla yerine getirmiştir.***
Matbuat ve İstihbarat
Müdüriyet-i Umumiyesi
Büyük Millet Meclisi’nde ilk
görüşülen konulardan biri de “haberleşme” konusu olmuştur.
Hükümet, “Matbuat ve İstihbarat Müdüriyet-i Umumiyesi” adlı
bir örgütün kurulmasını öngörmüş ve A.A. da bu örgütün içinde
yer almıştır.
A.A.’nın faaliyete geçmesinden
iki ay kadar sonra çıkartılan “Matbuat ve İstihbarat Müdüriyet’i
Umumiyesi” yasası, konunun yalnızca bir haber ajansı çerçevesinde
değil, onu aşan hatta genel olarak propaganda çerçevesinde
düşünüldüğünü göstermektedir. 7 Haziran 1336 (1920) tarih
ve 6 numaralı bu yasa dört maddeden oluşmaktadır.
Yasanın birinci maddesi
şöyledir:
“Alelumum (genel olarak) dahili
ve harici neşriyat (yayın) ve irşadat (uyarma) ve istihbarat
(bilgi toplama) işleriyle meşgul olmak ve bilcümle matbuat
umuruna (işler) merci (başvurulacak yer ve kimse) teşkil
eylemek üzere Matbuat ve İstihbarat Müdüriyet-i Umumiyesi
unvanı ile icra riyasetine (başbakanlığa) merbut (bağlı)
bir müdüriyet-i umumiye tesis edilmiştir (kurulmuştur).”
Bu genel müdürlük Bakanlar
Kurulu’nun bütün olanaklarından yararlanacak (Madde 2) ve
harcamaları Başbakan’ın onayıyla genel müdür tarafından
yapılacaktır. (Madde 3) Yasanın verdiği görevleri, genel
müdür ve ajans müdüründen başka sekiz kişilik bir kadro
yerine getirecektir. (Madde 4)
Bu örgüt, Avrupa basını karşısında
Türkiye’nin yasal hukukunu savunmak, dünya basınını sürekli
izlemek ve incelemek, zamanın gerekli kıldığı fikri ve psikolojik
birliği sağlamak, kamuoyunu ayakta tutmak için Anadolu’nun
çeşitli yerlerinde gazeteler çıkartmakla da görevlendirilmiştir.
Bu amaçla yeni haberleşme
örgütü, dış basında da Türkiye’nin sesini duyurmaya çalışacaktır.
Bu ilkelerin gerçekleştirilmesi için bir yandan İstanbul,
Zonguldak, İnebolu, Antalya, Kars ve İzmit’te birer haber
alma şubesi kurulmuş, bir yandan da askeri telsiz istasyonlarının
dinleme servisleriyle, yabancı ülkelerin yayınları izlenerek
Ankara’ya ulaştırılmıştır.
Bunun yanı sıra Londra, Paris,
Berlin, Viyana, Cenevre ve New York’ta haber bürolarının
kurulması öngörülmüştür. Bu büroların görevi, İstiklal Savaşı
ve Türkiye’nin kurtuluşuyla ilgili haberleri yabancı ülkelere
duyurmak olmuştur. Bu amaçla günün değişik saatlerinde bültenler
hazırlanarak, telgrafla çeşitli merkezlere gönderilmiştir.
A.A.’nın Kurucuları
Anadolu Ajansı A.Ş. Ana Sözleşmesi’nin
1. Maddesi şöyledir:
Kuruluş:
Madde 1- Aşağıda ad, unvan,
uyruk ve açık adresleri yazılı olanlar arasında bir anonim
şirket kurulmuştur.
1- Ağaoğlu Ahmet (Ağaoğlu), TBMM üyesi, Kars Mebusu, Ankara,
TC uyruklu. 2- Mahmut (Soydan), TBMM üyesi, Siirt Mebusu,
Ankara, TC uyruklu. 3- Yakup Kadri (Karaosmanoğlu), TBMM
üyesi, Mardin Mebusu, Ankara, TC uyruklu. 4- Ruşen Eşref
(Ünaydın), TBMM üyesi, Karahisar Mebusu, Ankara, TC uyruklu.
