 |
Cumhuriyetimizin
80. yılını kutluyoruz. Coşkumuz her geçen gün biraz daha
artıyor. Karşı devrim sevdalıları fırsat buldukları her
koşulda gövde gösterisi yapıyor. Demokrasi ve özgürlük
maskelerinin arkasına kara yüzlerini saklamaya çalışıyorlar.
Kavramların üzerinde istedikleri gibi oynuyorlar. Hedef
gösteriyorlar. Üniversitemizin 1923-1925 dönemi Rektörü
Prof.Dr.İsmail Hakkı Baltacıoğlu’nun yıllar önce kaleme
aldığı “Softa Başkaldırmış” makalesine yer verme şansımız
olsaydı, onun, bugün içinde bulunduğumuz koşulları ne
kadar yalın ve güzel anlattığını görürdük.
Tarihe belge olsun, tarihe
geçsin ve kayıt olsun diye bir kez daha yineliyoruz, yinelemekten
çekinmiyoruz. Bulunduğumuz her ortamda, her koşulda ülke
gerçeklerini dile getireceğiz. Dün olduğu gibi bugün de
çok ciddi sömürü çarkları işletiliyor. Her şeyden önce
din simsarlığı yapılıyor. Yoksulluk en büyük kaynakları
olmuş durumda. Cumhuriyet atılımlarını, değerlerini algılayamayan
ve cumhuriyet kazanımlarını koruyamayan yönetimler, ne
yazık ki, bugün için ülkeyi ekonomik darboğazın ve daha
da önemlisi ciddi bir ahlak çöküntüsünün içine sokmuşlardır.
Her zaman din kisvesi içerisinde zaman zaman da başka
görünümlerde kendini göstermektedir günün simsarları.
Hedeflerine ulaşmak için”nasıl”sorusuna yanıt aramadan
koşullarını zorlamaktadırlar. Üzülerek belirtmek gerekir
ki, Türkiye Aydınlama Yürüyüşü’nü kararlılıkla sürdürememiştir.
Bütün kamusal alanları alabildiğine boğmaya çalışanlar,
demagoji yaparak yanılgı yaratmaktadırlar. Kendilerini,
özgürlükçü ve demokrasi tutkunları diye tanıtmaktadırlar.
Anılan çevreler için “ikiyüzlülük” doğru bir tanımlamadır.
Dolayısıyla artık hiçbir biçimde tavır ve tutumları yanıtsız
kalmayacaktır. Kendilerine araç olarak kullanmayı düşündükleri
de onların algıladığı ve anladığı anlamda bir özgürlük
olmayacaktır. Hiç kuşkuları olmasın, her düzen, her rejim
kendini korumakla yükümlüdür. Dayanağı eşitlik, sosyal
adalet, hukuk ve laiklik olan bir düzenin direnci işte
bu yüzden çok daha fazladır. Çünkü özgürlüklerini ve demokrasinin
temel ilkelerini barındıran tek yoldur. Bu yol üzerine
gölge düşürecek hiçbir girişime, uygulamaya izin vermemek
de bizlerin boynunun borcudur.
Tarihsel gerçekleri görmezden
gelmeye hiç kimsenin hakkı yoktur. Yıllar önce Türkiye’de
aynı senaryolar yazıldı ve yaşandı. Bugün bu senaryoları
tekrarlama isteğinde olanlar, palazlandıkları düşüncesi
ile hareket etmektedirler. Sözde demokrasi ve özgürlük
tutkunları sınır tanımadıklarını her fırsatta gözler önüne
sermektedir. Atatürk ilke ve devrimlerinin üzerinde yaratılan
tartışmalar; amaçlı, planlı, programlı bir girişimdir.
“Ülke elden gidiyor”, “dış mihraklar” gibi söylemlerin
bırakılması gerektiğini söyleyenler, gerçek anlamda kendi
yüzlerini gizleme telaşı içerisindedir. Hiç kuşkumuz yok
ki, Türkiye bugün için gerçek anlamda bir şantajla karşı
karşıyadır. Şantajın temel ekseni de “demokrasi ve özgürlük”
çarpıtması altında yürütülmektedir. Daha fazla demokrasi
ve özgürlük istemi ile , kendilerine hareket zemini arayanlar
merak etmesinler, Atatürkçüler ülkesi Türkiye Cumhuriyeti
yurttaşları Cumhuriyet bilinciyle buna izin vermeyeceklerdir.
Cumhuriyet’in 80. yılında
yayınlanan bir yapıtın girişinde belki de günün anlamına
uygun heyecan ve coşku ile yazmak daha yerinde olurdu...
Ancak, içinde bulunduğumuz süreç ne yazık ki, bizlerin
sessizliğinin yanlış anlaşılmasına yol açmaktadır. Cumhuriyet
değerlerine yapılan saldırılar artık katlanılamaz boyutlara
ulaşmıştır. Bu anlamda çok açık ve yalın biçimde bu saldırılar
karşısında kararlılığımızı göstermek durumundayız. Ulusal
sorumluluk ve bilinçle duyarlılığımızı göstermek, “gerilim
yaratıyorlar” biçiminde yorumlanamaz. Eğer değerlerimiz
üzerinde bir müdahale söz konusu ise gösterdiğimiz tepkileri
“gerilim” diye adlandırmak da konunun taraflarının çarpıtmasından
başka bir şey değildir.
Prof.Dr.İsmail Hakkı Baltacıoğlu’nun
satırlarına yer vererek ve düşüncelerine katılarak; bir
kez daha anımsatmak istiyoruz: “...Sende arıklık ve de
açıklık yoktur. Sende yalnız iki yüzlülük, sinsilik vardır.
Ey halk düşmanı, hürlük düşmanı softa! Hala yüzün kızarmadıysa
al başını, git Anıtkabir’in taşlarına çarpa çarpa parçala!”
Bizlerin hoşgörüsü insancıl ve
evrensel ölçülerle sınırlıdır. Aklı ve bilimi küçümseyenler
ve kutsal vahiyi aklın ve bilimin önüne geçirmeye çalışanlar
bilsinler ki Atatürk Türkiye’si din simsarlarının çağ
dışı uğraşlarına yenilmeyecek ve Türkiye Cumhuriyeti “ilelebet
Atatürk ilke ve devrimleri ekseninde payidar kalacaktır.”
|
Prof.
Dr. Kemal Alemdaroğlu
İ.Ü. Rektörü
|