5- Falih Rıfkı (Atay), TBMM üyesi, Bolu Mebusu, Ankara,
TC uyruklu. 6- Tevfik Kamil (Koperler), Ankara, TC uyruklu.
7- Hikmet (Bayur), Ankara, TC uyruklu. 8- Alaattin, A.A.
Genel Müdürü, Ankara, TC uyruklu. 9- Ethem Hidayet (Akımsar),
A.A. İstanbul Mümessili, İstanbul, TC uyruklu. 10- Enver
Nurettin, A.A. Edirne Mümessili, Edirne, TC uyruklu. 11-
Kemalettin Kami (Kamu), A.A. Başyazarı, Ankara, TC uyruklu.
A.A.’nın Anonim Şirkete
Dönüştürülmesi
1924 yılı bütçe görüşmelerinde,
A.A.’nın yeni bir düzenlemeye kavuşturularak, şirket haline
dönüştürülmesi konusu ele alınmıştır. Bu düzenleme, 1 Mart
1925 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Anadolu Ajansı A.Ş.’nin ilk
bütçesi 150.000 TL.’dir. Yönetim Kurulu’nun ilk üyeleri
de, Ağaoğlu Ahmet, Falih Rıfkı (Atay), Yakup Kadri (Karaosmanoğlu),
Alaattin, Ethem Hidayet (Akımsar), Ruşen Eşref (Ünaydın)’dır.
İlk genel müdür de Alaattin Bey olmuştur.
Kurulan anonim şirketin sermayesi
20.000 TL’dir. Sermaye, nama yazılı her biri 10 TL. değerinde
iki bin (2.000) hisseden oluşmaktadır.
Şirketin 2.000 hissesinden
1.000’i Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras’a verilmiş, kalan
1.000 hisse ise şirketin 11 kurucusu ile ajansın 32 çalışanına
dağıtılmıştır. (toplam 44 hissedar) Hisselerin dağılımı
şöyledir:
Tevfik Rüştü (Aras), Dışişleri
Bakanı 1000, Ahmet (Ağaoğlu) Kars Milletvekili 75, Mahmut
(Soydan) Siirt Milletvekili 75, Yakup Kadri (Karaosmanoğlu)
Mardin Milletvekili 75, Falih Rıfkı (Atay) Bolu Milletvekili
75, Ruşen Eşref (Ünaydın) Karahisar Milletvekili 75, Tevfik
Kamil (Koperler) İstanbul Milletvekili 25, Hikmet (Bayur)
Belgrad Büyükelçisi 25, Alaattin Bey A.A. Genel Müdürü 75,
Ethem Hidayet (Akımsar) A.A. İstanbul Temsilcisi 75, Kemalettin
(Kamu) Yazı İşleri Müdürü 50, Cemil Zühtü A.A. Muhasebe
Müdürü 50, A.A.’da çalışan öteki 32 kişiye 325.”
Hükümetin, hisselerin yarısına
sahip olmasına rağmen, genel kurulda oy çoğunluğu yoktur.
Çünkü “Nizamname-i Dahiliye”nin (ana sözleşme) 20. Maddesi,
her 10 hisse için (1) oy hakkı tanımakta, ancak hiç kimsenin
de (10) oydan fazlasına sahip bulunamayacağını da hükme
bağlamaktadır.
83 yıllık onurlu geçmiş
Günümüzde Türk medyasının
temel haber kaynağı Anadolu Ajansı, meslek ciddiyeti ve
hizmet etkinliğiyle, her dönemde, ülkedeki gerçek, dürüst
ve ahlaklı haberciliğin güvencesi olmuştur.
Anadolu Ajansı ayrıca, 83
yılı bulan onurlu geçmişiyle, Atatürk’ün Türk devleti ve
ulusuna bıraktığı en değerli miraslardan biri olarak, uluslararası
camiada da saygın yerini pekiştirmiştir.
 |
Türkiye
Cumhuriyeti’nin ulusal haber ajansı A.A., dünya haber ajanslarına
da örnek olacak biçimdeki çalışmalarıyla, ulu önder Atatürk’ün
çizdiği yolda, onun gösterdiği hedeflere doğru gururla ilerlemektedir.
NOT-1
* Anadolu Ajansı’nın, 6 Nisan
1920 tarihinde Ankara’da kurulmasıyla, İstanbul’da da çalışmalar,
Milli Mücadele davasına inanmış iki öncü kişi tarafından
başlatılmıştır. Bu kişilerden biri, Şimdiki Vilayet Camii`nin
karşısında bulunan eski Çiftçi Kütüphanesi sahibi Akif Bey,
öteki ise daha sonra A.A. İstanbul Müdürlüğü Muhasebe Servisi’nden
emekli olan Hayri Budak Bey’dir.
Hayri Budak Bey, Anadolu’dan
taka, sandal, balıkçı kayığı ya da vapurla İstanbul’a gönderilen
Anadolu Ajansı bültenlerini, Sirkeci Rıhtımı’ndan alır ve
çoğaltılmak üzere Çiftçi Kütüphanesi’ne götürürdü. Daha
sonra bu bültenler, ilgili yerlere gizlice dağıtılırdı.
Ayrıca bu kişiler, Anadolu Ajansı adına topladıkları istihbaratı,
çeşitli yollarla Ankara’ya ulaştırırlardı. Bu çalışmalar,
Milli Ordu İstanbul’a girinceye kadar, büyük zorluklar altında
ve gizlilikle yürütülmüştür.
İstanbul’un işgal kuvvetlerinden
kurtuluş tarihi olan 6 Ekim 1923’ten sonra, Anadolu Ajansı
İstanbul Müdürlüğü kurulması kararlaştırılmış ve bu göreve
Ajans’ın İzmit Şube Müdürü Cevdet Bey (Dülge) getirilmiştir.
Bu müdürlük, Babıali’nin Hariciye
Nezareti Dairesi Müsteşarlığı’na ait oda ve salonlarda çalışmaya
başlamıştır. Personel olarak da mülga Ayan Meclisi Encümen
Katipleri’nin bir bölümünden yararlanılmıştır.
Bu dönemde İstanbul Müdürlüğü’nün
görevi, Ankara’dan gönderilen haberleri yaymak, işgal sırasında
kurulan Türkiye-Havas-Reuter Ajansı’ndan (THR) alınan Avrupa
ve dünya haberlerini Anadolu’ya vermek olmuştur.
NOT- 2
** Mütareke yıllarında, İstanbul
basınında Milli Mücadele haberlerinin kaynağı, genellikle
takalarla, motorlu kayıklarla, yük gemileriyle Zonguldak’tan,
İnebolu’dan ya da İzmit’ten getirilen haber bültenleridir.
Anadolu Ajansı’nın Ankara’da
“Resmi Tebliğ” olarak yayımladığı bu bültenlerde, meclis
toplantılarının özetleri ve cephe haberleri yer almıştır.
Bunları çeşitli yollardan sağlayan kaptanlar, lostromolar,
tayfalar İstanbul’a getirmiş, bazıları da gazetecilere satmışlardır.
O zamanlar gazeteler, bülten
avcılığı için özel muhabirler tutmuşlardır. Bunlar sabah
erken saatlerde Kızkulesi açıklarında demirleyen ya da Yemiş
İskelesi’ne yanaşan motorlara yaklaşıp bu bültenleri elde
etmeye çalışmışlardır.
O yıllarda Tercüman gazetesinde
bu işle görevlendirilmiş olan Münir Süleyman Çapanoğlu bu
konuda şunları anlatmıştır:
“İstanbul gazeteleri için
bu haberleri ele geçirmek bir mesele idi. Hele akşamları
çıkan gazeteler için bu iş büyük bir rekabet konusu idi.
Bilhassa Akşam ile Tercüman birbirini atlatmak için çırpınıp
duruyor ve her çareye başvuruyorlardı. Önceleri takacılar
bu bültenleri parasız veriyorlardı. Sonra gazetecilerin
resmî tebliğ peşinde koştuklarını görünce satış yoluna saptılar.
Bunları ele geçirmek gerçekten
fedakarlık isteyen bir işti. Bir defasında geminin bordosuna
tırmanırken denize düştüm. Tebliğ almak için harcamaya yetkili
olduğumuz para 25-50 lira arasındaydı. Motorcu daha fazla
isterse adamı yanımıza alır, matbaaya getirir, orada öderdik.
İdare Müdürü bir bezirgan gibi pazarlık ederdi.
Bu haberler ilk olarak akşam
gazetelerinde yayınlandıktan sonra, ertesi gün çıkan sabah
gazeteleri bunları makaslayıp kendi haberleri gibi büyük
manşetlerle birinci sayfalarına koyuyorlardı.”NOT-3
*** “Kurulan yeni teşkilat
kendisinden beklenen işleri başarabilmek için çalışmalarını
günün icaplarına ve ihtiyaçlarına en uygun olarak şöyle
ayarlamıştı:
Her taraftan alakası kesilmiş
bir yurt parçası üzerinde milli varlığını korumak için ayaklanmış
bir halk kütlesini günlük hadiselerden haberdar etmek;
Türk milletinin büyük davasını
hariçte müdafaa eylemek, onu tehlikeye düşürecek her türlü
hareketleri önlemek ve bertaraf eylemek için de dış memleketler
siyaset ve fikir teşkilatlarıyla münasebetler tesis eylemek.
Böylece iki ve birbirini tamamlayıcı
istikametteki çalışmalar ile bu müessese, halkımızı büyük
milli dava etrafında toplu bulunduracak ve tenvir edecek
irşad işinde ve bu dava aleyhinde zaman zaman içeride ve
dışarıda yaratılmak üzere istenen hareketlerin önlenmesinde,
bunların husule getirmek istidadını gösterdiği tesislerin
ve mucir cereyanların bertaraf edilmesinde, kendisinden
beklenen vazifeyi yerine getirmeye çalışmıştır.”
Kaynaklar:
1- Halide Edip Adıvar. Türk’ün Ateşle İmtihanı. Atlas Kitabevi,
11. Basım. İstanbul, (tarihsiz).
2- Agence Anatolie, Sa Fondation, Son Evolution, 1925-1935.
Akşam Matbaası. İstanbul, 1949.
3- Anadolu Ajansı 25. Yıl 1920-1945. (Özel Bülten). Ankara,
6 Nisan 1945.
4- Anadolu Ajansı Ana Sözleşmesi. Ankara, 1986.
5- Anadolu Ajansı Anonim Şirketi Meclis-i İdare Karar Defteri-III.
6- Atatürk ve Anadolu Ajansı. Anadolu Ajansı Yayınları.
İstanbul, Nisan 2002.
7- İbrahim Çıngay. Anadolu Ajansı 50. Yıl Özel Bülteni.
Ankara, 6 Nisan 1970.
8- Atilla Girgin. Uluslararası İletişim, Haber Ajansları
ve A.A. DER Yayınları. İstanbul, 2002.
9- Nuri İnuğur. Türk Basın Tarihi. Gazeteciler Cemiyeti
Yayınları. İstanbul, 1992.
10- Sami Karaören. Cumhuriyet Yolunda. Cumhuriyet Yayınları.
İstanbul, Mayıs 1999.
11- Kitap Belleten. Yıl: 1, Sayı: 2, Aralık 1960.
12- Orhan Koloğlu. Havas-Reuter’den Anadolu Ajansı’na. Çağdaş
Gazeteciler Derneği Yayınları. Ankara, 1994.
13- Yunus Nadi. Ankara’nın İlk Günleri. Sel Yayınları. İstanbul,
1955.
14- Yücel Özkaya. Milli Mücadelede Atatürk ve Basın (I).
Cumhuriyet Yayını. İstanbul, 2001.
15- Tarih ve Toplum. Mart 1987.
16- Hıfzı Topuzı. 100 Soruda Türk Basın Tarihi. Gerçek Yayınevi.
İstanbul, 1996.
17- Yeni Türkiye Cumhuriyet Özel Sayısı. Eylül-Aralık 1998.
18- Yeni Türkiye. 12/96.
|
Doç. Dr. Atilla Girgin
M .Ü. İletişim Fakültesi, Gazetecilik Bölümü |